• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13

    Eleştiri Zararlı Bir Kıvılcımdır (mıdır??)

    Eleştiri zararlı bir kıvılcımdır, öyle bir kıvılcımdır ki övünç denilen cephane deposunun patlamasına yol açar. Acımasız eleştiriler ünlü bir İngiliz yazarın roman yazmaktan vazgeçmesine yol açmıştır. İnsanları suçlamaktansa onları anlamaya çalışalım. Neden böyle davrandıklarını bulmayı deneyelim. Bu yol, eleştiriden çok daha yararlı olan sempati, hoşgörü ve sevecenlik doğurur. Çocuklarınızı eleştirmek istiyorsanız eleştirmeden önce Amerikan gazeteciliğinin klasiklerinden biri olan aşağıdaki yazıyı okuyun.

    Unutmayalım ki,

    * "Tanrı bile insanları yaşamının son gününe dek yargılamaz."

    * "Dinle oğlum! Ben bu sözleri sen yatmış uyurken söylüyorum. Küçük ellerinden birini yanağına dayamışsın, sarı buklelerin ise ıslak, alnına yapışmış. Odana yavaşça girdim yanımda da başka kimse yok. Birkaç dakika önce kitaplıkta oturmuş gazete okurken bir pişmanlık dalgası beni boğmaya, soluğumu tıkamaya başladı. Suçluluk duydum ve başucuna geldim."

    * "İşte düşündüğüm şeyler oğlum: sana kızmıştım. Okula gitmek için giyindiğin sırada seni azarladım. Çünkü yüzünü üstünkörü yıkadığını görmüştüm. Ayakkabılarını temizlemediğin için seni suçladım. Yere bir şeyler düşürdüğünde yine kızdım."

    * "Kahvaltıda yanlışlarını görmüştüm. Önündekileri döktün, dirseklerini masaya dayadın, ekmeğine gereğinden fazla tereyağı sürdün... Trene yetişmek üzere yola koyulduğunda, sen bana el sallayıp "Güle güle, baba" dedin, bense yanıt olarak "Omuzlarını geri çek" dedim, kaşlarımı çatarak."

    * "Aynı eleştiriler akşamüzeri yeniden başladı. Daha yoldayken dizlerini yere dayamış, bilye oynadığını görerek, arkadaşlarının yanında aşağıladım. Çorap pahalı bir şeydi ve eğer satın almak zorunda kalsaydın, daha dikkatli davranırdın! Düşün, Oğlum, bunlar bir babanın söyleyeceği sözler miydi?"

    * "Anımsıyor musun, daha sonra kitaplıkta oturmuş okurken, usulca içeri girdin, gözlerinde incinmiş bir ifade vardı. Gazetemin üzerinden sana baktığımda, bir an duraksadın. "Ne istiyorsun?" diye sordum."

    * "Hiçbir şey demedin. Koşup kollarını boynuma doladın ve öptün beni. Tanrı yüreğini öylesine sevgiyle doldurmuştu ki."

    * "Sana aldırış etmediğim halde boynuma sıkı sıkı sarıldın. Sonra gittin, merdivenlerden yukarı çıktın. Çok geçmeden gazete ellerimden kayıverdi ve bir korku kapladı benliğimi."

    * "Alışkanlığım beni ne hale getirmişti? "Kusur bulma alışkanlığı" Sana verdiğim ödül buydu. Seni sevmiyor değildim; yalnızca senden çok şey bekliyordum."

    * "Benim çocukluğumdaki değer yargılarıyla yargılıyordum seni. Oysa sen çok güzel, çok dürüst özelliklere sahiptin. Küçük yüreğin, geniş dağların ardından söken şafak kadar büyüktü. Bana doğru koşup, beni öpmen, iyi geceler dilemen bunu kanıtlıyor. Bu gece hiçbir şey umurumda değil oğlum. Karanlıkta yatağının yanına gelip, diz çöktüm. Yaptıklarımdan utanıyorum."

    * "Senden özür diliyorum"... Bu sözleri sana uyanık olduğun zaman söylesem hiçbir şey anlamayacağını biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba olacağım! Seninle arkadaş olacağım, sen üzülünce üzüleceğim, sen gülünce güleceğim. Ağzımdan sabırsız bir söz çıkmak istediğinde, iyi geceler dilemen bunu kanıtlıyor. Bu gece başka hiç bir şey umurumda değil oğlum. Karanlıkta yatağının yanına gelip, diz çöktüm. Yaptıklarımdan utanıyorum."

    * "Korkarım seni yetişkin bir adam gibi görmüşüm. Şimdi seni örtünün altında büzülüp yatmış görünce, hala bir bebek olduğunu anlıyorum. Daha dün annenin kollarındaydın, başını omsuzuna dayamıştım. Senden çok şey, çok şey istedim oğlum."

    Not: W. Livingtone Larned´ in "Baba Unutur" adlı yazısı bir anda içten gelen duyguların kaleme aktarılmasıyla ortaya çıkmıştır. 17 yıl önce ilk yayınlandığı günden beri yüzlerce dergi ve gazetede tekrar yayınlanmış olan yukarıdaki yazı "Reader´s Digest " adlı dergide yayınlanan özetin aslıdır.

    alıntıdır

    *******************************************

    eleştiri zararlı mıdır? neye ve kime göre ?

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  2. #2
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    eleştriyi bir kusur yakalama ve yüze vurmak olarak görmezsek ve gerçek anlamı ile kullanırsak eminim bu kulaktan kulağa dolan yanlış anlaşılmışlığı biraz olsun silinecektir.
    eleştirmek demek kesinlikle rencide etmek değildir...hayatı bulmak ve göstermek demektir.bu bazen sert bir şekilde de olabilir ancak önemli olan şey niyet bana kalırsa.kullanılan cümleler de çok önemli.bazen ne kadar iyi niyetli şekilde yapacak olursanız olun,o eleştriniz yanlış anlaşılabilir ve karşınızdaki rencide olabilir.

    eleştirmek insanı kendini geliştirmesine ve kendisindeki hatalarrın farkına varmasına yol açar.hiç değilse ufak pürüzler düzeltilir ve faydalı bir boyut kazandırır olaya.

    ayrıca öyle işler yapalım ki eleştirilmeye değsin dilerim.bazı kişiler ne kadar eleştirilseler de hala akılları beş karış havada çünkü...



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  3. #3
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Yazı için çok teşekür ederim. İlk defa okudum... Ama ne yalan söyliyeyim hakikaten duygulandım... Teşekkürler...

    Eleştri yapacak olan insanın, öncelikle (hangi konuda olursa olsun) kendi öz eleştrisini yapması gerektiğini düşünüyorum.Eleştri yapacağı konu hakkında ne kadar bilgili olduğunu, kaba eleştrilerle bulunduğu ortamın durumunu, ne kadar negatif enerjiyle dolduracağını ya da kaba tabirle gereceğini eleştirmesi gerekir.

    Ama yine de bana sorulacak olursa ( olmaz ya hani )

    Eleştri yapmak bir sanattır ve edebiyat ile felsefeyi ortak kılan bir "anlatım" biçimidir. Dolayısıyla herkesin yapabileceği "eylemlerden"ı değildir...


    Ve eleştri sadece "kendince" yapılabilen bir "fiildir"..."yapabilenlerin kendilerince" tabii


    Saygılar Bizden...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Profesyonel ortamlarda duyguya yer var mıdır?Olmalı mıdır?
    Duygular-Hisler-Düşünceler & Nasılsın? bölümünde timm_ tarafından açılmış
    Yanıt: 19
    Son Mesaj: 31.01.06, 22:08

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •