Radikal gazetesi yazarlarından Mustafa Aysan'ın bugünkü köse yazısı

Son iki yıldır döviz fiyatlarındaki düşüklükten ve bu düşüklüğü düzeltme yönünde tepki vermeyen döviz pazarından yakınanlar çoktu. Özellikle, turizmciler, dışsatımcılar, tekstil üreticileriyle bazı hükümet üyeleri, 2001'den beri paramızın, öteki yabancı paralar karşısında yüzde 70-75 oranında değer kazanmış olduğunu ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğini öne sürmekteydiler. Ayrıca, eskiden olduğu gibi bunun, devletin fiyat tespiti işlemiyle (devalüasyonla) yapılmasını önermekteydiler. Görüşlerine katıldığım birçok ekonomi uzmanı ise 'dalgalı kur' uygulamasından vazgeçilmemesini, pazar güçlerinin er ya da geç, döviz fiyatlarını düzelteceğini öne sürmekteydiler; birçok katılıklar nedeniyle tepkisi geciken pazara, serbest döviz pazarı kurallarına uygun uyarmaların yapılmasını önermekteydiler.
Dünya finansal pazarında son yıllarda oluşan fon bolluğu, geçen yılın sonuna doğru azalmaya ve dünya pazarlarındaki faizleri yükseltmeye başlayınca, bizim döviz pazarımız tepki vermeye ve ülkemizdeki döviz fiyatlarını yükseltmeye başlamıştır. Döviz fiyatlarının artış eğilimine girmesinde, seçim tartışmalarının erken ve belirsizlikleri artıracak biçimde başlamasının, nisandaki yüksek enflasyon hızı artışının, finansal pazardan yabancı yatırımcı çıkışının, yılın ilk dört ayında dış açıktaki hızlanmanın, dünya pazarlarındaki faiz yükselmelerinin de payları vardır.
Nedeni ne olursa olsun, dışalım, dış açık, işsizlik, devlet borcu ve faiz yüksekliğiyle, yatırım ve dışsatım düşüklüğü gibi hastalıkları olan finansal pazarın sağlığa kavuşma yönünde küçük adımlar atmaya başlamasından mutlu olmak yerine, bu gelişmenin bazılarınca bir ekonomik bunalım işareti gibi görülmesi, şaşılacak bir davranış biçimidir. Bize göre bu iyi bir başlangıçtır ve ters yönde engellerle önlenmeye çalışılmamalıdır. Döviz pazarımız, 'yüksek değerlilik' hastalığını düzeltmek için harekete geçmiştir, bu çabasının başarıya ulaşması için ona yardım edilmelidir. Merkez Bankamız, döviz satışlarıyla, bu eğilimi önlemeye çalışmamalı, belki döviz alımlarını sürdürerek, pazarın bu düzenli düzeltme çabasına yardımcı olmalıdır. Çünkü geçmişimiz göstermiştir ki, pazardaki bu tür dalgalanmaların önlenmesi, pazar içinde olumsuz güçlerin birikmesi ve belirli bir süre sonra, bu birikimin büyük depremler biçiminde kendini düzeltmesi sonucuna varmaktadır.
Bırakalım pazar kendini, kendi kuralları içinde 'yavaşça' düzeltsin. Bir ekonomi uzmanı dostum, bu tür yavaş düzeltmelere fazla zararı olmayan, 2001'deki gibi büyük depremlere de zararları büyük olan düzeltmeler diyor. Başka deyişle, pazardaki güçler, döviz fiyatlarının yükselmesini gerektiriyorsa -ki 2006'nın ilk yarısında pazarımız öyle istiyor- döviz fiyatları yükselecektir, yapay önlemlerle bu sonuç ancak bir süre geciktirilebilir. Pazar güçlerinin serbestçe işlemesinin geciktirilmesi, düzeltmenin maliyetini artırmaktan başka işe yaramaz.
Nereye kadar? Sorunun yanıtı kolay: YTL değerindeki yükseklik giderilinceye kadar. Düzeltmenin ölçüsü, değer düşüklüğünün büyüklüğüdür. Değer düşüklüğünün hesaplanması çok zor olduğu için, YTL değerinin, şimdi yüksek olduğu oldukça yaygın bir görüştür, ama ölçüsü değişiktir. Bugünlerde, YTL'deki değer düşüklüğü, yüzde 30 ile yüzde 75 arasında değişmektedir. Yüksekçe oranlar, sadece 2001 sonrasını ve sadece ülkedeki enflasyon hızlarıyla döviz fiyatlarını karşılaştırmaktadırlar. Hesap, 10-20 yıllık uzun dönemler için ve yabancı para enflasyonları da hesaba katılarak yapılınca YTL'nin yüksek değerlilik oranları yüzde 30'a kadar düşmektedir. Biz, ikinci görüşü paylaşıyor ve dolar fiyatının 1.6 YTL'ye kadar yükselmesinin, ekonomimizi daha sağlıklı ve dayanıklı duruma getireceğini sanıyoruz: Son düzeltmeden önceki dolar fiyatı olan 1.3 YTL, yüzde 30 artırılırsa, yaklaşık, 1.690 fiyatına ulaşılacaktır. Bu dolar fiyatı, ülkede dış açığı, işsizliği, üretimi ve yatırımları, yüksek değerli YTL'den daha çok özendirecektir. Son günlerde olduğu gibi, döviz fiyatlarının düşük bir hızla düzeltilmesi, bir ekonomik bunalım belirtisi değil, bir sağlıklı gidiş göstergesidir.


-kaynak-