• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    2,477
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma Ermeni Sorunu’nda Ağrı Dağı’nın (Ararat) Anlamı

    Yorum: Doç. Dr. Sedat Laçiner


    http://www.turkishweekly.net/turkce/yorum.php?id=271





    Ağrı Dağı (Ararat) Ermenilerin Ergenokon’u, hatta Göktürk yazıtları gibidir. Ermenilerin Nuh’un çocuklarından türediklerine inanırlar. Kadim Ermeni inancına göre Nuh Tufanı Ermeniler için sadece büyük bir felaket değildir, aynı zamanda Allah katından kendilerine gelen büyük bir ceza ve sınavdır da. Diğer Hristiyan mezheplerinde de az çok benzeri yaklaşımlar vardır. Fakat Ermeniler kadar kendisini Ağrı Dağı’yla, onların deyişiyle Ararat ile özdeşleştiren azdır. Her şeyden önce coğrafi yakınlık, duygusal yakınlığı da getirmiştir. Belki de dinden bağımsız olarak, çok tanrılı dönemden dağa tapma geleneğinin genlerde taşınmasıdır bu bağlılık.

    Osmanlı ve evvelinde de bu sevgi rahatlıkla görülebilir. Tüm heybetiyle yükselen Ağrı Dağı Ermeniler tarafından eteklerinde buluşma yeri olarak algılanmıştır. Fakat tarihin hiçbir döneminde Ağrı Sevgisi bugünkü kadar ‘yüce’ olmamıştır. Günümüz Ermenileri Ağrı’ya adeta tapınmaktadırlar. Ağrı’yı görünce akıllarına sadece Ermenilik ve intikam ateşi gelmektedir.

    Gelinen nokta çok da sağlıklı bir durum değildir ve doğal bir sürecin sonucu da değildir. 1915 öncesinde başlayan ayrılıkçı Ermeni hareketi terörden suikastlara; darbeden işgalciyle işbirliğine kadar çok farklı araçlardan medet ummuştur. Yenilgiyi bir türlü kabul etmemiş, yenildikçe daha fazla saldırganlaşmıştır. Yere düştükçe ayağa kalkmak istemiş, bir süre sonra da acıdan zevk alır hale gelmiştir. Önce Ortadoğu’ya sürülmüş, ardından Kıbrıs, Avrupa vb. ara bölgelere. Fransa, ABD gibi nihai varış noktalarına gelindiğinde yolculuğun hala yarım olduğu hissi geçmemiştir. Coğrafi olarak varılacak yer kalmamıştır belki, ancak zihinlerdeki yolculuk tüm şiddetiyle sürmüştür. Bir kısmı ise önce Kafkasya’ya, ardından da Rusya’ya göç etmiştir. Üstelik bunların göçü hala sürmektedir. Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra Rusya Ermenilerinden Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’ya göçenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Vatan neredir, gurbet nere? Bunlar tamamen karışmıştır. Ağrı Dağı’nı içermeyen bir Ermenistan vatan olarak görülmemektedir. Van’ı dışarıda bırakan bir Ermenistan’a ‘vatan’ demek Ermenilere zor gelmektedir…

    Peki, Van’ı ve Ararat’ı (Ağrı Dağı’nı) versek bu yaralar kapanır mı? Ermeni kökenli Fransız sanatçı Charles Aznevaour’un söylediği gibi konu “Ağrı’yı bize verseniz ne olur sanki” denecek kadar basit midir?

    Bugünkü Milliyet’te (14 Mayıs 2006) Ece Temelkuran’ın Ermeni Yazarlar Birliği Başkanı Levon Ananyan’dan aldığı yanıtlar da konuya aynı noktadan bakıyor:

    “Bizim için Ararat’ın (Ağrı Dağı) anlamını bilseydiniz, kamyonlarla onu buraya taşırdınız! Sizin için bir dağ orası, bizim için kökümüz!... Biz duygusal bir halkız. Siz Ararat’ı isteriz diye korkuyorsunuz, ama o bizim için kalbi bir mesele.”

    Açıkçası Ananyan’ın sözlerinde de Ermenistan’ın asıl vatan olarak görülmediğini seziyoruz. Ağrı neredeyse, vatan oradır yaklaşımında. Ve anlamadığı nokta Türkler için de Ağrı Dağı’nın önemli olduğu gerçeği. Türkler için de Ağrı Dağı’nın kalbi bir mesele olduğu… Çünkü Ağrı Dağı Türkler için de vatan. Tıpkı İstanbul gibi, Van gibi, İzmir gibi…

    Doğrusu ben Türk yaklaşımını çok daha sağlıklı buluyorum. Türkler Altay Dağları’ndan, Orta Asya’dan geldiklerini biliyorlar. Ancak bir yeri vatan yapmak için illa bir dağa veya bir yazıta ihtiyaç duymuyorlar. Yaşadıkları yeri vatan olarak belleyip, vatan saygısı gösteriyorlar… Bugün Moğolistan’dan kamyon kamyon toprak getirseniz Türkler için kıymeti İzmir’in topraklarından daha fazla olmaz. Aynı durum dini açıdan da söz konusudur. Türkler Kâbe toprakları ile Çanakkale toprakları arasında büyük bir ayırıma gitmezler. Afyon da kutsaldır, Ordu da…

    Günümüzdeki Ermeni ‘hastalığı’nın bir başka boyutu da diaspora Ermenilerinin Ağrı sevgisidir. Ermenistan’dan görülen Ararat California’dan veya Marsilya’dan görülmez. ABD veya Fransa Ermenilerinin ezici bir çoğunluğu Ağrı Dağı’nı hiç görmemiştir. Van Gölü kenarında hiç oturmamıştır. Türkiye’ye seyahat ederlerse kıtır kıtır kesileceklerine inanır birçoğu. Böyle bir ‘cehalet’ içinde Van’ı ve Ağrı’yı hayal ederler. İşyerlerine Anadolu şehirlerinin isimlerini verirler, futbol takımı kurar adını Malatya Spor koyarlar… Psikolojide bu hastalığın adı nedir bilemiyorum. ‘Hastalık’ diyorum, çünkü vatan özlemi veya nostalji çok hafif kalıyor…

    Bugünkü Ermenistan’ın hali içler acısı. İşsizlik % 30’un üzerinde… Nüfus azalmaya devam ediyor. İşsiz gençlerin tehciri sürüyor. 1915’den bu yana en az 3-4 kez göç eden Ermenilerin yürüyüşü devam ediyor… Sadece iş ve aş aramıyorlar. Vatan da arıyorlar… Oysa vatan terk ettikleri Ermenistan… Onun yüzüne bile bakmıyorlar. Yeryüzüne yayılmış milyonlarca Ermeni her yıl birkaç milyar dolarlık yatırım yapsa Ermenistan ihya olurdu. Değil dışa göç, Türkiye’den bile göç alırdı…

    Ermeniler Ermenistan’dan Türkiye topraklarına bakıp iç çektikleri sürece hiçbir zaman vatanları olamayacak… Çünkü asıl vatan yaşadığınız yerdir… Vatan sevgisi gösterdiğiniz, sevginizin içini doldurduğunuz yerdir… Ekmek yediğiniz, barış içinde olduğunuz yerdir… Belki bugün değil ama gelecekte Ermeniler yine Ağrı Dağı’nın eteklerinde tekrar toplanacaktır… Ancak bu kafayla devam edildiği sürece bu asla mümkün olamaz. Şiddet ile, şantaj ile bunu gerçekleştirmek isteyenler diyelim ki Türkiye’den toprak koparmayı başardılar… Bu durumda yine vatanları olamayacak. Çünkü Ermeniler vatanın ne olduğunu bilmiyorlar. Eğer Türkiye Ağrı Dağı’nı Ermenilere verse, sadece bir dağları olurdu, Ararat’ı ise kaybederlerdi. Van’ı verseniz gelip Van’a yerleşmezlerdi… Sadece bir gölleri olurdu, fakat ‘Vaspurakan’ı kaybederlerdi… Çünkü onlar Van’ın gerçek kıymetini bilmiyorlar. Ermenistan’ın kıymetini bilmeyen yeni toprakların kıymetini bilir mi? Onlar hayal dünyasında yaşıyorlar… Dünün acıları bugünün huzurundan daha tatlı geliyor onlara.

    14 Mayıs 2006

    USAK Stratejik Gündem

    e-posta: slaciner@gmail.com

  2. #2
    arsenik799 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2006
    Mesajlar
    5,043
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Evanjelistlerin ilahi planında Nuh'un gemisi, Ağrı Dağı ve Ermeniler: Ramazan Kaan KURT'un araştırması (9)

    Ağrı Dağı'nın tamamı Türkiye sınırları içerisindedir. Dağın Kuzey'e bakan yüzünde Ermenistan bulunmaktadır. Ermenilere göre, Ağrı Dağı dünyanın anası olarak kutsallaştırılmıştır. Bu bilgi Encylopaedia of jewish yani Yahudi Ansiklopedisi'nin Ararat maddesinde yer almakta.

    Nuh'un Gemisi ile Ağrı Dağı o kadar fazla birlikte anılmıştır ki.
    Diyeceksiniz ki, Nuh'un Gemisi Ağrı Dağı'nda değil mi?
    Bu soruyu sormanız bile, sizin dolaylı propagandaların, gerçek dışı haberlerin beynini yıkadığı bir Türk insanı olarak yaşıyorsunuz demektir. Hangi eğitim düzeyinden geçmiş olursanız olun, bir Müslüman Türk olarak insanlık tarihinin bu en sır dolu olayında mümkün olan en doğru bilgilere ulaşmak mecburiyetindesiniz. Bu mecburiyet gol atmak için değil, sadece millet olarak gol yememek için bir zarurettir. Nuh Tufanı, bilinen uzun insanlık tarihinin en eski olaylarından biridir. Öncelikle, Hıristiyan Batılıların Nuh Tufanı konusuna nasıl baktıkları üzerinde millet olarak düşünelim.
    Düşünmek toprağı çapalamak ve onu tohuma hazırlamak gibidir. İngilizce'de Noah of Ark tarzında bir ifade ile anlatılır Nuh'un Gemisi. Bunun Noah's Ark şeklinde kullanımı da vardır. Kur'an-ı Kerim'de, Nuh suresinde, konuyu tarih ile efsane arasındaki sisin bürümesinden kurtaracak bir bilgi vardır.
    Kitab-ı Mukaddes'te bulunan Tufan bilgileri, sahih-doğru noktalarda olmasına rağmen, Kur'an'dan daha zengin değildir.
    Kur'an-ı Kerim'de Nuh suresinde, özel bir dili fark etmemiz mümkündür. Kur'an-ı Kerim'de açık açık evet, tarihi bir yanlış tashih edilircesine Cudi Dağı özel ismi geçmektedir. Ararat-Ağrı denilmemiştir. Tam vahiy, Cudi diyor. Nuh'un Gemisi ve Ararat (Ağrı) Dağı konusunda, Ermeni soykırımı hususunda konferans tertipleyen üniversitelerimiz ve aydıncıklarımızın herhangi bir kaygı taşıyıp taşımadıklarını merak etmeye değer.
    Mevcut görünüm şöyle:
    Batı ve medyadaki işbirlikçileri konuyu judeo-chretien yani Yahudi-Hıristiyan ortak kabulleri bakımından o kadar işlediler ki, aksini inkâr etmek, bilime itiraz etmek gibi algılanıyor artık. Sonunda "Milletlerarası Nuh'un Gemisi ve Ağrı Dağı" başlığı altında bir sempozyum toplamaya kadar gittiler Türkiye'de.
    Bu konu siyasi ve ekonomik nüfus gayesi taşıdığı için, Türk devletini idare edenlerin bir tedbiri mutlaka olmalıdır.
    Van ilimizin, Hamor'un, Doğu Beyazıt'ın kuzeyinde Eleşkirt'in, Iğdır'ın, Ağrı ilinin doğusunda yer alan Ağrı Dağı, deniz seviyesinden 5165 m. Yükseklikte ve Ağrı şehrinin sınırları içindedir. Ağrı Dağı 40x25 km boyutlarında bir alanı kaplamaktadır. Büyük Ağrı 5137 m, Küçük Ağrı 3896 m olarak gösterilmektedir. Ağrı Dağı'nın zirvesinin enlemi 39 derece 42, boylamı 44 derece 47 dir.
    Büyük Ağrı Dağı ile Küçük Ağrı 2700 m yükseklikte olan Serdarbulak beli ile ayrılmaktadır. Büyük ve Küçük Ağrı dağlarının kapladığı saha 1188 km kareyi bulmaktadır.Volkanik dağ grubundan olan Ağrı'ya çıkış ve iniş en az 4 gün sürmektedir.
    Dağa çıkmak için en uygun zaman Ağustos ve Eylül aylarıdır. Bu aylarda bile ısı 4500 m'de eksi 8 dereceden aşağıya düşmektedir. Ağrı Dağı'nın tamamı Türkiye sınırları içerisindedir. Dağın Kuzey'e bakan yüzünde Ermenistan bulunmaktadır.
    Ermenistan'ın başşehri olan eski adıyla Revan, Erivan Ağrı Dağı'nın manzarası ile karşı karşıyadır. Erivan, Ağrı Dağı'nın doğusunda kaldığından güneşin batışını görememektedir. Ağrı Dağı'nın çevresi 100 km.'lik bir alanı kapsayacak bir şekilde ve oval biçimdedir. Dağ 4000 m'den itibaren kar külahı ile üzeri örtülmektedir. Dağın Kuzey yamacında bir buzul dili 500m aşağılara inmektedir. Yakut Türkçesi'nde ağr kelimesiyle Ağrı'yı ifade ettikleri, bunun bir ilah gibi heybetli, çok büyük, çok kocaman manasına geldiği anlatılıyor. Selçuk Türkleri Eğri Dağ, bazı Türk boyları Ağır Dağ demişler. Ararat isminin Asurlulardan geldiği görüşü vardır. Ermeniler Ağrı Dağı'na Massis veya Masik diyorlar.
    Ermenilere göre, Ağrı Dağı dünyanın anası olarak kutsallaştırılmıştır. Bu bilgi Encylopaedia of jewish yani Yahudi Ansiklopedisi'nin Ararat maddesinde yer almakta. Ağrı Dağı'na İranlılar Koh-i Nuh, Araplar, Büyük Ağrı'ya Cebelül-Hariş, Küçük Ağrı'ya, Cebelül-Huveyris demektedirler.
    Ağrı Dağı'nın Yahudiler, bilhassa Hıristiyanlarca ve de özellikle Evanjelist Hıristiyanlarca tufan ve Hz. Nuh'la ilgilendirilmesi önemi kat be kat artırmıştır.
    Nuh'un Gemisi'nin "Ararat dağlarından biri olan Lübar'ın tepesine oturdu" denilişiyle Lübar'ın İniş dağı yerine kullanıldığı ileri sürülüyor. Prof. Hikmet Tanyu'ya göre Ağrı kelimesinin türediği ileri sürülen Ararat adı milattan önce birinci bin yılında Van bölgesinde hâkim olan, Asya menşeli olduğu bilinen ve Hint-Avrupa olmadığı kesinleşen, eski bir Türk kavmi kökeninden olduğu kuvvetli iddiası ve belgeleri de bulunana Urartu adından geldiği ileri sürülmektedir.
    Bu adın Ufa-Urta şeklinde, yüksek memleket, yüksek ülke adına bağlandığı görülüyor. Urartu, İbraniler Ararat, Ura-Urtu yahut yüksek memleket, yüksek arazi olarak geçmektedir. Babilonya (Mezopotamya) yakın olduğu belirtilmekte ve bütün dağlar Ararat diyarı olarak ifade edilmektedirler.
    Hikmet Tanyu'nun "Nuh'un Gemisi ve Ermeniler" adlı kitabından öğreniyoruz ki, eski kaynaklara göre Mezopotamya'ya yakın kaydının Ağrı Dağı yerine CUDİ Dağı'na uymakta olduğu anlaşılıyor. Böylece Dicle Nehri ve kollarının bulunduğu sahaları anlamak geliyor. Buralar vaktiyle, bir müddet Asur bölgesinin önemli yerlerindendir. Eski tarihlerde Türkiye'nin Van bölgesi, Urartu olarak tanıtılmaktadır. Asur Nasirpal'dan ( M.Ö. 884-859) III. Salmanaser (M.Ö. 859-824) Urartu tarihiyle ilgili bölgeler olmaktadır. Keza Asur diliyle de telaffuz edilmektedir. Urartuların hükümdar adları eski Türk adlarını andırmaktadır.
    Bunların Hint-Avrupa menşeli bir kavim olmadığı, eski Türklerle kafa, vücut yapısı, dil ve gelenekler vb. uygunluk gösterdiği yeni yapılan kazılarda çıkan eserlerle de doğrulanmaktadır. Tanyu'ya göre, Ermenilerle hiçbir ilgisi bulunmadığı, gerçek ilim çevrelerinde kesinlikle kabul edilmiştir. Yeni araştırmalarda Nuh olayını burada teyit eden bir belgeye de rastlanmamıştır. Tarihi ve ilmi bakımdan CUDİ Dağı dikkati çekmektedir.
    Eski Ahit'te (Tanah), Urartulara ait izler sayılarak, Ararat diyarı dağları ve Ararat kralı olarak geçmektedir. (İkinci Krallar 19:37, İşaya: 37:38, Yeremya 51:27)
    Bir dağ manasında Ararat'a ilk referans Yahudilerin kutsal kitabı Eski Ahit'in Tevrat kısmında (Tekvin 8:4) bulunuyor. "Yedinci ayda, ayın yedinci gününde gemi Ararat dağları üzerine oturdu" denilmektedir.

    (1881-....)


 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ağrı’da bin tavuk telef oldu...
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 22.10.05, 21:23
  2. Ağrı’da patlama: 1 çocuk öldü
    2005 Konuları bölümünde ~ Can tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 18.04.05, 18:37

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •