Her an gözümüzün önünde duran eşyaları düşünün bir kez. Sürekli etrafımızda oldukları için bir süre sonra onların orada olduklarını fark etmeyiz bile. Peki ya düşüncelerimiz ve anılarımızda öyle mi?![]()
Her an gözümüzün önünde duran eşyaları düşünün bir kez. Sürekli etrafımızda oldukları için bir süre sonra onların orada olduklarını fark etmeyiz bile. Peki ya düşüncelerimiz ve anılarımızda öyle mi?![]()
Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
örtmem
Anılarımız böyle değildir.Her an bir olay bir söz bizi geçmişe götürebilir.Onlar içimizdedir asla unutulmaz en küçük bir harekette, davranışta, sözde, hortlayabilirler.
Düşünceler süreklilik icra eder .Her an her saniye birşeyler düşünürüz gerekli gereksiz.
Buğulu bakışlarına seni seviyorum yazdım gizlice
otobuste giderken etrafta gözümüzle takip ettiğimz nesneler gibidir düşünceler...peşi sıra gelirler...gün içerisnde o kadar çok şey düşünür ki hangiisi kalır aklımızda..?..
ama anılar için bir ses, görüntü, yazı etkilidr..anılar kendini hep farkettirir..
Dünya yuvarlak.Hayat da öyle.En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın.Nerden baktığına bağlı.Nerede doğduğuna.Dogdugun yerden ne kadar uzaklaştığına bağlı.Elindeki şişede ne kadar hayat kaldığına bağlı.
“Gün olur..gelecek bir gün kalmaz artık..
Eınsteın güler uzayın bir yerinden..
Zamanlara sinekler üşüşür..
Ve seni anlamaları, insanların
Beklenti senfonisine dönüşür..”
İlhan İrem