Aile İmamlığı
Bu imamlar ne yapıyorlar da para alıyorlar. Zaten namaz herkese farz… Yani maaş almazsalar namaz kılmayacaklar mı? Bak biz de kılıyoruz ama para veren nerede? Şu dünyada imam olmak varmış ya…
Aile hekimliği pilot seçilen illerde uygulanmaya başlanılıyor. Nasıl bir sonuç alınacağı henüz belli değil… Bildiğim kadarıyla Batı da bu konuda epey mesafe kat edilmiş… Biz de başarılı olunur mu? Alt yapı müsait mi? Bilemiyorum. Hem değinmek istediğim de bu değil zaten. Asıl merak ettiğim, aile hekimi olur da “aile imamı, imamlığı”, “aile din hizmeti” olmaz mı?
Şaka yaptığımı zannediyorsanız peşinen söyleyivereyim. Hiç şakam yok… Bu işe nereden başlanmalı? Nasıl başlanmalı… Pilot iller mi seçilir… Alt yapı müsait mi? Bunu yetkililere bırakmak daha doğru… Ancak ben “neden böyle bir uygulanmaya gidilmeli?” konusunda düşüncelerimi ifade edim…
Dışarıda bakıp da “Bu imamlar ne yapıyorlar da para alıyorlar. Zaten namaz herkese farz… Yani maaş almazsalar namaz kılmayacaklar mı? Bak biz de kılıyoruz ama para veren nerede? Şu dünyada imam olmak varmış ya…” deyip dışarıdan gazel okuyanlardan geçilmiyor elhamdülillah(!)…Hele bir de yetkililerden “amir” olduklarına dair belgevari bir tebessüm, saygı, yumuşak yüz görmüşseler “gel de sustur susturabilirsen onları...” İşte burada aile imamlığı önem arz eder. Bunu dillendirenlere, çağırdınız da gelmedi mi? Ücretini ödedin de hizmet satın almadın mı? Bu gün fındıkkabuğunu dolduramayan konulardaki sohbetlere katılmak, horoz dövüşüne dönen tartışmalara katılmak, ahlaki değerleri bozan programlara etek dolusu para, reklam verinde dini konulara gelince efendim “fi sebilillah” denilip durursun… Olacak şey mi? İlmin izzetini ayaklar altına almamak lazım...
Diğer taraftan ömrünü ve ilmini birkaç yaşlı ile “heba eden” demeyeyim de geçiren “ne yapabiliriz ki, ne anlatabiliriz… Evde hanımına, çocuğuna söz geçiremeyenler gelip başımıza amir kesiliyorlar… Bu tür insanlar, değil beni imamlıktan, dinden çıkaracaklar yahu…” diyen imam efendilerin imdadına da yetişmiş oluruz.
Fakülte mezunu olup pedagojik formasyonu olanların, bu bilgilerini köylerde, kıyı-köşede kalmış mekânlardaki mabetlerde 50–60 lıklar üzerinde tatbik etmeye kalkışıvermeleri halinde, gör ne olur. “Eski köye yeni adet mi getiriyorsun imam efendi… Aklını başına al… Biz, bize yar olacak imam isteriz. Gidip de çağa-çoluğun içine karışıp da top oynayan, onlarla oturup kalkan, şu formatta sakal-bıyık bırakmayan imam istemeyiz ha...” gibi sözlerine duçar kalanlara “Allah’tan kendileri için Hz. Eyyüb’ün sabrını taleb etmemizden, sabır dilemelerini tavsiye etmekten başka ne yapabiliriz ki…” demeyip, alternatifler üretmek, aktif sabır göstermek boynumuzun borcudur elbet.
Bunları bilmek, görmek, dile getirmek ne mana ifade eder? Önemli olan uygulanması… Uygulanabilinir mi ki?
Tabiî ki… Niye uygulanmasın… Tarihte nice hocalar, veliler, hak dostları saraylara kadar gidip de sadrazamları bu konuda yetiştirmemişler mi?
Bu gün nasıl olur ki?
Bakışlarımıza, nazarlarımıza ayar çekmekle her şey olur… İhtiyaç listelerimizi gözden geçirmemize bağlı…
Kimler ayar çekmeli, kimlerden başlanılmalı?
Tabiî ki büyüklerden?
Kolay mı o kadar?
Elbette değil.
Ama başlamak ve başarmak mecburiyetindeyiz.
O kadar elzem mi?
Hem de olmazsa olmaz ihtiyaçlardan…
Neden?
Çünkü her geçen gün yok olmaya yüz tutan değerlerimizi, gençliğimizi, yarınlarımızı kurtarma; daha doğrusu kendi geleceğimizi kurtarmak için elzemdir. Ahir ömrümüzü huzur evlerinde, sokaklarda sahipsiz, kimsesiz değil de; evlat ve torunlarımızın bulunduğu mekânda huzuru kalb ile geçirmek ve dünyada hoş bir sada bırakarak veda etmek isteyen, evlatlarını şer güçlerden, inaçsızlık bataklığından kurtarmak, uyuşturucu, içki vs. gibi kötülüklerden korumak isteyen herkesi ilgilendiren bir mesele...
Günümüzdeki ve gelecekteki tehlikeleri sezip, şimdiden nefsin ve neslin ıslahını zaruri görenler, evlatlarının OKS veya ÖSS sınavlarını kazanmaları için gösterdikleri gayret, katlandıkları fedakârlık ve harcadıkları para, eve kadar getirip özel ders anlatabilecek kaliteli öğretmenler bulmak için… göstermiş oldukları gayretlerin öşrü kadar evlatlarının ebed-i hayat sınavına hazırlama, hem dünya hem de ahiret mutluluğu adına gayret göstermeleri gerekmez mi?
Heybelerinde taze yasinler, fatihalar bulunan hocaları değil, Kuranda aldığı ilhamı asrın idrakine göre sunan imamlar tercih edilme şart-u kaydıyla…
Hakkı YİĞİT
http://www.tacmahal.org/detay.php?id=1503


LinkBack URL
About LinkBacks
maz mı?
Alıntı Yaparak Cevapla