• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    vardar052 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    561
    Karizma Gücü
    0

    Azrail'in Güzelliği(çok güzel bir yazı) -Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra

    Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra..

    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız
    olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla
    birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan
    1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı.
    Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek
    istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı
    bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına
    aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak
    Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi
    gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra
    1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve
    söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
    --''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.
    -- ''Niçin?" diye sordum.
    --"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"
    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
    --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."

    Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği
    duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin
    yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz
    başlamış ve dersler"hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü.
    Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru
    soruyordu.Vefatına bir hafta kala:

    --"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"

    --"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."
    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için
    Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
    --"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." Dedi.
    --"Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne
    yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum.
    --- "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?. İşte Serap, böyle bir hanımdı.
    Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü
    varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti.
    Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece
    istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı
    gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
    Ertesi gün O'na: --"Hiç korkma!" dedim.
    --"İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
    --"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"
    --"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."
    Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak
    vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece
    kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
    --"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
    --Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak
    abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
    --"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de
    güzelmiş!...

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Bu fıkrada güzelmiş . Varmı başka fıkra böyle .

  3. #3
    Colossos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    562
    Karizma Gücü
    0
    Ohoo çok var.Gönderdiğin post'lara baksana bir.O kadar çok fıkra yazmışsınki,bazen bu adam cem yılmazmı diye düşündüğüm bile oluyor.
    Amerikanın Çirkin Oyunu : Pentagon Strike (TÜRKÇE VERSİYONU)

    ''Baskı ve şiddet (fitne) kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.''(Enfal : 39)

    Kelimeye Kelimeyle,Kana Kanla Karşılık Verilir.

    Medeniyet baştan sona açmak ise bedeni,desenize hayvanlar bizden daha medeni.


    Atama,Milletime,Ülkeme söveni dinlemem.Dinleyenler Türk Değildir!
    SOAD DİNLEYENLER ERMENİSTANA!

    Rap is Sickness :4


    MÜDAFAA-İ HUKUK BİRLİĞİ

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •