ERMENİ ZULMÜ-ANILAR
ANLATAN: HAKKI GÖZÜTOK
DOĞUM TARİHÎ: 1896
ERDOŞMUŞ KÖYÜ/OLTU/ERZURUM
1918 yılının Nisanında milli mücadeleye Penek'te iştirak ettim. Erzurum'lu yüzbaşı Cemal Dadaş’ın (22) bölüğünde topçu eriydim. Halit Paşa gelip topları kontrol ettikten sonra Gosor'a hareket ettik. Burada birkaç gün talim yaptıktan sonra topları birbirine bağlayıp öküzlere çektirerek, Karıncadüzü'ne indik. Oradan da Avindere (Göle) ye çıktık. Yüzbaşı, düşmanın Kaymak dağından aşarak Peneğin köprüyü kesmiş bulunduğunu ve bizim oradaki kuvvetlerimizin bozulduğunu söyledi. Öküzleri arabalardan açtık, tekrar Gosor'a döndük. Ordu bozulmuş ve çevrenin halkı hep oraya toplanmıştı. O gece birbirimize tutunarak Gosor suyunu geçtik. Bardız gediğine indiğimizde sabah oldu. Halit Paşa ile birleştik. Halit Paşa, topların bırakılmasına çok kızdı. Bizi tekrar düzene soktular. Ben 29. alay 3. tabura düştüm. 29. alayın I. taburu Bardız'ın Köroğlu köyünü, 2. taburu Bardız'ı, 3. tabur da Bardız gediğini, 8. alay Tuzla'yı tuttu. Böylece yeniden cephe kurmuş olduk. Halit Paşa 2. taburun tekrar Bardız gediğine, 3. tabur da Pasgot dağının üstündeki düşmana karşı şevketti. Taarruz ederek buralardaki Ermenileri bozduk, Gosor boğazına kadar sürdük. Bir hafta sonra, Halit Paşa bize taarruz emrini verdi. Yine Ermeniler bozuldular, Korkuluk köyüne kadar sürdük. Burada pusu kurduk. Ormanlık bir yer olduğu için, düşman geri çekildiğimizi sanarak mevzimize girince çember içine aldık. Binbeşyüz Ermeni öldürüldü. Kurtulanlar ise Ersine yaylasına doğru kaçtılar. Peşlerini takip ederek sabaha karşı Ersine yaylasında önlerini kestik. Ama düşman çemberden kurtuldu ve Allahüekber dağlarına doğru kaçmaya başladılar. Dağların bir gediğinde düşmana yetiştik. Sicim gibi yağmurun altında düşmanla çarpıştık. Gece karanlığından faydalanan düşman kaçtı. Biz o geceyi orada geçirdik. Sabah olunca Başköy, Verişan ve Kâfirhanlı köylerini kurtardık.
Bir sabah, Halit Paşa gelip tabur komutanına Kekeş köyünü keşfettirmesini emretti. Tabur komutanı bu iş için Osman, Feyyaz ve beni görevlendirdi. Tüfeklerin kayışlarını boynumuza takıp sürünerek köye yaklaştık. Fakat birşey göremedik. Feyyaz sağdan, ben soldan ilerlerken Osman da bizi kollayacaktı. Meğer Halit Paşa da bizi gözetliyormuş. Ben bu şekilde ilerleyerek bir evin kapısını açtım ki, içerisi cesetlerle dolu idi. Geri dönüp Halit Paşa'ya haber verdim. Halit Paşa, «Gördüklerini arkadaşlarına anlat» dedi. Ben de yüksek bir yere çıkıp anlattım. Halit Paşa : «Görüyorsunuz ki düşman dindaşlarınızı, kardeşlerinizi kırmış. Eğer onlar gibi boşuna ölmek istemiyorsanız, namusunuzu, vatanınızı korumak istiyorsanız, düşmanın önünden kaçmayınız!» dedi. Bu konuşma hepimize dokundu. Sonra Kars'ın bir köyüne taarruz ettik. Bu köyde süngü muharebesi yaptık. Süngü şakırtıları, haykırmalar ve feryatlar göklere yükseliyordu. Ermeniler daha fazla tutunamayıp kaçtılar. Beştepeler mıntıkasına gelince, düşman bizim taburu topa tuttu. Siperlere sığındık, gece olunca geri çekildik. Burada birkaç şehit verdik. Sabah olunca Bezirgan geçidini tuttuk. Halit Paşa'nın emri ile Zellece köyünde bulunan ikinci tabura yardıma gittik. Orada da düşman tutunamadı. Geri çekilip Baykara köyünde iki gün istirahat ettik. İki gün sonra tekrar harekete geçtik. Kırk süvari ile gündüz pusu kurup gece yol aldık. Hareketimizin dördüncü günü Küçükyahni tabyasının dibine geldik. Halit Paşa 3. tabur kumandanına tabyayı muhakkak ele geçirmesini emretti. 1. tabur Küçükyahni'nin sağından, 2. tabur solundan, biz de (3. tabur) merkezden ikişer adım araIıklarla süngü takıp dağa doğru tırmanmaya başladık. Üç saatte tabyayı elimize geçirdik. Tabyayı aldık ama, sekizyüz mevcutlu bizim tabur altmış kişiye düştü. Yüzlerce arkadaşımız şehit düştü. 1. tabur tren hattının raylarını söktü. Böylece düşmanın trenle asker naklini önlemiş olduk.
Sabah olunca, alayımız tekrar silâh kuşandı. Artık hedefimiz Kars'tı, iki kol halinde tekrar süngü hücumuna geçtik. Şimdiye kadar yaptığımız en çetin muharebe burada başladı. «Allah Allah» sesleri ile düşmana saldırdık. Ortalık ölü ve yaralılarla doldu. Ermeniler neye uğradıklarını şaşırdılar. Heyecanla, hırsla binlerce masum insanın aşkına vuruyorduk. Bu muharebede sekizyüz esir aldık, çok sayıda da vahşetten gözleri kararmış Ermeniyi öldürdük.
Esirleri Sarıkamış'a gönderdiler. Ele geçen silâh ve giyecekler askerlere dağıtıldı. İki gün Kars'ta dinlendik. Sonra Gümrü'ye hareket emrini verdiler. Bir saatte Kızılçakçak'ı ele geçirdik. Gümrü'ye yaklaştığımızda Halit Paşa haber gönderip teslim olmalarını istedi. Bu teklife olumlu cevap verdiler. Bu şehri harpsiz olarak teslim aldık.
Ben de dahil seksen kişi keşif için ayırdılar. Bir Ermeni köyüne yaklaştığımızda teslim bayrağını çektiler ve barış yemeği olarak ekmek ile tuz getirdiler. Biz de köye girmeyip kenarından geçtik. Toparlı köyü de kendiliğinden teslim oldu. Ermeniler, Derbend'de bizim keşif kolundaki askerlerimizi pusuya düşürüp öldürmüşler. Akkilise'nin düzünde Ermenilere yetiştik. Amansız bir mücadele başladı. Çok sayıda ölü vererek kaçtılar. Artık Ermenilerin savaşacak gücü kalmamıştı. Antlaşma yapılınca biz de geri çekildik
Kaynak: akintarih.com


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
ğer mermilerimizi bitirirsek topların namlularını bir dereye atarız. Başka çaremiz yok» diyordu. Bu şartlar altında bozulduk ve geri çekilmeye başladık. Günlerce yemek yüzü görmemiştik. Bir ikindi vakti kazanlarla yemek pişirdiler. Fakat yemeye vaktimiz olmadı. Yemekleri yere dökerek silâhbaşı ettik. Doğudan top ve tüfek sesleri geliyordu. Meğer, birinci Kuva-yı Seferiye (23) bize imdada gelmiş. Biz de gece yürüyüp gündüz pusu kurarak, gelen orduya yetiştik. Düşman çok kalabalıktı, üstün silâhla bize saldırdı. Çok şehit verdik. Bizim ordu bozuldu. Yirmi sekiz gün dağlarda aç kaldık. Karasu'ya yakın bir Ermeni köyüne girdik. Ermeniler kaçmışlardı. Köyde ne bulduysak yedik. Van'a kadar çekildik. Van gölünün kuzeyini Ruslar almışlardı. 36. fırka da Tatvan'a gelmişti. Buralarda günlerce hatta haftalarca aç kaldık. Üstümüz başımız bit, kir içinde idi. Orada bize sıcak yemek verdiler, adetâ bayram ettik.
acı Ağaların İlyas kazadan geldi. Ruslarla aramız açılmış, bugün yarın harp başlar» dedi. Evde herkesi üzüntü aldı. Ablam sofrayı koydu ama hiç kimse birşey yemedi. Beşinci ağabeyim bizden çok üzülüyordu. Yeni evlendirmiştik, karısını bir ay önce getirmiştik. Ahmet ağabeyim ise bekârdı.
akın kardeşlerim, vatandaşlarım, düşmanın sınırlarımıza yaklaştığını duymuşsunuzdur. Bu vatanı kurtarmak bizlerin vazifesidir. Ben buraya eli silâh tutan kardeşlerimi cepheye götürmeye geldim. Şimdi herkes hazırlığını yapsın, iki saat sonra hareket edeceğiz.»