Mayıs ayının ilk haftasında başlayan dövizdeki hareketlenme mini krizin habercisi gibiydi. Siyasi arenada yükselen tansiyon, Danıştay’a düzenlenen kanlı saldırı, uluslar arası borsalardaki çalkantı bir anda felaket senaryoları üretilmesine neden oldu.
Uzun süredir, kara haberleri elinin tersi ile iten piyasalarda rüzgar tersine döndü, artık olumlu haberler güme gitmeye başladı. Her şey kötü tarafından algılanır oldu.
Dolar uzun süredir dinlendiği için hayli enerjikti. Nitekim bu enerjisi ve yılların birikimi ile basamakları hızlı hızlı çıkıp, 1.55 YTL seviyesine oturuverdi. Herkes “Merkez Bankası nerede kaldı, niye müdahalede gecikiyor?” diye birbirine sormaya başladı. Ancak hiç kimse bu dalgalanmadan ekonomi yönetiminin memnun kaldığını görmek istemedi. Hükümet kanadından panik şeklinde herhangi bir açıklama yapılmadı. Maliye Bakanı da Hazine’den Sorumlu Bakan da çıkıp sadece “Dalgalı kur rejiminde döviz iner de çıkar da, işin doğası bu. Mekanizma çok güzel çalışıyor” diyerek kendilerinden oldukça emin bir görüntü sergilediler.
Taa ki Abdüllatif Şener çıkıp da “TMSF döviz satmıyor” diyene kadar.
Şener’in açıklaması ilginçti. Hadi Merkez Bankası cephanesini bitirmemek ve hakikaten kötü günler için döviz satmıyor, piyasaya müdahale etmiyordu. Varsın piyasa TMSF’nin Merkez Bankası’nın rolünü üstlendiğini düşünsün, bu bulunmaz fırsat değil miydi? Doların ateşini düşürecek hikaye kendiliğinden ortaya çıkmamış mıydı. Eğer doların seviyesi ekonomi yönetimini rahatsız ediyor olsaydı, Abdüllatif Şener de çıkıp TMSF’nin dolar satışını yalanlama yoluna gitmezdi. TMSF Başkanı Ertürk’ün açıklamalarından öğreniyoruz ki TMSF, 400 milyon dolarlık satış yapmış…
Açıklama her şey olduktan bittikten sonra yapıldı.
Dolayısıyla piyasanın ateşini düşürecek bir etki yaratmadı. Tam tersine 400 milyon dolar enjekte edilmiş ancak piyasaya aç kurtlar gibi saldırmış yeşil dolarlar kapanın elinde kalmış gibi algılandı.
AB müzakere süreci büyük risk
Demek ki ekonomi yönetimi 1.50 YTL’nin üzerindeki dolardan, 2 YTL sınırında dolayan euro’dan hiç de şikayetçi değil. Sistemin kendine burada yeni bir denge bulmasından yana…
Hesapların buna göre yapılmasında fayda var. Döviz mevsimsel etki ile bir miktar gerileyebilir, ama bu çok keskin olmaz. Tabii AB müzakere süreci ile ilgili gelen olumsuz haberleri de kesinlikle gözden kaçırmamak gerekiyor. AB ile ilişkilerde sanki bir pürüz kapıda gibi görünüyor.
Aman dikkat!
Bu türbülansta ağır yara alan İMKB’de de bir hayli kan döküldü.
35 binleri deneyen İMKB’nin olumsuzluk devam etseydi, ilk yükseliş kanalı olan 31 bin puanlara kadar geri çekilme ihtimali vardı. Şimdilik o risk ortadan kalkmış görünüyor.
Kendine 35-36 bin seviyesinde güçlü bir destek yapan İMKB’nin yeniden 40 bini test etme gücü var.
Ancak bu AB müzakere süreci ile ilgili gelişmelere ve Fransa’nın başı çektiği Türkiye aleyhtarlarının kazanımlarına göre oynaklık gösterebilir.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla