• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    TFOSİL <span style='color: #FF0000'>topal_solucan</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-01-2005
    Mesajlar
    2,758
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Günümüzde Cihad Nasıl Yapılmalıdır? Cihad Hakkında Üç Soru Üç Cevap

    Günümüzde Cihad Nasıl Yapılmalıdır? Cihad Hakkında Üç Soru Üç Cevap

    --------------------------------------------------------------------------------

    Günümüzde cihad nasıl yapılmalıdır?
    İnsan, sosyal bir varlıktır; yaratılıştan medenidir. Şahsi hayatını, ancak toplum hayatıyla devam ettirebilir. Yediği ekmekte, giydiği elbisede nice insanların emeği vardır. (1) Bundan dolayı insan, topluma şükran borçludur. Herbir fert, topluma yararlı çalışmalar yapmak zorundadır.
    Her insanın mahiyetinde, bitmez tükenmez arzular, kin, intikam gibi duygular olduğundan, tarihin hemen her devrinde toplumda bir takım sıkıntılar yaşanmıştır. Aklı başında olan insanlar, kötü duyguların mahkumu kimselerle mücadele ettiğinde, o toplum bir huzur toplumu olmuş, mücadeleyi terk ettiğinde, toplum bozulmuştur.
    Kur'an’da Yahudilerin Allah'ın lanetine uğradıkları anlatılırken, şu özellikleri nazara verilir:
    "... Bunun sebebi; isyan etmeleri ve haddi aşmalarıdır. Onlar, birbirlerini yaptıkları fenalıklardan alıkoymazlardı..."(Maide Sûresi,78-79).
    Yahudilerin başına gelenin, ümmet-i Muhammed'in de başına gelmemesi için, Resulullah pek çok uyarılarda bulunur. Mesela:
    " Sizden her kim bir kötülük görürse, eğer gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse, diliyle düzeltsin. Onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir." (2)
    Mesela, TV yayınlarının kontrolünde devlet eldir. Programları tenkit eden yazarlar birer dildir. Fakat, el durumunda olanlar, sadece dil mertebesinde kalıyorlarsa, vazifelerini yapmıyorlar demektir. Konuşması lazım gelenler, sadece kalben buğz etmekle yetiniyorlarsa, imanın en zayıf mertebesindedirler anlamındadır. Şu hadis, bu noktada bize yol gösterir:
    Bir gün Resulullah, etrafındakilere şöyle der: "Sizden birisi kendini küçük düşürmesin!" Bunun üzerine "Ya Resulullah, derler. Bizden biri kendini nasıl küçük düşürür?" Resulullah şöyle cevap verir: "Kötü bir durum görür. Orada Allah için bir söz söylemesi lazımdır. Fakat o, bir şey demez. Allah ona kıyamet günü "şöyle şöyle demene engel olan neydi ?" der. O kimse, "insanlardan korktum" deyince, Cenab-ı Hak buyurur: "Asıl benden korkman gerekmez miydi ?" (3)
    "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" şeklindeki bir düşünce, İslami olamaz. Müslüman, toplumda meydana gelen olaylara ilgisiz kalamaz. Bu konuda Hz. Ebu Bekir'in şu ikazı, son derece anlamlıdır:
    "Ey insanlar ! Sizler, "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz hidayette olduktan sonra, başkasının dalaleti size zarar, vermez" (Maide Sûresi,105) ayetini yanlış anlıyorsunuz. Biz Resululah'ın şöyle dediğini duyduk: "İnsanlar kötülüğü görüp de, onu değiştirmeye çalışmazlarsa, Allah'ın onlara umumi bir bela vermesi yakındır." (4)
    Resulullah'ın şu ifadesi de, kâmil müminin kötülüklere karşı tavrını belirlemektedir:
    " Cihadın en efdali, zalim sultanın yanında, hak sözü söylemektir." (5)
    Ancak, şu hususun bilinmesinde yarar vardır: " Her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu demek, doğru değildir." Mesela, İslam'ın Mekke döneminde müslümanlara şu İlahi hatırlatma yapılır:
    " Onların Allah'tan başka taptıkları şeylere sövmeyin ki, onlar da bir ilme dayanmaksızın haddi aşarak Allah'a sövmesinler..." (En'am Sûresi,108) Saldıran bir yılana karşı yapılması gerekenle, uyuyan bir yılana karşı yapılması gereken birbirine karıştırılmamalıdır. Fevri hareketler, kahramanlıktan ziyade, duygusallık alametidir.
    Toplumdaki kötülerle iyilerin mücadelesini Resulullah (asm.), aynı gemide yer alan iki grup yolcu temsiliyle anlatır. Bir grup yolcu geminin güvertesinde, diğer grup yolcular ise, geminin alt katındadır. Alt kattakiler güvertedekilerden su isterler. Üstekiler ise, ne su verirler ne de onların su almak için yukarı çıkmasına müsaade ederler. Bunun üzerine, alt kattakiler, su elde etmek niyetiyle gemiyi delmeye başlarlar. Üsttekiler, buna engel olurlarsa hepsi kurtulacaklar; onları kendi hallerine bırakırlarsa, beraber boğulacaklardır. (7)
    İşte toplum o gemidir. Tarihin her devrinde bu gemiyi batırmak isteyenler olmuştur. Günümüzde de, yaşadığımız toplum gemisini batırmaya çalışanlar az değildir. Bu menfi çalışanlara mukabil, müspet cephede yer alanlar, görevlerini yapmak zorundadırlar.
    Kaynaklar:
    1-Bkz. İbnu Haldun, s.41 - 42
    2-Tirmizi, Fiten, 11; İbnu Mace, Fiten, 20; Ebu Davud, Salat, 242
    3-İbnu Mace, Fiten, 20
    4-İbnu Mace, Fiten,20; Ebu Davud, Melahim,17; Tirmizi, Fiten, 8
    5-Ebu Davud, Melahim,17; Tirmizi, Fiten, 13; İbnu Mace,Fiten, 20
    6-Nursi, Mektubat, s., 265
    7-Tirmizi, Fiten,12


    Anahtar Kelimeler : cihad,günümüz

    Şadi Eren (Doç Dr.)




    Cihad Hakkında Üç Soru Üç Cevap

    Cihad ve savaş aynı şey mi?
    Pekçok kimse “cihad” denildiğinde savaşı hatırlar. Halbuki, cihad ve savaş kelimeleri, eş anlamlı değillerdir. Cihad, savaştan daha kapsamlıdır. Allah yolunda yapılan savaş da bir cihad olmakla beraber, her cihad savaş değildir. Kur’an-ı Kerîmde “iki grup arasında meydana gelen silahlı çatışma” anlamında, “harp” ve “kıtal” kelimeleri ve bunlardan türeyen kelimeler kullanılmıştır.
    Cihad-savaş farklılığına şu noktalardan bakabiliriz:
    1— “Kafirler ve münafıklarla cihad et!” (Tevbe,73; Tahrîm, 9) emri gereğince Hz. Peygamber (asm), kâfirlere karşı kılıçla savaşırken, münafıklara kılıç çekmemiştir. Resulûllah Efendimiz’in (asm.) onlara karşı cihadı, “had cezalarını uygulamak, nasihat etmek, onları ikna ve ilzama çalışmak...” şeklinde olmuştur.
    2— “Kâfirlere itaat etme ve ‘onunla’ büyük bir cihad yap!” (Furkan, 52) âyetinde de cihad-savaş farkını görmek mümkündür. Zira ‘onunla’ ifadesiyle kasdedilen, pekçok tefsirde ifade edildiği üzere Kur’an’dır. Kur’an’la yapılan cihadın, bir savaş değil, ikna veya ilzama yönelik bir mücadele olduğu aşikardır.
    3— Savaşın henüz emredilmediği Mekke döneminde, cihaddan bahseden ayetler bulunmaktadır. Mesela, “Uğrumuzda cihad edenlere, elbette yollarımızı gösteririz...” (Ankebut, 69).
    “Rabbin, eziyete maruz kaldıktan sonra hicret eden, cihad yapan ve sabredenlerledir. Rabbin, bu eziyetten sonra onlara Gafur’dur, Rahîmdir” (Nahl, 110). Bu ayetlerin geçtiği Ankebut ve Nahl sureleri, Mekkî surelerdendir.
    4— Peygamberlerden pek çoğunun fiilen savaşmamış olması da, cihad-savaş farkını gösterir. Şüphesiz her peygamber cihad yapmıştır. Ama, her peygamber savaşmamıştır.

    Hz. Peygamberin ‘‘cennet kılıçların gölgesi altındadır’’ dediği söyleniyor. Rahmet peygamberi nasıl olur da bu şekilde savaşı teşvik edebilir?
    Birisinin sözü değerlendirilirken, bir bütün olarak bakılmazsa yanlış neticelere varılır.. Hz. Peygamberin sadece üstteki kelamına bakarsak bunu savaşa teşvik olarak değerlendirmek mümkündür. Halbuki, Hz. Peygamberin bu hadisinin tamamı şöyledir:
    “Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı istemeyin. Allah’tan afiyet dileyin. Fakat şayet onlarla savaşmak zorunda kalırsanız sabredin. Bilin ki cennet kılıçların gölgesi altındadır.” (Buhari, Cihad, 22)
    Hz. Peygamberin savaşa değil, barışa talip olduğunun en güzel göstergelerinden biri şudur: O, uygun görmediği isimleri değiştirmiştir. Mesela, ‘Asi’ ismini ‘Muti’, ‘Asiye’ ismini ‘Cemile’ yapmıştır. (Asi ve Asiye ‘isyan eden’ anlamındadır. Muti ise, ‘İtaat eden’ demektir.) Ve bu meyanda ‘savaş’ anlamındaki ‘Harp’ ismini, ‘barış’ anlamındaki ‘Silm’e çevirmiştir.
    Hz. Peygamberin düşmanlarına karşı nasıl duygularla dolu olduğunu göstermede bize engin ufuklar açan bir olayda şudur:
    Hicretten sonra Mekke üzerine çöken kuraklık ve kıttık yıllarında Peygamberimiz Mekke’ye tahıl, hurma, hayvan yemi ve nakit ihtiyacı için altın göndererek yardımda bulundu. Ümeyye b. Halef ve Safvan b. Ümeyye gibi Kureyş müşriklerinin ileri gelenleri bu yardımı kabûl etmek istemedilerse de, Ebu Süfyan, Peygamberimiz hakkında “Allah kardeşimin oğlunu hayırla mükâfatlandırsın. Çünkü O akrabalık hakkını gözetti” diyerek şükran duygusunu ifade etmiştir.

    Hz. Peygamber ‘savaş bir hiledir’ demiştir. Bu sözü nasıl anlamak gerekir?
    Resulûllah Efendimiz (asm), “Savaş bir hiledir” buyurur. (Müslim, Cihad, 17) Resulûllah Efendimiz’in bu sözü, bazılarınca savaşta her türlü yalan, iftira gibi şeylerin mübahlığı şeklinde anlaşılmış. Halbuki, tarihen sabit olan odur ki, Resulûllah Efendimiz, asla yalana tevessül etmemiştir. Ama düşmanı aldatabilecek harb oyunlarını uygulamıştır. Başka yere sefer düzenliyormuş havası verip, sonra asıl hedefine yönelmesi, Mekke’nin fethi öncesi, gece onbin yerde ateş yaktırması gibi durumlar buna örnek olarak verilebilir. Yine, sonraki asırlarda, savaşlarda uygulanan, bozguna uğramış gibi yapıp, düşmanı çember içine almak, soba borularını top gibi kale mazgallarına dizmek vb... gibi taktiklerin hepsinin, “savaş bir hiledir” sözüne dayanarak meşru olduğu söylenebilir. Savaşta yalanın caiz sayılmasını da bu meyanda zikredebiliriz.
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic25548_2.gif

    ๘۩ TürkForuMAslanları ๘۩
    Senin Sevginle Yaşıyoruz Galatasaray...

    ¸„.-·~¹°”ˆ˜¨ Zopacılar Birliği ¨˜ˆ”°¹~·-.„¸

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    08-06-2006
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    .:..Bismillah...

    bizim d&#252;şmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. bu &#252;ç d&#252;şmana karşı; san'at, marifet, ittifak silahiyle cihad edeceğiz.
    Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin!. Şûra* kuvvet bulsun!. Bütün levm ve itab ve nefret, heva ve hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet Hüda'ya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmîn...

  3. #3
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Cihad, ihtilal yapmak, &#226;mirlere karşı gelmek ve isyan etmek, dövmek, yıkmak, kırmak, sövmek demek değildir. Böyle şeyler yapmak, fitne çıkarmak olur. Yani böl&#252;c&#252;l&#252;k olur. M&#252;sl&#252;manların ezilmesine, hapse girmesine ve din, iman bilgilerinin yasak edilmesine yol açar. Böyle fitne çıkarana Peygamber efendimiz lanet etmiştir. Hapse girmeyi istemek, bir m&#252;sl&#252;man için şeref değildir. M&#252;sl&#252;man için şeref; İslam’ın g&#252;zel ahlakını edinmek, herkese iyilik etmek, İslamiyet’e uymak, her mahluka faydalı olmaktır. Hapse giren, bu şereflerden mahrum kalır. Kendini tehlikeye atmak ahmaklıktır, g&#252;nahtır. Allah&#252; te&#226;l&#226;, (Kendinizi tehlikeye atmayınız!) buyuruyor. (Bekara 195)

    Cihad, Allah d&#252;şmanları ile çeşitli yollarla ve çeşitli vasıtalarla m&#252;cadele etmek demektir. Nefsimiz, Allah&#252; te&#226;l&#226;nın en b&#252;y&#252;k d&#252;şmanıdır. Nefsle yapılan cihada "B&#252;y&#252;k Cihad" denir.

    Cihad, Allah d&#252;şmanlarının tesirsiz hale gelmesi veya imanla şereflenmesi için, bu uğurda canını, malını feda etmektir.

    Cihad, Allah&#252; te&#226;l&#226;nın dinini Onun kullarına ulaştırmak, insanları k&#252;f&#252;rden cehaletten kurtarıp, imana, ebedi saadete kavuşturmak demektir.

    Allah için hizmet
    Cihad, insanları İslam dinine çağırmak demektir. Bu da çeşitli yollarla olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (K&#226;firlere karşı malınızla, canınızla ve dilinizle cihad ediniz!) [R. Muhtar]

    Cihad, Allah için hizmettir. Bu hizmetin kolay tarafı yoktur. Bu, ihlas ister, m&#252;dara ister, kısaca, g&#252;zel ahlak ister. Memurlukla mukayese edilmez. İzin, mesai, gece-g&#252;nd&#252;z mefhumu d&#252;ş&#252;n&#252;lmez. Bu hizmette sıkıntıyı nimet bilmek gerekir. &#199;ok çalışan, çok sıkıntı çeken, çok nimete kavuşur.

    Kur'an-ı kerimde cihadla ilgili &#226;yet-i kerimelerden birkaçının meali şöyle:
    (İman edenler, [yurtlarını, mallarını bırakıp] hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler, Allah’ın rahmetini umarlar.) [Bekara 218]

    (Ey iman edenler! Din d&#252;şmanlarının eziyetlerine sabredin. Onlarla olan cihadda &#252;st&#252;n gelmek için, sabır yarışı yapın. Sınır boylarında k&#226;firlere karşı cihad için nöbet bekleyin ve Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz) [Al-i İmran 200]

    (Hakiki m&#252;minler, Allah yolunda cihad eder, köt&#252;lenip kınanmaktan korkmaz.) [Maide 54]

    (Mal ve canlarını feda ederek din d&#252;şmanları ile, Allah rızası için cihad eden m&#252;sl&#252;manlar, oturup, ibadet edenlerden &#252;st&#252;nd&#252;r. Hepsine de, Cenneti söz veriyorum.) [Nisa 95]

    (Mekke’nin fethinden önce malını veren ve cihad edene, fetihten sonra malını dağıtan ve cihad edenden daha b&#252;y&#252;k derece vardır. Allah, hepsine Cenneti vaat etti.) [Hadid 10]

    (Ey m&#252;minler, Allah’tan korkun, Ona, Onun rızasına kavuşmak için vesile arayın ve Allah yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.) [Maide 35]

    (İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler ve bunları barındırıp yardım edenler, işte gerçek m&#252;min bunlardır.) [Enfal 74]

    (Hakiki m&#252;minler şunlardır ki, Allah ve Resul&#252;ne iman ettikten sonra, imanlarında ş&#252;pheye d&#252;şmeyip Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenlerdir.) [Hucurat 15]

    (Allah’a ve Resul&#252;ne iman eder, malınızla, canınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz ki bu sizin için çok hayırlıdır.) [Saf 11]

    (Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, aşiretiniz [hısım, akraba ve yakınlarınız] kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve meskenler, size Allah’tan, Resul&#252;nden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasıklar g&#252;ruhunu hidayete erdirmez.) [Tevbe 24]

    (Hafif ve ağırlıklı olarak [Kuvvetli- zayıf, genç-yaşlı, zengin-fakir, yaya-atlı, silahlı-silahsız hepiniz] savaşa çıkın, malınızla, canınızla Allah yolunda cihad edin! İyi bilin ki bu sizin için daha hayırlıdır.) [Tevbe 41]

    (Allah yolunda hakkıyla cihad edin!) [Hac 78]
    (Herkes, kendisi için cihad eder, faydası kendinedir.) [Ankebut 6]

    Cihad çeşitleri
    Cihad, emr-i maruf ve nehy-i m&#252;nker demektir. K&#226;firlere İslamiyeti tanıtmak, onları k&#252;f&#252;r felaketinden kurtarmaya çalışmak, m&#252;sl&#252;manlara da ilmihallerini öğretmek, onların haram işlemelerine mani olmaktır.
    Cihad &#252;çe ayrılır:
    1- Beden ile yani her t&#252;rl&#252; harp vasıtaları ile k&#226;firlere karşı yapılır. Silahlı cihadı, savaşı yalnız devlet yapar.

    2- Her t&#252;rl&#252; yayın vasıtası ile, İslamiyet’i insanlara yaymak, duyurmak suretiyle yapılır. Bunu islam &#226;limleri yapar. İslam &#226;limleri olmadığı zaman, misyonerlerin ve bid'at ehlinin saldırısından korunmak için, m&#252;sl&#252;manların Ehl-i s&#252;nnet &#226;limlerinin sözlerini, yazılarını, kitaplarla, her t&#252;rl&#252; basın vasıtasıyla, radyo ve TV ile b&#252;t&#252;n d&#252;nyaya yaymaları, duyurmaları gerekir.
    İslam’ın iç ve dış d&#252;şmanlarının yıkıcı, aldatıcı, propagandalarına karşı, Ehl-i s&#252;nnet &#226;limlerinin bildirdiği hakiki m&#252;sl&#252;manlığı yaymak g&#252;n&#252;m&#252;z&#252;n en kıymetli cihadıdır. (İslam Ahlakı)

    3- Dua ile yapılan cihad. Bu cihad, b&#252;t&#252;n m&#252;sl&#252;manlara farz-ı ayndır. &#214;teki cihadlar ise farz-ı kifayedir. Bu cihadı yapmamak b&#252;y&#252;k g&#252;nah olur.

    Dua askerinin önemi
    Bu cihad, beden ile ve din bilgilerini yaymak suretiyle cihad eden m&#252;sl&#252;manlara dua etmekle olur. (Leşker-i gaza, leşker-i duanın yardımına muhtaçtır.) [Leşker asker demektir.]
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (M&#252;minin amelinin en efdali, Allah yolunda cihaddır.) [Taberani]
    (En faziletli insan, malı ile, canı ile Allah yolunda cihad eden m&#252;mindir.) [Buhari]

    (Cihad etmeden veya cihad etmeye d&#252;ş&#252;nmeden ölen, nifak &#252;zere öl&#252;r.) [M&#252;slim]
    (Cihadı terk eden topluluk, mutlaka umumi bir belaya maruz kalır.) [Taberani]

    (Fi-Sebilillah cihad eden, Cenneti hak eder.) [Taberani]
    (Cihad eden, &#252;z&#252;nt&#252;den, sıkıntıdan kurtulur.) [Hakim]

    Peygamber efendimiz, Mirac gecesi, ekin ekip bir g&#252;nde biçen, bir topluluğu görd&#252;. Biçtiği mahs&#252;l yeniden eski haline dön&#252;yordu. Bunların kim olduğunu sorunca, Cebrail aleyhisselam dedi ki:
    (Bunlar Allah yolunda cihad edenlerdir. Bunların bir iyiliğine yediy&#252;z misli sevap verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir.) [Bezzar]

    En b&#252;y&#252;k d&#252;şman kim ise, onunla yapılan cihad elbette daha b&#252;y&#252;kt&#252;r. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Dışarıdan gelen köt&#252; istekler şeytandan gelmiş olmakla beraber, geçici hastalıklardandır. K&#252;ç&#252;k bir ilaç ile kolayca giderilebilir. Nisa suresinin 76. &#226;yet-i kerimesinde (Şeytanın aldatması elbette zayıftır) buyuruluyor. En b&#252;y&#252;k d&#252;şmanımız nefsimizdir.) [c.3, m.27]

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Kulun nefsi ile yaptığı cihad b&#252;y&#252;k cihaddır.) [Deylemi]
    (Cihadın efdali, nefs ile yapılan cihaddır.) [İ.Neccar]
    (Asıl m&#252;cahid, nefsi ile cihad edendir.) [Tirmizi]

    (K&#252;ç&#252;k cihaddan hayırlı bir gelişle, b&#252;y&#252;k cihada dönd&#252;n&#252;z. Bu ise kulun nefsi ile yaptığı cihaddır.) [Deylemi]

    Cihadın esas gayesi
    Cihad eden m&#252;mine "M&#252;cahid" denir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (M&#252;cahid, g&#252;nd&#252;z oruç tutan, gece ibadet eden gibidir. Evine dön&#252;nceye kadar kendine sevap yazılır.) [İ.Ahmed]

    (Bir m&#252;cahidi doyurmak, ona yardım etmek, d&#252;nyadan ve içindekilerden daha kıymetlidir.) [Hakim]

    (M&#252;cahidlere eza vermekten Allah’tan korkun! Allah&#252; te&#226;l&#226;, Peygamberlere eza edenlere gadap ettiği gibi, m&#252;cahidlere eza edenlere de gadap eder. Peygamberlerin duasını kabul ettiği gibi, m&#252;cahidlerin de dualarını kabul eder.) [Deylemi]

    Cihadın esas gayesi olan emr-i maruf, diğer cihadlardan daha &#252;st&#252;nd&#252;r. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (B&#252;t&#252;n ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda gazaya [cihada] verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın [cihadın] sevabı da, emr-i maruf ve nehy-i anil-m&#252;nker sevabı yanında, denize göre, bir damla su gibidir.) [Deylemi]

    (En faziletli cihad, farzları ifa etmektir.) [İ. Ahmed]

    (Malı ve canı ile cihad eden, ortalığın karışık olduğu zaman bir kenara çekilip ibadetini yapan ve kimseye zararı olmayan insan, m&#252;min-i k&#226;mildir.) [Hakim]

    (Kadının cihadı kocası ile iyi geçinmektir.) [Şir’a]
    (Koca hakkına riayet, Allah yolunda cihad etmek gibidir.) [Taberani]
    ELVAN YÖRÜĞÜ

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    87
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı purkusur tarafından gönderildi.
    .:..Bismillah...

    bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. bu üç düşmana karşı; san'at, marifet, ittifak silahiyle cihad edeceğiz.

    mükemmel , mükemmel , mükemmel!



    Allah (cc) razı olsun...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Sınavla cihad kitabı satışı !!!
    2005 Konuları bölümünde ümityaşar tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 31.07.05, 21:15
  2. İslami Cihad yetkilisi öldürüldü...
    2005 Konuları bölümünde zender tarafından açılmış
    Yanıt: 38
    Son Mesaj: 08.06.05, 01:00
  3. Irak’ta ‘Tevhid ve Cihad’ örgütünün Türk'lerle ilgili Görüsleri
    2003 - 2004 Konuları bölümünde Atilla tarafından açılmış
    Yanıt: 17
    Son Mesaj: 12.09.04, 16:52

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •