A) DOĞU TOPLUMLARINDA

Doğu toplumları merkezi otoriteler kurarak bölge ve ülkeler oranında iktisadi faaliyetlerin artması için ortam hazırlamışlardır.

ÇİN

Çin’de devlet müdahalelerinin azaldığı dönemlerde iç ve dış ticaretin serbest olmasına bağlı olarak iktisadi faaliyetler canlanmış ve sosyal yapı dinamikleşmiştir. İpek yolunun yoğun ticari faaliyetlere sahne olduğu M.Ö. 202 - M.S. 221 yılları arasında kalan dönemindeki Hun Hanedanı ile M.S. 618 – 916 yılları arasındaki dönemindeki Tanf Hanedanlığında Çin kültürü gelişmiş ve toplumun refah seviyesi yükselmiştir. Çin’in Sosyo-kültürel yaşamını 2000 yıldan daha uzun bir süre etkileyen Konfiçyüsizm, birey, toplum ve adalet arasındaki ilişkilerin uyumlu bir biçimde düzenlenmesini öngörmekteydi.

•Toplumsal uyumda bireyin ahlâklı yetiştirilmesi önemlidir ve uyum buna bağlıdır.
•Bireyin yetiştiği aile temel kurumdur ve iktisadi bir kurumdur.
•Konfüçyusun teslimiyetçi yaklaşımı, kitlelerin devlet ve mahalli yöneticilerinin baskıcı yönetimlerinin sürekli olmasına neden olmuştur.
•Toplumsal uyum için adaletsizlik yok edilmelidir. Devlet sosyal uyumu adil davranarak sağlayabilir. Bu nedenle yöneticiler eğitilmelidir.
•Toplumsal yapı ve sınıflar toprak mülkiyetindeki yapıya göre şekillenmiştir.

Tarımsal üretim topraksız köylüler tarafından uygulanmaktaydı. Toprak rahipleri üst sınıf sayılmaktaydı ve toprağın işlenip işlenmediğini hükümdar adına denetlemekteydi.

HİNDİSTAN

Düşünürler daha çok siyasi ve kültürel konular üzerinde yoğunlaşmış-lardır.

• Kral ve yakınları üst sınıfı oluşturmaktadırlar ve yönetim ve savaşla uğraşırlar.
• Çiftçiler, zanaatkârlar ve tüccarlar daha alt statüdeki kastların üyeleridir.
• Alt sınıfı oluşturan dokunulmayanlar her çeşit haktan yoksundurlar.

Budizm → Hint, Çin ve Japon kültürünü etkilemiştir.
 İnsan huzuru için kendi yolunu çizmelidir.
 Sade bir yaşam savunulur.
 Diğer insanları destekleyen ve yararlı işler yapanlar mal mülk sahibi olabilir.
 Hindistan’daki Kast sistemine karşı çıkmıştır.

BABİL

 Serbest ticaret yaygınlaşmış.
 Ticari faaliyet yoğunlaşmış.
 Zamanla gelir dağılımındaki aşırı dengesizlik sosyal huzursuzluklara ve çatışmalara yol açmıştır.
 İktidara getirilen Kral Hammurabi (MÖ. 1800) yazılı hale getirdiği yasalarla gelir dağılımındaki dengesizlikleri azaltmaya çalışmış,
 Faiz oranları belli bir dengede tutularak senetin az sayıda insan elinde toplanmasını engellemiştir.
 Artan ticari faaliyetlerle alınan servet mabetlere emanet olarak verilir, bunlarda kredi olarak ihtiyaç sahibine verilirdi.( Bankaların ilk örnekleri) ( Mevduat& Kredi işlemleri)
 Bu işlemleri Mezopotamya’daki Kızıl Tapınaklar yapmış, ancak sonraları bazı zengin tüccarlar bu işlere girmiş, faize ilişkin yasalar delinmiş sonuçta yoksullukların artması ve borcunu ödeyemeyenlerin zenginliklerini kaybetmesine yol açmış.

İSRAİL

 Siyasi ve iktisadi konuları da içeren Tevrat’ın burada etkisi çok olmuştur.
 Ticaret serbestisi ve devletin yetkilerinin belirlenmesi Filistin’de ticari faaliyetlerin etki alanını genişletmiş.(Hz. Davud döneminde)
 Tevrat da faizin yasalaşmasının gelir dağılımındaki dengesizliğin artmasını engellemiş.
 Tevrat’ın içindeki konulara ilişkin hükümleri İbrani ve sonrasındaki toplumların ticari faaliyetlerin şekillenmesinde etkin rol oynamıştır.

MISIR

 Güçlü ve otoriter merkezi güç, iktisadi dönemce de farklı görüşlerin çıkmasını engellemiştir.
 Devlet üretim araçlarının mülkiyetine sahiptir ve iktisadi faaliyetler kontrol altında tutulmaktadır.
 Ticari faaliyetlerin serbest olduğu dönemlerde ticari faaliyetler hız kazanmıştır.




B) ESKİ YUNAN’DA İKTİSADİ DÜŞÜNCE

İktisadi düşüncenin felsefi kaynağının çıkış noktası “Eski Yunan Düşüncesi”dir. Önemi;
1. Yunanlı düşünürlerin görüşleri daha sonraları tekrar başkaları tarafından bağımsız olarak düşünülmüş ve yazılmışlardır.
2. Kendisinden sonraki düşünce hayatını doğrudan doğruya etkilemekte hiç geç kalmamışlardır.

 Yunan düşüncesinin iktisadi alana yaptığı katkılar siyasi bilimlere nazaran daha az ve önemlidir. Bunu yaratan temel faktörlerde şöyle sıralanabilir;

- İktisadi faaliyetlerin yeterince gelişememesi,
- Devlet sorunları ile daha çok ilgilenmeleri,
- Felsefenin hakimiyeti iktisadi düşüncenin gelişmesini engellemiştir,

 Felsefenin hakimiyeti şu nedenlere bağlanabilir;
- Devlet kişiden daha önemlidir. Birey kendini siteye feda etmelidir.bireyin refahı sitenin refahıdır.
- Eşitlik fikri benimsenmemiştir. Toprak dağılımında da geçerlidir.
- Servet hor görülmüştür. Servet hırsı insanlar arasındaki ilişkiyi bozar.
- Nüfus miktarı sınırlandırılmalıdır.

Bütün bu faktörler bağımsız bir iktisat ilmi için yeterli olmamıştır.
Genel olarak Eski Yunan düşünürleri iki grupta ele alınarak şu sonuçlar çıkarılabilir;

1) Eflatun ve Aristo: Son derece ilkel ve daha da önemlisi bilim-dışı ve esas itibariyle konuya yakın olmayan herkesin, her çağda rahip olabileceğinden pek farklı olmayan bir iktisat anlayışına sahiptiler.

2) Stoacılar ve Epikürcüler’de ekonomik sorunları anlama ve kavrama yetenekleri daha da az, buna karşılık etkileri daha da olumsuzdur.