"...ölümün bir son olmadığını bilerek..."
H. T. (Ankara) anlatıyor:
"Yaşamım öteki yüzü yani sırlarla dolu yüzünü on yıl önce fark edip yaşamış olduğum deneyimle de kesin olan bir ölümden kurtulmuştum.
Bu deneyimi sizlerle paylaşarak yaşamın sadece bu hayatla son bulacağını sanan kişilerin de bundan sonra yaşamlarına daha farklı bir gözle bakmalarını istiyorum.
Başımdan geçen ve beni derinden etkileyen olay, on yıl kadar önce yaşandı. Çok sevdiğim, çok saydığım, ayrıca ismimi rüyasında Peygamber Efendimizden işiten, bu nedenle de benim ismimin Hamza olmasını sağlayan çok sevdiğim ve saydığım yakın bir akrabamız vardı.
Kendisi çok dürüst ve bütün insani değerleri üzerinde taşıyan, çevresine yardımlar yapmak için her şeyi göze alan bu akrabamızın çok ileri yaşta olmasının dışında hiçbir sağlık problemi yoktu. Akli durumu ise bu kadar yaşlı olmasına rağmen yerindeydi ve bu herkesi çok şaşırtıyordu.
Bir sabah ezanında namaz kılarken, yani Allah'a secde ederken, Allah'ın rahmetine kavuştu. O'nun bu güzel ölümü kaç kişiye nasip olur, diyen akrabalarımız büyük bir üzüntüyle cenaze işlerine başladılar. Bu ölümden herkes gibi ben de çok etkilenmiştim.
Bu ölüm beni de çok etkilemiş, onun ardından sanki hayata küsmüştüm. Sürekli onu ve ölümü sorguluyordum. Öldükten sonra yok mu oluyorduk? Onun gibi bir insanın toprakta yok olmasını kabul edemiyordum.
Ailem benim bu içime kapanık halime çok üzüldüklerinden biraz kendime gelebilmem için onun ölümünün kırkıncı gününün ertesinde beni otobüse bindirerek Siirt'te bulunan teyzemin yanına yollamak üzere yolcu ettiler. Uzun bir yolculuktan sonra geceyarısı ilk molada durduk. Uykumun açılması için otobüsten indim. İnşaat halindeki bir binanın önünde durarak çevreyi seyrediyordum.
Birden yolun karşı tarafında ışıklar içinde dede dediğim o kişiyi gördüm. Kollarını bana uzatarak, "Koş!" diyordu. Sesini beynimin içinde duyduğumda daha fazla beklemeden koşmak için bir iki adım attım. O anda arkamda büyük bir gürültü duydum. Dönüp baktığımda inşaatın bir bölümünün benim az önce durduğum yere çöktüğünü gördüm. O şoku atlatıp arabaya tekrar bindim. Sabaha karşı dalmışım. Rüyamda dedeyi gördüm. Yanında iki melek vardı. Bana gülümseyerek bakıyorlardı. Ve beynimin içine şu cümleler aktı. "Düşündüğün gibi biz yok olmadık. Bana ihtiyacın olduğu her yerde yanında olmaya devam edeceğim. Yeter ki beni yok olarak düşünme ve dualarınla benim yanımda ol."
Yaşamış olduğum bu gerçek olaydan sonra ölümün bir son olmadığını bilerek, doğru insan olmak için ve yaşamın öbür yanına geçtiğimde kabul görebilmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum.
Seni hala çok seviyor ve dualarımla sana sevgimi yolluyorum. Canım dedem, ruhun şad olsun!"
Alın size en büyük yalanlardan biri daha. Kitap sayısız yaşanmış öykülerle dolu ve bunların hepsini buraya aktarmaya ne zaman yeter, ne de uygun düşer. Ben yalnızca reenkarnasyon, rüyalar yoluyla verilen sahte bilgiler ve bunların en başında gelen insanların öldükten sonra öbür alemde yaşamaya devam ettikleriyle ilgili üç örneği aktardım. Daha sayısız örnekler var. Belki bazılarını başka örnekler olarak sunmak faydalı olacaktır. Ama bu örnek oldukça güzel bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Örnekte neler var neler.
Bu dede bu kişiye Hamza adını vermiş. Çünkü...:
Başımdan geçen ve beni derinden etkileyen olay, on yıl kadar önce yaşandı. Çok sevdiğim, çok saydığım, ayrıca ismimi rüyasında Peygamber Efendimizden işiten, bu nedenle de benim ismimin Hamza olmasını sağlayan çok sevdiğim ve saydığım yakın bir akrabamız vardı.
Bu arada bu dede birinin malına inşaatına zarar vermek pahasına iyilik meleği rolünü yerine getirir!... Yahu dede adamın inşaatı gerçekten çürük müydü? Peki bu adamın bu çürük inşaatın tam çökecek kısmında bulunması bir tesadüf müydü? Yoksa bu nur yüzlü ışıklar içindeki dede dediği"n o kişi mi bütün bunları ayarladı?:
Birden yolun karşı tarafında ışıklar içinde dede dediğim o kişiyi gördüm. Kollarını bana uzatarak, "Koş!" diyordu. Sesini beynimin içinde duyduğumda daha fazla beklemeden koşmak için bir iki adım attım. O anda arkamda büyük bir gürültü duydum. Dönüp baktığımda inşaatın bir bölümünün benim az önce durduğum yere çöktüğünü gördüm.
Bu kişi herkesin sorduğu soruları soruyor: "Bu ölüm beni de çok etkilemiş, onun ardından sanki hayata küsmüştüm. Sürekli onu ve ölümü sorguluyordum. Öldükten sonra yok mu oluyorduk? Onun gibi bir insanın toprakta yok olmasını kabul edemiyordum." Cevabı ışıklar içindeki iyilik timsali bir insan olan dede veriyor. Ama ayrıca yanında bu söylediklerinin Allah katından doğru bilgiler olduğunu kanıtlamak için yanında iki noter şahidini, iki meleği de şahit olarak bulunduruyor!...:
Sabaha karşı dalmışım. Rüyamda dedeyi gördüm. Yanında iki melek vardı. Bana gülümseyerek bakıyorlardı. Ve beynimin içine şu cümleler aktı. "Düşündüğün gibi biz yok olmadık. Bana ihtiyacın olduğu her yerde yanında olmaya devam edeceğim. Yeter ki beni yok olarak düşünme ve dualarınla benim yanımda ol.
Bütün sahte dinsel inançlar da aynı şeyi söylüyor. İnsan ölünce otomatik olarak ruhu bedeninden ayrılır ve yaşam devam eder. Koskoca bir Şeytan ve cin yalanından başka birşey değil. Ama birisi insanın hiç mi tekrar yaşama umudu yok diye sorarsa. Var elbette diyebiliriz, ama cinlerin anlattığı bu şekliyle değil. İnsanlar için bir dirilme ümidi var; kabul edene. Ya da birisi burada ölmüş kişilerin görüntüsünü taklit ederek onları yaşıyormuş gibi gösteren cinlere inanabilir. Siz bu "ışıklar içinde"ki dedenin gerçekten o ölen dede olduğuna mı inanıyorsunuz?
