YAŞAR ERDİNÇ: MERKEZ BANKASI NİSAN AYINDAKİ HATAYI TEKRARLAMAMALI

Merkez Bankası'nın elindeki önemli fırsat, şu sıralar yaşanan spazmın başarılı şekilde yönetilmesi ve krize dönüşmesinin önlenmesidir. Spazmlar daha önce de yaşandı, hataların tekrarlanmaması lazım

Bir ülkede fiyat istikrarını korumak Merkez Bankaları'nın görevidir. Eğer yatırımcı fiyat istkrarsızlığının artığını görürse, parasının fiyatını (yani faizi) artırır. İlk anda nominal faizler artar. Enflasyonun yapısal olarak yükseliş trendine girdiğini görürse reel faizlerin de arttığını görürüz. Enflasyon beklentileri artmaya başlarsa ipin ucu kaçabilir. Merkez Bankası nisan enflasyonu sonrasında 'mevsimliktir' diyerek yaptığı hatayı tekrar yapmamalıdır. Aradan geçen zaman göstermiştir ki, Merkez Bankası enflasyonu yanlış tahmin etmiştir. Eğer etmemiş olsaydı bir önceki toplantıda faizleri indirmezdi.

BAŞIBOŞ BIRAKILMAMALI

Şu ana kadar olan oldu. Şartlar şu ana kadar olumsuz gelişse bile, Merkez Bankası'nın (MB) elinde önemli bir fırsat var. Bu fırsat şu sıralar yaşanan spazmın başarılı şekilde yönetilmesi ve krize dönüşmesinin önelnemsidir. MB piyasaları, enflasyon hedefleri konusundaki kararlılığına inandırmalı ve kredibilitesini yeniden kazanmalıdır. Hükümet üyelerinin hiçbirinden para politikasının ne olacağına veya ne yapılacağına ilişkin açıklama, yorum veya analiz gelmemelidir. Bu ay yapılacak olan Para Kurulu toplanmadan önce hemen bugün, Merkez Bankası'ndan enflasyon konusuna ilişkin iyi hazırlanmış ve iyi çalışılmış bir açıklama gelmelidir. Aksi halde piyasalar kendi beklentilerine göre aşırı reaksiyon içeren hareketlere devam eder. Bunun adı da volatilitedir ve volatilitenin artması eşittir istikrarsızlığın artmasıdır.

Sonuç olarak Merkez Bankası piyasaları başıboş bırakmamalıdır. Yapılacak ilk açıklamada enflasyonun yapısal durumu verilmeli; bundan sonraki olası seyrine ilişkin Merkez Bankası'nın görüşü açıklanmalı ve para politikası bağlamında, izlenecek yol hakkında net sinyaller gönderilmelidir. Bu açıklamalar eğer geniş çaplı bir basın toplantısıyla yapılır ve televizyonlardan canlı yayınlanırsa etkisi daha güçlü olur. Şu an Merkez Bankası'nın elindeki tek silah faiz silahıdır ve bunu kullanmasa bile kullanabileceğine ilişkin güçlü sinyaller verilmelidir. Eğer piyasada volatilite yüksekse ve makro dengeleri bozma olasılığı artmışsa, Merkez Bankası gerektiğinde faizleri 35-40 veya 50 baz puan artırmaktan çekinmeyeceğini söylemelidir. Eğer enflasyon oranları, tahminlerinize göre 1 puanlık sapma göstermişse, faizleri 1 puan bile artırabileceğini söylemenin bir sakıncası yoktur. Yani Merkez MB yağmasa bile gürlemelidir.

Yapılacak en büyük hata ise; son gelişmeleri hafife almak ve basit bir yazılı açıklama ile geçiştirmektir. Bu yazılı açıklamada 'korkulacak bir durum yok, biz orta vadeli hedefe odaklandık, 2007 yılı itibariyle enflasyon hedefleri tutturulacaktır, makro dengelerde bozulma yok...' gibi muğlak ifadeler içermemelidir. ABD Merkez Bankası FED'in açıklamasında olduğu gibi 'Biz ne yapacağımızı bilmiyoruz, veriler gelsin bakarız, sonra karar veririz' gibi Bernanke tarzı bir açıklama yapılırsa, Bernanke beyefendi, nasıl dünya piyaslarını türbülansa sokmuşsa ve ABD'de her yeni veri açıklandığında piyasalar kendine göre yorumlayıp pozisyon almaya başlamış ve tüm dünya hop oturup, hop kalkıyorsa, doların diğer paralara karşı değerindeki volatilitesi artmışsa, aynı olayları yerel bazda Türkiye'de yaşarız.

HATALARDAN DERS ALMAK

Merkez Bankası'nın bir kurum hafızası vardır. Bu kurum, bu tür spazmaları daha önce de çok yaşadı. Şu an cesaretli adımlara ihtiyaç var. Piyasalar büyük olasılıkla bu adımların gelip gelmediğini görmek üzere bir süre bekleyecektir. Ama bu süre uzun değildir. Pasif ve kararsız tutum izlenirse, ülkeye maliyeti çok ağır olur. Eğer 'örnek var mı?' Diye soracak olursanız 2002 yılındaki Brezilya örneği hemen mercek altına alınmalıdır. 2002 yılında enflasyon hedefinin nasıl yüzde 3.5 olarak hedeflenip yüzde 12.5 gerçekleştiğini incelemeliler. Ayrıca O sıralarda 1 doların 2.25 Real (Brezilya para birimi) seviyesinden 3.75'e kadar çıktığını (yüzde 80 artış) analiz etmeliler. 2002'de Brezilya krizi sırasında faizlerin kaça geldiğini, bankacılık sisteminin nasıl büyük zararlar yazdığını, ekonomik büyümenin nasıl tepe taplak olduğunu görmeliler.

YABANCI FİL HAFIZALI

Bu sene açık enflasyon hedeflemesine geçmenin ne büyük bir hata olduğunu, makro ekonominin ayaklarında oluşan dengesizliklerin kur ve faiz tarafından nasıl dengeye getirileceğini ve bunun acılı olacağını defalarca yazdık. Büyümenin sağlıksız olduğunu ve başkasının parasıyla sefa sürdüğümüzü, adamlar paralarını çekmeye başladıklarında, apışıp kalacağımızı yazdığımızda 'finase edildiği sürece cari açık sorun değildir, Türkiye parlayan yıldızdır, sizi gidi kriz tellalları' dediler.

Son sözümüz, daha önce defalarca yazdığımız cümledir; 'yabancı para kuzunun kalbine, filin beynine ve ceylanın bacaklarına sahiptir'. Bakınız yabancılar sizin Avrupan'nın parlayan yıldızı olduğunuz gerçeğini nasıl hemen unutup, ceylan kadar hızlı kaçabiliyorlar. Çünkü filin beynine sahipler ve hemen unuturlar. Piyasalardaki olası hareketleri yarınki yazımda ele alacağım.


-Yaşar Erdinç,Akşam Gazetesi-