Evlilik bilgileri, müslümanların yazdığı yazılardan değil de piyasadaki dinsizlerin yazdığı kitaplardan öğrenilirse, bunlar dini ölçülere göre hazırlanmadığı için hattâ dini yıkmak hayayı yok etmek gayesiyle yazıldığı için insan yanlış yola girmiş olur.
Evlenmek isteyenler, eşlerinin dinimizin bildirdiği ahlâka önem vermelidir. Dış görünüşe aldanıp da yanlış karar vermekten sakınmalıdır. Çünkü evlilik hayatına başladıktan sonra, geri dönmek zordur ve kötü huylu kimsenin, bundan sonra düzeltilmesi de kolay değildir.
Aradığımız vasıfların çoğu karşı tarafta var ise, karar vermek için yeterli sayılabilir. Lüzumundan fazla ince eleyip sık dokuyan, kendine bir türlü aday beğenemiyen, kolay kolay evlenemez.
Müstakbel eşler birbirinde aradıkları vasıfları bulurlarsa, sonraki devreler için iyi bir başlangıç teşkil eder. Bulunması zarurî lâzım olan vasıflar yoksa, (Ben seviyorum) diyen gençlerin, bu yolda şuursuzca hareketlerle ebeveynlerini üzmeleri çok yanlıştır. Ana-babaların da, aranan vasıflar var ise sebebsiz yere meselâ maddi menfaatler yüzünden gençlerin evlenmesine mani olmamalıdır.
Aşırılıktan uza durmak gerekir. Dört dörtlük bir talip bulmak zor, hatta imkânsızdır. Unutmamalı ki, kusursuz dost arıyan dostsuz kalır; noksansız eş arıyan eşsiz kalır.
Flörtten kaçmalıdır! Flört; kız ve erkeğin arkadaşlık kurmasıdır. Gerçekte evlenecek gençlerin böyle bir arkadaşlığa asla ihtiyaçları yoktur. Dînen de câiz olmayan bu arkadaşlığın, birçok mahzurları vardır. Flörtte bir tuzak vardır. Flörtte çok defa, kız, erkek tarafından kandırıldıktan sonra terkedilir. Flört, gençlerde gafilce tecrübelere yol açar. Bu tecrübelerin çoğu, kötü bir mâcerayla sonuçlanır. Ateşe atılanın yanacağını bilmesi başka, tecrübe için kendini ateşe atması başkadır. Yılan acaba nasıl sokar diye yılanla oynanmaz. Ateşle barut bir arada durmaz.
Flört, akıl-mantık hislerini altüst eder. Flörtün en mühim özelliği de, sık sık arkadaş değiştirmektir. Kızı kandırıp terkeden erkek hâin, kandırılan kız da maskara durumuna düşer.
Flörtte çok defa, iffet elden gider. Namuslu müslüman bir kız için bundan büyük felâket olmaz
Flörtle meydana gelen tahrîk, gençleri huzursuz, rahatsız ve saldırgan hâle getirir.
Flört, birçok gençleri serseri, müsrif ve perişan hâle sokar.
Flört, gençler arasında aşağılık kompleksi, kıskançlık, kin, nefret, karamsarlık, düşmanlık, anarşi ve çeşitli rûhî bunalımlar doğurur. Hattâ intiharlara sebep olur.
Flört arzusu, tenhada buluşmaya dâvet eder. Sonunda, birçok gencin başı belâya girer.
Flörtte iş eğlenceye dökülünce, genç erkeğin güveni sarsılır. Önce kızı zorlar, arzusuna kavuşunca da kızı ayıplar, düşük karakterli diye ona hakaret eder. Genelde bu hissî eğlencelerden sonra hep soğukluk olur. Genç erkek, kokladığı çiçekten hemen doyar, sonra başka bir renk, başka bir çiçek arar. Artık bu sahne onu avutmaz, ondaki esrar, onu çeken câzibe, bağ ve düğümler çözülmüştür. O artık başka bir câzibe, daha esrarlı bir düğüm ister, başka bir eğlenceleri kovalar. Onun için bu hususta kız ve kadın, çok hassas olmalıdır.
Bunları yazdık ama, gençlere bunlar manasız gelir. Çünkü birisine gönlünü kaptıran gence verilecek nasihat, deli saçması kabul edilir. Onun için Peygamber efendimiz, (Sevgi insanı sağır ve kör eder) buyurmuştur. Sağıra ne anlatsanız duymaz. Ne bâriz olayları gösterseniz görmez.
Gençlere tavsiyemiz,. sâlih ana-babanın tavsiyelerine mutlaka uymalıdır! Ana-baba, oğlunun veya kızının evleneceği kişiye, evlatlarının gözü ile bakmaz. Acı tecrübelerin verdiği firâsetle bakar.
İlişki konusunda çok kimse bilgisizlikten bunalımlara düşmektedir. Bunun için önce cimânın ne olduğunu iyi bilmek gerekir. İyi bilinmez ve yanlış yapılırsa huzursuzluk zamanla artarak ailenin yıkılmasına sebep olur. Bunun için bu mahrem bilgileri doğru öğrenip tatbik etmek gerekir.
Nikâhtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riâyet etmelidir. Temiz ve güzel kıyâfet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Dâmadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifâde etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç olmasa da olur.
İlk gecede şunlara özen göstermeliyiz ;
Herşeyden önce, eşler birbirine çok samimî, nazik ve yumuşak davranmalı, sevgi ve şefkatla yakınlaşmalıdır. Erkek, eşini gerdeğe psikolojik yönden iyice hazırlamalıdır. Ona cesaret vermeli; endişelerinin yersiz olduğunu, onu da rahat bir atmosferde konuşturarak izah etmelidir. Eşini incitecek küçük davranış, hattâ imadan sakınmalıdır. Eşinin, özellikle bu gecede sevgi ve şefkat görmeye, iltifat işitmeye çok ihtiyacı olduğu bilinmelidir.
Erkek aceleci ve kaba olmamalıdır. "Artık evlendik, ona istediğim gibi sahip olurum" gibi bir düşünce son derece yanlıştır. Cima, aşk oyunları sırasında meydana gelen bir olaydır. Temasa her iki tarafın da aktif şekilde katılması gerekir. Nitekim Resulullah efendimiz de bu hususa dikkat çekerek, erkeğin, eşinin haklarına da riayet etmesini istemiştir. Cinsî tatmin, kadının da hakkıdır.
Genç kız da eşinin heyecan ve sevgisini paylaşmalı, kendisini ona tabiî ve fıtrî bir şekilde, isteyerek teslim etmelidir. Cimanın bir yaratılış vazifesi olduğunu düşünmeli, mânâ ve hikmetlerini hatırlamalı, sevgisine ve yaratılış özelliklerine güvenip, yersiz korku ve endişelerden sıyrılmalıdır.
Düğünün stresli ve gergin ortamdan sonra eşler, uykusuz, yorgun düşebilir. Bu bakımdan cimaya çoğu zaman hazır olmazlar. Bu durumda, ilk cimanın günü tehir edilebilir. Bunun hiç mahzuru yoktur; aksine çok faydası olabilir.
İlk gece, eşler için en meraklı heyecanların yaşandığı andır. Yıllar yılı beklenen, hasretle gözetlenen, genç kız ve delikanlının rüyâlarını süsleyen, sevinçli, tatlı ve heyecanlı bir zaman. Daha önce gayrı meşrû hayat yaşıyan bu duygudan mahrum kalır.
Dâmad, tebessüm ve nezâketle içeriye girmeli, geline selâm vermeli ve onu tebrik etmelidir. Moral verici sözlerle gelinin gönlü alınmalı, heyecanını yatıştırmaya çalışmalıdır. Gelin de ona güleryüzle karşılık vermeli, lüzûmsuz somurtkanlık ve çekingenlik göstermemelidir.
Bu gece, iki rek'at nâfile namaz kılıp duâ edilir. Gelinin ayağı bir leğende yıkanır, odanın köşelerine serpilir. Bugünlerde kavuşmanın şükrü ve gelecek günlerin saâdeti için, Allahü teâlâya duâ edilir. Bu arada, oturup, bir müddet sohbet etmelidir. Böylece, fazla heyecan atılmaya çalışılır.
Her kız, bu ilk gecede, az-çok ürkeklik ve çekingenlik gösterir, utanır, sıkılır. İlk defa bir erkekle başbaşa buluşmanın, ona açılmanın utancını hisseder. Bu hâli, gayet tabiîdir, hoş karşılanmalıdır.
Erkek kızı hiç sıkmadan ve zorlamadan, samimî bir yakınlık göstermeli, ürkekliğini gidermeye çalışmalıdır. Kız konuşmaktan, ona açılmakdan çekinse bile, erkek samimi sohbet ve yakınlığı sabırla sürdürmeli, onun gönlüne yavaş yavaş girmelidir. Kızın sessizce dinlemesi ve arasıra hafif karşılık vermesi de kâfidir.
Damat, güler yüzle yaklaşmalı, gönül alıcı sözler söylemeli, iltifat etmeli, eşini kutlamalıdır. Bu tavır genç kızın heyecanının teskininde çok faydalı olur. Bütün mesele, öpüp okşıyarak kızı cimaya hazır vaziyete getirmektir! İlk gecenin değişmez bir ölçü olmadığı unutulmamalıdır. İlk gece yalnızca bir başlangıçtır. İlk deneme başarısız olabilir, bu normal kabul edilmelidir.
İnancı gereği kadından uzak kalan erkek, çoğu zaman kadını yakından gördüğünde, veya dokunmasıyla hemen boşalabilir. Ümitsizliğe kapılmayıp, yarım saat kadar sonra ön hazırlıktan sonra, tekrar harekete geçilir. İkinci halde ilk heyecan geçip hemen boşalma olmayacağı için ön hazırlık daha rahat şekilde yapılabilir. Bu durum çok önemlidir. Bu durumu bilip kendilerini buna göre ayarlayan eşler rahat eder. Olduydu olmadıydı endişesine kapılmaz. Çünkü bu normal bir olaydır. Birkaç saat dinlenilebilir veya ertesi güne tehir edilebilir. Böyle bir durumda genç kız da durumu kabul etmeli, anlayışla karşılamalıdır.
Temas başarıyla sonuçlanınca, erkek mutluluk hislerini eşiyle paylaşmalı, ona teşekkürlerini sunmalı ve bütün bir hayat boyunca saadetlerinin devamı için duâ etmelidir.
Zifaf gecesinde kızda ürkeklik ve çekingenlik görüldüğü zaman, erkek, ilk karşılaşmanın normal bir neticesi olan bu hâli hoş karşılamalı, lüzumsuz telâş ve sabırsızlık göstermemelidir. İlk geceki kabalıktan doğacak ürkeklik, incinme ve tatsızlık, daha sonra uzun müddet silinmeyen etkisini gösterir. Bunun gibi, o gecenin sabır ve nezâketinin mükâfatı da sonradan görülür.
Ön Hazırlık : Gerdek gecesinde diğer önemli husus da, ön hazırlığın gelini ürkütecek ve gönlünü soğutacak bir vaziyette olmamasıdır. Bunun için bir de, soyunma sırasında dikkatli olmak gerekir. Bir kere dâmâ, gelini kendi eliyle soymaya kalkması doğru değildir. Gelin ve dâmad, kendi kendine soyunmalıdır. Çırılçıplak soyunmak da uygun değildir. Ekseriya gelin, erkeğin karşısında ilk defa çıplak olarak görünmekten ve erkeği çıplak olarak görmekten dehşet ve sıkıntıya düşer.
Soyunma sırasında, utanma duygularının korunması için, bu işin de perdelenmesi gerekir. Bunun için ya lâmba söndürülmeli veya az ışıklı gece lâmbası bulundurulmalıdır. Çıplak vücudla ortada görünmenin vereceği sıkıntıyı hesaba katmalıdır. Bu durum edebe de aykırıdır. Âişe vâlidemiz, (Ben Resulullahın edeb yerini görmediğim gibi, o da benim edeb yerimi görmemiştir) buyuruyor. Müslüman da bu sünnete uymaya çalışmalıdır!
Bazı erkekler, zifaf gecesinde hem kendi vücudlarını teşhir eder, hem de kadını tamâmen soyarak, kaba ve hoyratça davranışlarıyla, gelini sıkıntı içinde bırakırlar. Bu çok yanlıştır.
Soyunma olayında, ayakta büsbütün soyunmaya kalkışmamalı, yalnız üstteki kaba elbiseler çıkartılmalıdır. İç çamaşırları, yorgan altına girdikten sonra çıkarılmalıdır.
İlk Temas : Zifaf gecesinde aşk oyunu önemlidir. Aşk oyunu nâzikâne, erkeğin gelini heyecana getirme tekniği mükemmel olduğu zaman, kadın ne kadar utangaç olursa olsun, yavaş yavaş eşine itimadı çoğalmaya ve rahatlamaya başlar. Ondan sonra teslimiyet duygusu artar, çekingenlik yerine arzu doğmaya başlar. Birçok gelini inciten ve ürküten şey, eşlerinin bu gece kaba ve anlayışsız davranmalarıdır. Henüz mahcûbiyet içinde bulunan bir gelini, evlilik hayatına yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Dâmad, gelinde arzu uyandırma yollarını aramalı, utangaçlık hislerinden kurtulmasına yardımcı olmalıdır. Normal bir kadın, belki kocasının arzusunu tahrîk etmek için önce çekingen davranır. Aslında o, fethedilmekten hoşlanır. Fakat mukavemetin kaba bir şekilde kırılma teşebbüsünü asla hoş görmez. Bunun için güvey, nezâket, sabır ve incelik hususlarını asla gözden uzak tutmalıdır. Gelin de, hayatının belki en heyecanlı anlarını yaşayan eşinin başarısını baltalayacak davranışlardan, mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır.
Zifaf (gerdek) Engelleri : Zifaf gecesi, ciddî bir engelle karşılaşıldığı zaman, ilişkinin daha sonraki gecelere tehîr edilmesi gerekir. Meselâ kızın hayız hâli devam ediyorsa, beklemeyi tercih zarureti vardır. Esâsen gerdek gecesinin, kızın hayızdan temizlendiği zamana getirilmesi gerekir. Zifaf ilişkisinin de, illâ ilk gecede tamamlanmış olması gerekmez. Sabır ve anlayışla hareket edilirse, sonraki gecelerde güçlük ve engeller ortadan kalkar.
azı erkekler, bu gece kapıldıkları aşırı heyecan sebebiyle, geçici iktidarsızlığa düşebilirler. Gerdek gecesi böyle bir olayla karşılaşılırsa, teşebbüsü birkaç saat geciktirmek veya sonraki gecelere bırakmak gerekir. Çünkü bu durum geçici bir başarısızlıktır; bir müddet sonra heyecan ve engellerin çözülmesiyle geçer. Duruma göre birkaç saat veya birkaç gece sürebilir.
Zifaf engellerinin başlıcaları :
Kızın aşırı ürkekliğ i: Bu durum, birçok kızların ötedenberi sâhib olduğu zifafın çok sıkıntılı geçeceği gibi bazı yanlış kanâatten dolayı olabileceği gibi, o gece erkeğin kaba bir "erkeklik" gösterisiyle, sabırsız, nezâketsiz ve hoyrat davranışlarından da ileri gelebilir.
Erkeğin endişesi : Bazı erkeklerin, zifafta başarısız kalma endişesinin içlerinde yer etmesi, bu duygular içinde telâş ve heyecan göstermesi; ayrıca temas esnâsında "erken boşalma" hâliyle karşılaşmaları, geçici bir başarısızlık sebebi olabilir.
Çeşitli etkiler: Birçok yerlerde görülen zifaf neticesini bekleme âdetlerinin, erkek üzerindeki psikolojik baskısı, zifaf mekânının elverişsiz, gürültülü ve görüntülü bir yerde oluşu, o anda kadında beklenmedik tatsız bir hâlin görülmesi, o kadına karşı duyulan sevgi, şefkat ve hürmet duygularının aşırı dereceye varması, geçici iktidarsızlık sebeplerine dâhildir.
İşte bu gibi hallerle gerdekte cinsî başarısızlığa uğrayan, bunun geçici olduğunu idrâk edip, ilişkisini daha sonraki gecelere ertelemelidir.
İlişki Safhası : Eşlerin ihtiyacına göre uzunca veya kısaca icra edilen başlangıç oyunlarından sonra, şehvet hislerinin iyice uyanmasıyla, kadının mahrem bölgesinde birleşmeyi kolaylaştırıcı mezi denilen sıvı çıkar. Kadın o anda cinsî his bakımından zayıf olur veya yeterince tahrîk edilmemiş bulunursa, böyle bir sıvı görülmez. Eşler, arzu ettikleri temas şeklini tercih ederler.
Temas safhasında en mühim mesele, erkeğin acele etmemesidir. Sabırla idâre etmesini bilmek, erkeğe düşen önemli bir vazifedir. Eğer erkek, kadının hâlini düşünmeden sâdece kendi zevki için davranırsa, bir-iki dakika içinde zevkin sonuna geliverir. Bu durum ise, henüz uyanmış olan kadının yarı yolda terkedip, sıkıntı içinde bırakır.
O halde erkek, zaman zaman duraklamalar ve ihtiyatlı tavırlarıyla, sondaki "orgazm" durumuna gelmeyi geciktirmeli, bu noktada kadınla beraberliği sağlamaya çalışmalıdır. Zevkin heyecanlı zirvesi olan orgazm seviyesine varıncaya kadar devam eden temas hâli de, sâkin ve ferah bir zevk hâlinde sürüp gider.
Boşalma : İlişki zevkinin zirvesine çıkıldığı zaman, erkekte ve kadında cinsî boşalma olayı yaşanır. Buna inzâl (orgazm) denir. Orgazm ânında; malûm bölgelerde saniyelik aralıklarla ve yüksek bir zevk dalgasıyla, beş-on ritmik kasılma hâlinde, tazyikli bir cereyanla şehvet sıvıları boşanır. Hemen peşinden heyecan düşmesi ve çözülme başlar, vücudu tatlı bir yorgunluk ve rahatlık kaplar.
Eşlerin tatmini : Cinsî yakınlıkta erkeğin tatmîn olmasında fazla zorluk yoktur. Birçok kadınlar, evlilik ilişkilerinde tatmîn edilmemiş, doyuma ulaşamamış durumda kalırlar.
Gerçekte erkeğin cinsî başarısı ve eşini tatmîn için, fazla güçlü olmasına ihtiyacı yoktur. Erkeklik organının küçük olmasının da rolü yoktur. Biraz cinsî teknik ve normal erkeklik vasfını taşıyan, ilişkilerde gerekli faaliyet gücünü kendinde bulan her erkek, bunu başarabilir. Kadının zevk bölgesi yüzeye çok yakın olduğu için erkeklik organı normaldan küçük bile olsa, cinsi tatmine engel değildir.
Evlilik hayatında pek az tatmîn olabilen, hattâ hiç olmayan kadınlar da vardır. Sık sık tatmînsiz bırakılırsa ve bilhassa iyice duygulanma safhasında temas kesilirse, kadının huzurunu kaçırır. Bu da, evlilik saâdetine zarar verir. Cinsî tatmînsizliğe mâruz kalan kadın, sinir gerginliğinin verdiği ızdırabla, çok zaman uykusuz kalır. Gittikçe erkeğiyle ilişkiden çekinmeye başlar; ona olan sevgi ve itimâdı sarsılır. Neticede sıkıntı, sinir bozukluğu ve bazı sabırsız kadınlarda ihânete yol açar. Bu durum devam ederse, evlilik hayatı tadını kaybeder. Erkeklerin pek çoğu, bu noktada gaflete düşer. Erkekleriyle geçinemeyen kadınların yüzde doksanı da, cinsî tatmîni bulamayan kadınlardır.
İlişkide kadının boşalması ve tatmîni : Sık nefes, mahrem bölgede hafiften kasılmalar ve gevşeyip rahatlama gibi hâllerden belli olur. Bunlar sezilmiyorsa, onun tatmîn olmadığı bilinmelidir. Kadındaki bu hâlin en mühim sebebi erkeğin sabırsızlık ve dikkatsizliğidir. En önemli çâresi de, erkeğin ilişki tekniğini gerektiği kadar bilmesi ve dikkat etmesidir. Bu iş, evlilik hayatında zamanla kazanılan tecrübelerle gelişir. İlk safhada mükemmellik beklenmez.
Orgazm olayı : En başta gelen problem budur. Bunu beceremiyen neticeye varamaz. Bunun için, damdan düşer gibi yapılan bir temas, kadın için büyük hayal kırıklığı ve tatminsizlik demektir.
Cinsî temasın başarısında psikolojik yakınlık ve hazırlığın yanı sıra, uygun yer ve zamanın da büyük önemi vardır. Kaba olmadan, tatlı bir şekilde yapılan tenbihler mutlaka tesirli olur. Sabır, güven, anlayış, sevgi, şefkat. Bunlar uzun ömürlü ve mutlu bir evliliğin önde gelen şartlarındandır.
Bu arada sık sık boşalma noktasına gelebilir. Böyle durumlarda, kendisi hareketi durdurur, eşinin de durmasını, hareket etmemesini söyler ve eşi de ona yardımcı olursa, erken boşalmayı önlemek mümkün olabilir. Sakinleştikten sonra, tekrar devam ederler. Sakinleşmenin, boşalmaya geciktirmenin başka bir yolu da, zihni başka yönlere kaydırmaktır. O anda hanımı ile beraber değil de, başka yerde, başka işlerle ilgilenmeli, zihnini dağıtmaya çalışmalıdır. Mesela, yarın yapacağı işleri düşünür. Geçmişteki hoşlanmadığı olayları düşünür.
İlişki Zamanı : Aşk oyunları bir neşe, karşılıklı bir zevk ve istekle olunca, bunların verimi, zevk mahsûlleri de şen, sevimli, güzel olur. Bu zevk ânında olun çocuk, kadın-erkeğin her türlü his ve husûsiyetlerini kapar. Maddî-manevî her türlü yorgunluk, bu aşk üzerinde menfî bir tesîr yapar. Bu sebeble kadın-erkek, yorgun, hasta, üzgün iken bu zevk oyunlarından uzak kalmalıdır.
Kan kaybeden, büyük bir sarsıntı geçirmekte olan kadın, bu zaman az çok rahatsız bilinmeli ve bilhassa ilişkilerden uzak kalmalıdır. Ay hâllerinde, erkekle bir araya gelmemelidir. Büyük günahlardandır. Ay hâlinde, kadının tenâsül yolları kanla dolgun, rahmin damarlarının ağzı açık, az çok bereli bir hâldedir. En titiz ve temiz olanlarda bile, bu yollarda sinsi bekleyen milyonlarca mikroplar vardır. Ay hâllerinde bunlar hemen süratle ürer, çoğalır, kuvvetlenir; fırsat kollar ve en ufak bir sebeple hemen bereli bulunan tenâsül uzuvlarına, rahim ve yumurtalıklara sarar. Bu ara vuku bulan cinsî yakınlık, mikropların her yana yayılmasına sebeb olur. Bu hâl kadını hasta eder. Devamlı olursa fazla kan boşanmalarına, bel ve kasık ağrılarına, ciddî birçok kadın rahatsızlıklarına sebeb olur. Sonra, âdet kanının kendine mahsus ağır bir kokusu vardır. Bu koku, pek temiz kadınların bile ter ve tenini kaplar. Bu kokudan kadın kendisi bile tiksinir. Bu sırada vuku bulan cinsî yakınlıkta, bu ağır koku erkeği de tiksindirir. Kadın bunları bilerek, temizliğe bu zamanda daha çok dikkat etmeli ve eş oynaşından hep uzak kalmalı, yakınlıkta bulunmamalıdır.
Yanlış teknik : İlişkinin başında gerekli olan heyecanlandırma oyunları ihmâl edilirse, normal olarak kadının orgazmı gecikeceğinden, erkek elbette ki ondan önce inzâl durumuna gelecektir. Bunun için başlangıç oyunlarını gerektiği ölçüde yerine getirmek sûretiyle, aradaki mesâfeyi kapatmak mümkündür.
Ayrıca erkekte idrar sıkıntısı varken temasa geçmek de, erken inzâle sebep olur. O hâlde ilişkiden önce abdest bozmak ve avret yerlerini soğuk suyla yıkamak da, inzâlin geciktirilmesinde yardımcı olur. Bir de kendini arada bir sıkmak sûretiyle, orgazmın hızlanması önlenebilir.
Heyecan : Lüzumsuz telâş ve heyecan, erken inzâli kamçılar. Bu hâl, daha ziyâde zifaf gecesinde ve ilk temaslarda görülür. Merak ve heyecandan itidâlini koruyamayan erkek, erken boşalmayla o anda bir başarısızlığa düşebilir. Fakat bundan telâşlanmaya hâcet yoktur. Zifaf bahsinde belirtildiği gibi, bu olay o an için olağandır ve daha sonra normal dengesini bulacaktır. İlişkiden uzunca bir zaman uzak kalan eşler de, erken boşalmaya daha müsâid duruma gelirler.
İktidarsızlık : Esas itibariyle, yaşı geçkin olmayan erkeklerin ereksiyon, yani organın sertleşme zorluğu çekmeleridir. Bunun bir biçimi de, ereksiyona geçme, ancak cinsel ilişkinin ortasında penisin yumuşamasıdır. Bu bozukluğun bazen penise kan iletimini düzenleyen prostat bezinden kaynaklanan fizyolojik bir temeli vardır. Ancak çoğunlukla nedeni fizyolojik değil, psikolojiktir. Bunun ölçüsü de, erkeğin, her sağlıklı erkekte görülen “sabah erken ereksiyonunda” bulunup bulunmadığıdır. Bulunabiliyorsa, iktidarsızlığın nedeni fizyolojik değil psikolojiktir.
Başta kendine güvensizlik, suçluluk duygusu, eşinden bıkma gibi sebeplerle gelen, ancak çok çeşitli sebeplerin yol açabileceği iktidarsızlığın önemli bir kaynağı da alkol ve sigaradır. Öte yandan, yaşı ilerledikçe, erkeklerin penislerini hem dikelme açısı hem de ereksiyonda bulunabilme süresi, penisi sertleştiren damarların deformasyonu sonucu azalır.
Erken boşalma aslında fizyolojik bir bozukluk değildir ve birçok durumda, erkek ile kadın arasındaki orgazm süresinin farkından kaynaklanan bir olgudur. Erken boşalan erkek, genellikle çok çabuk uyarılabilen ve çok hızlı bir ereksiyona sahiptir. Aşırı heyecan sonucu, daha soyunmaya bile fırsat bulamadan boşalan erkekler görülmüştür. Ancak, sahici bir bozukluk olmadığından, eşlerinin de anlayış göstermesiyle erken boşalan erkekler kendi kendilerini eğitebilirler. Burada önemli olan, aşırı uyarıcı durumlardan kaçınmak, sakin olmaya çalışmak ve cinsel birleşmeyi mümkün olduğu kadar yavaş yavaş hareketlerle gerçekleştirmektir.
Hanıma arkadan yani dübüründün yaklaşmak büyük günahtır. Hadîs-i şerîfde (Hanımına, arkadan yaklaşan melundur) buyuruldu. Cima'dan sonra bir parça uyumalıdır.
Resûlullah efendimiz Hz. Alîye, Hz. Fâtımâ ile evlendiklerinde şu tavsiyelerde bulunmuştur:
-Yâ Ali! Gelin eve gelince onun ayaklarını yıka, suyunu evin her köşesine saç. Böylece Allahü teâlâ bu evden 70 türlü fakirliği çıkarır ve 70 türlü bereketi eve sokar, 70 rahmet indirir. Gelinin bereketi evin köşelerine kadar girer. Gelin cüzzâm, delilik ve diğer hastalıklardan emîn olur. Geline ilk hafta yoğurt, ayran, sirke, turşu ve ekşi yemek verme! Bunlar çocuk olmasına engel olur. Sirke yiyen kadının hayz görmesi zahmetli olur ve temizliğe uzar. Ekşi elma yemek hayz kanını keser. Bu da başka bir hastalık meydana getirir.
- Başka bir kadın şehvetiyle ehline yaklaşma!
- Perşembe günü öğleden önce hanımına yanaşırsan, hâsıl olan çocuğa şeytan, ölünceye kadar yanaşamaz. Dünyâda ve âhıretde selâmetde olur. Cum'a gecesi ve günü hanımına yaklaşırsan meydana gelecek çocuk hâfız-ı Kur'ân veyâ hatîb veya vâiz olur. Alim olup, dindarlığı ile tanınıp, meşhûr olur.
BOŞANMAK
Boşamak için kullanılan kelimeleri erkeğin hanımına karşı söylemesi ile talâk yani boşama hâsıl olur.
Boşamak için kullanılan sözler iki çeşittir: Açık sözler ve kinayeli sözler.
"Sen benden boş ol", "Ben seni boşadım", gibi sözler açık sözdür. Bu sözler, şaka olarak veya şaşırarak da söylediği anda, manasını bilmese bile, boşamış olur.
"Seni bıraktım, seni terk ettim" kelimeleri açık söz kabul edilir. Bir veya iki defa böyle açık sözle boşamaya, yani geri dönüşü mümkün olan boşamaya talak-ı rici denir. Ama yine de üç haktan biri gitmiş olur.
Bu sözlerden herhangi biri bir defa söylendiğinde, pişman olunmuş ise, eski nikaha dönmek niyetiyle hanımının elini tutar veya öperse, tekrar nikah yapmadan iki bağ ile evliliğe devam eder.
Evlilikte üç bağ vardır. Yani, boşama sözleri üç defa tekrarlanırsa, "seni boşadım, boşadım, boşadım" derse, veya "seni üç defa boşadım" derse üç bağı birden koparmış, geri dönüşü olmayacak şekilde boşamış olur. Böyle üç kere boşayınca talakı rici, talakı baine dönmüş olur.
"Babanın evine git!", "Defol git!", "Cehenneme git!", "Senin kocan değilim artık", gibi, başka manalarda da kullanılan sözler kinayeli, kapalı sözlerdir. Bu sözler, boşamak niyeti ile söyleyince boşamış olur. Buna bain talak yani iddet müddeti içinde geri dönüşü olmayan kesin boşamaya denir.
Bu şekilde boşamada, iddet müddeti geçip yeniden nikah yapılmadıkça bir araya gelinemez.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
sen dini boyuttan konuyu ele almışsın bakalım bu seferde bazı arkadaşlarımızda aynı tepkiyi vereceklermi acaba



