Sıra geldi hataları tartışmaya





Durum tespiti yapmanın zamanıdır. Neden derseniz, geleceğe ilişkin belirsizlik biraz daha azaldı. Bu belirsizliği azaltan taraf ise merkez bankası. Geçen hafta merkez bankasının yazılı açıklamaları ve başkan Durmuş Yılmaz’ın İzmir’deki açıklamaları yatırımcıların kafalarının biraz daha netleşmesine katkıda bulunmuş olmalı.

Bazıları açıkça olmayıp, üstü kapalı bir şekilde olsa da Merkez Bankası’nın ne dediğine şöyle bir bakalım:

Merkez Bankası 2006 enflasyon hedefinin tutturulamayacağını itiraf etti. Öyle iki puanlık aralığa falan bakmayın, merkez bankamız yıl başında oldukça net bir şekilde hedefi yüzde 5 olarak açıkladı. Başkan Yılmaz’ın da dediği gibi bu bir nokta hedeftir. Ve şu anda geldiğimiz nokta itibariyle bu hedefin tutma ümidi kalmamıştır. O nedenle Merkez Bankası artık tüm konstrasyonunu 2007 ve 2008 enflasyon hedeflerine çevirdi. Birkaç yıllık örtük enflasyon hedeflemesinden sonra açık ve resmi enflasyon hedeflemesine geçen merkez bankası daha yılın yarısı bile dolmadan hedefi tutturamayacağını gördü. Şimdi sıra bu sapmanın hesabını vermekte, çünkü enflasyon hedeflemesinin doğasında bu var. Hatta daha da ötesi, bir ceza mekanizması bile olmalı.

Geriye dönüp “Merkez Bankası nerede hata yaptı?” diye bakılabilir. “Artık olan oldu, geriye dönmenin alemi yok” diyen de olabilir ama bence geriye dönüp bakılmalı ve “Nerede hata yapıldı” diye tartışmalıyız. Çünkü bu gelecekte de aynı hatanın yapılması olasılığını azaltır. “Sıfırlar” diyemiyorum çünkü aynı hatayı birkaç defa tekrarlamak gibi ulusal bir özelliğimiz var.

Mesela nisandaki faiz indirimi bir hatamıydı? Ya da daha öncesine gidip Şubattaki yüklü döviz müdahalesine bakabiliriz. Eğer bir günde 5 milyar dolar dolayında dövizin piyasadan çekilip karşılığında dünyanın YTL’sinin piyasaya sürüldüğü o ünlü müdahale olmasaydı ne olurdu? Hükümetin merkez bankası başkan atama sürecini olabilecek en kötü şekilde yönetmesinden tutup, şu anda tepe yönetimde bir önceki yönetimden hiç kimsenin kalmamasına kadar yapılan yanlışların üzerinde durulmalı.

Merkez Bankası'nın “Bu hareketin kökü dışarıdadır” deyip piyasadaki hareketi yaklaşık bir ay sadece izlemesi de tartışılabilir. Mayıs ayındaki para politikası kurulu toplantısında faizleri değiştirmeden aynı tutmasının nedeni sorgulanabilir. Öyle ya bu kararının üzerinden iki hafta geçmeden olağanüstü toplanıp, piyasanın beklentisinin de üzerinde faiz artıran yine aynı Para Politikası Kurulu değil miydi? İki hafta da bu kadar radikal değişiklik varsa bu iki toplantıdan birinde yanlış bir değerlendirme yapılmış denilemez mi?

Hadi gelin bunları tartışalım. Enine boyuna tartışıp hataları deşifre edelim ki bir daha bu hataların tekrarlanma olasılığı azalsın. Siyasiler işin ciddiyetini anlasınlar, bürokratlar altına girdikleri yükün ne olduğunu görsünler, yatırımcılar piyasaların bir anda nasıl dönebildiğini ve iyimserliğin yarattığı körlük nedeniyle nasıl zararlar yazılabildiklerini görsünler.




kaynak = www.referansgazetesi.com