Üç haftadır piyasalarda yaşanan döviz odaklı dalgalanma, talepte yeni bir daralma yaratırken, iş dünyası yeni duruma göre hangi stratejileri geliştirmeli? Önerimiz, sanayicilerin öncelikle tedarikçilerle iyi pazarlık yapması, fiyat-kâr ilişkisini yeniden gözden geçirmesi yönünde.

PROF. DR. KEREM ALKİN



Ocak ve şubat aylarını sakin geçiren dünya ekonomisi, mart ayından bu yana küresel sermayenin pozisyon değişikliğine bağlı olarak önemli bir dalgalanma sürecinden geçiyor. Haziran ayı enflasyonunu bekleyen IMF, yıllık enflasyon yüzde 8.5 ve altında kalırsa, yeni niyet mektubunu İcra Kurulu’nun onayına sunacak; yüzde 8.5 aşılırsa, niyet mektubunu onaylamadan önce Ankara’ya gelip, ekonominin soğutulması için ek önlemleri konuşacak. IMF’nin enflasyon hedeflemesindeki olası sapmaya bağlı olarak ek önlemler talep etmesi ve bunların hayata geçirilmesi, iç talep üzerinde yavaşlatıcı etkiye neden olacaktır. IMF’nin ek önlem talebi, kısa vadeye yönelik olarak yabancı yatırımcılar açısından, TCMB’nin kısa vadeli gösterge faizi bir miktar artıracağı beklentisini gündeme getirecek ve global likidite Türk Hazine kağıtları ile İMKB’deki pozisyonlarını bir miktar daha revize edecektir. Ancak, pozisyon kapatmanın daha çok Hazine kağıtlarında olacağı, hisse senedi piyasasındaki yabancı payında çok sınırlı bir azalma olacağı söylenebilir. TCMB’nin faiz artırması ihtimali, mevduat ve kredi faiz oranlarının da artacağı anlamına gelebilir. Tüketici kredisi, otomobil ve konut kredilerinde gözlenecek faiz artışı, iç talebi besleyen kaynağa olan ilgiyi kıracaktır. Bu nedenle, mayıs ve haziran ayı enflasyon değerlerinin beklenenden kötü çıkmasına bağlı olarak atılacak adımların ve alınacak önlemlerin iç talep üzerinde seri şekilde kısıcı bir etkiye neden olacağı unutulmamalı. Ayrıca, mevduat faiz oranlarının da artmasına bağlı olarak, halk tüketim yerine bir miktar tasarrufa dönmeyi tercih edebilir. Sanayici neler yapmalı? Ayrıca, mayıs ve haziran ayı enflasyon değerlerinin yüksek çıkması ve IMF ile hükümetin ek önlemler için masaya oturması, neden olacağı tedirginliğe ve finans piyasalarında yabancı sermayenin pozisyon değiştirme eğilimine bağlı olarak, yine döviz kurlarında yeni bir düzetmeye neden olacaktır. Bu durum, yurtiçinde ithal ürünlerinin fiyatlarında yeni bir artış anlamına gelecektir. Dolayısı ile, ithal ürün talebini de büyük ölçüde kesecek bir gelişme olarak algılanabilir. Dolayısı ile, iç talebin muhakkak yavaşlayacağı, bununla birlikte yerli ürünlerin göreceli fiyat avantajına bağlı olarak iç talepteki daralmadan daha az etkilendiği, buna karşılık ithal ürünlerin iç talepteki daralmadan daha ciddi oranda etkilendiği bir döneme girilecektir. İş dünyası tedarikçilerle iyi pazarlık yapmalı, fiyat-kâr ilişkisini yeniden gözden geçirmeli. önümüzdeki gün ve aylarda döviz kurlarında olası yeni bir düzeltmenin sinyalleri sözkonusu ise, sanayici açısından vazgeçilmez ithal hammadde ve ara mamul için ihtiyaçlar ölçüsünde stoklama, yerli hammadde ve ara mamul tedarikçileri ile de belirli bir fiyat aralığında kalınmasını, fiyatlarda oynamayı engelleyici anlaşmalar yapılması yararlı gözükmekte. Fiyatlarda sınırlı düzeltme yapılabilir İç talepte olası daralmaya bağlı olarak, nihai ürün üreticisi firmalar, maliyet-kâr- fiyat analizi çerçevesinde, fiyatlarında çok sınırlı düzeltme de yapabilirler. Fiyatında daha makul ayarlamalar yapan firmalar, müşterinin takdirini kazanmak adına, artan rekabet koşullarında önemli bir avantaj yakalayacaktır. Ayrıca, önümüzdeki dönem bu yönüyle bakıldığında, firmanın mutlaka bir banka kredisi kullanması gerekiyor ise, sabit faizli ve şu andaki faiz koşullarında kredi kullanmasının daha yararlı olacağına işaret etmekte. Bir başka nokta da, döviz cinsinden kredi kullanımında da dikkatli olunması gerekecektir. Döviz cinsinden geliri düzenli ve yeterli olan firmalar açısından döviz cinsinden kredi kullanmanın riski yoktur. Ancak, TL cinsinden geliri olan firmalar için önümüzdeki dönemde döviz cinsinden kredi kullanmak daha da tehlikeli olacaktır. İhracat dönemi Tüm bu gelişmelerin ışığında, döviz kurlarındaki düzeltme de dikkate alındığında, dönem şirketler için ihracata daha da ağırlık verilmesi gereken bir döneme işaret etmektedir. Çünkü, iç talepte alınması muhtemel gözüken önlemlere bağlı olarak gözlenecek yavaşlamayı, firmaların ihracat bağlantıları ile telafi etmeleri gerekecektir. Sözün özü, gerek iç talepte gözlenecek yavaşlama, gerekse de kur etkisi ile artacak fiyatlar, ithal yatırım malı, hammadde, ara mamul ve tüketim malı ilgisini yavaşlatacakmış gibi gözüküyor. UNUTULAN ZAMLAR YAĞMUR GİBİ GELİYOR n Petrol ve emtiadaki hızlı fiyat artışına ani kur artışlarının da eklenmesi enflasyon ve büyüme dahil tüm makro hedeflerde sorun yaratacak. Peşpeşe gelen akaryakıt zamları üzerine, döviz cinsinden girdi kullananlar başta olmak üzere neredeyse tüm sektörler zam yapma kuyruğuna girdi. Uzun süredir pek zam görmeyen doğalgaza da sanayide yüzde 5.6, konutlarda yüzde 5 zam yapıldı. İTO’nun mayısta toptan fiyatların yüzde 2.29, perakende de yüzde 1.6 arttığını açıklaması bugün belli olacak enflasyon oranlarının da beklentileri oldukça aşacağını ortaya koydu. Yağmur gibi yağacak olan zamlardan bazıları şunlar: l Kurşunsuz benzin yüzde 3.8 zamla 3 YTL sınırına yaklaştı. l Otomobil sektöründe zamların süreceği tahmin ediliyor. l Kimyasal girdi kullananların yüzde 10 zam yapması bekleniyor. l Havayolunda. Ucuz koltuklara 10-20 YTL zam bekleniyor. l Ani kur artışı firmaların alacaklarını eritince nakliye zamlandı. l Döviz cinsinden gelire sahip olsa da yerli müşteri için fiyatları artırmak turizm sektörünü zorluyor. l Gıdada özellikle ithal ürünler zamlandı. Diğer ürünler için de bu ay içinde %5-10 zam bekleniyor. l Hazırgiyimde, ihracatın cazip hale gelmesi yurtiçi fiyatların yukarı çıkmasına neden oldu. l Makineciler için ithal ürünle rekabetin kolaylaşması yerli üreticiye yüzde 5 zam imkanı yarattı. l Mobilyada yerli tedarikçilerin yüzde 20’ye varan zamları nihai ürünlere zam olarak yansıyor. l Ayakkabı fiyatlarında ise indirim sezonunun gecikmesi bekleniyor. Çünkü hammaddeye bağlı olarak fiyatların yüzde 10 artması söz konusu. TİM İLE TÜİK’İN VERİLERİ FARKLI n Ekonomi çevreleri, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin ihracat verileri ile, Türkiye İstatistik Kurumu’nun ihracat verileri arasındaki farkın, aynı ayın rakamında 500 ile 700 milyon dolara çıkmasından rahatsızlık duymaya başladılar. Nitekim, nisan ayında TİM’in ihracat verisi 6.4 milyar doları aşarken, TÜİK’in açıkladığı aynı aya ait ihracat verisi 5.8 milyar doların altında kaldı. Yani, 674 milyon dolarlık fark normal gözükmüyor. Bu nedenle, TÜİK nisan ayı ihracat verisinde önümüzdeki günlerde bir düzeltme olabileceği de konuşuluyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, nisan ayında dış ticaret açığı, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 50 artarak 5.2 milyar dolara çıktı ve yeni bir rekor kırdı. Öte yandan piyasada tahminler ise açığın 4.4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği yönündeydi. İhracatın azaldığı, ithalatın da tam gaz arttığı nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı da %63.9’dan %52.5’e indi.


http://www.gozlemgazetesi.com/200606...p?haberid=2644