Gündelik Yaşamı Bozan Depresyon Gereksiz Acı ve Izdıraba Yol Açıyor
Gündelik yaşamı bozan, gereksiz acı ve ızdıraplara yol açan depresyon, her cins, yaş, ırk ve meslekteki insanların en önemli sorunlarından biri haline geldi.
Yapılan araştırmalarda kadınların erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyon geçirdiği belirtilirken, her öğretim çağında, öğretim düzeyi ne olursa olsun her insanın depresyondan etkilenebileceği, sağlıklı görünen, üretken kişilerin de buna dahil olabileceğine dikkat çekiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2020 yıllarında insanlığın sağlık sorunları içerisinde depresyon ve ruhi sorunların başı çekeceğini tahmin ediyor.
Depresyona yol açan depresif bozukluk, gündelik yaşamı bozarak gereksiz acı ve ızdıraba yol açıyor. Duyguları, aile ve arkadaşlarla ilişkiyi, işe ve yaşama bakış tarzını dramatik bir biçimde değiştiren depresif bozukluk, ihmal edilmesi durumunda evlilik, arkadaşlıklar ve mesleki kariyerin bozulmasına neden oluyor. Bütün bunlarda hayatın alt üst olmasına yetiyor. Depresyonun diğer hastalıklar gibi tıbbi bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Uzm. Psikolog Yıldız Burkovik, “Depresif bozukluk tıpkı kalp ya da mide ülseri gibi tıbbi bir durumdur. Klinik depresyon tıpkı diğer hastalıklar gibidir. Fakat kişiden kişiye de değişiklikler gösteren bir grup belirti ve bulgulardan oluşur.” diyor. Depresyonu olan çoğu hasta kendini yalnız hisseder, öyle ki bu hastalıktan dolayı acı çeken tek kişi olarak düşündüğünü belirten Burkovik, aslında klinik depresyonun oldukça yaygın bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Yapılan araştırmaların her 5 kadından 1’i ile her 10 erkekten 1’inin yaşamı boyunca bir kez depresyon geçirdiğini ortaya koyduğunu ifade eden Burkovik, “Klinik depresyon her yaş, ırk, milliyet ve meslekten kişiyi etkiler. Her öğrenim ve gelir düzeyindeki kişi de depresyondan etkilenebilir. Pek çok sağlıklı görünen ve üretken kişi de buna dahildir.” diye konuştu. Hayatı çekilmez hale getiren depresyonun umut verici yanının tedavi edilebilir bir hastalık olması olduğuna değinen ve depresyonun ilaç tedavisi ve psikoterapi metotları ile tedavi edildiğini açıklayan Burkovik, “Ancak bu hastalığın talihsiz yönü, depresyonda olan kişilerin çoğunun tıbbi yardım almayı düşünememeleri ve bunun sonucunda da büyük bir acı çekmeleridir.” diyor.
Depresyonun yaşı yok
Depresyon bebeklikten yaşlılığa kadar, hayatın her döneminde görülebiliyor. Bebeklikte hastanede yatırılan bebeklerde, anne yoksunluğuna bir tepki olarak anaklitik depresyon, delikanlılık döneminde intihar riski yüksekliği ve karmaşık belirtilerle birlikte, erişkin ve yaşlılık döneminde de, yine kendine özgü değişik belirtilerle ortaya çıkıyor. Herhangi bir zaman diliminde, depresif belirtiler gösterenlerin oranı yaklaşık yüzde 20’dir. Yapılan çalışmalar, depresyonun son yıllarda 10-20 kat arttığını gösteriyor. Depresyonda hayattan zevk alma ile ilgili beyin salgılamasının yeterli olmaması elem, keder, neşe-sevinç kaybı, uyku bozukluğu, iştah bozukluğu, yorgunluk, enerji azalması, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtileri, bu hastalığın insan bünyesi üzerinde yaptığı korkunç tahribatı açıklar niteliktedir.
Depresyon beyin ilişkisi
Depresyon bir duygulanım hastalığıdır. Kadınlarda erkeklere göre daha fazla rastlanması kadınların beyin yapısının duygusal alanlarının daha yoğun çalışması ile ilgilidir. Fransa’da yapılan bir araştırma, depresyonun kadınların şişmanlamasına yol açtığını ortaya koydu. Birçok ruhsal rahatsızlık beyinden kaynaklanır. Bu nedenle beyin işlevini anlamak ve izlemek etkin bir tedavi için önem taşımaktadır. Depresyon tedavisinde psikolojik veya sosyal boyutla birlikte biyolojik boyutun izlenmesi tedaviye dirençli durumlarda özellikle değerli ve önceliklidir. Erişkin, genç ve çocuklarda beyin işlevlerini ölçerek tedavi, psikiyatride özlenen ve hedeflenen bir amaçtır. Beyindeki biyolojik süreçlerin son ürünü olan biyoelektrik faaliyeti, CEEG, ile ölçmek mümkündür. Bu konuda çok sayıda geçerlilik, güvenirlilik çalışması yapılmıştır. Mevcut biyolojik göstergelerin içerisinde en kullanılabilir yöntemdir.
Erkeklere oranla kadınlarda iki kat fazla görülüyor
Hiç kimsenin depresyona karşı bağışıklığı bulunmuyor. Erkeklere oranla kadınlarda iki kat fazla depresyon görülüyor. Epidemiyolojik araştırmalar, bir insanın yaşamı süresince depresyon geçirme olasılığının kadınlar için yüzde 20-26, erkekler için ise yüzde 8-12 olarak gösteriyor.
Depresyonda olanların, sağlıklı kişilere göre üç kat Parkinson riski altında oldukları saptandı. ABD’de yayımlanan Neurology dergisinde yer alan araştırma raporunda, depresyonun Parkinson hastalığının ilk işareti olabileceği belirtildi. Alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı ve diğer madde bağımlılıkları gibi insan sağlığını tehdit eden unsurlar, depresyonun en büyük nedenleri arasında sayılıyor. Tedavi edilmemiş depresyon, intihar nedenleri arasında da ilk sırada yer alıyor.
Depresyonun belirtileri
• Sürekli olarak üzgün ya da “boş” hissetme.
• Umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk ya da değersizlik duyguları.
• Halsizlik ya da günlük işlere karşı ilgisizlik.
• İştah ve uyku düzeninde bozulma, cinsel istekte azalma.
• Sinirlilik, kolayca ağlama, kaygı ve korkular.
• Konsantrasyonda azalma, unutkanlık ve karar vermekte güçlük.
• İntihar düşünceleri, intihar planı ya da girişimi.
• Uzun süreli, tedaviye yanıt vermeyen bedensel şikayetler, ağrılar.
Uzm. Psk. Yıldız Burkovik
kaynak