Hep acı olmuştur gitmek bir de bunun gelmesi olmasa. Gittiğinde geriye dönüp bakma ihtimalin olmasa.
BUGÜNLERDE herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye,dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı sey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok. Bir kendisi.
Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor. Alışkanlığın verdigi rahatlık, monotonluğun doğurduğu bikkinliği yeniyor. Kalıyoruz. Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
Sayın Can Yücel ne kadar güzel yazmıştır "gitmek" diye. Ah bir de alışkanlıklar olmasa... Bugünlerde gidenler diye başladık şu an burda olduğum için forum'dan ayrılan arkadaşlarıma değineceğim uzun uzun. Hİç birini tanımam, neden ya da nasıl gittiklerini bilmem ? Peki ya onlar nedenli gitmelerinin, nasılını düşündüler mi acaba ?
Melis sana aşığım, beni her sözünle her şeklinle mutlu etmeyi başarabiliyorsun. Kimi zaman geyik, kimi zaman magazin, kimi zaman spor, kimi zaman siyaset, kimi zaman güncel kısacası Melis sen benimle herşey olabiliyorsun.
Serdar artık bu ilişki bitmeli evliliğimizi despot bir şekilde yönetmeye daha fazla devam edemezsin. Senin bu şeklini kabul edemiyorum. Daha önce olduğun herşey değişti artık. Belki mevsim belki de sen seni değiştirdin ama artık ayrılmalıyız.
Serdar ve Melis ayrılmıştır şimdi... Ama hep akıldadır yaşananlar. Güncel konular, tartışılan siyasetler ve geyikler... Herşeyden mutluluk çıkartma oyunları aşkın ve gülücükler. Nasıl unutsun ki bu genç çift yaşadıklarını. Kaç sene beraberdi onlar, kaç kez beraber ağladılar ve beraber yaşadılar duygularını...
Şimdi Serdar ve Melis birbirlerinden önce aşkı düşünmektedirler. Çünkü kaybettikleri sahip oldukları en güzel şey aşk'dı. Aşk'ın alışılmışlığı vardı ya zaten onlarda, hani şu ilk aşk, ilk duygular dediğimiz. İlk öpücük, ilk el tutuş ve ilk evlilik onlar için aşk...
Giden herkes gitmeden önce kendini düşünür. Gururuna, onuruna ve bir kelimeye yenik düşer ve gitmeyi seçer. Hatta bazen kelimeler bile yoktur. Bir bakışı, bir gülüşü değerlendir insan ve gider. Sembolik bir gidiş de olsa gitmek ister aslında hep dönmek vardır aklında. Sonra başlar kendisinden öte düşünmeye, aşkı düşünmeye, gittiği yeri, uzaklaştığı duyguyu düşünmeye....
Serdar ve Melis gibi yeni aşklar bulurlar evet ama hep akılları o yaşadıkları ilk duygularda kalır. Ah benim Melis'im, canım Serdar'ım nağmeleri süzülür yüreklerinden gizlice...
Giden arkadaşlar nasıl gittiklerini düşündüler mi ? Nedenleri elbette ki onları haklı kılıyordur. Ama tek başına nedenler gitmek için yeterli mi ? Buraya binlerce mesaj yazmış arkadaşlarımızın gidiyorum mesajlarını gördüğümde onlarla birlikte diğer arkadaşlarımın da gidiyorum yazdığını gördüm. En acısıda budur ya. Ahmet beni buraya getirdi o giderse ben de gidiyorum 1 dk durmam, ne işim var ki burda zaten gıcık oluyordum... Gibi sözler söyleriz.
Peki ya gittikten sonra ?
Serdar ve Melis gibi yeni yüzlerimiz, yeni kişiliklerimiz olur ve eskiyi anarak geri döneriz aslında hiç gitmemişizdir. Giden içimizde ki biz olmasada, giden taşırdığımız erdemlerimiz, onurumuz ve gururumuzdur. Bu sorumluluğu taşıyamıyacak kadar güçsüz isek gidelim. Onurumuz ve gururumuz bizim yaşadığımız o güzel anıların önünde ise gidelim. Sevgi, aşk, dostluk, paylaşım ve herşey içinde söylenmiş bir kaç söz bizim gitmemize sebep oluyorsa kalmaktan başka çaremiz yok diye düşünüyorum....
Sevgilerimle giden arkadaşlar...Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
Ne saçma.
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar áşık olmam ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.
Ama olsun... İstemek de güzel.
CAN YÜCEL


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





ama gidecem diyorsan ille..sen bilirsin beee
Büyük Türk Tarihi 