Boşluk Duygusu ve Anlam Arayışı�
Belirli bir amacımız yoksa ya da herhangi bir işten tatmin olmamışsak, boşluk duyarız! Boşluk duyduğumuz anlar ne kadar geçici olursa olsun, bu boşluğu doldurmak isteriz !Bu bomboş içsel duygudan kurtulmak, görmek istemediklerimizi görmemek ya da hissetmek istemediklerimizi hissetmemek için alkol vb çarelere başvururuz! Bu çare gibi görünen başvuru kaynakları, boşluk sorunumuzu çözmek yerine sorunlarımıza yeni bir sorun eklerler! Bunun adı bağımlılıktır!
İç boşluğumuzu doldurmak için başka yollara da başvururuz! Görünüşümüzü ya da çevremizin görünüşünü değiştiririz, yeni giysiler alır ya da evimizi türlü eşyalarla doldururuz!Tüketim arada bir başvurduğumuz bir zevk alma aracı olmaktan çıkıp da, yaşamımızdaki anlam boşluğunun yerini doldurmaya başladığı zaman, düşünce ve davranışlarımızı gözden geçirme vaktimiz gelmiş demektir!
Hangi konumda bulunursak bulunalım, gelir düzeyimiz ne olursa olsun hepimiz zaman zaman hayatımızda bir boşluk hissederiz! Bazılarımızda geçici, bazılarımızda ise kökleşmiş bir boşluk duygusu oluşmaya başlar! Ve çeşitli yollarla bu boşluğu doldurmaya çalışırız! Bu boşluk bazılarımız için çok faydalı olabilir! Bir arayış başlar; anlam arayışı! Bu sebeple bazılarımız dini ve felsefi akımlara kapılır, bazılarımız kulüp ve derneklere üye olur, bazılarımız yeni bir aşka kapılır, bazılarımız geliştirici ya da ruhsal kitaplar okur, bazılarımız eğitim ve seminerlere katılır�aradan belirli bir süre geçtikten sonra bazılarımızın boşluğu daha da derinleşir, bazılarımız hayal kırıklığına uğrar, bazılarımız ise inanılmaz değişimler yaşar�
Zihinsel Güç İstasyonları�
Biz mi düşünceleri yönlendiriyoruz, yoksa düşünceler mi bizi yönlendiriyor? Biz mi beynimizi yönetiyoruz, yoksa beynimiz mi bizi yönetiyor? Biz mi inançlarımıza güç veriyoruz, yoksa inançlarımız mı bize güç veriyor? Biz davranışlarımıza hakimiz, yoksa davranışlarımız mı bize hakim? Biz mi alışkanlıklarımızı oluşturuyoruz, yoksa alışkanlıklar mı bizi oluşturuyor?
Kendimiz ve bizi çevreleyen dünya hakkında inandıklarımız kendi yaşamımızda ortaya çıkar! Şu ya da bu nedenle önemsiz olduğumuza inanmışsak, hayatımızı önemsiz biri gibi yaşamakla kalmaz, başkalarının da bizi önemsememesini, saygı göstermemesini sağlarız! Belki çocukluğumuzda bize yeterli önemli gösterilmemiştir, belki de arzu ve duygularımıza özen göstermeyen kişilerle yaşıyoruz! Bu inançlarımız ne kadar zaman önce oluşmuş olursa olsun, değiştirmek için bir şeyler yapmazsak son günümüze kadar değişmez!
Aklımızdan geçen her düşünce, yaşamda öğrendiğimiz her şey ve her deneyim bilinçaltımızda depolanır! Değersiz olduğumuza inanıyorsak, dünyayı �Ben değersizim� diyen bir bilinç filtresinden görürüz! Biri bizi bekletirse nedenini biliriz: Çünkü �ben değersizim� diye düşüncesine ve inancına sahibizdir! Arkadaşlarımız belki trafikte sıkışmıştır (özellikle İstanbul�da yaşıyorsak J)! Ama bu aklımıza bile gelmez çok zaman! Biri yaptığımız işi överse inanmayız! Değersiz olduğumuzu biliyoruz ya, bizi öven ya aptalın biridir, ya bizden bir şey umuyor ya da içten değildir! Başka bir deyişle, tüm yaşam deneyimlerimiz inançlarımızın filtresinden geçer! Gelen bilgi inançlarımıza uyuyorsa inançlarımız güçlenir, uymuyorsa bu deneyimi doğru olarak kabul etmeyiz! Bu da demek olur ki, eğer olumsuz inançlarımız varsa, bu olumsuzluğu olumlu deneyimlerle dengeleme imkanını kendimize tanımayız! Çünkü bilinçaltımızdaki olumsuz inançlarımız bunu yapmamıza izain vermeyecektir!
Bilinçaltımız anılarımıza, inançlarımıza, duygularımıza ve otomatik fiziksel tepkilerimize ev sahipliği yapar! Bizi yöneten, ne kadar mutlu ve başarılı olduğumuzu belirleyen bilinçaltımızdır! Normal akışa bırakırsak zihnimizin bilinçaltı seviyelerini etkileyemeyiz, ama bunu yapma hiç de zor değildir!


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla