Celinenin sabaha varan gecesi gibiydi benimde gecem.Sabaha varmıştı farkına varmadan.Hayatı,yazıyı,içimizdeki boşlukları boşlukları,karanlık yanlarımızı,sevinçlerimizin kaynaklarını,hedeflerimizi konuşmuştuk sevgiliyle sabaha dek,bitmeyen koca bir şişe şarap eşliğinde.
Koltukta kaykılmışım sabah güneşi pencereyi yalarken.Ve bir martı tedirgindi karşı apartmanın çatısında.Her yanı kontrol altında tutmaya çalışıyordu.Çok dikkatliydi martı,düşman kokusu almış gibiydi sanki,saldırmaya hazırdı.Savunmaya veya.
Ama neyi savunuyordu bu martı sabahın seher vaktinden hemen sonra? Kalkıp yürüdüm pencereye ve onları gördüm.O küçük yaratıkları.Tüyleri yeni çıkmaya başlayan,yürümeyi bile becermekte zorlanan o küçük martı yavrularını gördüm.Demek anne onlar için tedirgindi.Yavrularını korumak içindi o ağır stres.
Sevgiliyide davet ettim pencereye.Bir süre izledi bizi martı.Hareketlerimizi ağırlaştırdık.Alıştı bize martı kısa süre sonra.Ağzından nevaleyi çıkardı ağır ağır.Ama yine dikkatli,yine yine tedirgin.Sonra yavrular bitti nevalenin başında.Hepsi payına düşeni nasiplendi çabucak.Ve biz kadehimizi kaldırdık bu güzel yaratıklara.Sonra yavaşça kapattık pencereyi ve tülün ardından başladık küçük martılara.Karınlarını doyurmuşlardı.Keyifleri yerindeydi.Güven içinde olduklarını hissetmişlerdi.Oyun oynamaya başlamışlardı artık.Oynadılar,oynadılar,oynadılar...
Yoruluncaya kadar oynadı yavrular.
Ve ben çok uzak bi geçmişe gittim o anlarda.
Annem nasıl koruyordu beni acaba?
Ne düşünüyordu gözünün önünde olmadığım zamanlarda?Ve onun gözünde korunması gereken bir çocukmuydum acaba hala?
Bilmiyordum....


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

