Durmuş Yılmaz'dan önemli uyarılar
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'dan piyasaları yorumladı. "Hedeflerde bir sapma yok" diyen Yılmaz, önemli açıklamalar yaptı. Yılmaz, piyasaları ve hükümeti şöyle uyardı:


Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İzmir'de Ege Sanayici ve İşadamları Derneği'nin düzenlediği toplantıda, ''Para Politikaları'' konulu bir konferans verdi. Konferansta bankanın uyguladığı politikaları anlatan Yılmaz, enflasyonun kendileri için en önemli hedef olduğunu vurguladı.

"Fiyat istikrarı bir seçim değil zorunluluktur" diyen Yılmaz, hiçbir öncelik ve hedef için fiyat istikrarının feda edilemeyeceğinin altını çizdi.

"Daha alacak çok yol var"

Türkiye'de fiyat istikrarının henüz sağlanamadığını dile getiren Yılmaz, son gelişmelerin de bunu teyit ettiğini belirtti. Yılmaz, "Daha alacak yol var" dedi.
Enflasyonda ilk çeyrekte yaşanan artışın beklentiler dahilinde olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Ancak enflasyon nisan ve mayısta beklentilerin üzerine çıktı. Mayısta yıllık enflasyon 9.86 oldu ve hedefi aştı. Mayıs ayında döviz kurundaki hareket akaryakıt, altın, gayrimenkul ve dayanıklı tüketime yansıdı.

"Bu etkilerin haziranda da yüksek olması beklenmektedir. Enflasyonda geçici olarak yükselme olacaktır. Orta vadede ise parasal ve mali disiplinin sürmesiyle enflasyondaki düşüş sürecinin devam etmesini bekliyoruz. Enflasyonda 2006 hedefi zor ama 2007 ve 2008 hedeflerine ulaşılabilir."

Dalgalı kur şokları emiyor

Son dönemde dövizde görülen oynaklığa da değinen Yılmaz, yaşanan hareketlerin yabancıların ağırlıklı olduğu bir hareket olduğunu kaydetti.

Dalgalı kurun 'şok emici' işlevini yerine getirdiğini ifade eden Yılmaz, "Bu hareketler belirsizlik unsuru değildir. Risktir. Bu risklerden de korunmak da mümkündür. Vadeli İşlemler Borsası bunun için uygun bir yerdir" diye konuştu.

''ENFLASYONDA 2006 YILI SONUNDA NOKTA HEDEFİN ÜZERİNDE KALINACAĞINI İFADE ETMEK MÜMKÜNDÜR''

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Başkanı Durmuş Yılmaz, enflasyonda 2006 yılı sonunda nokta hedefin
üzerinde kalınacağını ifade etmenin mümkün olduğunu söyledi.
Yılmaz, Ege Sanayici ve İşadamları Derneği tarafından Hilton
Oteli'nde düzenlenen ''Para politikaları'' konulu toplantıda konuştu.
Merkez Bankası'nın fiyat istikrarını sağlama ve sürdürme amacı
çerçevesinde para politikası stratejisi olarak 2006 yılında açık
enflasyon hedeflemesi rejimine geçtiğini hatırlatan Yılmaz, bu rejimin
ve hesap verme mekanizmasının iyi anlaşılmasının, enflasyon
hedeflerinin ve enflasyondaki gidişatın anlaşılması açısından da
oldukça önemli olduğunu bildirdi. Enflasyon hedeflerinin nokta
hedefler olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu hedeflerin, tüketici fiyat
endeksi enflasyonu olarak belirlendiğini söyledi. Politikaların bu
hedeflere ulaşmak üzere oluşturulduğunu bildiren Yılmaz, şunları
söyledi:
''Para politikası uygulamalarımızda orta vadeye yapılan vurguyu
artırmak amacıyla enflasyon hedeflerimizi üç yıllık bir dönem için
açıklamış bulunmaktayız. Bu çerçevede, 2006 yılı için enflasyon hedefi
yüzde 5, 2007 ve 2008 için yüzde 4'tür. Merkez Bankası'nın enflasyonun
hedeften sapması veya sapma olasılığının ortaya çıkması halinde hesap
vermesinin kurala bağlanabilmesi amacıyla, nokta hedef etrafında artı
ve eksi 2 puanlık bir belirsizlik aralığı oluşturulmuştur. Bu hususun
altını bir kez daha önemle çizmek istiyorum. Enflasyon hedefinin
etrafında oluşturulan bu aralık, hesap verme kıstaslarının
belirlenmesine yöneliktir.
Dünyadaki uygulamalara bakıldığında da pek çok ülkede nokta
hedefin etrafına yüzde 40'lık bir belirsizlik aralığı konduğunu
görmekteyiz. Bizim uygulamamızda da bu yaklaşım esas alınmıştır.
Enflasyonun bu aralıklar dışında gerçekleşmesi veya gerçekleşmesi
olasılığının ortaya çıkması halinde, hesap vermeyle ilgili olarak
belirlenmiş mekanizmalar harekete geçecektir.''

-FİYAT İSTİKRARI-

Durmuş Yılmaz, enflasyonla mücadelede çok önemli aşamalar kat
edilmiş olmasına rağmen, fiyat istikrarının henüz sağlanmadığını dile
getirerek, ''Önümüzde alınacak mesafe vardır. Enflasyondaki son
gelişmeler de bunu teyit etmektedir'' dedi.
Enflasyon ve para politikasına ilişkin yakın dönemdeki gelişmelere
de değinen Yılmaz, şöyle devam etti:
''Enflasyonda yılın ilk çeyreğinde gözlenen artış, bizim açımızdan
Ocak ayından itibaren raporlarımızda da bahsettiğimiz, beklenen bir
gelişme olmuştur. Nisan ve Mayıs aylarındaysa mevsimsel fiyatlama
davranışlarındaki beklenmedik gelişmelerin de etkisiyle enflasyon
beklentilerimizin üzerinde bir artış göstermiştir. Nisan ayında
tüketici fiyatları, bir önceki aya göre yüzde 1,34, Mayıs ayındaysa
yüzde 1,88 oranında artmış ve yıllık enflasyon Mayıs ayı itibarıyla
yüzde 9,86 olarak gerçekleşmiş, hedef ile uyumlu patikanın belirgin
olarak üzerine çıkmıştır.
Mayıs ayında, döviz kurundaki hareketlerin enflasyon üzerindeki
doğrudan etkileri, akaryakıt, altın ve dayanıklı tüketim malları
kanalıyla gözlenmeye başlanmıştır. Bu dönemde Yeni Türk Lirası'ndaki
değer kaybının enflasyon üzerindeki artırıcı etkisi 0,5 puana
ulaşmıştır. Buna altın ve petrol fiyatlarındaki dışsal hareketler de
dahil edildiğinde toplam etki 0,65 puana kadar ulaşmaktadır. Yani
döviz kuru hareketlerinin fiyatlar üzerindeki doğrudan etkilerinin bir
kısmı, Mayıs ayında görülmüştür. Ancak bu etkilerin Haziran ayında da
yüksek olması beklenmektedir. Bu doğrultuda yaptığımız
değerlendirmeler sonucu, yakın zamanda mali piyasalardaki
dalgalanmaların ardından oluşan döviz kuru hareketleri nedeniyle
önümüzdeki aylarda yıllık enflasyon rakamlarının geçici olarak bir
miktar daha yükselmesi söz konusu olabilecektir.''
Bu gelişmelerin daha çok kısa vadeyi etkileyeceğini ve orta vadede
parasal ve mali disiplinin sürmesiyle enflasyondaki düşüş sürecinin
devam edeceğini öngördüklerini belirten Yılmaz, söz konusu kısa vadeli
gelişmelerin fiyatlama davranışları üzerinde kalıcı etkiler
oluşturmasını önlemek ve orta vadeli enflasyon eğiliminin hedeflerle
uyumlu kalmasını sağlamak amacıyla, ek bir toplantı yaptıklarını ve
kısa vadeli borçlanma faizlerini yüzde 13,25'ten yüzde 15'e
çıkardıklarını ifade etti. Yılmaz, bu doğrultuda, izleyen aylarda iç
talepte göreli bir yavaşlamanın olduğu, birim maliyetlerdeki artışın
durduğu ve enflasyonun tekrar düşüş eğilimine girdiği bir görünümün
esas alındığını söyledi.
Yılmaz, bugünkü bilgiler ışığında 2006 yılı sonunda nokta hedefin
üzerinde kalınacağını ifade etmenin mümkün olduğunu belirterek,
enflasyonun 2007 yılının sonlarına doğru hedefe yakınsayacağı bir
politika perspektifini gözettiklerini kaydetti. Merkez Bankası
açısından bu aşamada önemli noktanın, söz konusu gelişmelerin
etkilerinin 2006 yılıyla sınırlı kalmasını sağlamak ve orta vadeli
hedeflere ulaşılması açısından enflasyonist sürecin önemli
belirleyicilerinden biri olan bekleyişlerin bozulmasını önlemek
olduğunu bildirdi.

-FAİZ POLİTİKASI-

Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası'nın temel politika aracının kısa
vadeli faiz oranları olduğunu hatırlatarak, bankanın, sadece fiyat
istikrarının sağlanması, enflasyon hedeflerine ulaşılması
doğrultusunda politikalarını oluşturduğunu ve faiz kararlarını
aldığını kaydetti. Merkez Bankası'nın uyguladığı tüm politikaları ve
aldığı kararları orta vadeye yönelik olarak oluşturduğunu dile getiren
Yılmaz, bu çerçevede, faiz kararlarını alırken, arz-talep
koşullarından, maliyetler, model öngörüleri, beklentiler, iç ve dış
gelişmelere kadar çok geniş bir veri setini kullandıklarını anlattı.
Faiz kararlarına ilişkin önem taşıyan bir diğer hususun da
kararların ekonomiyi etkileme süresinin gecikmeli olması olduğunu
belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
''Alınan kararların, ekonomik aktivite üzerindeki etkisinin 3-9
ay, enflasyon üzerindeki etkisinin 9-18 ay arası bir dönemde ortaya
çıkması söz konusudur. Ancak, aktarım mekanizmasının bir parçası olan
ve ekonomimizde oldukça etkin olarak çalışan beklentiler kanalı için
bu sürenin çok daha kısa olduğunu söylemek mümkündür.
Bu aşamada önemle vurgulamak istediğim bir nokta, ekonomimizin
normalleşme sürecine girmiş olduğu gerçeğidir. Önceki dönemlerle
kıyasladığımızda bankacılık sektörümüz çok daha sağlıklı bir yapıya
sahip olup, mali baskınlık oldukça azalmış bulunmaktadır. Bu yapının
doğal bir sonucu, politika aracına ilişkin olarak alınabilecek
herhangi bir önlemin, sonuçları bakımından bu alanlara olası etkileri
düşünülerek değil, sadece para politikasının enflasyon üzerindeki
etkileri açısından değerlendirilmesi gerekliliğidir. Daha açık bir
ifadeyle, politika aracı olan kısa vadeli faizlerimizde
gerçekleştirdiğimiz artırım, sadece enflasyonda orta vadeli
hedeflerimize ulaşmak açısından para politikasının gerekli tepkisi
olarak değerlendirilmelidir.''

-ENFLASYONDAKİ ALT GÖSTERGELER-

Enflasyondaki temel eğilimleri gösteren alt göstergelere
bakıldığında, para politikasının temkinli duruşunun devam etmesi
koşuluyla, bugün itibarıyla orta vadeli görünüme ilişkin 2007 ve 2008
hedeflerinin ulaşılabilir olduğunun görüleceğini ifade eden Yılmaz,
enflasyonun öngörülen seyirde gitmesinin, bazı koşulların
sağlanmasına bağlı olduğunu belirtti. Orta vadede enflasyonun düşüş
eğiliminin sürmesinin önünde bazı risklerin bulunduğunu anlatan
Yılmaz, bu risklerden ilkinin, petrol ve emtia fiyatlarındaki artışın
devam etmesi olduğunu bildirerek, ikinci olarak sıkı maliye ve para
politikalarıyla sağlanan toplam talep artışındaki kontrollü seyrin
devamının, talep kaynaklı bir enflasyonist baskının olmaması için şart
olduğunu söyledi.
Kamunun ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarının, dolaylı
vergilerin ve gelirler politikasının enflasyon hedefleriyle uyumlu
olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:
''Risk priminde, gelişmiş ülke para politikalarından kaynaklanan
ve küresel likidite koşullarında dalgalanmalara yol açabilecek
gelişmeler de enflasyonun düşme sürecinin önünde risk oluşturmaktadır.
Enflasyonun düşüş sürecinde olumsuzluk yaratabilecek gelişmelerden bir
diğeri de, beklentileri bozabilecek girişimler ve söylemlerdir. Bu
çerçevede, özellikle orta ve uzun vadeye ilişkin beklentilerde IMF ve
AB ile ilişkiler iki önemli çapadır. Uluslararası kuruluşların desteği
güçlü bir ek güven unsurudur. AB ile tam üyelik amaçlı müzakere
süreci, ülkemiz ekonomisinin yatırım ortamının iyileştirilmesi
çerçevesinde ulusal programımıza destek olmakta ve ekonomimizin orta
ve uzun vadede öngörülebilirliğini artırmaktadır. Yapısal reform
sürecinin kesintisiz devamı çok büyük önem taşımaktadır. Bugüne kadar
elde edilen kazanımları kalıcı kılmak ve daha ileriye götürmek, ancak
reform sürecinin devamıyla mümkündür. ''
Yılmaz, Sosyal Güvenlik Reformu'nun olumlu bir adım olduğunu da
bildirerek, hizmetler grubu enflasyonunda devam eden katılık ve
tarımsal ürünlerin fiyatlarındaki hava koşullarına bağlı
oynaklıkların, enflasyon hedeflerine ulaşılması çerçevesinde yakından
takip edildiğini de ifade etti.
kaynak