Odak neredeyse enerji oradadır! Enerji neredeyse güç oradadır! İnsanın en büyük güçlerinden birisi de odaklanma (konsantrasyon) gücüdür! Acaba bizim odağımız nerede? Nelere odaklanıyoruz! Varolan her şey potansiyel enerjiye sahiptir! Ve odaklanma odaklanılanın enerjisini açığa çıkararak potansiyel enerjisini kinetik enerjiye çevirir ve odaklanmanın devam etmesiyle kinetik enerji de katlanarak büyür! Hareketi ve değişimi sağlayan da bu kinetik enerjidir!
Aslında enerjiyi harekete geçiren yine enerjidir: odaklananın enerjisiyle, odaklanılanın enerjisi birleşerek yeni bir enerji açığa çıkarır! Bu yeni enerjinin gücü iki enerjinin (odaklanan ve odaklanılanın enerjisi) sinerjik toplamına eşittir! Sinerjik toplamın büyüklüğü de iki enerjinin arasındaki çekim gücüne ve enerji türüne göre değişir! Eğer her iki enerji de pozitif ise ortaya çıkan enerji, her iki enerjinin ayrı ayrı toplamlarından daha büyük (daha pozitif) olur! Aynı şekilde eğer her iki enerji de negatif ise ortaya çıkan enerji, her iki enerjinin ayrı ayrı toplamlarından daha büyük (daha negatif) olur! Eğer biri pozitif diğeri negatif ise, pozitif güçlü olduğunda sonuç pozitif (iki enerjinin farkı kadar), negatif olan güçlü olduğunda sonuç negatiftir!
Yukarıdaki açıklamalarım fizikötesi açıklamalar! Bazı arkadaşlara saçma, inanılmaz gelebilir! Fizikötesi kurallar, fizik kurallarını altüst edebilir! Ruh maddeye hükmeder! Fizik der ki ateş yakar, ama inançla fizikötesini aşan bir kişi ateş üstünde dans ederek ateşin yakıcılığına ve fiziğe meydan okur! Fizik der ki, zıt kutuplar birbirini çeker; fizikötesi der ki benzer kutuplar birbirini çeker (pozitif pozitifi, negatif negatifi)! Ama yanlış anlaşılmasın! Fizik ve fizikötesi birleşerek bütünü oluşturur! Ne fizik ne fizikötesi inkar edilebilir! Bazen fizik sayesinde fizikötesi keşifler yapılır, bazen fizikötesi sayesinde fiziksel keşifler yapılabilir! Bazen olan olmayanın içinde gizlidir!Bazen olanı bulmak için olmayanı araştırmak faydalı olabilir! Ölüm yaşama, yaşam ölüme rehberlik edebilir!
Neyse kafalarımızı fazla karıştırmayalım!
Anlatımlarımda çok zaman benzetmeler kullanıyorum (beynimizi bilgisayara, yaşamımızı bir ağaca, zihnimizi bahçeye, bilinçaltını toprağa, düşüncelerimizi tohuma…) Peki neden kullanıyorum sizce? Çünkü beynimiz bilinmeyeni anlamak için bilinenden faydalanır! Soyut kavramlar en iyi somut kavramlarla anlatılır! Beynimiz bir bilgiyi işlemek için onu görmek, duymak, hissetmek, anlamlandırmak ister! Odaklanma konusunda da hepimizin bildiği bir benzetme kullanacağım: büyüteç!
devam edecek…


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla