MB'den faiz artırımı ve dövize müdahale sinyali / Yılmaz: Piyasayı 48 saat izleriz


ANKARA - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, piyasalardaki gelişmelere göre faiz artırımı ve dövize müdahale sinyali verdi. İstanbul'da gazetecilerle biraraya gelen Merkez Bankası Başkanı, "Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Çarsamba günü Para Politikası Kurulu'nu toplayacağız. Benim oyum faiz artırımandan yana. Ancak benim bir oyum var. Bakarsınız aksi yönde bir karar da çıkabilir" dedi.
Merkez Bankası'nın aldığı kararların süpriz olmaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şartların oluşması halinde dövize de müdahale edeceklerini söyledi. Haziran ayında da enflasyonun yüksek çıkmasını beklediklerini vurgulayan Durmuş Yılmaz, "Enflasyon verilerinin toplanması konusunda Türkiye İstatistik Kurumu ile aramızda Çin duvarı var. Ve bu duvar muhafaza edilmeli" diye konuştu.

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, mayıs ayı enflasyon rakamlarının tüketici fiyatlarında aylık yüzde 1.88, yıllık yüzde 9.86 çıktığını belirterek, "Enflasyonda döviz kuru artışının önemli bir kısmını gördük. Haziranda da görmeye devam edeceğiz. Çarşamba günü Para Politikası Kurulu toplanacak. Yeni bir dönemle karşı karşıyayız. Enflasyon bandın içinde kalsın diye elimizden geleni yapacağız" dedi. Yılmaz, kurulda bir oy hakkı olduğunu hatırlatarak, oyunun renginin faiz artışı yönünde olduğu sinyalini verdi.

Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ve dün sabah Para Politikası Kurulu'nun 7 Haziran Çarşamba günü yapılacağının açıklanmasının ardından İstanbul'da bir basın toplantısı düzenleyerek gazetelerin yayın yönetmenleri ve ekonomi müdürleri ile bir araya gelen Başkan Yılmaz, cari aya bakılarak orta vadeli enflasyonun nereye gideceğini kesin olarak söylemenin zor olduğunu ama bu yıl için yüzde 5'lik hedefin üzerinde gerçekleşme beklediklerini anlatarak temmuzda açıklanacak haziran ayı enflasyonunun da yıllıkta yüzde 8.5'i aşması halinde bunun nedenlerini ve yapacaklarını kamuoyu ile paylaşacaklarını aktardı. "Sırtımızı yaslayıp gelişmelere seyirci kalmayız" diyen Yılmaz, hem piyasaya hem üreticiye hem de tüketiciye "Soğuk kanlı olalım, paniğe gerek yok, her şey kontrol altında" mesajı verdi.


Döviz kurlarındaki hareket


Döviz kurlarındaki hareketin enflasyon üzerindeki doğrudan etkilerinin akaryakıt, altın ve dayanıklı tüketim malları kanalıyla gözlenmeye başlandığını vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:

"Mayıs ayında YTL'deki değer kaybının enflasyon üzerindeki artırıcı etkisi 0.5 puana ulaşmıştır, buna altın ve petrol fiyatlarındaki hareketlerde de dahil edildiğinde toplam etki 0.65 puana kadar ulaşmaktadır, bir diğer ifadeyle döviz kuru hareketlerinin fiyatlar üzerindeki doğrudan etkilerinin önemli bir kısmı mayıs ayında görülmüştür ancak bu etkinin haziran ayında da yüksek olması beklenmektedir. Merkez Bankası açısından bu aşamada önemli olan nokta; gelişmelerin etkilerinin 2006 yılı ile sınırlı kalmasını sağlamak ve orta vadeli hedeflerimize ulaşılması açısından enflasyon sürecinin önemli belirleyicilerden biri olan bekleyişlerin bozulmasını önlemektir. Bu amaca yönelik olarak enflasyonla ilgili son gelişmeleri değerlendirmek ve olası önlemleri tartışmak üzere çarşamba günü para politikası kurulunu toplantıya çağırmış bulunuyorum. Politika aracında (faiz) olası bir artırım sadece enflasyon açısından orta vadeli hedeflerimize ulaşmak açısından Para Politikası Kurulu'nun gerekli tepkisi olarak değerlendirilmelidir, bu şekilde değerlendirildiğinde fiyatlama davranışlarında kur hareketlerinin sadece maliyet yönüyle olan etkilerinin değil, bu hareketlerin ileride kendisini talep koşullarında gerileme şeklinde göstereceği gerçeğinin de göz önünde alınması gerektiğini son bir nokta olarak belirtmek istiyorum."

Nisan ayında yapılan faiz indiriminin günün şartlarında doğru bir karar olduğunu anlatan Yılmaz, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun karar alırken önünde açıklanan verilerin yanı sıra Piyasalar Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiler ve Araştırma Genel Müdürlüğü'nün piyasadan fiyat toplayarak oluşturduğu enflasyon tahminleri olduğunu bildirdi. Yılmaz, nisan ayında yaşanan yanılgı sonrasında Merkez Bankası olarak analiz güçlerini kuvvetlendirmeye baktıklarını belirtti.



Dövize müdahale

Merkez Bankası'nın aldığı kararların sürpriz olmaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, kura müdahale konusu açıldığında bankanın 60 milyar dolar rezervi olduğunu vurgulayarak, şartların oluşması halinde bu aracı da kullanabileceklerini ifade etti. Yılmaz, "Başarılı olacağımıza inandığımız zaman bunu yaparız" dedi. Sıcak paranın en spekülatif kısmının çıktığını ve tahvil tarafında yabancı yatırımcıların satışlarını yerli bankaların karşıladığını aktaran Yılmaz, çıkan rakamın kendi hesaplarına göre basına yansıyan 9-10 milyar doların çok altında olduğunu belirtti. Dünyada tüm merkez bankalarının artık kesin söylemlerde bulunamadığını aksine veri bağımlısı olduğuna dikkat çeken Yılmaz, reform sürecinin tavizsiz uygulanması gerektiğinin altını çizdi.


"Karar verir, uygularız"

Çarşamba günü yapılacak Para Politikası Kurulu öncesinde piyasanın vereceği tepkileri izleyeceklerini söyleyen Durmuş Yılmaz, "Hepimiz aynı gemideyiz, elde ettiğimiz kazanımları kaybetmeyelim. Yepyeni bir durumla karşı karşıyayız. Bunu değerlendireceğiz. Gereken tepkiyi vereceğiz" diye konuştu. Yılmaz, TMSF'nin dolar satışı konusunda ise gelişmelerin bilgileri dahilinde olduğunu belirterek satışı bir ticari bankanın piyasa dolar satışı gibi değerlendirdiklerini söyledi.



Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın toplantıda yaptığı açıklamalar ana hatları ile şöyle:

. Oyumun rengi belli:
Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu durumu değerlendirmek için Para Politikası Kurulu'nu çağırdık. Para Politikası Kurulu bu gelişmeleri değerlendirecek. Para Politikası Kurulu'nda benim bir oyum var. Diğer üyelerin bugünden ne yönde karar alacaklarını, nasıl görüş bildireceklerini üstüne ipotek koymam doğru olmaz. Ancak yeni bir durumla karşı karşıyayız. Orada bu konu enine boyuna tartışılacak. Benim oyumun rengi söylediklerimden belli. Kademeli artış olup olmayacağına yanıt veremem. Kuruldaki arkadaşlara saygısızlık olur. Bu konu tartışılır. Bakarsınız aksi yönde bir karar da çıkabilir. Çünkü bu herkesin elinde bulunan ekonomik verileri nasıl okuduğu ile de orantılı. Aklın yolu da bir gibi görünüyor. Haziran ayına ilişkin beklentim enflasyon rakamı yine de yüksek çıkacağı yönünde.

. Bizi iyi takip edin: Hepimiz aynı gemideyiz, bu fırsatçılığın yapılmaması gerekiyor, bu nedenle bizim alacımız kararların, takip edeceğimiz politikaların çok yakından gerek reel sektör, gerekse mali sektör tarafından takip edilmesi gerekiyor, o nedenle mümkün olduğu kadar soğukkanlı gidilmesi, gelişmelerin gerek kısa gerekse uzun vadede ne tür etkilerinin olacağının incelenmesi ve kararların buna göre alınması gerekiyor her iki kesim tarafından da.

. Sapmayı önleyecek tepkiyi vereceğiz: Bizim öteden beri söylediğimiz bir şey var, cari aya ve 1-2 aya bakılarak orta vadede enflasyonun nereye gideceği konusunda bir fikir sahibi olmak zor. dolayısıyla bugün itibariyle elimizde bulunan veriler enflasyonunun 2006 yılı hedefinin üzerinde gerçekleşeceğini gösteriyor, ancak yine de bizim elimizdeki veriler 2007 ve 2008 yılı orta vadeli hedeflerinin tutturulabileceğini gösteriyor, o nedenle biz beklentilerin kanalıyla gelen bozulmayı önlemek ve hedeflere ulaşabilmek için Para Politikası Kurulu'nu topluyoruz ve bu sapmayı önleyecek tepkiyi vereceğimizi daha önceki duyurularımızda da söyledik. Dolayısıyla bugün itibariyle 2006 yılı reel sektörün işçileriyle olan kontratlarının beklenen enflasyona göre yaptıkları ve enflasyonun biraz daha yukarıda gerçekleşeceğinden hareketle işçilerin ilave zam mı gündeme gelebilir mi, bence gelmemesi gerekir, çünkü kısa vadeli maliyete katlanılabilmeli, çünkü uzun vadeli faydalar kısa vadeli maliyetlerden çok daha yüksek olmalı

. Hükümet de taviz vermiyor: Programa biz sadığız. Hükümet de üzerine düşen görevi sıkı maliye politikasını sürdürüyor, faiz dışı fazladan taviz vermiyor, vermemesi gerekiyor, biz de üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız, dolayısıyla bu programın geçici olarak sapmalar olmasına rağmen hedefe ulaşacağına inanıyoruz ve bunun için gayret ve çaba gösteriyoruz.

. Pişmanlık yok: Nisan ayındaki faiz düşüşünden pişman değilim. Bizim politikalarımız tutarlı olmalı, biz Merkez Bankası olarak sürpriz yapmamalıyız, biz daima yön göstermeliyiz ve herkes o yöne göre tavrını belirlemeli, biz kararlarımızı alırken o gün elimizde bulunan verilerin ve verilerin ileriye yönelik ne tür bilgi verdiğine bakarak karar alıyoruz. Nisan ayında elimizdeki veriler o gün bize bu tür bir kararın alınmasını uygun gösteriyordu, nitekim ondan önceki iki Para Politikası Kurulu kararında faizin yönünün aşağı doğru olacağını söylemiştik, dolayısıyla pişman değilim, burada bir tutarsızlık da görmüyorum. O gün bizim elimizde bulunan veriler bize böyle bir kararın doğru olduğunu gösteriyor.

. Çarşamba gününe kadar piyasayı izleyeceğiz: Çarşamba günü toplanmamızın nedeni biz bu toplantıyı bugünde yapabilirdik, yarın piyasalar açıldığında yepyeni bir durumla karşılaşılabilirdi, fakat bizim burda vermek istediğimiz mesaj şu, soğukkanlı olalım, paniğe kapılmayalım, her şey kontrol altında dolayısıyla piyasaların pazartesi günü açıldığında piyasaların size verdiğim rakamları nasıl algıladıkları, nasıl davranışlar ortaya koyduklarını görmek bizim için faydalı olur, çünkü alacağımız kararda piyasaların ne düşündüğünü bilmemiz de faydalı olur, ayrıca bunda bir üyemizin yurt dışında olması da etkili oldu.

. Enflasyonda hepimiz yanıldık: Enflasyon rakamlarına baktığımızda giyim ve ayakkabı, işlenmemiş gıda ve diğer ürünler dediğimiz ve içinde altının bulunduğu kategori alt grup önemli rol oynuyor. Giyim ve ayakkabı bizim mevsimsel olarak beklediğimiz davranışı göstermedi. Şimdi burada temel kayması mı var arkadaşlarımız bunu inceliyor. Mayıs ayı enflasyon tahminlerinin büyük kısmı rakamların altında kaldı. Nisan ayında hepimiz yanıldık. Sadece biz değil piyasa oyuncularının hepsi yanıldı. Yanıldı demek bize bir şey kazandırmıyor. Buradan şunu çıkartıyoruz. Merkez Bankası olarak var olan ve son derece güçlü olduğuna inandığımız analiz gücümüzü kuvvetlendirmememiz gerektiğinin altını çiziyorum.

. TÜİK'le aramızda Çin duvarı var: Toplantıdan önce TÜİK'in telefonla aranıp gelişmelerin sorulması son derece tehlikeli ve bu kredibilite kaybına neden olur. Dolayısıyla onlarla bizim aramızda bu konuda bir Çin duvarı var ve bu duvar muhafaza edilmeli. Bu son derece tehlikeli bir şey. Biz nisan ayı enflasyon rakamları açıklanmadan toplandı. Bir önceki kurul toplantısından beri neler oldu ne tür veriler çıktığı Araştırmalar Genel Müdürlüğü ve Piyasalar Genel Müdürlüğü tarafından derinlemesine bilgilendiriliyoruz. Orada bir aylık sürede ortaya çıkan veri seti incelenirken ayrıca Merkez Bankası kendiside fiyat topluyor. Tabii fiyat toplama TÜİK'in topladığı fiyatlar kadar yaygın değil. Bir de cari aya ait TÜFE'yi tahmin etmeye çalışıyoruz. Oradan elde ettiğimiz bilgilerin dışında diğer bilgilerin de çıkardığı resme göre karar veriyoruz. Bizim Merkez Bankamız'ın Araştırma Genel Müdürlüğü'nün yaptığı hesaplar ve yargısal tahminleri içine koyarak ortaya çıkan cari aya ait enflasyon rakamı geçmiş seriye baktığımızda çok büyük farklılıklar içermiyordu. Fakat bu ilk defa nisan ayında oldu. Arkadaşlarımızın yaptığı tahminler bize hep ışık tuttu. Nisan ayında bu sapma oldu.

. Keşke demek yanlış: Enflasyonda yüzde 5 hedef kararı verildiğinde ben de Para Politikası Kurulu'nun üyesiydim, dolayısıyla kararda benim de sorumluluğum var, hükümet ve Merkez Bankası oturdu bu ortak kararı verdi, evet agresif bir hedef ama bu şunu gösteriyor, biraz risk almak ve beklentileri daha iyi yönetmek suretiyle bu 30 yıllık enflasyon belasından kurtulabiliriz, bu riski alalım dedik ve aldık. Artık geriye dönüp keşke demek son derece yanlış, hedef hedeftir. Artık geriye dönüp bunu tartışmanın anlamına yoktur, gereği neyse yapılmalıdır ama bir risk unsuru vardı bu doğru. Eğer Merkez Bankası hedefin niye tutmadığını doğru bir şekilde açıklarsa bir kredibilite kaybına uğramaz, aksine güçlenir, mühim olan niçin yapıldığını ve niçin gerçekleşmediğini iyi anlatmak.

Merkez Bankası başkanlık seçiminde yaşanan süreç piyasa oyuncularının kafasında bir soru işareti yarattı ama bugün geldiğimiz nokta da bu süreç artık bitmiştir. Bugün belirleyici olan uluslararası likidite koşulları, burada h‰l‰ tereddüt varsa Merkez Bankası'nın yapacağı ve başkanının alacağı tavır, bu tereddüdü ya pekiştirecek ya da silecek.

. Sandalyeye yaslanıp piyasayı seyretmiyoruz:
Bizim kur garantimiz yok, kurun seviyesi ile ilgili bir öngörümüz yok, dalgalı kur rejimi uygulanıyor arz ve talep bunu belirliyor, dolayısıyla Merkez Bankası'nın tüm bunları arkasındaki sandalyeye yaslanıp seyretmek gibi bir pozisyonda da değil, Merkez Bankası finansal istikrardan da sorumlu, kurun geleceği seviyesinin diğer makro ekonomik değişkenlere nasıl etki edeceği konusunda da fikir sahibi olmak ve dikkate olmak zorunda. Bizim değerlendirmelerimizi yaparken dalgalanmaların aşağı veya yukarı doğru olmasına simetrik olarak bakmıyoruz ve bu değerlendirmeyi yaparken makro temellere bakıyoruz, kişisel değerlendirmelerimizi katıp bir duruş belirliyoruz. Elimizde 60 milyar dolarlık bir rezerv var, bu rezervi gerekirse kullanmayız diye bir şey sözkonusu değil. Bunu mutlaka kullanırız ama bizim bu kararı almamız için bizim değerlendirmemizdeki şartların oluşması gerekir diye düşünüyoruz. Merkez Bankası müdahale edebilir. Çünkü finansal istikrardan sorumludur.

Şartlar konusunda şeffaf olamayız, hiçbir merkez bankası bu kadar şeffaf olmaz. Aşırı oynaklık mekanik bir hesap değil, belli bir formülü olup ona göre hesaplanan şey değil. Her ortamın kendi içinde bir değerlendirmesi var.

. Çarşamba günü enstrümanlarımızı nasıl kullanacağımıza karar vereceğiz:
Böyle bir ortamda Merkez Bankası'nın yapabilecekleri belli, elindeki enstrümanlar belli, bu enstrümanları nasıl kullanacağı konusunda karar verecek. Bugün itibariyle ısrarla şunu söylüyoruz orta vadedeki hedeflerimiz tehlikede olmadığı için enflasyon hedeflerini değiştirmek gündemimizde değil, zaten doğru da değil, çünkü bir bakıma toplumla yapılmış bir mutabakat, buna göre insanlar karar aldılar, bizim için doğru olan mümkün olduğu kadar bu hedefe yakınlaşmak.

. Siyaset, Türkiye'nin gerçeğidir:
Bunlar Türkiye'nin gerçekleri. Cumhurbaşkanlığı, erken veya zamanında seçimler demokratik ve olacak şeyler. bunlar esnasında birtakım riskler ortaya çıkabilir, dalgalanmalara neden olabilir fakat biz bunları alacağımız kararlarda bir veri olarak kabul ediyoruz, bunları yok saymıyoruz ama bunların yönetilmesi, yönlendirilmesini birinci elden yapamayız, fakat onlar bizim alacağımız kararlara bir veri olarak giriyor, üzerinde durduğumuz konu.

. Beklentileri iyi yönetmeliyiz: Ekonominin artık normalleşme sürecine girdiğini düşünüyoruz, alacağımız kararlarda artık ekonominin normal işlemesini yani ders kitaplarında nasıl yazıyorsa, faiz kararının sonucunda diğer fiyatlar nasıl hareket ediyorsa bizde de bu şekilde hareket etsin diyoruz yani yok saymıyoruz ama aradaki bağı biraz koparmak istiyoruz. Bizim yapmaya çalıştığımız beklentileri daha iyi yönetmek ve ekonominin normalleşmesiyle alınan kararların gelişmiş ülkelerdeki gibi tepki vermesi.

. Biz Merkez Bankacıyız: Bu tavrım devam edecek, biz Merkez Bankası mektebinde yetiştik ve o mektebin kültür bizim damarlarımızda var. O olaydan sonra Başbakan ile görüşmedik, Ali Babacan beni aradı, birkaç gün önce bankalarla toplantısı olmuş, Merkez Bankası ile ilgili sorular sorulmuş o da Merkez Bankası bağımsızdır, onlara karışmayız, gidin Merkez Bankası'na sorun dedim dedi, sizin açıklamanızdan herhangi bir rahatsızlığımız yok dedi.

. Silahları çekeriz: Bizim silahımız faiz. Eğer Merkez Bankası bunu uygun görürse bu silahı kullanacaktır, merkez bankaları yasama organı tarafından bağımsız hale getiriliyor ama yasama organının verdiği bağımsızlık yeterli değil, merkez bankasının başındaki yöneticilerin duruşları bu bağımsızlığı güçlendiriyor, yani merkez bağımsızlık verilmiyor Merkez Bankası bağımsızlığını kazanıyor.

. TMSF'nin dolar satışını ticari bir banka satışı olarak gördük:
TMSF bankaların sıhhat ve sağlığından sorumlu bir kuruluş. Bizim açımızdan TMSF herhangi bir bankadan farklı değil, piyasa oyuncusu, herhangi bir ticari banka ne yapıyorsa o da aynı işlemi yapıyor, dolayısıyla o bizim nazarımızda herhangi bir ticari bankadan farklı bir banka değil. şunu önceden bilmiyorduk ki TMSF'nin birtakım gelirleri olacak ve bu gelirlerle Maliye Bakanlığı'na YTL devretmek zorunda ve bunu piyasa koşulları içinde yapacak, biz hiçbir zaman TMSF'den bizim adımıza hareket etmesini istemedik, istemek de son derece yanlış, onların da böyle birşey yapması son derece yanlış olurdu, ne sat dedik ne satma dedik tamamen onların bileceği bir iş. biz paranın geleceğini duyunca ne yapacaklarını sorduk onlarda satacaklarını söylediler.

. Sıcak para çıkışı 9-10 milyar doları bulmadı:
Sıcak paranın en spekülatif kısmı Türkiye'den çıktı. Tahvil tarafında yabancıların satışını yerli bankalar karşıladı. Beklentilerde hiçbir bozulma olmadı, bireyseller ve kurumlar sattı, ihracatçılar ihracat bedeli dövizi daha hızlı getirdi. bizim elimizdeki bilgiler çıkan sıcak paranın 9-10 milyar doların çok daha altında.


* İstikrar büyüme getirir: İhracatçılar bizi sevsinler, sevmeye devam etsinler, bizim politikamız belli, biz fiyat istikrarından sorumluyuz, fiyat istikrarıyla bu ülkeye yapabileceğimiz en büyük iyilik herkesin önünü görebilmesi ve dolayısıyla son 30 yılda bu ülkede yaşanan iniş-çıkışları ortadan kaldırmak. Hepimiz şunu gördük ki fiyat istikrarı olmadan ekonomik büyüme de olmuyor, insanlar iş de bulamıyor aş da bulamıyor.


* Veri bağımlısı olduk: Enflasyonun bandın içinde kalması için elimizden geleni yapacağız. Uzun bir süredir bütün merkez bankaları piyasaları yönlendirirken olasılıklı söylemler ortaya koyuyorlardı, bu piyasalara bir yön veriyordu, bugün itibariyle bütün merkez bankaları veri bağımlısı haline geldi yani önümüzdeki ay ne ortaya çıkarsa ona göre karar vereceğim diyorlar. Yön bildiremiyorlar, biz de nisanda bunu söyledik, ortaya çıkacak duruma göre tavrımızı belirleyeceğiz. Gelen verilerin verdiği sinyaller karışık.

. Geçmişi tartışmayalım:
Bu saatten sonra enflasyon hedeflemesine geçmek erken miydi geçmiydi tartışmalarının fayda getireceğine inanmıyorum, biz artık içinde bulunduğumuz durumu veri kabul edip bunu en iyi şekilde nasıl yönetibilirizi düşünmemiz gerekiyor.

. Enflasyonda hesabımızı temmuzda vereceğiz:
5 Aralık'ta yaptığımız duyuruda enflasyon hedefimizi yüzde 5 olarak açıkladı. bunun yüzde 2 altında ve üstünde de hesap verilebilirlik eşikleri koyduk, biz bağımsızız, Merkez Bankası başkan ve yardımcıları görevden alınamıyorlar bunun bir bedeli olmalı, bu bedel hesap verilebilirlik. Ama bu hesap verilebilirlik işlevi nerede nasıl devreye girecek ve kamuoyu ile paylaşılabilecek. Dünyada nokta enflasyon hedefi olan ülkelerde hesap verilebilirlik nasıl işliyor ona bakıldığı ortaya çıkan resim şu nokta hedefinin yüzde 40 altında veya üstünde hedefler konulmuş oraya vardıklarında ilgililer niçin yapamadıklarını alınması gereken tedbirleri neden almadıklarını kamuoyu ile paylaşmak zorundalar. Biz de bu mekanizmayı kurduk, 3 Temmuz'da haziran ayı enflasyon rakamı açıklandığında bu bandın üst sınırına çıktığında hesap verilebilirlik devreye girecektir, kamuoyu ve hükümetle gelişmenin nedenlerini ve alınması gereken önlemleri açıklayacağız. Haziranda hedefler bu bandın üstüne çıkarsa hem IMF hem de hükümetle bunu konuşacağız.

. Reformlar mutlaka sürmeli:
Bugün itibariyle ekonominin yumuşak karnı yok, geçmişe göre kamu maliyesi son derece sağlam görünüyor, bu kararlılıkla da sürdürülecek, yapısal değişiklikler yapılıyor, IMF ve Avrupa Birliği kararlılıkla sürdürülüyor, Türkiye için şu anda en önemli risk başlamış olan reformların sonuçlandırılmaması yani reform yorgunluğunun olmaması, hiç taviz vermeden bu sürecin tamamlanması gerekiyor, Türkiye'de hiçbir iktidar rengi şekli ne olursa olsun bu süreci devam ettirmek zorundadır, bu süreçten geri dönüş yok,

. Çarşamba günkü toplantı piyasa açısından anlamlı:
Yarın sabah için bugün (dün) yaptığımız duyurunun bir anlamı olacağını düşünüyoruz. Bugün bir faiz kararı alıp yarın sabah piyasaların bu kararla açılmasını bekleyebilirdik ama şunu görmek istiyoruz piyasalar enflasyon rakamlarını nasıl fiyatlandırıyor, nasıl bir tavır takınıyor onu görmemiz gerekiyor,

. Süreyya Bey ile 26 yıldır tanışırız:
Süreyya Bey hiçbir zaman bana sen başkan ol, ben seni desteklerim falan demedi ama Süreyya Bey benim ne olduğumu kim olduğumu biliyordu dolayısıyla benim dışımdaki insanlarla bazı şeyler paylaşmış olabilir. İkimiz arasında bankaya girişte 5 ay var beni 26 yıldır tanır.

. Vatandaşa giyinme diyemem:
Vatandaşa, giyinmeyin diyemem. Sektöre yönelik olarak ise hepimiz aynı gemideyiz, kısa vadeli çıkarlardan uzak duralım, uzun vadeli faydaları kısa vadeli çıkarlardan çok daha büyük olacaktır. Şu ana kadar elde ettiğimiz kazanımları kaybetmeyelim sadece tekstilcilere değil, toplumun tüm kesimlerine bunu söylüyorum.

. Piyasaya mesaj:
Ayağınızı denk alın demek doğru bir şey değil, merkez bankaları ciddi kurumlar, söyledikleri sözler hedefini bulmalı, dolara dokunanın eli yanar gibi söylemlerden uzak durmamız gerekiyor, bizim piyasalara verdiğimiz mesaj şu evet yepyeni bir durumla karşı karşıyayız Merkez Bankası bu durumu yeniden değerlendirecek ve önceki Para Politikası Kurulu sonrasında yaptığı duyurularda öngördüğü tepkiyi verecektir.

Merkez Bankası yaptığı analiz sonucunda eğer müdahaleye karar verdiyse bu müdahaleyi yapacağına inanmanız gerekir.

. Müdahale başarılı olacaksa yaparız:
Dünyadaki merkez bankaları geçmişte 80-90'lı yıllarda birlikte veya ayrı ayrı piyasaya müdahale ettiler. Biz yüzde 100 başarılı olmayabiliriz ama başarı olduğumuza inandığımız noktada bunu yaparız, müdahale ettiğinizde dalgalanmayı durduruyorsanız başarılısınızdır.

Türkiye geçmişte eski yeni söylemlerinden çok zarar gördü, yapılan müdahaleler geçmişte başarısız olmuştur diye kesinlikle birşey söylenmiyorum, o müdahaleler yapıldığında mevcut oynaklığa değil, potansiyel oynaklığa da bakıldı dolayısıyla potansiyel oynaklık değerlendirmeye alınırsa belki kurun daha aşağı gitmesi önlenmiş, dolayısıyla bu bir başarıdır. Biz bir kurumuz ve bu kurumda süreklilik önemli.

. Dalga 8 defa geriledi: 2002 Nisan ayından bu yana kadar 8 tane dalgalanma var ilk dalgalanma 17 Nisan 2002'den 1.8.2002'ye kadar yani 106 gün devam etmiş, o gün sepetin başlangıcı 1.2942, tepe noktası 1.6963, başlangıçtan sona kadar değişim yüzde 31.1. Bugün itibariyle 9.5 2006'dan 2.6.2006'ya kadar 24 günlük dolayısıyla bu yeni birşey değil, bu ekonominin temellerinin sağlam olduğunu gösteriyor çünkü her seferinde geri dönmüş. 2003 yılını hatırlayın tezkere ve Irak'a müdahale olduğu dönemde 34 gün devam etmiş, 1.3676'dan 1.5048'e çıkmışız, 2004 Mayıs'ta oldu. Aynı şekilde 49 gün devam ediyor 1.3076'dan 1.5582'ye gidiyor sapma 1.18, her seferinde daha aşağı bir yere gelip stabilize olmuş.

. Söylemden dönüş yok: Başbakan ters bir şey söylerse biz de doğru bildiğimizi söyleriz şimdi elimizdeki silah bu, karar da size ait, bana mı inanacaksınız Başbakan'a mı?

. Lira, namusumuz: Yeniden TL ibaresine dönerken sağlam, toplum tarafından kabul edilebilir, teknik özellikleri olan bir paraya ihtiyacımız var. Para Merkez Bankası'nın namusu, üzerinde imzası var, dolayısıyla bu paranın en iyi şekilde çıkarılması gerekiyor, üzerimize düşeni yapıyoruz. Teknolojik özellikleri olan bir para yapmamız gerekiyor sahteciliğe karşı bir sürü yeni teknoloji geliştirildi, aynı özellikteki parayı yeniden basmanın bir anlamı yok, görme özürlüler için paranın üzerine birşey koyacağız, paraların bir kısmı fotokopi makinesinde çoğaltılabiliyor, bu tür kalpazanlıklara izin vermeyen teknolojiler var, paraların içine bunların yerleştirilmesi gerekiyor.



kaynak