• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    CAZİBE YASASI-(parapsikolojik bir yaklaşım) ÖNEMLİ!!!

    ŞU gazete başlığı, sözünü edeceğimiz evrensel yasayı çok net biçimde anlatıyor: “Yıldırım kurbanı, en çok korktuğu şey tarafından öldürüldü.” Bu yasa, en sade biçimde söylersek, benzerin benzeri çektiğini ifade eden Cazibe (Sempatizasyon) Yasası’dır. Onun işleyişini her gün görürüz; lavaboya bir tane kirli tabak koyun, ona hemen on tane daha kirli tabak katılacaktır, köşeye bir parça kağıt atın, o köşe kısa bir zaman içinde atılan kağıtlarla dolacaktır. Hepimiz, belirli bir derecede bunun farkındayız. Farkında olmadığımız şey ise, onun evrensel bir yasa olması sebebiyle, her yerde geçerli olmasıdır, düşüncelerimizde bile.


    Metafizik gruplar içinde, düşüncelerinizin realitenizi yarattığı fikri çok sık duyulur. Bu durumda, “Eğer düşüncelerim benim realitemi yaratıyorsa, benim realitem niçin her zaman tam olarak benim isteğim gibi değil?” sorusu ortaya çıkar. Hesaba katılmayan şey, Cazibe Yasası’dır. Çünki ben ne zaman istemediğim şeyin düşüncesini yayarsam, Cazibe Yasası vasıtasıyla istemediğim şeyi üstüme çekerim. Böylece, ben ne zaman olmasını istemediğim bir şey için endişelenirsem, o şeyi tam olarak üzerime çekerim. Demek ki, gazete manşetinde sözü edilen adam, yıldırım çarpması endişesi ve korkusuyla, korktuğu olayı üstüne çekmiştir.


    Biz negatife odaklanma eğiliminde olan bir toplumda yaşıyoruz. Görsel ve yazılı medyamızın zamanının ve yerinin çok az bir yüzdesi pozitif, titreşimi yükseltici olaylara ayrılmıştır. Büyük bir bölümü, negatif olaylara odaklanır. Böylece bize, negatif düşünceleri teşvik etmemiz öğretilmiştir, hatta bize onun “pratik” olduğu bile söylenmiştir. Öyleyse biz ne zaman istediğimiz bir şey düşünsek, bunu sıklıkla izleyen düşünceler, istediğimiz şeye niçin sahip olamadığımızın sebepleridirler. Eğer kendimize “Ben piyangoyu kazanmak istiyorum.” dersek, bunu derhal, “Bu imkansız, kazanma oranı çok düşük.” gibi düşünceler takip eder.

    Böylece, bir düşünce bir diğerini iptal eder. Eğer Protestan çalışma ahlakına göre düşünürsek; yaşam zordur ve ancak çok gayret gösterip çalışırsak hayatta kalırız; bu düşünce daha sonra deneyimimiz haline gelecektir. Bu şekilde, her an içinde yarattığımızı ve yaratmadığımızı görmeye başlarız, çünki zihinlerimiz asla sakin ve sessiz değildir. Eğer yaşamlarımız devamlı olarak her an her şeyin olabildiği halde ise, bunun sebebi, düşüncelerimizin devamlı olarak her an her şey hakkında olmasıdır. Buna bir de bizim dışımızdaki tesirleri ekleyeceğiz. Diğer insanlar ve onların bizim düşüncelerimiz üstündeki etkileri nelerdir?


    Bizler, her biri kendi düşünce süreçleriyle kendi gerçekliklerini (realitelerini) yaratan diğer varlıklar tarafından çevrelenmişizdir. Çevremizdekilerle doğrudan doğruya, karşılıklı olarak etkileşiriz ve kitle iletişim araçlarıyla da daha çok sayıdaki diğerleriyle etkileşiriz. Bizler, karşılıklı olarak birbirimizi etkileyerek diğerlerinin düşüncelerine tesir ederiz, yani bireyin düşünme süreci kültürel bir süreç birikiminin sonucudur. Doğduğumuz andan itibaren tesir altında kalmışızdır. Hatta bazı araştırmacılara göre, diğer insanların düşünceleri yoluyla doğmadan önce bile tesir altında kalmışızdır. Böylece bizler, bize yakın olan biriyle sonradan paylaştığımız yaratıcı bir düşünceye sahip olabiliriz; daha sonra da ikimiz birlikte bu düşünceyi deneyebilir ve geliştirebiliriz. Sonra her birimiz bu gelişmeyi birkaç başka kimseyle paylaşırız. Bu düşünceyle yaratılan realite derhal yüzlerce insanın tesiri altında kalır. Bu durumda, yarattığımız realitenin imajine ettiğimiz orijinaline hiç benzememesine şaşmamak gerek.





    Bu tartışmadan iki önemli nokta ortaya çıkmaktadır. Birincisi, dikkatimizi istemediğimiz bir şeyden uzaklaştırmaya ihtiyaç duyarız. İstemediğimiz bir şeyi düşünmenin, onu çektiğini hatırlayın. İkincisi, eğer realitemizin istediğimiz şeyle daha fazla aynı çizgide olmasını istiyorsak, o zaman düşüncelerimizi paylaştığımız kimseler hakkında dikkatli olmamız gerekmektedir.

    James WESTLY

  2. #2
    vampirpenguen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-10-2004
    Mesajlar
    2,362
    Karizma Gücü
    8
    Saol güzel bir yazı olmuş teşekkürler bu tip bir yazıyı ve düşünceyi daha önceden bilgi sahibi olmuştum.Dikkat etmeye çalışıyorum etrafta o kadar negatif bir ortam var ki güne güzel başlıyorum zaaflarıma ait bir negatif tesir medya veya insandan duyunca zaman zaman otokontrolu aşıp ister istemez düşünüyorum ve bile bile ladese doğru gidiyorum.Bazen etfrafınızdaki insanlara bu kuralın farkında olmayan insanlar olduğunda size korkularını,endişelerini bir bir yüklemeye çalışıyorlar kendi zanlarınca birde karşınızdaki sevdiğiniz biri olduğu zaman o zamanda ikilemde kalıyorsunuz.Anlatsanız bunu kabul etmiyor.(Kaldı ki kimimiz tam idrakıyla hayata uyguluyor orası tartışılır) İki arada bir derede kalıyorsunuz.Sölesiniz egonuz devreye giriyor eleştirmiş oluyorsunuz karşınızdaki o konuda pek olgun bir kişi değilse o yanını siz açığa vurduğunuzdatepki veriyor.Dengede götürmek bu işi bazı insanlarda zor iş.Kaldı ki şahsım adına ne kadar uyguluyor şüpheliyken.Neyse kafanızı fazla ağrıtmıyım.Bu tip konularda yazmak hoşuma gidiyor.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. KÜltÜr Ve Tabİat Varliklarini Koruma Yasasi
    2006 Konuları bölümünde Mustafa tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 26.03.06, 05:01
  2. Kredİ Kartlari Yasasi Çikti
    2006 Konuları bölümünde mertap tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 24.02.06, 14:11

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •