Uluslararası sermaye hareketlerindeki dalgalanmalardan kaynaklanan büyük krizlerin her biri bir yönüyle sabit döviz kuru politikalarıyla ilgilidir.
1994’den beri süregelen uluslararası sermaye hareketlerindeki dalgalanmalardan kaynaklanan büyük krizlerin her biri –1994, Meksika; 1997 Tayland, Endonezya, Kore; 1998 Rusya ve Brezilya ve 2000 Arjantin ve Türkiye- bir yönüyle sabit döviz kuru politikalarının uygulamasından kaynaklanmıştır. Aynı zamanda sabit kur politikası uygulamayan ülkeler -1998 yılında Güney Afrika, İsrail, Meksika, ve Türkiye- sabit kurlu, yükselen Pazar ekonomilerini etkileyen krizlerden korunabilmişlerdir.
Bu krizlerden sonra, uluslararası sermaye hareketinin serbest olduğu ülkelerde sabit kur kullanımı konusunda politikacılar uyarılmışlardır. Bu uyarı, katı sabit kur ile dalgalanmaya bırakılmış kur arasındaki ara politikaların sürdürülebilir olmadığı yönündedir.
IMF üyelerinin 1990’lı yıllarda başvurdukları döviz kuru uygulamaları Şekil 1’de gösterilmektedir. Döviz kuru kategorileri IMF 2000 yıllık raporundan alınmıştır. Katı sabit kur (hard peg) uygulaması, ayrı bir para birimi olmayan veya para kuruluna sahip ekonomiler tarafından tercih edilmektedir. Orta (Intermediate) grup, geleneksel sabit kurlu, sürünen pariteli, yatay bantlı ve sürünen bantlı döviz kuru politikasına sahip ekonomilerden oluşmaktadır. Bu tür uygulamalar esnek sabit kurlar olarak ifade edilmektedir. Dalgalanan (Floating) grup, belirli merkezi döviz kuru olmadan, ayarlanabilir dalgalı ya da tamamen dalgalı döviz kuru politikasına sahip ekonomilerden oluşmaktadır
1999 yılında ara düzenlemelere sahip ülkelerin sayısı 1991 yılındakinden oldukça düşüktür.
1999 yılında ara düzenlemelere sahip ülkelerin sayısı 1991 yılındakinden oldukça düşüktür. Son on yıl içinde ara düzenlemelerden kaçan ülkelerin bir kısmı daha esnek düzenlemelere, bir kısmı ise katı sabit kur uygulamasına yönelmiştir. Uluslararası sermaye hareketlerinin serbest olduğu ülkeler için geçerli görüş: i) Sabit kurlar çok katı olmadığı sürece sürdürülebilir değildir. ii) Esnek kur uygulamalarının çok çeşidi vardır iii) Bir çok ülkede döviz kuru politikasının döviz kuru dalgalanmalarından bağımsız olması beklenemez.
İki kutuplu görüşün savunucularına göre katı sabit kur ve tam dalgalı kur arasındaki kur rejimlerinin sürdürülebilir olması imkansızdır.
Konuyu grafik olarak incelersek eğer döviz kuru ayarlamaları bir doğru üzerinde gösterilse ve solda serbest dalgalanan kur ve sağda para kurulu, dolarizasyon veya para birliği gibi katı sabit kur uygulamaları yer almış olsa, iki kutuplu görüş savunucuları için amaç çizginin iki ucundaki köşeler hariç diğer tüm noktaları yok farzetmek değil, esnek sabit kur uygulamalarına tekabül eden bölgelerin sürdürülebilmesinin mümkün olmadığını göstermektir.
Katı sabit kur uygulamaları, para kurulu veya ulusal paranın terk edilmesi gibi güvenilir bir politika ile sürdürülebilmektedir. Ülkelerin döviz kuru hareketlerinden tedirgin oldukları da vurgulanmalıdır. Bir başka deyişle, dalgalanan kur korkusu daima varola gelmiştir.
Bu incelemede gelişmiş veya yükselen pazar ülkelerinde sabit fakat ayarlanabilir kur sisteminin uzun dönem varlığını sürdüremeyeceği ya da sürdürmesinin beklenmemesi konusu vurgulanarak başlanacaktır. Daha sonra diğer konulara değinilecek ve dalgalanan kur korkusu ve dalgalanan kur rejimi altında para politikası; enflasyondan arındırmada döviz kurunun nominal çıpa olarak kullanılması ve uluslararası sermaye akışına açık olmayan ülkelerdeki döviz kuru ayarlamaları konusunda açıklamalarda bulunulacaktır.
I.Gelişmiş ve Yükselen Pazar Ülkeleri İçin Döviz Kuru Politikaları
Uluslararası sermaye pazarına entegre olmuş ya da entegre olmakta olan ülkeler gelişmiş ve yükselen pazar ülkeleri olarak iki gruba ayrılmaktadır.
Uluslararası sermaye pazarına entegre olmuş ya da entegre olmakta olan ülkeler iki gruba ayrılabilir: gelişmiş ülkeler ve yükselen pazar ülkeleri. Gelişmiş ülkeler Tablo 1’de sıralanan 22 ekonomiyi kapsamaktadır. Yükselen pazar grubu ülkeleri ise 33 ekonomiden oluşmaktadır ve Tablo 2’de sıralanmıştır. Tablo 1 ve Tablo 2 ayrıca 1999 yılı sonunda döviz kuru ayarlamaları listesini de vermektedir.
22 gelişmiş pazar ekonomisinin hepsi, ya tam ya da tama yakın sermaye hareketliliğine sahiptir.
Tablo 1’deki 22 gelişmiş pazar ekonomisinin hepsi, ya tam ya da tama yakın sermaye hareketliliğine sahiptir. 10 tanesi Avrupa Para Birliği (APB) üyesidir. Hong Kong’da para kurulu düzenlemesi vardır. Danimarka döviz kuru mekanizmasına dahil olup, belirli bir bant içinde sabit kur uygulamaktadır. Geri kalan 10 tanesi dalgalanan kur sistemine sahiptir. Norveç ve Singapur yönetimli dalgalanan kur sistemini diğer 8 ülke ise bağımsız dalgalanan kur mekanizmasını benimsemişlerdir. Bu nedenle Tablo 1’de sıralanan gelişmiş ekonomilerin yarısı çok katı sabit kura sahipken yaklaşık yarısı da dalgalanan kur sistemine sahiptir.
Avrupa Para Sistemi içindeki yönetilen sabit kur sistemi Para Birliği amacına yönelik bir adım olarak görülmüştür.
Yönetilen sabit kurlara yönelik olumsuz görüşün bir kısmı 1992 ve 1993 yıllarındaki Avrupa Para Sistemi krizlerinden kaynaklanmakta bir kısmı da APB’nin oluşumuyla ülkelerin bu ayarlamadan uzaklaşacakları düşüncesinin savunulmasından ileri gelmektedir. Avrupa Para Sistemi içindeki yönetilen sabit kur sistemi Para Birliği amacına yönelik bir adım olarak görülmüştür. Buna rağmen Almanya’nın birleşmesiyle faiz oranları yükselmiş ve yönetilen sabit kur uygulamasının Avrupa Para Sistemi içinde tutulması olasılığı ortadan kalkmıştır.
En büyük ülke grubu bağımsız dalgalanan kura sahip ülkelerden oluşmaktadır.
Tablo 2’de yer alan 33 yükselen pazar ekonomisi Tablo 3’de döviz kuru ayarlamalarına göre sıralanmıştır. En büyük ülke grubu bağımsız dalgalanan kura sahip ülkelerden oluşmaktadır. Bu ülkelerden 6 tanesi (Endonezya, Kore, Tayland, Rusya, Brezilya ve Meksika) son on yılın büyük krizlerinden sonra dalgalanan kura geçerken, Kolombiya 1999 yılında bu gruba katılmıştır.
Bu geçişler esnek sabit kurun uzun vadeli olamayacağı görüşünü desteklemekte olup, yükselen pazar ekonomilerinin bir çoğu için de geçerlidir. Buna ek olarak, son 10 yılda yükselen pazar ekonomilerinden önemli bir kısmı sabit kur ayarlamasının çeşitlerinden dalgalanan kur sistemine geçiş yapmışlardır.
17 ülkeden üç tanesi para kuruluna sahip bulunmakta veya paralarını başka bir paraya bağlamış durumdadır.
Tablo 3’de sıralanan geri kalan 17 ülkeden üç tanesi para kuruluna sahip bulunmakta veya paralarını başka bir paraya bağlamış durumdadır. Ekvator 1999 yılında bağımsız dalgalanma uygularken dolarizasyona geçmiş, Yunanistan ise APB’ye üyeliğiyle bu gruba dahil olmuştur. Bu nedenle, 1999 yılı sonunda çok katı sabit kur uygulamasına sahip üç ülke bulunurken, şu anda bu sayı 5’e çıkmıştır. Türkiye henüz sürünen parite politikasını 14 ay uyguladıktan sonra planlanandan daha önce dalgalı kur sistemine geçmiştir. Macaristan, İsrail, Polonya ve Venezuella sürünen bant uygulamaktadır. İsrail ve Polonya yıllar geçtikçe daha esnek bir sisteme doğru hareket etmektedir.
Şekil 2’de, 1991 ve 1999 yılları arasında 33 yükselen pazar ekonomisinde döviz kuru ayarlamalarındaki değişim gösterilmektedir. Orta ayarlamaların sayısında düşüş olurken dalgalanan kura geçenler sayısında yükselme olmuştur.
Yükselen pazar ekonomileri grubu içinde orta, esnek sabit kur rejiminden katı sabit ve daha esnek kur rejimine doğru kayma olmuş ya da olacaktır.
1999 yılından sonraki gelişmelere baktığımızda, Yunanistan APB’ne üye olmuş ve Macaristan ve Polonya da olmak üzeredir. İsrail büyük bir olasılıkla bağımsız dalgalanan kur politikasına geçecektir. Bu nedenle yükselen pazar ekonomileri grubu içinde orta, esnek sabit kur rejiminden katı sabit ve daha esnek kur rejimine doğru kayma olmuş ya da olacaktır.
Orta grup dışlanırken, katı sabit kur ve dalgalanan kategorilerde genişleme olmuştur.
Şekil 3, hem gelişmiş hem de yükselen pazar ülkelerinde döviz kuru uygulamaları dağılımındaki değişiklikleri göstermektedir. Orta grup dışlanırken, katı sabit kur ve dalgalanan kategorilerde genişleme olmuştur. Katı sabit kur kısmındaki genişlemenin büyük bölümü APB’nin oluşumundan kaynaklanmaktadır.
Uluslararası sermaye akışına açık ekonomilerin ayarlanabilir sabit kur uygulamasından daha katı sabit kur uygulamasına ya da daha esnek döviz kuru sistemine geçtikleri ya da geçme yolunda olduklarını söylemek mümkündür.
Bu nedenle, uluslararası sermaye akışına açık ekonomilerin ayarlanabilir sabit kur uygulamasından daha katı sabit kur uygulamasına ya da daha esnek döviz kuru sistemine geçtikleri ya da geçme yolunda olduklarını söylemek mümkündür. John Williamson (2000) bu durumun IMF ve ABD hazinesinin baskısından kaynaklandığını söylemektedir. Ancak, gerçek neden uluslararası sermaye piyasasına entegre olmuş ülkelerde esnek sabit kur sisteminin uzun dönemde varlığını sürdürememesidir. Obstfeld ve Rogoff (1995) sabit kur sisteminin her tipte ekonomi için kısa dönemli olduğu gerçeğini vurgulamıştır. Ancak, Bretton Woods sisteminin çöküşü, 1992, 1993 ve 1980’li yıllarda tekrar eden APB krizleri ve 1994-2000 yıllarında yükselen pazar krizleri problemin sermaye hareketlerinin serbest olduğu ülkelerde daha yoğun olduğunu göstermektedir.
Birçok ülkede bir süre varlığını sürdüren ve güven kazanan sabit kur sisteminin çöküşü büyük zarara yol açmıştır.
Birçok ülkede bir süre varlığını sürdüren ve güven kazanan sabit kur sisteminin çöküşü büyük zarara yol açmıştır. Döviz kurunun değişmeyeceğine olan inanç “hedging”e olan ihtiyacı ve yabancı para cinsinden borçlanmanın riskli olduğu düşüncesini ortadan kaldırmaktadır. Bu durum özellikle bankacılık sistemini, şirketleri ve devlet bütçesini büyük zararlara uğratmaktadır. Temelde, bankaların açık döviz pozisyonlarını kısıtlayarak potansiyel zararı azaltmak mümkün olabilmelidir. Ancak bu yolla şirketlerin mali sistemini kontrol etmek çok zordur.
İmkansız üçlü- sabit kur sistemi, sermaye hareketliliği ve milli amaçlara yönelik para politikası- esnek sabit kurların sürekli uygulanamayacağı düşüncesinin ana bölümünü oluşturmaktadır. Bu durum iki soruyu cevapsız bırakmaktadır: İlki, milli para politikası neden güvenli bir şekilde sabit döviz kuru oluşturulmasına yöneltilememektedir? İkincisi ise, sermaye hareketliliğini kısıtlamak için sermaye kontrolünün kullanılıp kullanılamayacağıdır.
Eğer resmi kur çok fazla değerlenirse tipik savunma yolu faiz oranlarını yükseltmek ve mali daralma yolu ile cari işlemler açığını düzeltmek olacaktır.
Yabancı ve ulusal ekonomik şoklar dengedeki nominal döviz kurunu resmi kurdan uzaklaştırabilir. Eğer resmi kur çok fazla değerlenirse tipik savunma yolu faiz oranlarını yükseltmek ve mali daralma yolu ile cari işlemler açığını düzeltmek olacaktır. Dengesizliğin boyutu küçükse ve gerekli politik önlemler zamanında alınırsa, tekrar istikrara kavuşulması beklenebilir. Fakat, politikacıların yavaş davranması veya ülkenin büyük ve uzun süreli bir şoka maruz kalması nedeniyle dengesizlik çok büyürse, yukarıdaki önlemler yetersiz kalabilir. Bu durum karşısında döviz kuruna dışarıdan yapılacak saldırılar ve spekülasyonlar başarıya ulaşabilir.
Çin, Asya krizi sırasında sermaye kontrolleriyle sabit döviz kuru sistemini başarıyla sürdürmüş ve küresel ekonomik istikrarı sağlamakta önemli rol oynamıştır.
Döviz kurunu sermaye akışının olumsuz etkilerinden korumak için sermaye kontrolü uygulanamaz mı? Tablo 4’te sıralanan 16 büyük yükselen pazar ekonomisinden Çin, Asya krizi sırasında sermaye kontrolü yoluyla sabit döviz kuru sistemini başarıyla sürdürmüş ve bölgesel ve küresel ekonomik istikrarı sağlamakta önemli rol oynamıştır. Malezya’nın 1998 Eylül ayında sermaye kontrolü ve sabit döviz kuru uygulaması büyük dikkat çekmişti.
Sermaye kontrolü tartışılırken, ülkelerin gelişme süreci içinde sermaye hareketlerini liberalize etmeyi ve küresel sermaye piyasasına girmeyi istedikleri var sayılacaktır. Bu görüş bütün gelişmiş ekonomilerin serbest sermaye hareketlerine sahip olduğu gerçeğine dayanmaktadır. Aynı zamanda küresel sermaye piyasasına ait olmanın potansiyel faydası ve mali sektörde yabancı rekabete açık olmanın faydası gerçeğine dayanmaktadır.
Sermaye çıkışı kontrolü ve sermaye girişi kontrolü arasındaki farklılığı belirlemek önemlidir.
Sermaye çıkışı kontrolü ve sermaye girişi kontrolü arasındaki farklılığı belirlemek önemlidir. Sermayenin çıkışı üzerindeki kontrolün başarılı olması çok geniş biçimde uygulanmasına bağlıdır. Ülkenin gelişmesiyle bu kontroller daha az etkin hale gelmektedir. Eğer milli politikalar döviz kuru yapısıyla tutarlı değilse devalüasyonun engellenmesi de mümkün olmamaktadır.
Sermaye çıkışı kontrolünün, döviz kurunun baskı altında olmadığı ve ulusal mali kurumların güçlü olması olduğu bir dönemde aşamalı olarak kaldırılması gerekmektedir.
Sermaye çıkışı kontrolünün, döviz kurunun baskı altında olmadığı ve ulusal mali kurumların güçlü olduğu bir dönemde aşamalı olarak kaldırılması gerekmektedir.
Doğrudan kontrollerin kalkmasıyla, milli kurumların serbest yabancı döviz kuru pozisyonu üzerinde alacağı kısıtlamalar sermaye kontrolüyle aynı etkiye sahip olacaktır. Bazı ülkeler döviz kuru krizi devam ederken çıkışı kontrollü hale getirmişlerdir. Bu tür kontrollerin kullanımının etkin olmadığı inancı vardır. Kriz zamanında bu amaç için kontrol uygulanmasının ülkenin uluslararası sermayeye kabulü üzerinde uzun dönem etkisi olacağı göz ardı edilmemelidir.
IMF, ancak Şili stili, pazara dayalı sermaye girişinin kontrolünü desteklemektedir.
IMF, ancak Şili stili, pazara dayalı sermaye girişinin kontrolünü desteklemektedir. Bu durum ani kısa vadeli sermaye girişiyle oluşan zorlukları önlemek isteyen ülkeler için faydalı olabilir. Ülkenin enflasyonu düşürmek için döviz kurunu çıpa olarak kullandığı dönemler bunun en tipik örneğidir. Kısa dönem sermaye girişine uygulanacak bir vergi sermaye girişlerinin kompozisyonunu etkileyebilir. Şili tecrübesi kontrollerin bir para politikasında serbestlik sağlamada bir süre başarılı olduğunu göstermektedir. Şili’de kontrollerin 1998’den sonra etkisini kaybetmiş ve daha sonra yürürlükten kaldırılmıştır.
Sermaye çıkışı üzerindeki kontroller, milli politikaların döviz kuru sistemi ile uyumlu olması şartıyla sabit döviz kuru oluşturmakta yardımcı olabilmektedir.
Özet olarak, sermaye çıkışı üzerindeki kontroller, milli politikaların döviz kuru sistemi ile uyumlu olması şartıyla sabit döviz kuru oluşturmakta yardımcı olabilmektedir. Ancak bu kontroller zamanla etkilerini kaybetmektedir. Benzer şekilde, döviz kurunun esnek sabit olduğu durumda sermaye girişi kontrolü belli bir dönem için ülkenin bağımsız para politikasını yürütmekte kullanılabilir. Ancak bu durumun uzun dönem için aynı etkinliği göstermesi şüphelidir.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla