• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    controldenied® adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2005
    Mesajlar
    7,685
    Karizma Gücü
    0

    Ekonomİk Ve Parasal Bİrlİk SÜrecİnde Tek Para Euro'ya GeÇİŞ

    GİRİŞ

    1 Ocak 1999 tarihinden itibaren 290 milyon nüfusu, ortak para birimi, tek merkez bankası, ortak para ve faiz politikasıyla yeni bir Avrupa yaratılacaktır. Böyle bir parasal entegrasyon ile Avrupa Birliği, nihai hedefi olan siyasi birliğe daha da yakınlaşacaktır.

    2-3 Mayıs 1998 tarihlerinde Brüksel'de Avrupa Birliği Hükümet Başkanları'nın katıldığı toplantıda tek para uygulamasına ilk aşamada katılacak ülkeler tespit edilmiştir.

    Bu zirvede, 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren üye ülkelerin para birimlerinin Euro'ya karşı sabit kur üzerinden işlem görmeye başlamalarına, 31 Aralık 1998 tarihindeki ECU kurunun EURO kuruna eşit olmasına ve 1998 yılının Temmuz ayından itibaren Avrupa Para Enstitüsü'nün yerini alacak olan Avrupa Merkez Bankası tarafından tüm üyelerce benimsenecek olan tek bir para politikasının uygulanmasına karar verilmiştir.

    Üç yıllık geçiş döneminin ardından, 1 Ocak 2002 yılında Euro cinsinden banknot ve madeni paralar tedavüle girecek, altı ay süreyle ulusal paralar ile birlikte tedavülde olacak, daha sonra 1 Temmuz 2002 tarihinden itibaren de ülke para birimleri resmi olarak tedavülden kaldırılmış olacaktır.

    Parasal Birliğe giden süreç içerisinde kriterler paralelinde ülkelerin katettiği uzun yol Avrupa’nın gelecekte oluşturacağı ekonomik birliğin itici gücü olacaktır.

    Tam üye olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomik ve parasal birliğe geçişi, Türkiye'nin de kayıtsız kalmaması gereken bir süreci başlatmaktadır ve Avrupa entegrasyon sürecinin ulaştığı yeni boyut, AB ile gümrük birliğini hayata geçirmiş ve dünya ekonomisi ile entegrasyon çabalarını yoğunlaştırmış bulunan Türkiye açısından da büyük önem taşımaktadır.

    Bu çalışmada, Ekonomik ve Parasal Birliğin sağlanması için son aşama olan tek para Euro’nun kaydi para olarak yürürlüğe girmesiyle Avrupa Birliği ve Türkiye’de yaşanan ve yaşanması muhtemel ekonomik ve ticari gelişmelerin ortaya konması amaçlanmıştır.

    I-EKONOMİK VE PARASAL BİRLİK

    1 Ocak 1999'dan itibaren son aşamasına geçilmiş olan Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB) süreci; kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının sağlanmasıyla birlikte, milli paralar arasında kesin olarak tespit edilmiş sabit kurlar ve tek bir para biriminin uygulamaya konmasını içermektedir. Yine bu sürecin içinde ortak para politikasının tesisi, ekonomik politikaların yakınlaştırılması, başta maliye politikası olmak üzere birçok alanda uyumun sağlanması, Topluluğun parasal politikalarının saptanması ve uygulanması için Avrupa Merkez Bankası'nın oluşturulması, para politikaları konusunda tüm yetki ve sorumlulukların bu kuruma devredilmesi yer almaktadır.

    Parasal Birlik, ortak makro ekonomik hedeflere ulaşılabilmesi için politikaların birlikte uygulandığı bir para alanını ifade etmektedir. Parasal birliğin sağlanması için üç gerekli koşul bulunmaktadır (Euro ve Türkiye Üzerine Etkileri, DTM- AB Genel Müdürlüğü, Ağustos 1998):


    -Birliğe katılan bütün para birimlerinin tam konvertibilitesinin sağlanması,

    -Sermaye hareketlerinin tam liberalizasyonu ile bankacılık ve diğer mali piyasaların entegrasyonu,

    -Paraların değerindeki dalgalanma marjlarının kaldırılması ve kurların geri dönülemez şekilde sabitlenmesi.

    A- Tarihsel Gelişim

    Ekonomik ve Parasal Birliğin gelişiminde tarihsel sürece baktığımızda Roma Anlaşması ekonomik entegrasyon sürecini kapsamakla birlikte EPB kavramını ve ona ulaşmayı sağlayacak mekanizmaların hukuki temelini içermemekteydi. EPB fikri, 1959 yılında Jean Monnet başkanlığında toplanan Birleşik Avrupa İçin Eylem Komitesi tarafından "Avrupa Maliye Politikası" oluşturulması amacıyla hazırlanan bir raporda EPB'nin ana hatlarının ortaya konulmasıyla oluşturulmuştur. Ancak AET'nin kurulmasından sonra öncelik üye ülkeler arasında oluşturulacak gümrük birliğine ve yine oluşturulacak olan Ortak Tarım Politikası'na verilmiştir.

    Daha sonra Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun 1968 yılında gümrük birliğini gerçekleştirmiş olması, topluluğun en önemli ortak politikalarından biri olan Ortak Tarım Politikası’nın üyeler arasında sabit kur ilişkilerini gerekli kılması ve nihayet uluslararası para sisteminde 1960’lı yıllar boyunca görülen krizlerin dönem sonuna doğru ağırlaşması ve Avrupa’nın ABD Doları karşısında bir parasal ağırlık oluşturma fikri ile Avrupa’nın ekonomik entegrasyon sürecinin son aşamasını teşkil eden Ekonomik ve Parasal Birliğin temelleri 8 Ekim 1970 tarihinde Werner Raporu ile atılmıştır. Bu plana göre, 1980 yılına kadar ekonomik ve parasal birlik aşamalı olarak gerçekleştirilecek, tek bir topluluk parası yaratılacak ya da en azından döviz kurları geriye dönülemez biçimde sabitleştirilerek ulusal paraların tam konvertibilitesi sağlanacak, Topluluk Merkez Bankası kurulacak ve topluluk sermaye hareketleri tümüyle serbestleştirilecekti. Ancak bu dönemdeki çabalar Bretton Woods Para Sistemi’nin çökmesi, dünya petrol krizi ve onu izleyen ekonomik durgunluk neticesinde başarıya ulaşamamıştır.

    1971-1974 yılları arasında geliştirilen iki-bağlı (two-tier) kur sistemi,üye ülkelerin birbirlerine göre dar sınırlarla dalgalanan ulusal paralarının Amerikan Doları karşısında daha geniş aralıklar içinde dalgalanmasından oluşmaktaydı. Ancak uluslar arası konjonktürde petrol şokuyla başlayan gelişmeler sonucunda oluşan ekonomik ortamda üye ülkelerde farklı ve bağımsız ekonomik ve parasal politikaların uygulanmasına gidilmiş ve bu sistemde başarıya ulaşamamıştır.

    1977 yılından sonra ise Ekonomik ve Parasal Birlik çalışmaları tekrar ivme kazanmış ve 4-5 Aralık 1978’de Brüksel’deki Konsey Toplantısı’nda Avrupa Para Sistemi’nin yürürlüğe girmesine ilişkin karar kabul edilmiştir. Bunun üzerine Topluluğun altı üyesi Belçika, Danimarka, Almanya, Fransa, Lüksemburg ve Hollanda yeni sisteme dahil olmuşlardır. İngiltere, sistemi dışardan destekleme kararı almıştır.

    13 Mart 1979 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Para Sistemi (APS) ile amaçlanan şey, Avrupa’da bir “parasal istikrar bölgesi” yaratmaktır. APS, ayarlanabilir sabit kur sistemidir ve dört ana unsuru bulunmaktadır; Avrupa Para Birimi (ECU), Döviz Kuru ve Müdahale Mekanizması, Kısa ve Orta Dönemli Finansman Mekanizmaları.

    B- Delors Raporu

    1988 yılında Komisyon Başkanı Delors başkanlığında bir komite tarafından Ekonomik ve Parasal Birliğin kurulmasına dair yeni bir rapor (Delors Raporu) hazırlanmış ve Haziran 1989 Madrid Zirvesi'nde tüm üye ülkelerce kabul edilerek her bir aşamada atılacak adımlar tespit edilmiştir (Euro ve Türkiye Üzerine Etkileri, DTM- AB Genel Müdürlüğü, Ağustos 1998).

    Birinci aşama

    Birinci aşama, 1 Temmuz 1990 tarihinde başlamıştır. Bu aşamanın en önemli unsuru sermaye hareketlerinde tam liberalizasyonun sağlanması ve üye ülke ekonomi ve maliye politikalarının birbirine yaklaştırılmasıdır. Bu aşama, 31 Aralık 1993 tarihinde sona ermiştir.

    İkinci Aşama

    1994 tarihinde başlayan ikinci aşamada, bir Avrupa Para Enstitüsü kurulması ve Parasal Birliğin tamamlanması ile birlikte bu kurumun Avrupa Merkez Bankasına dönüşerek özerk bir şekilde Topluluk para politikasını yönlendirmesi öngörülmüştür. Bu aşamanın başlangıcından itibaren kamu açıklarının Merkez bankalarınca finanse edilmesi engellenmiş ve parasal politikaların daha yakından takibi mümkün olmuştur. 1 Haziran 1994 tarihinde Parasal Birliğin üçüncü aşaması için gerekli yapısal, yasal ve teknik alt yapı çalışmalarını ve ön hazırlıklarını tamamlamak üzere Avrupa Para Enstitüsü kurulmuştur.

    Üçüncü Aşama

    Maastricht Zirvesi'nde alınan karar uyarınca, üçüncü aşamaya, en erken 1 Ocak 1997'de, en geç 1 Ocak 1999'da geçilmesi öngörülmüştür. 1996'da Avrupa Konseyi ve aynı zamanda Avrupa Para Enstitüsü tarafından hazırlanacak raporlar doğrultusunda, Maliye Bakanları hangi ülkelerin Tek Para'ya geçiş için gerekli kriterleri yerine getirdiğini tespit edecektir. İngiltere ve Danimarka geçici olarak Birliğin dışında kalacaktır.

    1 Temmuz 1998'den önce devlet ve hükümet başkanları, nitelikli çoğunlukla ve Konseyin tavsiyesi üzerine hangi üye devletlerin tek para için gerekli koşulları yerine getirdiğini tespit edecektir. Bu durumda tek paraya geçiş için 4 devlet yeterli olacaktır. Bu şartlar altında Konsey, Komisyonun tavsiyesi üzerine, nitelikli çoğunlukla, hangi ülkelerin istisna tutulacağını tespit edecektir.

    Üçüncü aşamanın başlaması ile birlikte bağımsız Avrupa Merkez Bankası oluşturulacaktır. Bu doğrultuda Temmuz 1994'de kurulan Avrupa Para Enstitüsü 1 Haziran 1998 tarihinden itibaren görevlerini Avrupa Merkez Bankası'na devretmiştir.

    EPB'nin son aşamasına geçiş öncesinde, üye ülke ekonomileri arasındaki farklılıkların giderilebilmesini teminen bazı makro büyüklükler açısından yakınlaşma kriterleri tespit edilmiş ve bunlara uyulmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir. Buna göre;

    Toplulukta en düşük enflasyona sahip (en iyi performans gösteren) üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ile ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki fark 1.5 puanı geçmemelidir.
    Üye ülke devlet borçlarının GSYİH'sına oranı %60'ı geçmemelidir.
    Üye ülke bütçe açığının GSYİH'sına oranı %3'ü geçmemelidir.
    Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibariyle, fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2 puandan fazla aşmayacaktır.
    Son 2 yıl itibariyle üye ülke parası diğer bir üye ülke parası karşısında devalüe edilmiş olmamalıdır.
    C- Tek Para EURO'ya Geçiş

    Para birliğinin oluşturulması ile birlikte AB bünyesinde tek bir para birimi geçerli olacak ve üye ülke paralarının yerini alacaktır. Bu durumda üye ülkelerin para ve kambiyo politikalarının tek merkezden belirlenmesi de kaçınılmaz olacaktır. 15 Kasım 1995 tarihinde gerçekleştirilen Madrid Zirvesi sonucunda, Ekonomik ve Parasal Birliğin üçüncü aşamasına 1.1.1999 yılı itibariyle geçilmesi ve bu tarihten itibaren Para Birliğine katılan ülkelerde ulusal paraların yerine geçecek olan Tek Para biriminin "EURO" olarak adlandırılması kararlaştırılmıştır (Euro ve Türkiye Üzerine Etkileri, DTM- AB Genel Müdürlüğü, Ağustos 1998).

    AŞAMA A: 1998 İlkbaharı-EPB'ye hazırlık

    -EPB'e katılacak ülkelerin tespiti (Mayıs 1998),

    -Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) oluşturulması,

    -Para birimlerinin değiştirilmesine ilişkin mevzuatın oluşturulması,

    -Euro cinsinden banknot ve madeni para basımının başlatılması,

    -Özellikle mali piyasa ve bankacılık sektöründe tek para birimine geçiş için hazırlıkların hızlandırılması.

    AŞAMA B: 1 Ocak 1999-EPB'in başlatılması ve diğer alanlarda piyasa koşullarının zorlayacağı değişim

    -Dönüşüm kurlarının geri dönülmez bir şekilde sabitleştirilmesi,

    -Para politikası konusunda sorumluluğun AMB'ye devri; AMBS tüm para piyasaları ve döviz işlemlerini EURO cinsinden yürütecek ve bütün hesaplarını EURO'ya çevirecektir,

    -EURO'nun kaydi para ve hesap birimi olarak yürürlüğe konması,

    -Özellikle vadesi 1.1.2002 tarihini aşan yeni hazine bonolarının EURO cinsinden piyasaya çıkartılması.

    Bu aşama azami 3 yıl sürecektir.

    AŞAMA C: En geç 1 Ocak 2002-Banknot ve madeni paraların EURO ile değiştirilmesi ve ulusal paraların dönüşümünün tamamlanması

    -Euronot ve madeni paraların en geç 1.1. 2002'de tedavüle çıkarılması,

    -Kamu ve özel sektör için Euro'ya geçişin büyük bölümü bu aşamada gerçekleşecektir,

    -En geç 1.7. 2002 tarihinde Euro'nun tamamı ile milli paralar yerine kullanılması, milli banknot ve madeni paraların yasal geçerliliğini yitirmesi.

    Bu aşama azami 6 ay sürecektir.

    AB Hükümet ve devlet başkanlarının 2-3 Mayıs 1998 tarihinde gerçekleştirdikleri zirvede alınan karar ile Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İspanya, Portekiz, İrlanda, Avusturya ve Finlandiya olmak üzere 11 Avrupa Birliği üyesi EPB'e ilk aşamada katılacaklardır. Yine bu zirvede, Ekonomik ve Parasal Birliğin son aşaması ve tek para uygulamasına 1.1.1999 tarihi itibariyle geçilmesine karar verilmiştir. En geç 1.7.2002 tarihine kadar sürecek geçiş dönemi müddetince mevcut ulusal paralar ödemelere aracılık etme vasfı ile varolmaya devam edecektir. Söz konusu ulusal paralar ile Euro arasındaki dönüşüm kurları 1.1.1999 tarihinden itibaren geri dönülemez bir şekilde sabitlenmiştir.

    Buna göre Euro dönüşüm oranları:

    1 euro=

    Avusturya Şilingi
    13.7603

    Belçika Frangı
    40.3399

    Hollanda Florini
    2.20371

    Fin Markkası
    5.94573

    Fransız Frangı
    6.55957

    Alman Markı
    1.95583

    İrlanda Poundu
    0.787564

    İtalyan Lirası
    1936.27

    Lüksemburg Frangı
    40.3399

    Portekiz Esküdosu
    200.482

    İspanyol Pezetası
    166.386


    Kaynak: Avrupa Komisyonu

    Parasal Birliğe üye olmayan AB ülkelerinin Euro karşılıkları:

    İngiliz Sterlini
    0.705455

    İsveç Kronu
    9.48803

    Danimarka Kronu
    7.46038

    Yunan Drahmisi
    353.109


    Kaynak: Avrupa Komisyonu

    Tek paraya geçiş için öngörülen geçiş süresinin sonunda sisteme katılan ülkelerde bu sürenin bitiminden itibaren 6 ay içersinde (en geç 1.7.2002 tarihinde) ulusal paraların yerini tamamıyla EURO alacaktır. EURO 100 "cent" ten oluşacak ve 1 ECU=1EURO şeklinde ECU'nün yerini almış olacaktır. Bu tarihten itibaren ECU sepeti ortadan kalkacaktır.

    2-3 Mayıs 1998 tarihinde yapılan Brüksel zirvesi ile EPB'ye katılacak üye ülke paralarının birbirlerine karşı ikili dönüşüm oranları 31 Aralık 1998 tarihi itibariyle belirlenmiştir.

    EPB'ye katılacak üyelerin ulusal paralarının birbirlerine karşı ikili dönüşüm oranları piyasalarda spekülatif akımları önlemek üzere EPB'nin başlamasından önce belirlenmiştir.

    ECU sepetinde yer alan ancak EPB'ye ilk aşamada katılmayan üye ülkeler (Danimarka, Yunanistan ve İngiltere gibi) bulunduğundan, ulusal paraların Euro'ya karşı değerinin 31 Aralık 1998 tarihinden önce açıklanması uygun görülmemiştir.

    1-Hukuki Çerçeve

    EPB'in üçüncü ve son aşaması olan 1 Ocak 1999 ile 1 Ocak 2002 tarihleri arasında, üye ülkelerin ulusal para birimlerinin, Birliğin ortak para birimi olan Euro'ya dönüşümünün hukuki çerçevesi ile ilgili olarak, AB Konseyi tarafından hazırlanmış iki ayrı tüzük bulunmaktadır (Euro'ya Geçiş- Sorular ve Cevaplar,TCMB, Kasım 1998). Buna göre:

    a-Maastricht Antlaşması'nın 235. Maddesine istinaden Avrupa Birliği Konseyi tarafından çıkarılan EC 1103/97 sayılı Tüzük 20 Haziran 1997 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, tüm AB üyesi ülkeler için geçerlidir. Bu çerçevede;

    -1 Ocak 1999 tarihinden itibaren 1 ECU, 1:1 oranında (1 ECU=1 EURO) Euro'ya çevrilecektir.

    -Sözleşmelerin Sürekliliği (pacta sund servanda) İlkesi çerçevesinde sözleşmelerin ve hukuki enstrümanların devamlılığı garanti altına alınmıştır. Euro'nun kullanımı; bir hukuki enstrümanın şartlarında değişikliğe yol açmayacak veya herhangi bir hukuki enstrümana dayalı olarak bir edimi yerine getirirken, akdin taraflarına bir mazeret öne sürme ya da sözleşmeyi tek taraflı olarak değiştirme ve feshetme hakkını vermeyecektir.

    -Euro'nun EPB'e üye ülkelerin paraları cinsinden değeri 6 rakam (six significant figures) olarak belirlenecektir. Euro'ya dönüşüm sırasında 1 Ocak 1999 tarihinde resmen saptanan ve geri dönüşü olmaksızın kesinleştirilen pariteler aynen kalacak, yuvarlama yapılmayacak, ters kotasyon kullanılmayacaktır. Bir ulusal paranın diğer bir ulusal paraya dönüşümü sırasında Euro, virgülden sonra üç haneden daha az yuvarlanamayacaktır.

    -Ulusal paralar yukarı ya da aşağı en yakın ondalığa tamamlanacaktır.

    b-Maastricht Anlaşması'nın 109 1(4) maddesine göre hazırlanan EC/974/98 sayılı Tüzük 1 Ocak 1999 tarihinde yürürlüğe girecektir. Söz konusu düzenleme EPB üyeleri açısından bağlayıcıdır. Buna göre:

    -1 Ocak 1999 tarihinden itibaren EPB'e katılan ulusal paralar Euro'nun alt birimi (sub-denomination) olarak işlem görecektir.

    -1 Ocak 1999- 31 Aralık 2001 tarihleri arasındaki geçiş döneminde Euro, taraflarca serbest olarak Zorunluluk/Yasak Yok İlkesi (no-compulsion/no-prohibition) çerçevesinde sadece kaydi işlemlerde kullanılacak, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren ise Euro nakit olarak da kullanılmaya başlayacaktır. Bu dönemde taraflar aksine anlaşmadıkları sürece, ulusal paralar cinsinden düzenlenmiş kontratlar geçerli olmaya devam edecektir. 31 aralık 2001 tarihinden sonra sözleşmeler Euro üzerinden yapılacak, ulusal paralar kullanılmayacaktır.

    -Kamu borçlarının Euro'ya dönüşümü (redenomination) Zorunluluk/Yasak Yok ilkesinin istinasını oluşturmaktadır. 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren kamu borçları Euro üzerinden ihraç edilecek, mevcut kamu borçları ise belirlenen sabit oranlardan Euro'ya çevrilecektir. Zorunluluk/yasak yok ilkesinin diğer istisnaları ise, sermaye piyasasında işlem görecek menkul kıymetler ile diğer borçlular tarafından ihraç edilen para piyasası araçlarıdır.

    -Geçiş dönemi sonunda (31 Aralık 2001) tüm sözleşmelerde ulusal para birimleri sabit dönüşüm oranları kullanılarak, otomatik olarak Euro'ya dönüştürülecek ve o tarihten sonra ulusal para birimleri ile ifade edilmiş sözleşmelerin geçerliliği kalmayacaktır.

    -1 Ocak 2002 tarihinden itibaren Euro kağıt ve madeni paraların tedavüle çıkması ile Euro, Euro Alanında tam hukuki statüye sahip tek para olacaktır. Parasal Birliğe katılan ülkelerin ulusal kağıt ve madeni paraları ise en geç 30 Haziran 2002 tarihinde tedavülden kaldırılacağından, bu tarihten itibaren Euro'nun artık Parasal Birlik üyelerinde herhangi bir ulusal para birimi ile hukuki statü paylaşımı söz konusu olmayacaktır.

    2-Dönüşüm Kuralları

    EC 1103/97 sayılı Tüzük çerçevesinde dönüşüm ve yuvarlama kurallarında Üçlü Dönüşüm (Triangulation) geçerlidir. Buna göre, bir ulusal paranın diğer ulusal paraya dönüşümü sırasında Euro, aracı olarak kullanılacaktır. Euro virgülden sonra en az üç hane olarak yuvarlanacaktır. Ulusal paralar yukarı ya da aşağı en yakın ondalığa tamamlanacaktır.

    Euro'nun Parasal Birliğe katılan üyelerin paraları cinsinden değeri, nokta dikkate alınmadan altı rakam olarak belirlenecektir. Euro'ya dönüşüm sırasında saptanmış geri dönülemez sabit pariteler aynen alınacak, yuvarlama yapılmayacak, Euro ve ulusal paralar cinsinden hesaplamalarda aynen kullanılacaktır. Ters kotasyon kullanılmayacaktır. Yine Tüzüğe göre, 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren Euro ile Parasal Birliğe katılan her bir ülkenin para birimleri arasında sabitlenmiş dönüşüm oranları öngörülmektedir. Buna göre, Parasal Birliğe katılan bir üyenin ulusal parası Euro'ya dönüştürülürken 1 Ocak 1999 tarihi itibariyle Euro ile ulusal paralar arasında açıklanmış olan sabit kurlar kullanılacaktır.

    Avrupa Merkez Bankası "certain for uncertain" metodu (1 Euro= x döviz birimi) kullanarak referans kurlarını günlük olarak hesaplayacak ve yayımlayacaktır. Söz konusu kurlar alış-satış kuru olarak değil "mid-rate" şeklinde hesaplanacaktır. Euro Alanındaki ulusal merkez bankaları da daha kapsamlı referans döviz kurları listesi yayımlayabilecektir.

    3-Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ve Avrupa Merkez Bankası

    Parasal Birlik düzenlemesi altında para politikasını belirleyen kurum Avrupa Merkez Bankası (AMB) olacaktır. AMB’nın statüsü, para birliğinin başlangıç aşamasında güvence sağlaması bakımından Bundesbank’a benzemektedir.

    Para politikası simetrik olarak kurulacaktır: AMB Konseyi’nin her üyesinin bir oy hakkı bulunmaktadır. Yalnızca sermayeyi, rezervleri ve kar dağıtımını etkileyen kararların alınması durumunda bazı ülkelerin birden fazla oyu olabilecektir. Şimdiye kadar Avrupa’da para politikalarını belirleyen kurum Bundesbank olmuştur. Para Birliğinde ise, hangi para politikasının uygulanacağına dair kararlar üye ülkelerin katılımıyla alınacaktır. Farklı ülkelerin menfaatleri bu kararların alınmasında hayati rol oynayacaktır. Bu durum istikrarın sağlanmasını riske sokabilecektir. Ancak, geçen sene de istikrarın sağlanmasında başrolü oynayan ülkelerin, hangi tür bir para politikasının uzun dönemde büyümeye katkıda bulunacağının belirlenmesinde fikir birliği içinde olacakları beklenmektedir. Şimdiye kadar ağırlıklı olarak Bundesbank’ın politikalarını izleyen ve ilk aşamada Para Birliğine katılamayan birçok ülkenin de AMB politikalarına uyum sağlayacağı otoritelerce tahmin edilmektedir.

    Yaygın şekilde uygulanacak olan Avrupa para politikası merkez bankalarınca gönüllü bir şekilde uyum testine tabi tutulacaktır. İlk olarak, uygulanacak para politikalarının üye ülkeden ülkeye değişeceği bir gerçektir. Geçiş sistemindeki bu tür farklılıklar ülkelerdeki farklı finansman metotlarından kaynaklanmaktadır.

    AMB, Avrupa Para Enstitüsü’nün tavsiyeleri ışığında büyük bir ihtimalle ya parasal hedef ya da doğrudan enflasyon hedefi koyacaktır. Her iki stratejinin de teoride farklı olmasına rağmen, pratikte birini ya da diğerini kullanan merkez bankaları, kararlarını verirken çok sayıda ekonomik göstergeyi dikkate almaktadırlar. AMB’nin de aynı yöntemi uygulayacağı beklenmektedir. Parasal birliğe geçişin ilk dönemlerinde para arzı ve enflasyon arasındaki ilişkinin uzun vadede belirsiz olması nedeniyle, AMB ikincil olarak para arzı üzerinde yoğunlaşacaktır. Birim işgücü maliyeti de bir enflasyon göstergesi sayılmaktadır. Parasal politika, güçlü Euro’nun durgunluk yaratacağı güçsüz Euro’nun ise fiyat istikrarını sağlamakta yetersiz kalacağı göz önünde tutularak belirlenecektir. Tüm bunlara paralel olarak, enflasyon oranı da hayati bir rol oynamaktadır. Ancak, parasal önlemlerin etkileri ekonomi üzerinde gecikmeli olarak hissedileceğinden, para politikasının tabanını şimdiki enflasyon oranına dayandırmak mantıksızlık olacaktır.

    Avrupa’daki talebin göz önüne alınarak, AMB tarafından orta vadeli ve yıllık parasal hedefler konması beklenmektedir. Finansal pazarların küreselleşmesinin ve finansal araçlar alanında yaşanan yeniliklerin kısa vadede para arzı yönetimini ne ölçüde zorlaştırdığı gözönüne alınırsa parasal hedeflerin ne ölçüde duyarlı olduğu ortaya çıkmaktadır. Bundesbank tarafından konulan yıllık parasal hedeflerin aşılması durumunda AMB’nin kredibilitesi zayıflayacaktır. İstikrarlı bir para talebi sağlansa dahi, AMB para politikasını oluştururken para arzının yanında diğer ekonomik göstergeleri de dikkate alacaktır.

    Diğer bir soru da AMB’nin para arzını yönetirken hangi parasal büyüklüğü kullanacağıdır. Dar para tanımı M1 (vadesiz mevduatlar ve dolaşımdaki para) geniş para tanımı M3’e (dolaşımdaki para, vadeli ve vadesiz mevduatlar, üç aylık tasarruf hesapları) nazaran göreceli olarak daha avantajlıdır. M1 ile tanımlanan para, değişim amaçlı para talebini ifade etmektedir ve Bundesbank tarafından kullanılan M3’e göre birçok Avrupa ülkesinde hacim itibariyle daha az değişkendir.

    Avrupa Merkez Bankaları Sistemi'nin amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. Avrupa Merkez Bankası'nın fiyat istikrarı hedefine zarar vermeksizin, Topluluk içinde genel ekonomi politikalarının koordinasyonuna destek sağlaması beklenmektedir.

    Avrupa Merkez Bankaları Sistemi, Avrupa Merkez Bankası ve üye ülke merkez bankalarından oluşacak ve görevleri;

    -Topluluğun para politikasını saptamak

    -Dış ticaret işlemlerini yönetmek

    -Üye ülkelerin resmi döviz rezervlerini elde tutmak ve idare etmek

    -Ödemeler sisteminin iyi işleyişini teşvik etmek.

    Parasal Birliğin ikinci aşamasında 1 Haziran 1994 tarihinde kurulan Avrupa Para Enstitüsü, 1 Haziran 1998 tarihinde tüm görevlerini Avrupa Merkez Bankası'na devretmiştir.

    Ekonomik ve Parasal Birlik'in üçüncü aşamasına geçişin ele alındığı 2 Mayıs 1998'de Brüksel'de gerçekleşen Konsey toplantısında Avrupa Merkez Bankası Yürütme Kurulu'na atanacak kişilerle ilgili olarak siyasi bir anlaşmaya da varılmıştır. Bu bağlamda Avrupa Para Enstitüsü Başkanı Hollandalı Wim Duisenberg Avrupa Merkez Bankası Başkanı olarak uygun görülmüş ve 1 Haziran 1998 tarihinden itibaren görevine başlamıştır. Wim Duisenberg'den sonra bu görevi Fransız Jean-Claude Trichet yürütecektir.

    4-İstikrar Kararı - Sabit Euro

    Parasal birliğin başlangıç döneminde, AMB Konseyi, istikrarın sağlanmasına yönelik amacını gerçekleştirmek ve kredibilitesini artırmak için büyük bir olasılıkla sıkı para politikası izleyecektir. Bu dönemin ne kadar süreceği AMB’nin piyasalarda tesis edeceği güvene bağlı olarak değişecektir. Başlangıç aşamasında para piyasalarındaki faiz oranları göreceli olarak daha yüksek olacaktır. Temel oranlar enflasyonun yaklaşık %2-3 puan üzerinde seyredecektir. Üstelik açık pazar politikası bağlamında AMB likidite üzerinde sıkı bir kontrol kuracaktır.

    Piyasalardaki istikrar eğilimli para politikası ve düşük enflasyon beklentisi nedeniyle uzun vadeye dayalı faiz oranları kısa vadeye dayalı faiz oranlarına nazaran daha az artacaktır. Bu sebeple, getiri eğrisi Almanya’da görülen eğriden geometrik anlamda daha düz olacaktır. İleri tarihlerde Para Birliğine üye ülkelerin para politikasına ve maliye politikasına olan güvenlerinin artmasıyla Avrupa Merkez Bankası da para politikasını gevşetebilecektir. Sonuç olarak, para piyasalarında faiz oranlarının düşmesi ve enflasyon ile temel faiz göstergeleri arasındaki marjın kapanması beklenmektedir. Böylelikle getiri eğrisi daha düz bir konuma gelecektir. Euro da AMB’nin uygulayacağı sağlam maliye politikaları ve istikrar sağlama konusundaki tavizsiz tavırları sayesinde sabit değerli bir konum elde edecektir.

    Bu şartlar altında, AMB Euro döviz kurlarını tehlikeye atmadan genişleyici bir para politikası izleyebilecektir. Üstelik, fiyat istikrarının sağlanması AMB’nin amaçları arasındaki önceliğini koruyacaktır.

    5-Döviz Kuru Mekanizmasının Oluşturulması

    Döviz Kuru Mekanizması EPB'nin üçüncü aşamasına geçilmesi ile birlikte 1.1.1999 tarihinde uygulamaya konulacaktır. Anılan mekanizmanın işleyiş süreci Avrupa Merkez Bankası ve Euro alanına dahil olmayan üye ülke merkez bankaları arasında sağlanacak bir anlaşma ile tespit edilecektir. Bu şekilde Euro alanına dahil olmayan ülke paraları da Euro'ya bağlanmış olacaktır. Euro alanına dahil olmayan üye ülkeler açısından, bu mekanizmaya katılım isteğe bağlı olacaktır. Bununla birlikte, Euro alanına dahil olmayan ülkelerin bu mekanizmaya katılmaları beklenmektedir. Buna göre Euro alanı dışında olup döviz kuru mekanizmasına katılan her üye ülke parası için Euro karşısında bir merkezi kur belirlenecektir. Merkezi kur etrafında standart olarak +/-%15 dalgalanma marjı belirlenmiştir. Merkezi döviz kurları ve standart dalgalanma bandı konusundaki kararlar, Euro alanına dahil üye ülke bankaları, Avrupa Merkez Bankası ve yeni mekanizmaya katılan üye ülke merkez bankaları başkanları arasında, Ekonomik ve Sosyal Komite'ye danışıldıktan sonra Avrupa Komisyonu'nu da kapsayan bir ortak prosedürün takip edilmesi suretiyle varılacak karşılıklı anlaşma ile alınacaktır.

  2. #2
    controldenied® adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2005
    Mesajlar
    7,685
    Karizma Gücü
    0
    II- TEK PARA EURO'NUN MUHTEMEL ETKİLERİ

    Dünyanın ikinci büyük para birimi olmaya aday olan Euro'nun yürürlüğe girmesiyle Avrupa'nın olduğu kadar dünyanın da mali sisteminde önemli değişiklikler meydana gelmesi beklenmektedir. Ancak dünyada bu büyüklükteki ilk örnek olması ve halen netlik kazanmayan unsurlar içermesi nedeniyle tek para sisteminin tüm etkilerini şimdiden belirleyebilmek oldukça zordur.

    Ülke paralarının yerini alacak olan Euro sayesinde malların fiyatlarının izlenmesinin kolaylaşması ile birlikte iç ticarette rekabet artacaktır.

    Derinlik kazanan ticari ve mali sistem uluslararası kur dalgalanmalarına daha az hassas hale gelecektir. Yine ulusal paraların birbiriyle dönüşümünde ortaya çıkacak işlem maliyetlerinin ortadan kalkmasıyla yapılan iç ticaret, pazarın derinliğini arttıracaktır.

    Üye ülkeler arasında kur riski kavramı yerine kredi riski kavramı ön plana çıkacak ve bu durum rating kavramının önemini arttıracaktır ve iç finans piyasalarının daha hızlı entegre olması sağlanacaktır.

    Ekonomik ve Parasal Birlik içindeki finans piyasalarını birbirine bağlayan TARGET adlı ödeme sisteminin kurulmasıyla piyasaların geçişliliğinin ve derinliğinin artması beklenmektedir.

    Derinleşen mali piyasalarda artan rekabet sonucu, aracılık maliyetleri düşerken, üye ülkelerde çıkartılan mali varlıkların getirisinin düşme eğilimine girerek, belli bir noktaya doğru birbirine yakınlaşması da beklentiler arasındadır.

    AB genelinde halen yüksek olan işsizlik oranlarının maliye politikalarına gelen kısıtlar nedeniyle orta vadede devam etmesi beklenirken, bunların giderilmesine yönelik yapısal adımlar ancak uzun vadede etkili olabilecektir. Avrupa'da giderek artan sosyal güvenlik harcamaları ek bir yük getirecek ve ülkeler bütçe disiplinini sağlamakta zorlanacaklardır, özellikle bütçe açığı veren ülkelerde sağlık ve sosyal yardım harcamalarında kısıntı söz konusu olacaktır.

    Euro'nun AB pazarında yaratacağı derinlik ve genişlik, özellikle şirketlerin üretim, yatırım, pazarlama stratejilerini ve metodlarını yeniden düzenlemeye yol açacaktır. Tek para uygulamasına geçişle birlikte üretimde konsolidasyon hızlanacak, şirket birleşmeleri artacak ve üretim tesislerinde yeniden yapılanmalara gidilecektir. Yine bunun bir sonucu olarak dağıtım kanallarının yeniden oluşturulması gerekliliği ortaya çıkacaktır.

    Ekonomik ve Parasal Birliğe geçilmesi ve Euro'nun dolaşıma girmesi ile birlikte 11 ülkenin sermaye piyasalarının kısmen birleşmelerinin etkisiyle bu piyasanın boyutları giderek büyüyecektir. Euro'nun yürürlüğe girmesiyle, Avrupa, uluslararası mali piyasalarda da büyük bir güç olarak ortaya çıkacaktır. Euro, hem dünya döviz piyasasında önemli bir rol oynayacak, hem de Avrupa borsalarının dünyadaki ağırlığını arttıracaktır.

    Banka ve sigorta kuruluşlarının Avrupa çapında tek para üzerinden rekabet etmeleri sonucu faiz oranları düşecek, sunulan hizmetin kalitesi artacak, alternatif sunumlar çoğalacaktır. Özel sektör riskli tahvil piyasaları büyüyecek, firmalar hisse ve tahvillerini Euro üzerinden çok daha büyük mali piyasalara sunma imkanına sahip olacaklardır. Böylece firma ve tüketicilerin daha iyi koşullarda ve daha kolay finansman olanağına kavuşmaları söz konusu olacaktır.

    Avrupa ülkeleri arasındaki çatışmalar, vergi politikaları ve daha fakir AB üyesi ülkelere sağlanan destek üzerinde yoğunlaşacaktır.

    Tek para uygulamasına geçişin iktisadi etkileri yanında tüketim kalıplarının, hayat tarzının değişmesi gibi sosyal etkileri de olacaktır.

    Euro'nun uluslararası işlemlerde kullanılma hacminin yanı sıra, sağlayacağı güç ve istikrarın dışında, AB üyesi devletlerin alacakları sonuçların daha çok üçüncü ülkelerin ekonomilerinin reel kesimi üzerinde etkili olacağı düşünülmektedir. Euro'nun uluslararası işlemlerde kullanılma hacmi, söz konusu ülkelere yönelik sermaye hareketlerini, borçlanma politikalarını ve rezervlerinin bileşimini etkileyeceği muhtemel beklentiler arasında sayılmaktadır.

    AB üyesi devletlerde hedeflenen "enflasyonsuz ekonomide büyüme" EPB içinde sağlanabilirse, Euro, düşük faiz oranları ortaya çıkarabilecektir. Birlik bu arada, yapısal reformları gerçekleştirmenin yanı sıra, aşırı bütçe açıklarını da önleyebilecektir. İşsizliğin azaltılması halinde ise Euro, üçüncü ülkelerin ihraç ürünleri için pozitif talep etkisi yaratarak, büyümelerine katkıda bulunabilecek ve söz konusu ülkelerdeki AB kaynaklı yatırımların sayısında artışa neden olabilecektir.

    III-EURO'NUN TÜRKİYE' YE ETKİLERİ

    Türkiye, tek ve güçlü bir devlet olmaya aday olan AB ile, dış ticaretinin yaklaşık %50'sini gerçekleştirmektedir. Yine,1963 yılından beri AB ile bir ortaklık ilişkisi yürütmekte olan Türkiye, 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren de Gümrük Birliği sürecini tamamlamıştır.

    AB ile vazgeçilmez ticari ve finansal bağları olan Türkiye'nin, kamu ve özel sektör finansmanında ilk olarak Avrupa sermaye ve para piyasalarına başvurmasıyla, dış borç stoğunun yaklaşık %45'i Avrupa para birimlerinden oluşmuş bulunmaktadır. 1987-1998 arasında Türkiye AB ülkelerine 15 milyar Euro eşiti tahvil ihraç etmiştir. AB ülkeleri Türkiye'de yabancı yatırımlar içinde en büyük paya sahip ülkelerdir. Son 5 yılda yapılan yabancı yatırımların yaklaşık %70'i bu ülkelere aittir. Ayrıca 3 milyon Türk vatandaşı AB ülkelerinde yaşamaktadır ve bu kişilerin Merkez Bankası nezdinde 21 milyar marklık tasarrufu mevcuttur. Bunun dışında Türk bankaları 23 yabancı para üzerinden pozisyon tutmaktadırlar, bunların 17'si AB ülkesi parasıdır. Daha da önemlisi Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği Anlaşması imzalayan tek ülke olması nedeniyle Euro'nun etkisi daha da artmakta ve bu etki alanı içerisinde Türkiye bu sürecin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.

    AB'de tek bir para biriminin geçerli olmasının Türkiye'ye etkilerinin uzun, orta ve kısa vadede farklı biçimlerde ortaya çıkacağı ve özellikle kısa vadeli etkilerin de dış ticaret sektörü üzerinde olacağı düşünülmektedir.

    Tek Para olgusunun Türkiye'ye etkilerini iki başlık altında toplamak mümkündür:

    A-Euro'nun Dış Borçlanma Açısından Yaratacağı Etkiler

    Sözleşmelerin devamlılığı ilkesine göre, 1999 yılına kadar EUROBOND ihraçlarından kaynaklanan yükümlülüklerimizde bir değişiklik olmayacaktır. Ancak 1999 tarihinden itibaren ihraç edilecek tahvillerin Euro cinsinden yapılması gerekecektir. Öte yandan, 1999 yılından önce çıkartılmış olan ve ödemesi 2002 yılını aşacak enstrümanlar için Euro'ya dönüştürme söz konusu olacaktır (redenomination). Dönüşüm oranları 1ECU=1EURO olarak belirleneceğinden ve Euro'ya geçişin sabit faizli enstrümanlar için uygulanacak faizlerde bir değişime yol açmayacağı düşünüldüğünde, ulusal paraların Euro'ya dönüştürülmesi dış borç açısından ek bir maliyet getirmeyecektir (Euro ve Türkiye Üzerine Etkileri, DTM -AB Genel Müdürlüğü, Ağustos 1998).

    B-Dış Ticaretimiz Açısından Yaratacağı Etkiler

    Dış ticaretimizin %50'sinin AB'ne yönelik olduğu dikkate alındığında, Euro'nun uygulamaya konulmasının AB ile ticaret yapan işletmeler üzerinde doğrudan etkileri olacaktır.

    Euro, Türk piyasaları tarafından kabul edildiği ölçüde Avrupa ile dış ticaretimizin artma olasılığı yüksek olacaktır. Tek para uygulamasına geçişle birlikte dış ticaretten çok şey beklenmektedir. Mal piyasalarında, hizmetlerde muhtemelen yeni ürünler, yeni piyasalar açılacaktır ve dış ticaret sektörünün bu fırsatı çok iyi kullanması gerekmektedir. İhracatçı firmaların, büyük piyasa araştırmaları yapmaları, gerektiğinde kendi aralarında veya 11 ülkenin firmalarıyla ortak girişimlere yönelmeleri gerekmektedir. Hangi pazarların büyüyeceği, hangi ürünlerde fiyat farklılıklarının yoğunlaşması gerektiği, fiyat rekabetinin nerelerden sağlanacağını içeren geniş piyasa araştırmaları firmalara daha dinamik bir faaliyet ortamı kazandıracak ve Avrupa piyasalarına girmelerini kolaylaştıracaktır.

    Euro ile birlikte Avrupa'da derin ve likit bir piyasa oluşacak, AB genelindeki faiz oranlarının düşmesi ve kısa vadeli sermaye hareketlerinin yüksek getiri sağlayacak pazarlara yönelmesi beklenirken, bu durumda, sermaye piyasası ve makroekonomik ortama ilişkin düzenlemelerin yapılması halinde, Türkiye'ye gelebilecek sermaye bir dış kaynak olarak kullanılabilecektir. Ayrıca mali piyasalar daha likit olacağı ve işlem ve borçlanma maliyetleri düşeceğinden, Türk firmalarının ve bankalarının Avrupa piyasalarında daha kolay ve daha düşük faizle finansman sağlaması mümkün olacaktır.

    Özellikle ihracatçı ve ithalatçıları ilgilendirecek sorunların başlıcası Euro'ya geçiş ile birlikte ortaya çıkacak belirsizliktir. Euro'nun uygulaması AB'ne üye olan ülkelerle üçüncü ülkeler arasında akdedilen sözleşmelerin devamlılığı açısından bir sakınca yaratmayacak, ifa ve icra koşullarının değiştirilmesini gündeme getirmeyecektir. Ayrıca taraflardan birine sözleşmeyi tek yanlı olarak sona erdirme ve değiştirme hakkını da vermeyecektir. Ancak taraflar arasında anlaşma sağlanırsa sözleşme değiştirilebilecektir. Böylelikle üçüncü ülkelerin yetki alanı dahilinde Topluluk ülkelerinin ulusal paralarıyla düzenlenen sözleşmelerin devamlılığı tanınmakta ve korunmaktadır.

    Euro'nun yürürlüğe konulması ile özellikle birden fazla Topluluk ülkesi ile çalışan ihracat ve ithalatçılarımız faaliyetlerini tek bir para birimi ile yürütebilme serbestisine sahip olacak ve işlem maliyetleri açısından önemli bir tasarruf sağlanacaktır.

    Bunun yanı sıra, Tek Para uygulamasıyla AB içerisinde fiyatlar şeffaflaşacaktır. Ulusal paralar cinsinden yapılması mümkün olmayan fiyat karşılaştırmaları mümkün hale geleceğinden gerek Avrupalı tüketiciler, gerek ithalatçı ve ihracatçılarımız açısından Avrupa pazarında fiyat rekabetinin artması sonucu doğabilecektir.

    Özellikle katılımcı ülke ulusal paraları ile Euro arasındaki değişim kurunun belirlenmiş ve açıklanmış olması, Euro'nun bu tarihten itibaren belirlenen oranlar üzerinden Türk bankalarında hesap birimi olarak ödemelerde kullanılabilmesi, ihracat ve ithalatçılarımıza sözleşmelerini Euro cinsinden yapma imkanı verecektir. Bununla birlikte, ihracat fiyatlarının ve ithalat taahhütlerinin ulusal paralar yerine Euro cinsinden belirlenmesi ihracat gelirlerinde istikrar sağlanması ve kur riskinin azaltılması açısından faydalı olacaktır.

    Euro'nun ve yeni kur mekanizmasının yürürlüğe konulması, Euro'nun tek tek üye ülkelerin ulusal paralarından daha derin ve güçlü bir para olması ve volatilitesinin önemli ölçüde düşük olması beklenmektedir. Bu durum ihracatçı ve ithalatçımızın kur riskinden korunmasına yardımcı olacak ve "hedging" maliyetlerini azaltacaktır. Tek paraya geçişle birlikte kur riskinin ortadan kalkmasıyla, ihracatçı ve ithalatçı açısından çok önemli bir belirsizlik nedeni giderilmiş olacaktır. Bu durum ithalatçı ve ihracatçıların daha orta ve uzun vadeli planlar yapmasını kolaylaştıracaktır.

    Bu kapsamda TCMB 1.1.1999 tarihi itibariyle Euro'yu konvertibl paralar listesine alarak TL karşılığını belirlemeye başlamıştır. Yine TCMB 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren Euro'nun kullanıma girmesi nedeniyle döviz sepetini Euro'ya göre düzenlemiştir. Merkez Bankası tarafından, "1 Euro'nun 1.955830 mark olarak sabitlenmesi göz önüne alındığında, mevcut kur sepetinin bundan böyle 1 Dolar+0.77 Euro olarak izleneceği" açıklaması yapılmıştır.

    Dolaylı etkiler göz önüne alındığında, Topluluğun parasal birliğe geçişinin AB ekonomisinde istikrar ve şeffaflık ortamını yaratacağı, bunun da Avrupalı yatırımcıları yatırım yapmaya ve üretimi artırmaya yönelteceği beklenmektedir. Bu durum, AB ile gümrük birliğini tamamlamış ve dış ticaretinin %50'sini AB ile yapan ülkemiz açısından ticaret ve hizmet sunumu imkanlarının genişlemesi anlamına gelecektir. Bunun yanı sıra birliğe katılmak için ülkelerin Maastricht kriterlerine ulaşmada izledikleri sıkı para ve maliye politikaları 1999 yılından itibaren de uygulanmaya devam edecektir. Bunun bir sonucu olarak, katılımcı ülkelerde iç talep ve büyüme hızı önümüzdeki birkaç yıl için düşebilecek ve söz konusu ülkelerin ithalatında bir yavaşlama söz konusu olabilecektir. Bu ülkelerde meydana gelecek talep daralmasından Türkiye ihracatının olumsuz etkilenmesi beklentiler arasında yer almaktadır.

    TCMB, 1 Ocak 1999'da Euro'nun yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkacak sorunları gidermek amacıyla bir kanun taslağı hazırlamıştır. Euro'nun Hukuki Araçlara Etkisi Hakkında Kanun Taslağı, 8 maddeden oluşmaktadır. Taslak, Euro'nun kullanıma girmesinin Avrupa Parasal Birliği'ne üye devletlerin ulusal paralarına ve Avrupa Para Birimi'ne (ECU) gönderme yapan hukuki araçlar üzerindeki sonuçlarının tabi olacağı esas ve usulleri içermektedir. Taslak, AB bünyesinde parasal birliğe geçiş döneminde gerek ulusal paraların, gerekse Euro'nun kullanımına sınırlama ve yasaklama getirilmemesini öngörmektedir. Kanun taslağı, parasal birliğin başlangıç tarihinden önce mevcut olup, ulusal para birimlerine gönderme yapan hukuki araçların, ulusal paraların tedavülden kaldırıldığı tarihe kadar aynı sonuçlarını doğurmaya devam edeceğini hükme bağlamaktadır.

    SONUÇ

    Avrupa Birliği'nin ortak para birimi Euro 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren yürürlüğe kaydi olarak girmiştir. Ortak para birimine geçiş, para piyasaları, makro dengeler ve bankacılık sektöründe önemli değişikliklere yol açacaktır. Dünya para sisteminde de büyük değişikliklere neden olacak Avrupa'nın tek para birimi Euro ile birlikte AB'de bütün finansal yapılar yeniden şekillenirken, kur dalgalanmaları ve risk ortamı da ortadan kalkacaktır.

    Avrupa'nın ortak para birimi Euro, para piyasalarındaki ilk işlem gününde dolar ve yen karşısında değer kazanmıştır. Dolar karşısında yaklaşık %2 değer kazanarak 1.1911 dolar değerine ulaşan Euro, yen karşısında da %1,2 artarak 134.20 olarak belirlenmiştir.

    Türkiye'de de Euro işlemleri 4 Ocak 1999 tarihinde başlamıştır.

    Tam üye olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomik ve parasal birliğe geçişi, ülkemizi de içine alan bir süreci başlatmaktadır. Türkiye'nin tam üyelik hedefine ulaşmasında makro ekonomiye ilişkin belirli kriterlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Türkiye'de makro ekonomik istikrarın gerçekleştirilmesi yönünde önemli adımlar atılmalı, kronikleşen enflasyon, bütçe ve sosyal güvenlik sistemi açıkları başta vergi reformu olmak üzere alınacak yapısal tedbirlerle Maastricht kriterlerine uyum sağlayacak seviyelere indirilmelidir. Ülkemiz dış ticaretinin yaklaşık %50'sinin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği tesis edildiği dikkate alındığında, ekonomik ve ticari anlamda bu kadar bağımlı olduğumuz bir oluşumun dışında kalmamamız gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.

    Tek para birimine geçişle birlikte Avrupa'da rekabet artacak, Avrupa Birliği genelinde firma bazında yeniden yapılandırma faaliyetleri, evlilikler ve satın almalar yaşanacaktır. Bu gelişmeler Avrupa Birliği genelinde daha etkin bir kaynak dağılımına yol açacak, daha üretken ve daha rekabetçi bir Avrupa yaratacaktır. Bu ortamda, ülkemizin AB ile olan ticari ilişkilerini geliştirebilmesi, rekabet gücünü arttırabilmesi ile doğru orantılı bir hale gelecektir. Dolayısıyla ülkemizin bu yeni oluşumda yerini alabilmesi için, sanayici ve ihracatçılarımızın uzun vadeli plan yapabilmelerine imkan tanıyan elverişli bir makro ekonomik ortam yaratılmalıdır. Bu kapsamda yeniden yapılandırma ve maliyet düşürücü faaliyetlere ağırlık verilmeli, Avrupalı firmalarla ortaklık arayışı içine girilmeli ve parasal birlik sonrasında artacak olan rekabet ortamına ağırlık verilmelidir.

    kaynak

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •