• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor

Konu: Hoşgörü

  1. #1
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0

    Fikir Hoşgörü

    Hoşgörülü olabilirmiyiz olamazmıyız?

    Çoğumuz arkadaşımıza, eşimize, dostumuza vs. kaç kere hoşgörülü olmamızı söylemiştir kim bilir. Çevremizle ilişkimizi hoşgörü kadar olumlu etkiliyen sihirli kavram herhalde yoktur.

    Hoşgörülü olmak nedir acaba? veya hoşgörünün ölçüsü varmıdır?

    Bizleri rahatsız eden olayların üzerini bir hoşgörü örtüsüyle örtsek olurmu ? elbette olur ama yine belli ölçülerde desem hoşgörü cimrisimi olurum sizce.?
    Hoşgörünün tanımını yapmaya çalışıyorum ama bu konuda kaynak yetersizliğim var, çeşitli kavramlar üzerinde bir toplumsal uzlaşı bulunmayışı hoşgörü hakkında net düşünmemi engelliyor. İşte sorunda burada başlıyor, anaokulundan üniversiteye kadar bize öğretilen evet hayır diye
    yetiştirildiğimiz buna paralel olarakta yaşadığımız hayatta doğrular ve yanlışlar arasında bir tercih yapılmak zorunda bırakılan bizler acaba yanlış olanı nasıl doğru olarak kabul edebileceğiz.

    Yanlış olanı kabul etmek bence hoşgörü değil sadece görmezden gelmektir.Bu da hoşgörüden ayırmamız gereken bir kavramdır.

    Kulağı sağır olduğu için komşusundaki son ses müziği duymayan bir insanın aldırmazlığı,otobüste ayağına basan kişinin iyi boks yaptığını anlıyan bir kişinin aldırmazlığıda, hoşgörümüdür değildir.

    Hoşgörü doğru'nun tek olmayabileceğini, tek olduğu hallerde bile ortak yaşamın ancak uzlaşmayla mümkün olabildiğini ve bu nedenle de “ortak doğrular”ın “bireysel doğrular” dan daha öncelikli sayılmak gerektiğini anlamış kişilerin tutumuna hoşgörü denir. Ve hoşgörü tahammül ederek değil severek istiyerek benimsenen bir tutumdur.

    Sık sık duyduğumuz, “karşı fikirlere de tahammül etmeliyiz” sözleri dahi, hoşgörünün dayanması gereken anlayışı değil her an patlamaya hazır bir tepkiyi anlatmaktır.

    Hoşgörü, tahammül demek değildir. Sürekli olarak hoşgörülü olmayı nasihat etmek yerine niçin hoşgörülü olamadığımızı sorgulayan uzlaşmaya hazır bir topluma ihtiyacımız var

    Benim düşüncem budur yorumu sizlere bırakıyorum.
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  2. #2
    K_U_M adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    7
    Hoşgörü duygusu malesef günümüzde kendini yavaş yavaş tahammülsüzlüğe ve tek taraflı düşünülen tepkilere bırakıyor.

    Nedir bu hoşgörü dendiğinde Adem ve Havvanın ilk çocuklarından itibaren anlatılagelen hikayelerle öğrenmeye başlarız onu. Öğrenirken anlarız ki hoşgörünün varolmasını hoşgörüsüzlüğe borçluyuz, yada tam tersi.

    Hoşgörünün pratikte, kayıtsızlık ve şartsız kabul kavramları ile bilerek veya bilmeyerek karıştırılması, yani bu kavramların anlamlarının hoşgörüye yüklenmesinin bedeli her zaman yine hoşgörüye ödettirilmiş ve böylesi durumlar hoşgörü karşıtlarının en sık başvurdukları felsefî kural ihlâllerine olanak sağlamıştır.

    “Hoşgörüsüze hoşgörü gösterilmeli midir?” Hoşgörü anlayışımızın en üst düzeyde sınanması anlamına gelen bu konuya, modern liberal kuramcılardan Karl Popper çalışmalarında şöyle yer vermektedir : “Sınırsız hoşgörü, zorunlu olarak hoşgörünün kaybolmasına yol açacaktır. Sınırsız hoşgörüyü hoşgörüsüz olanlara bile gösterirsek, hoşgörülü bir toplumu, hoşgörüsüzlerin saldırılarına karşı savunmaya hazır olmazsak, hoşgörülüler ve onlarla birlikte hoşgörünün kendisi de ortadan kalkacaktır. Onun için biz, hoşgörü adına, hoşgörüsüzleri hoş görmeme hakkına sahip çıkmalıyız.” (*)Attila TÖZÜN


    İnsanoğlunun gelişen ve yaşayan dünyamızda ki evriminde yanılgıya ve hata yapmaya meyilli olan en önemli özelliklerinden birisidir hoşgörmek yada görmemek. İnsanoğlu çoğu zaman doğru bildiği davranışları yaparken aklının ve mantığının yanılgısına düşer. Akıl ona doğru yaptığı konusunda net mesajını iletmiştir.

    Bir gün coşkulu bir sema toplantısı sırasında birden bire bir sarhoş sema meclisine girer heyecanlar gösterir. Kontrolsüz bir şekilde gelir, gider Hazrete çarpar. Dostları sarhoşu hırpalamak isteyince, Mevlana mani olur. “Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz gösteriyorsunuz.

    Burada Mevlananın hoşgörüsü tabiki sarhoşun içtiği içkiye ve yaptıklarına değildir. İçilen şarabın zayıflattığı akıl ve kalbin hakettiği muamelenin bu olmamsı gerektir. Kaçımız bu felsefe ve düşüncenin içinde davranabiliriz ki.

    Zor bir dünya da yaşıyoruz. Dünyamız sadece teknolojik ve bilimsel yönden gelişmedi. Bir çok kavram ve yaşama şekillerimizde bu gelişmeye ayak uydurdu. Şu ana kadar gözlemlerim manevi yönden insanoğlunda gelişme değil gerileme olduğu izlenimini yönünde.

    Hoşgörülü bir insan olabilmek için oluşması gereken bazı şartlar var. Bunlar malesef günümüz dünyasında pek ender bulunuyor. Hoşgörüsüzlük ise artık kendini vurdumduymazlık, şiddet, yağma ve zor kullanmaya bırakmış durumda. TAbiki tüm bu saydığım kavramlar karşısında insanoğlunun haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı gardı düşüyor. Buda otomatikman insanoğlunda duyarsızlığa ve boşvermişliğe yol açıyor.

    Örneğin benim gençliğimde köyümüz gençleri ile bazı köylerin gençleri arasında husumet olurdu. Çok kavga olurdu. Ama ben o zamanlar hiç görmedim yanında bıçak, silah, balta taşıyanını. Şİmdi bakıyorum toplumumuzda geçerken rüzgarından etkilendiği insanı kesip doğrayanlar, kurşun yağdıranlar mevcut. Tabiki bu benim gibi sıradan bir vatandaşın olaylara direk tepki koymasını engelleyen bir durum. Ben bu yanlış kardeşim demeden önce gözlerimin önüne arkamdan gözyaşı dökecek kızlarım geliveriyor. Buda hoşgörünün ve haksızlığa tepkinin sadece insanların bireysel mücadelesi ile olamayacağını gösteriyor. Hoşgörü ve haklar bence devletin ve toplumun koruması altında olmalı ki yaşatılabilmeli.
    Ticaret adamın kesesini doldururken kalbini boşaltıyor. Haberiniz ola arkadaşlar.

  3. #3
    kro_ze adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-06-2006
    Mesajlar
    175
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Sokrates tarafından gönderildi.
    babası oğluna bir torba çivi verir ve ona kontrolunu, sabrını her kaybettiğinde ceviz sandığının üzerine bir çivi çakmasını söyler. birinci gün çocuk tam 37 çivi çakar.

    haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir ve daha az çivi çakmaya başlar. nitekim haftalar ilerledikçe, kendini kontrol etmesinin sandığa çivi çakmasından daha kolay oldugunun farkına varır. her çivi çakılmadığı günün sonunda durumu babasına bildirir.

    bu defa baba oğluna, kendini kontrol ettiği her günün sonunda sandıktan bir çivi sökmesini ister.

    haftalar geçer, çocuk, hem sabır hem de kendini kontrol etmenin idrakiyle, tüm çivileri sökmüş olur ve babasını çağırır.

    babası çocuğun elinden tutar ve sandığın yanına götürüp ona şöyle der:

    -bak oğlum, çok çalıştın ve artık kendini kontrol ederek sandığın üzerinde delik açmamayı öğrendin!…

    ancak, sandığın üzerindeki deliklere bir bak!. hiç bir zaman o delikler kapanmayacak ve eskisi gibi olmayacaklar.

    her sabırsızlığın, duygusal tepkimen karşındaki kişinin yufka yüreğinde böyle onulmaz yaralar oluşturur. ne kadar özür dilersen dile, o yara daima orada duracaktır. sözlü bir saldırı da en az fiziksel bir saldırı kadar yara verir!.

    oysa arkadaşlarımız bizim için mutluluktur, bizi güldürürler, başarı için cesaretlendirirler, bize dikkatli bir kulak sunarlar ve kalplerini bize açmaya her zaman hazırdırlar."
    gerçekten güzel bir hikaye

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    13-11-2005
    Mesajlar
    9,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Ne demiş Hz. Mevlana: “ Ben insanların ayıplarını gören gözlerimi kör ettim. Sen de onlara benim gibi iyi gözle bak"

    Hoşgörümüzü kaybetmeyelim dostlar...








    :turk:



  5. #5
    _Asi_ NiCoLaY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-08-2006
    Mesajlar
    1,215
    Karizma Gücü
    0
    Hoşgörü çok önemli ya...bazen hata yapabiliyoruz insanız...ama çok sert tepki aldığımızda oluyor durum böyle olunca elimiz ayağımıza dolanıyor..sonra kavga kaçınılmaz oluyor...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İslam baskı ve zorlamadan uzak, barış ve hoşgörü dinidir
    TOPLUM VE İNSAN bölümünde zuleyha aydın tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 06.09.11, 20:17
  2. Hoşgörü diyarında yuh sesleri
    2005 Konuları bölümünde UltrAslan Murat tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 17.08.05, 12:41

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •