• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0

    Finansal Teknikler ve Türev Araçları

    FACTORING

    1.1 Factoringin Tanımı ve Kapsamı

    Factoring, iç ve dış ticaret işlemlerine uygulanan ve özellikle kısa vadeli mal satışlarında başvurulan bir finansman yöntemidir. Ticaret işlemlerinde, alacakların tahsilatına yönelik olarak verilen hizmetlerin bütünü şeklinde tanımlanan factoring; factoring hizmetini talep eden 'müşteri' , hizmeti veren 'factor' ve müşteri alacaklarının yönelmiş olduğu 'borçlu' arasında işlemektedir. Kısaca factoring, kredili satış yapan firmaların, bu satışlardan doğan alacak haklarını factor adı verilen finansal kuruluşlara temlik etmeleri işlemidir. (Erkut ONURSAL, “Dış Ticaretin Finansmanında Factoring ve Factoringin Hukuki Çerçevesi”, www.factoringdernegi.org.tr, 3 Mart 2005)

    Factoring şirketi, devraldığı alacakların muhasebesinin tutulması, borçluya ihtarda bulunulması, alacağın tahsili ve gereğinde cebri icra yoluyla elde edilmesi gibi hizmetleri de üstlenir. Üstlenilen bu hizmetler karşılığında factoring şirketi müşteriden factoring harcı denilen ve alacağın fatura değerinin %0.5 - % 2.5 arasında değişen bir komisyon talep eder.

    Kısa vadeli ticari alacakların devri esasına dayanan factoring bu devir çerçevesinde işletmelere finansman, alacak garantisi ve tahsilat hizmetlerini sunmaktadır. Factoring uygulaması ile işletmenin can damarı olan nakit akışı kesintisiz hale gelmekte, gerekli işletme sermayesi sağlanarak hammadde alımları kolaylaşmakta, üretim ve satış faaliyetlerine olumlu katkılarda bulunulmaktadır.

    1.2 Factoringde Taraflar

    Factoring işleminde taraflar işlemin yurt içi ve yurt dışı olmasına göre farklılık gösterir. Her iki yöntemde de temel olarak üç taraf (satıcı, alıcı, mahalli banka/veya factor) mevcut olup, dördüncü taraf (yurt dışındaki muhabir banka/veya factor) işleme dolaylı olarak girmektedir.

    Yurtiçi factoringde taraflar üç tanedir. Bunlar; satıcı firma, alıcı firma (müşteri) ve aracı kuruluş (factor)’dur. Uluslararası bir factoring işleminde ise; malların satıcısı, bir diğer ifadeyle alacaklı hesapların sahibi (ihracatçı), malların alıcısı (ithalatçı), alacaklı hesapları satıcıdan devralan (mahalli factor) ile alıcıdan tahsilatı yapacak olan yurt dışındaki (muhabir factor), olmak üzere dört taraf bulunmaktadır.

    1.3 Factoring Hizmetleri

    Factoring: ihracatçının elde edeceği her biri çok değerli olan ve birleştiklerinde de ihracatın arttırılmasında önemli bir destek olan üç servisin toplamıdır. Bunlar:

    Alacak Yönetimi : Factor, alıcıların ödememe riskini üstlenerek, satıcının vadeli satışlarından doğan alacaklarını garanti altına alır. Alacak yönetimindeki en önemli amaç, satıcının tüm cirosunu devralmak, satış kayıtlarını tutmak, işletmenin bu ağır yükünü büyük oranda hafifleterek alıcı riskini ortadan kaldırmaktır.

    Tahsilat Yönetimi: Factor, riskini üstlendiği veya üstlenmediği alacakların tahsilatını gerçekleştirir. Bu yöntem çerçevesinde, satıcı tahsilata ayırdığı zaman ve elemandan tasarruf ederek tahsilat takibini factor aracılığı ile yapar.

    Nakit Yönetimi : Satıcı factore devrettiği vadeli alacaklarının belirli bir yüzdesini hemen nakit olarak kullanabilir. Nakit yönetimi ile işletmenin bilançoya bağlı kullanılmayan alacakları nakde dönüştürülür. Bu esnek finansman sayesinde dış kaynağa gerek kalmadan gerekli işletme sermayesi işletmenin kendi satışlarından karşılanır. (Platin Dergisi Ek “Dış Ticaretin ABC’si”, Yıl:8, s.13, Mart 2005)

    Elde edilecek avantajlar; yönetimin zamanından tasarruf, tahsilatın maliyetinden tasarruf, artan pazar imkanları, yabancı müşterilerle iş görmede kolaylık sağlanması, tahsili gecikmiş alacakların minimize edilmesi olarak sıralanabilir.

    1.4 Factoringin Özellikleri

    • Factoring özellikle küçük ve orta boydaki işletmelere uygun bir finansman yöntemidir. Çünkü iyi organize olmuş büyük kuruluşlar finansman sorunlarını çözümlemektedirler.
    • Factoring, orta ve küçük işletmelere kısa vadeli (90 – 180 gün) finansman sağlayan bir yöntemdir.
    • Her türlü ihracat işleminde uygulanır.
    • Genellikle belirli bir dönemde yapılacak tüm taleplerin transferini kapsayan bir çerçeve anlaşması niteliğindedir.
    • Minumum miktarsız toplam işlemler için uygulanmaktadır.
    • Özellikle tüketim malına yöneliktir.
    • Rücu hakkı yoktur.


    Factoringin Tarihsel Gelişimi

    Factoringin dünyada bilinen ilk uygulamaları Mezopotamya'da M.Ö.4000'li yıllarda "alacağın temliki" şeklinde görülmüştür. Daha sonra, Roma dönemlerinde factor kelimesinin "mümessil, başka birinin ticari işlerini takip eden" anlamında kullanıldığı bilinmektedir. 18.yüzyılda konşimento üzerinde malların alıcısı olarak factor'un belirtilmesi, uluslararası ticarette factor sözcüğünün Flamanca'daki orjinal kullanımıyla yasal belgelerde yer alışının başlangıcıdır. 19.yüzyıl sonlarında Avrupalı tekstil üreticilerinin mallarını komisyoncular aracılığı ile değil doğrudan satmaya başlamalarıyla, günümüzdeki tanımı çerçevesinde factoring ilk olarak tekstil sektöründe kullanılmıştır.

    Modern factoring 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da kabul görmeye, 1960'larda ise yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bir çok ülkede 1950'li yıllardan bu yana modern anlamda hizmet veren factoring kuruluşlarının önemli bir kısmı büyük banka ve finans kuruluşlarının katılımıyla kurulmuştur. Avrupa ülkelerinde, factoring ve leasing uygulamalarına yaklaşık kırk yıl önce başlanmasına rağmen, bazı finans çevreleri, factoringin leasinge kıyasla yeterince tanınmadığını ileri sürmektedirler. Nitekim, Avrupa ülkelerinin çoğunda factoring işlemlerine ilişkin ayrı yasalar yapılmasına gerek duyulmamıştır. Örneğin; bazı Avrupa ülkelerinde (İtalya, İspanya ve İsveç) bu konuda yasal düzenlemeler mevcut değilken, bazı Avrupa ülkelerinde ise (Almanya ve Fransa) yasal düzenlemeler mevcut bulunmaktadır.

    Gelişmiş ülkelerdeki yeni finansman tekniklerini benimseyen ve bu teknikleri gecikmeksizin uygulamaya koyan ülkemizde factoring faaliyetleri ilk kez 1988 yılında İktisat Bankası’nın girişimi ile yapılmaya başlanmıştır. Factoringin uygulanmaya başlanması ile işletmelerimiz bu yeni finans tekniğinin avantajlarından yararlanma olanağına kavuşmuşlardır.
    Başlangıçta "en son kredi kaynağı" (lender of last resort) olarak kabul edilen factoring, verdiği hizmetler sayesinde zaman içerisinde vazgeçilmez bir finansman tekniği olarak benimsenmiştir.
    Bu mesaj en son " 14.06.06 " tarihinde saat 19:46 itibariyle keyness tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0
    Factoringin Türleri

    Factoring işlemleri tarafların farklı gereksinimleri göz önüne alınarak değişik şekillerde yapılabilmektedir. Çeşitli kaynaklarda birçok farklı türüne rastlanmasına karşın factoringin türlerini niteliklerine göre, faaliyet gösterdikleri yere göre ve sunulan hizmetlere göre gruplandırabiliriz.

    A) Niteliklerine Göre Factoringin Türleri

    Factoringi niteliklerine göre gruplandırdığımızda gayri kabil-i rücu, kabil-i rücu, bildirimli ve bildirimsiz factoring türleri karşımıza çıkmaktadır.

    1. Gayri Kabil-i Rücu Factoring

    Borçlunun borcunu ödememesi riskinin factor kuruluşu tarafından üstlenildiği hallerde olur. Factor kuruluşu, alıcının borcunu vadesinde ödemediği hallerde, satıcıya ödediği peşinat ile ilgili olarak satıcı firmaya yönelememektedir.

    2. Kabil-i Rücu Factoring

    Factor kuruluş alıcının borcunu ödememesi halinde ortaya çıkacak riski üstlenmemekte ve bu hallerde yapılan peşinat ödemesi için satıcıya yönelebilmektedir. Factor kuruluşun temel görevi, tahsilata aracılık yapmak şeklinde ortaya çıkmaktadır.

    Satıcı, uzun süredir çalıştığı ve iyi tanıdığı alıcılarda risk görmediği durumlarda ihracat alacaklarından doğan haklarını factor'e kabil-i rücu temlik edebilir. Bu tür işlemde, factor; alacağın takibi ve tahsilini üstlenir, vadeden önce ön ödeme yapabilir. Ancak, alacakların tahsil edilmeme riski ile ilgili tüm sorumluluk satıcıya aittir.


    3. Bildirimsiz Factoring

    Alacakların tahsilat hizmetinin faktoring şirketince üstlenilmediği bir faktoring türüdür. Burada alacağın faktoring şirketine temlik edildiği borçluya bildirilmez. Özellikle, vadeli mal veya hizmet alıcılarının doğrudan satıcıya muhatap olmayı tercih ettikleri, diğer bir deyimle araya bir faktoring şirketinin girmesini istemedikleri durumlarda uygulanan bir yaklaşımdır. Bu yöntemde satıcı firmalar, faktoring şirketinin bir acentası gibi, alacak tahsilatını bizzat yaparlar. Faktoringin, ön ödeme yapılması şeklindeki finansman işlevi ile mutabık kalındığı takdirde, borcun ödenmemesi riskinin faktoring şirketince üstlenilmesi şeklindeki teminat işlevi, bu tür faktoring işlemleri içinde yer alır.

    Burada, satıcının faktora temlik ederek karşılığında ön ödeme kullandığı alacağı, vadesinde, faktora değil de yine satıcıya ödendiği için faktor teminat açısından önemli bir risk taşımaktadır. Bu durumda, faktoring şirketinin vadede kendisine ödeme yapılmasını sağlamak üzere, bir ödeme aracı olarak satıcıdan ilgili çek ve senetleri alması veya satıcının bankası ile satıcı ve faktoring şirketi arasında, borçlunun satıcının banka hesabına ödeme yapmasını ve bankanın bu ödemeyi faktoring şirketi hesabına aktarmasını sağlayacak bir anlaşma yapılması yöntemleri kullanılmaktadır. ( www.factoringdernegi.org.tr, 10 Mart 2005)

    4. Bildirimli Factoring

    Satıcı firmanın alacağını factor'e devrettiğini borçlulara bildirdiği factoring türüdür. Bu factoring türünde, satıcı firma tarafından factor'e temlik edilen faturaların ve suretlerinin üzerine, ödemelerin muhabir factor'e yapılması gerektiğini belirten bir not konulur. Ayrıca factor kuruluşun hazırlamış olduğu bir tanıtım mektubuyla da, satıcı firma alacaklarını factor kuruluşa devretmiş olduğunu belirtir.

    B) Faaliyet Gösterdikleri Yere Göre Factoringin Türleri

    Factoring yurtiçinde ve yurtdışında uygulanabilir bir finansman tekniğidir. Factoringi uygulandığı yerlere göre yurtiçi, ihracat ve ithalat factoringi olmak üzere üçe ayırabiliriz.

    1. Yurtiçi Factoring

    Yurtiçi factoring, aynı ülke sınırları içerisinde faaliyet gösteren alıcı, satıcı ve factor kuruluş arasında gerçekleştirilir. Ülkemizde yurtiçi factoring işlemlerinin tamamına yakını kabilirücu factoring işlemlerinden oluşmaktadır. Bu sonucun altında ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal şartlar yatmaktadır. Yurtiçi factoring hizmetinden faydalanmak isteyen satıcı firma, factoring şirketine başvurarak gerekli bilgi ve belgeleri verir. Tüm bu bilgi ve belgelerin ışığında, ilgili inceleme ve çalışmaları yapan factoring şirketi teklifini sunar. Bu teklifin içeriğinde yeralan factoring komisyon oranı, ön ödeme oranı ve finasman faizi gibi koşullarda anlaşan taraflar arasında factoring sözleşmesi imzalanır.

    Satıcı firma, mallarını sevk ettikçe faturalarını düzenler. Düzenlenen faturaların bir kopyası, üzerinde alacağın factor temlik edildiğini belirten bildirim notuyla beraber factoring şirketine gönderilir. Temlik alınan bu faturalara istinaden, sözleşmede anlaşılan koşullar çerçevesinde ön ödeme yapılır. Vade geldiğinde fatura bedeli alıcıdan tahsil edilir ve factoring komisyonu, ön ödeme yapılmışsa yapılan ön ödeme tutarı, finansman faizi düşüldükten sonra ilgili tutar satıcıya ödenir.



    2. İhracat Factoringi

    Alacak riskinin borçlunun ülkesindeki muhabir factor tarafından üstlenildiği ve ihracatçıya finansman desteğinin sağlandığı türdür. Sadece mal mukabili ihracatlar için uygulanır.

    Yurtiçi ve ihracat factoringi arasındaki en büyük fark, ihracat işlemlerinde yurtdışı muhabir factorun 4.taraf olarak sisteme katılmasıdır. Satıcı açısından iki uygulama arasında fark yoktur. Tahsilat takibi, riskin üstlenilmesi ve finansman konularında satıcı firmanın muhatabı yine Factor olacaktır. Factor, garanti ve tahsilat servislerini çoğu zaman yaygın muhabir ağı kanalını kullanarak vermekte, gerekli durumlarda bu servisleri kendisi de üstlenebilmektedir.

    Bu modelde, satıcı yurtdışına mal satmak istediği alıcılarla ilgili bilgileri Factora verir. Factor, yurt dışındaki Muhabir Factor'a bu bilgileri yollayarak alıcılar için limit talep eder. Muhabirden alınan limitler dahilinde Factor alıcıların ödememe riskini üstlenir. Satıcı, alıcısına yollayacağı mallarla ilgili kesmiş olduğu faturaları Factora devreder. Bu alacaklar karşılığında Factor, isteğe bağlı olarak satıcıya fatura meblağının belirli bir yüzdesini fatura üzerindeki döviz cinsinden öder. Vade tarihinde fatura meblağı alıcıdan tahsil edilir ve bakiye tutar satıcıya ödenir. Alıcının mali güçlüğe düşmesi nedeniyle tahsil edilemeyen alacaklar ise uluslararası kurallar ile belirlenen dönem sonunda Factor tarafından satıcıya ödenir. Mal ayıbından dolayı tahsili gerçekleşmeyen alacaklar satıcıya rücu edilir.

    Factoring'in ana hedefi olan kesintisiz nakit akışı, dış piyasaya satış yapan işletmeler için daha da önem kazanmaktadır. Farklı dillerin konuşulduğu, farklı kanunların geçerli olduğu yurtdışı piyasalarda alacakların tahsil kabiliyeti zayıflamakta, ihracatçılar bir yandan risklerini en aza indirme yollarını araştırırken, diğer taraftan uluslararası firmalarla rekabet etmek durumunda kalmaktadırlar. Özellikle günümüzde, ortak pazar sisteminin kabulu ile birlikte yurt dışı piyasalarda ihracatçıların akreditifli satış imkanları oldukça kısıtlanmakta, alıcılar vadeli ve mal mukabili alımları tercih etmektedirler. Alıcı riski taşıma ve finansman gibi iki büyük problemle karşı karşıya kalan işletmelere verdiği hizmetler sayesinde factoring, kesin ve en uygun çözümleri getirmektedir.

    3. İthalat Factoringi

    İthalat factoringi uygulamasında, ithalatçı ile ilgili başvuru yurtdışı muhabirinden ya da satıcıdan factora gelir. Bu limit başvurusu ile ilgili olarak factor yurtiçindeki ithalatçı firma ile bağlantı kurar ve ortak çalışma şartlarını araştırır. Factor tarafından ithalatçı adına yurtdışına verilecek garanti limitinin ithalatçıya hiçbir maliyeti olmadığı gibi, işletmeyi akreditif, vesaik mukabili gibi maliyetli işlemlerden kurtarır. İthalat factoringi uygulamasında ithalatçılar adına yurtdışı muhabirlere garanti limiti verildiği gibi, işlemler sadece tahsilat amaçlı da olabilir.


    C) Sunulan Hizmetlere Göre Factoring Türleri

    Factoringte alacak yönetimi, nakit yönetimi ve tahsilat yönetimi olmak üzere temelde üç hizmet sunulmaktadır. Ancak tarafların ihtiyacına göre bu hizmetlerin farklı düzeyde sunulduğu dört factoring türü bulunmaktadır.

    a) Tam Hizmet Faktoring (Geleneksel Factoring)

    Yaygın olarak kullanılan geleneksel faktoring türüdür. Satıcı firma ile faktoring şirketi arasında devamlılık gösteren bir anlaşma ile faktor, normal ticari ilişkilerden doğan tüm faturalı alacakları temlik almayı, alacakları tahsil etmeyi, alacak kayıtlarını tutmayı ve ön ödeme yapmayı kabul eder. Bu tür faktoring hizmetleri, alacakların tahsil edilememe riskinin faktoring şirketince üstlenilip üstlenilmemesi durumuna göre iki alt gruba ayrılır:

    a.a) Geri Dönüşsüz Faktoring

    Alacağın, borçlunun aczi nedeni ile, tahsil edilememe riskinin faktor tarafından üstlenildiği faktoring türüdür. Böylece mal veya hizmet satıcısı alacağını teminat altına almış olur. Faktoring tekniğinin tüm işlevlerini içeren bu tür faktoring, genel olarak gelişmiş ve istikrarlı bir ekonomiye sahip ve kredi sigortasının yaygın olarak kullanıldığı ülkelerde, sorunsuz olarak kullanılmaktadır. Ancak, ekonomi ve kredi sigortası ile ilgili sorunlarını henüz çözüme kavuşturamamış ülkemizde, çok nadir olarak bu tür faktoring anlaşmalarına yer verilmektedir.

    a.b) Geri Dönüşlü Faktoring

    Burada faktoring şirketi, borçlunun ödememe riskini üstlenmez. Borcun, alacağın tahsili için yaptığı hizmetlere rağmen, vadesinde ödenmemesi durumunda, faktoring şirketi yaptığı ön ödemeyi alacaklıdan geri ister.

    b) Vade Factoringi

    Satıcının factorden avans almadığı ve ödemelerin vade sürelerinin sonunda yapıldığı bir finansman türüdür. Vade factoringinde satıcıya finansman desteği sağlanmaz. Bu tür anlaşmalarda esas olan alacağın tahsili ve satış kayıtlarının tutulması hizmetleridir. Taraflar anlaştığı takdirde, borcun ödenmemesi riskinin faktoring şirketince üstlenilmesi de bu tür faktoring işlemleri içine dahil edilebilir. Faktor satıcıya alacak hakkını iki şekilde ödeyebilir; fatura tarihinden sonra mutabık kalınan sürede veya her bir borçludan ödeme alındığında.

    c) Toplu İskonto

    İşletmenin o anda elinde bulunan kısa vadeli alacaklarının factor tarafından satın alınarak yalnızca finansman sağlandığı çalışma biçimidir. Borçlulara; factora ödeme yapmaları için bildirimde bulunulmasına rağmen, işlem rücu etme esasına göre yürütüldüğünden factor, borç tahsilatından ve alıcı riskinden sorumlu değildir.

    d) Fatura İskontosu

    Genel olarak yalnız finansman hizmetinin yapıldığı bir faktoring türüdür. Finansman ihtiyacı olan, fakat alacakların yönetimi ve borcun ödenmemesine karşı korunma gereksinimi olmayan firmalar için uygulanan bir yaklaşımdır. Burada alacağın faktoring şirketine temlik edildiği borçluya bildirilmez, satıcının faktora temlik ettiği alacakların tahsilatı, faktor adına yine satıcı firma tarafından yapılır.

    Fatura iskontosu şu şekilde işler;

    - Müşterinin faktora detaylı kredili satış listesini göndermesiyle fatura iskontosu süreci başlar.
    - Bordrodaki alacak tutarından faktoring komisyonu için belli bir marj düşülerek bakiye 24 saat içinde müşterinin hesabına geçirilir.
    - Satış listesine ek olarak yapılan tahsilatlar, iskontolar ve iade listeleri hafta bazında faktora gönderilir.
    - Borç ödemeleri faktorun bankasında satıcı adına açılan hesaba yapılır.
    - Hesap mutabakatı her ay sonu satıcı ile faktor arasında yapılarak, kayıtların doğruluğu saptanır. (www.factoringdernegi.org.tr, 10 Mart 2005)

  3. #3
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0
    Factoring Sisteminin İşleyişi

    Factoring; kredili satış yapan firmaların bu satışlardan doğan alacak haklarını bankalara veya bu konuda uzmanlaşmış diğer finansman kuruluşlarına satmalarıdır. Bunun için factoring şirketi, satıcı firma ile bir sözleşme imzalamak ve bu anlaşmaya göre firma, kredili olarak yapacağı tüm satışlar için factoring şirketinin onayını almak zorundadır. Dolayısıyla firmanın factoring şirketine danışmadan yaptığı kredili satışlardan doğan alacakları factoring şirketini bağlamaz.

    Factoring şirketi sunduğu hizmetlerin karşılığında firmadan bir komisyon talep eder. Factor ile müşteri arasındaki ilişkinin temeli şirketin normal ticari mekanizma içinde doğan borçlarının çoğunu satın almayı factorun taahhüt etmesine dayanmaktadır. Aynı zamanda factor, şirketin satış hesaplarıyla ilgili tüm idari sorumluluğu da üstlenir. Factor fatura karşılığında derhal nakit ödemeyi taahhüt eder. Şirket yönetimini, geç ödeyen alıcılarla uğraşmaktan kurtarır ve müşterinin kötü niyetine karşı alacağın korunmasını sağlar. Mallar teslim edilir edilmez şirket, müşterisine faturayı yollar ve bir kopyasını da factoring şirketine gönderir. Bundan sonra faturanın finansal ve idare sorumluluğunu factor üstlenir ve şirket fatura miktarının %80’ini nakit olarak çekme hakkını elde eder. Faturanın geri kalanını da müşteri nihai ödemeyi yaptıktan sonra ya da önceden belirlenen günde yapar.

    Factoring büyük miktarlarda kredili satışlar yapan firmaların, bu satışlardan doğan alacak haklarını factor kuruluşuna satması esasına dayalı bir finansman tekniği olduğundan; factoring anlaşması ile factor, satıcı firmaya kredili satışları ile ilgili çeşitli hizmetler de sunar. Alacak hakkının devredilmesi sonucunda factor kuruluşu borcun ödenmeme riskini üstlenmiş olur. Factoring senetleri kısa vadeli olup daha çok tüketim mallarının satışından kaynaklanmaktadır.

    Factoring sisteminin işleyiş mekanizması yurtiçi ve yurtdışı factoring olarak iki bölüm halinde incelenebilir.

    A) Yurtiçi Factoring Sisteminin İşleyişi

    Yurtiçi factoringde taraflar üç tanedir. Bunlar; satıcı firma, alıcı firma (müşteri) ve aracı kuruluş (factor)’dur. Uygulamada yurtiçi factoring şu şekilde çalışır:

    - Yurtiçindeki bir firma bir factoring şirketi ile yurtiçinde factoring işlemi yapacağını bildirerek factoring anlaşması imzalar.
    - Satıcı firma, durumu müşterisi olan alıcı firmaya haber verir.
    - Factoring işlemini yapacak olan kuruluş muhabir bankası aracılığı ile yurtiçindeki alıcı müşterisi hakkında bilgi toplar.
    - Alıcı müşterinin moralite ve kredibilitesi tespit edilir.
    - Factoringi gerçekleştirecek olan kuruluş, istihbaratı yeterli olduğu takdirde satıcı firmaya kredi limiti verir ve factoring yapmaya hazır olduğunu bildirir.
    - Satıcı firma müşterisine malı sevk eder ve düzenlemiş olduğu faturanın aslını müşterisine yollar.


    B) Uluslararası Factoring Sisteminin İşleyişi

    İhracatta factoring, standart factoringdeki prosedürün temelde aynen uygulanmasıdır. Borçların yabancı ülkede bulunması durumunda söz konusu olan bu modelde alacaklarını satmak isteyen satıcı kendi ülkesindeki bir factoring şirketine, satışların tutar ve yapısı ile ilgili bilgileri kapsayan bir form ile başvuru yapar. Bu formda istenen factoring hizmeti yanında işletmenin son mali durum tabloları, düzenli müşterilerinin ad ve adresleri ile ortalama fatura tutarları da belirtilir. Belgelerin incelenmesinden sonra factoring şirketi belirli ülkeye yönelik alacaklarının tümünü veya bir bölümünü ilk olarak satın alabileceğini bildirerek alacak devir belgesi ister. Bu noktada yerel ve uluslararası factoring arasındaki farklılık ortaya çıkmaktadır. Yerel factoringte belgeleri inceleyen factorun, borçluların ödeme güç ve arzularına razı olması alacakların tümünü veya bir bölümünü satın almasına karşılık uluslararası factoringte son sözü söyleyecek olan dışalımcının ülkesindeki muhabir factoring kuruluşu olmaktadır.

  4. #4
    finito adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-06-2005
    Mesajlar
    15,172
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    üstad bunların tek başlıkta toplanması harika olacak.

    forward future sözleşmeler, opsiyon işlemleri, gibi enstrunmanları da en kısa zamanda heyecanla bekliyoruz
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu
    ©º° SKYMOON EFE toprağın bol mekanın Cennet olsun °º©


    Türkforum'a bugüne kadar gönderilen her 58 mesajdan birinin Efeler Birliği başlığına gönderildiğini biliyor muydunuz?

  5. #5
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0
    LEASING NEDİR?

    Leasing'in kelime anlamı "kiralamadır". Leasing ya da finansal kiralama, bir yatırım malının mülkiyeti leasing şirketinde kalarak, belirli bir kira karşılığında, kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve yapılan sözleşmede belirlenen değer üzerinden sözleşme süresi sonunda mülkiyetin kiracıya geçmesini sağlayan çağdaş bir finansman yöntemidir.

    Finansal Kiralama Kanunu'na göre "Finansal Kiralama Sözleşmesi" , kiralayanın (lessor), kiracının (lessee) talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli bir süre feshedilmemek şartı ile kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören bir sözleşmedir.


    LEASING İŞLEMİ NASIL GERÇEKLEŞİR?

    Kiracı gereksinim duyduğu yatırım malını ya da ekipmanı seçer ve karar verir, kiralama şirketine başvurur, kiralama şirketi gerekli gördüğü araştırmaları yapar, leasing sözleşmesi imzalanır. Satıcı firma ile satış anlaşması (bakım ve satış s onrası hizmetler de dahil) yapılarak ekipman kiracıya teslim edilir. Kiracı sözleşmede belirlenen şartlar ve süreyle kira öder, süre sonunda yapılan anlaşmaya bağlı olarak leasing sona erdirilir.


    LEASING AVANTAJLARI NELERDİR?

    Tüm dünyada yatırımların orta vadeli finansmanında yaygın olarak kullanılan leasing özellikle enflasyonist ekonomilerde kuruluşların her geçen gün artan işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamada alternatif finansman yöntemlerine karşı büyük avantajlar sağlar.

    Projelerinize %100 finansman; Leasing'in sağladığı olanaklarla projenizin %100'ünü finanse edebilir böylece özkaynaklarınıza dokunmamış olursunuz ,

    Özkaynaklarınıza dokunmazsınız; Böylelikle özkaynak ve kredi hacminiz daralmaz aynı zamanda bilanço ve mali rasyolarınıza olumlu yansır,

    Borç/Özkaynak dengesi etkilenmez; Leasing bilanço dışı bir işlem olduğu için, şirketinizin borç/özkaynak dengesi etkilenmez, kredi değerliliği azalmaz,

    Esnek Kira Ödeme Planı; Fon akışınıza uygun esnek Kira ödemeleri ile nakit akışınızı planlayabilirsiniz,

    Kiralarınızın tamamı gider olarak kaydedilmektedir; Anapara ve faiz içeren kira faturalarının tamamını gider olarak kaydedeceğiniz için Kurumlar ya da Gelir Vergisi'nden indirim sağlarsınız,

    Teşviklerinizi değerlendirebilirsiniz; Teşvikli Yatırımınız için Leasing şirketini teşvikten yararlandırabilir dolayısı ile teşviğinizi kullanabilirsiniz,

    Dilerseniz kiralananı satın alabilirsiniz; Kiraladığınız malı, dönem sonunda sembolik bir bedelle satın alabilirsiniz,

    Enflasyona karşı güven ortamı; Leasing ile Kiralama süresi ve kira ödemelerinin değişmezliğinin yarattığı güven ortamı yakalar Enflasyona karşı bir önlem almış olursunuz,

    Yatırımınızla kiralarınızı karşılarsınız; Kiralarınızı yatırımınızdan gelecek karlarla geri ödersiniz,

    KDV avantajı; Normalde % 18 olan KDV oranı, Leasing'de leasing yoluyla kiraladığınız yatırım mallarında % 1'e, ticari araç alımlarında % 8'e düşmektedir. Böylece düşük KDV ödersiniz,

    LEASING TÜRLERİ NELERDİR?

    l- Faaliyet Kiralaması (Operatıonal Leasing) : Bu tür kiralamada, kira konusu olan mal bir leasing anlaşması ile sözkonusu varlığın ekonomik ömrünü kapsamayan daha kısa bir süre için kiralanmaktadır. Burada sözleşme belirli bir süreyi kapsadığı hal de, önceden belirtilen süreler içinde ihbar yapılarak feshedilebilmektedir.

    2- Finansal Kiralama (Financial/Capital Leasing) : Yasal olarak makina-tesisin mülkiyetinin kiraya verende kalmasına rağmen, ekonomik açıdan kiralanan varlık üzerindeki kontrolü kiracıya devreden ve kiracıyı varlığın fiili sahibi haline g etiren uzun süreli leasing türüdür.

    2.a İthalatsız finansal kiralama; leasing konusu malın yurtiçinde temin edilmesi durumunda sözkonusu olmaktadır. Kiracı, yatırım malını seçerek satıcı ile fiyat ve teslim şartlarını belirleyerek anlaşma imzalar, leasing şirketine başvurur, şirke t gerekli araştırmaları yaparak teklif verir, leasing sözleşmesi imzalanır, şirket mal bedelini satıcıya öder, mal kiracıya teslim edilir. Kiracı sözleşmede belirlenen süre boyunca kira öder, kira süresinin sonunda mala sahip olabilir veya malı iad e ederek sözeşmeyi sona erdirebilir ya da sözleşmenin daha uygun koşullarla sürmesini sağlayabilir.

    2.b İthalatlı finansal kiralama ; yöntem olarak bir öncekiyle aynı olmakla beraber, tek farkı malı sağlayan satıcı firmanın yurtdışında olmasıdır.

    Finansal kiralamanın tam amortisman sözleşmeleri kısmi amortisman sözleşmeleri türleri de bulunmaktadır.

    3- Satış ve Geri Kiralama (Sale and Leaseback) : Genelde finansman ihtiyacının yoğun olduğu dönemlerde, firmanın sahip bulunduğu ekonomik değeri finansal kiralama yapan bir kuruluşa satması ve aynı ekonomik değeri belirli şartlarla kiralamasıdır .

    Doğrudan doğruya (dırect) kiralama, dolaylı (leverage) kiralama, brüt (gross) kiralama, net kiralama, yerel (domestic) kiralama, uluslararası (ınternatıonal) kiralama da diğer leasing türleridir.

    Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde geniş kabul gören ve uygulama alanı bulan, gerek taraflara gerekse ülke ekonomisine avantajlar sağlayan finansal kiralamanın başlıca avantajları şunlardır;

    Yeni yatırımlar için gerekli finansman arzının artmasını, finansman maliyetlerinin ise düşmesini sağlar.

    Leasing bir ülkeye dış borçlanmaya gerek olmaksızın finansman temini olanağı sağlar.

    Sermaye birikimi yeterli olmayan ülkelerde yatırıma yönelik finansman ihtiyacı sorununun bir çözümüdür.

    Risk nedeniyle gelmekte tereddüt eden yabancı sermayenin gelmesi için, daha güvenli bir seçenek olduğundan ekonomik ve siyasi riski azaltmaktadır.

    Finansman kaynaklarının etkin ve esnek kullanımını sağlar ve bu kaynakları üretime kanalize ederek sermaye birikimine katkıda bulunur.

    Enflasyonu önlemeye yönelik politikalarla birlikte, yatırımlar ve işsizlik üzerindeki olumsuz etkileri giderici yatırım olanağı sağlar.

    İmalatçı firmaların tanıtım ve pazarlama olanaklarını arttırır.

    Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yararına olarak, orta ve uzun vadeli yatırım olanaklarının sınırlı olduğu dönemlerde, işletmelere uygun koşullu finansman kolaylığı sağlar.

    Leasing ile sağlanan mal firmanın mülkiyetinde olmadığından, bilançoda da görünmeyeceğinden firmanın özkaynak/borç oranı yüksek olacak, bu da firmanın kredibilitesini yükseltecektir.

    Kira ödemeleri, kiracının durumuna göre belirlendiğinden, kira konusu ekipmanın yarattığı gelire göre ödeme planı yapılabilmekte, bu da işletmeye nakit akımı avantajı sağlamaktadır.

    Yatırım projesinin tümünün finanse edilebilmesini sağlar.

    Tüm giderin vergi matrahından düşülebilmesini sağlar,

    Leasing anlaşmaları uzun süreli yapıldığında, kiracı enflasyon etkilerinden korunmuş olmaktadır.

    www.kobinet.org.tr

    BİR ÖDEV: Leasing

  6. #6
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0

    Vadelİ İŞlem Pİyasalari

    VADELİ İŞLEM PİYASALARI


    Hamdi KİLCİ
    İktisat Bölümü, Ege Üniversitesi

    1. TARİHİ

    İngiltere’de sanayi devriminin gerçekleşmesi ile iç piyasa taleplerini aşan ölçülerde gerçekleşen üretim ve bu üretim dünya pazarlarına çıkması gerekliliği, bu doğrultuda bir iktisat teorisinin doğmasını gerekli kılmış ve dış ticaretin bu ticarete katılan tüm ülkelere ve genelde dünya ekonomisine büyük faydalar sağlayacağı ifade edilmeye başlanmıştır. Bu çerçevede geliştirilen teoriler, ülkelerin hangi malların ticaretini yapacağı ve bu ticarette uygulanacak değişim oranının ne olacağı konusunda yoğunlaşmıştır.

    Altın standartının (altın para, altın külçe) geçerli olduğu yıllarda bir ülke parasının değerini, içerdiği altın miktarı belirlemekte ve sistem ülkelerin ödemeler dengesinde otomatik denkleşme görevini görmekte idi. Bu tür bir sistemde ülke paralarının değişim oranları büyük hareketler göstermemekte ve kur karar alıcılar için bir risk olarak ortaya çıkmamakta idi. Daha sonraları belli bir oranda altına bağlanan ABD doları dünya ekonomileri içinde rezerv para konumuna geçti. Ancak, parasal sistemin, hızla gelişen ekonomilerin gereklerini karşılayamaması ülkelerin teker teker sistemi bozucu kararlar almalarına neden olmuş, çeşitli karar ve toplantılarla sürdürülmeye çalışılan ve son dönemi Bretton Woods olarak adlandırılan sabit kur sistemi 1972 yılında ortadan kalkmıştır. Bu tarihinden itibaren ülke paralarının değişim oranları piyasa koşulları altında, piyasa tarafından belirlenmeye başlanmıştır.

    Teorik olarak kısa vadede sermaye hareketleri, uzun vadede satın alma gücü paritesi tarafından belirlenen değişim oranları (kur) yine bu tarihinden itibaren büyük spekülatif hareketlere ve bu hareketi önlemeye yönelik düzenleyici kararlara maruz kalmıştır. Bu tarihinden sonra, özellikle dışa açık ekonomilerde, önemli bir maliyet unsuru olan döviz kuru karar alıcı birimler tarafından mutlaka dikkate alınması gereken ve üzerinde tahminler yapılmaya çalışan bir unsur haline gelmiştir. Benzer şekilde; gerek dış ticaret firmaları, gerekse döviz pozisyonu taşıyan diğer birimler kur hareketinden dolayı önemli riskler ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu süreçte yine önemli dalgalanmalar gösteren faiz oranları bir risk unsuru olarak ortaya çıkmıştır.

    Özellikle 1980’li yıllar ve sonrasında vadeli (forward) işlem piyasaları artan ihtiyaçlar doğrultusunda hem araç hem de işlem hacmi olarak büyük gelişmeler göstermişlerdir.

    1972 yılında ilk finansal vadeli işlem piyasası ürünü olan dövize dayalı vadeli işlem sözleşmeleri CME ’ de piyasaya sürülmüştür. Bunu 1975’te Chicago Board of Trade’de (CBT) piyasaya sürülen konut sertifikalarına dayalı vadeli işlem sözleşmeleri izlemiştir . Ardından Hazine bonolarına ve ABD tahvillerine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri ( 1977 ) piyasaya sürülmüştür . 1981 ‘ de Chicago Mercantile Exchange’de 3 aylık Eurodollar vadeli işlem sözleşmeleriyle işlem yapılmaya başlanmıştır.

    İlk defa 1982 yılında Chicago Mercantile Exchange’de S&P 500 endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri hazırlanarak piyasaya sürülmüş , böylece vadeli işlem piyasalarına borsa endeksleri de konu olmaya başlamışlardır.

    2. FİNANSAL RİSKLER

    İşletmeler, maruz kaldıkları bir kısım riskler nedeniyle finansal türevleri kullanmaktadırlar. En genel tanımlamayla, işletmelerin maruz kaldıkları riskler şunlardır;

    2.1. Döviz Riski
    Döviz riski belli sebeplerle (ödemeler dengesi açığı, siyasal olaylar gibi) ulusal para birimlerinin yabancı paralar karşısında değerinde meydana gelebilecek olumlu veya olumsuz değişmelerdir. Döviz kurlarındaki değişimler, işletmelerin bilançoları veya yatırımcıların portföyleri üzerinde ortaya çıkmaktadır.

    2.2. Faiz Riski
    Faiz riski, faiz oranlarında ortaya çıkan değişimlerden dolayı karşı karşıya kalınan risktir. Bu risk, herhangi bir yatırımdan beklenen getiriyi olumlu veya olumsuz etkilemekte veya işletmelerin yaptığı borçlanmalar üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Çünkü vade sonunda elde edilecek veya dışarıya aktarılacak nakit akımları üzerinde doğrudan etki etmektedirler.

    2.3. Likidite Riski
    Likidite riski, belli bir dönemde elde edilecek nakit giriş ve çıkışları dengeli götürülememe riskidir. Likidite riski hem bireyler hem de işletmeler için çok önemlidir. Çünkü, nakit giriş çıkışları dengeli olmazsa, bazı yükümlülüklerin karşılanamaması gündeme gelebilir veya nakit elde etmek için maliyetlerin arttırılması gerekir ki bu ise karlılığı düşürecektir.


    3. SPOT İŞLEMLER

    Bir paranın yabancı bir para karşısında işlem anındaki değeridir. Fakat, iki iş günü içerisinde sonuçlandırılacak döviz alım satım işlemleri de bankalar arasında spot işlem olarak kabul edilir.

    Alış kuru (bid price): Yabancı paranın alış fiyatıdır.

    Satış kuru (offer price): Yabancı paranın satış fiyatıdır.

    Kur marjı (spread) ise, alış fiyatı ile satış fiyatı arasındaki farka denir.
    Kur marjı = (Ps – Pa) / Ps


    Dolaysız Kotasyon (European Terms): Döviz kurunun bir birim yabancı para karşılığı eşdeğer ulusal para miktarının gösterilmesidir. Örneğin, 2,00 TL/ $ ( dolar başına 2,00 TL biçiminde okunur.)

    Dolaylı Kotasyon (American Terms): Bir birim ulusal para karşılığı olan yabancı para miktarının gösterilmesidir. Örneğin, $ 0.5 / TL ( bir Türk Lirası başına 50 cent biçiminde okunur.)

    4. VADELİ İŞLEMLER (FORWARD TRANSACTIONS)

    Risk planlanan ile gerçekleşen arasındaki fark olarak tanımlanabiliyor. Döviz ve para piyasası da riskin çok yoğun olarak yaşandığı bir piyasadır. Döviz kurları ve faiz oranlarındaki düzensiz değişmeler, herhangi bir finansal ürünün ileri bir vadedeki spot fiyatının beklenen değerinden olumlu veya olumsuz yönde sapmasına neden olmaktadır. Bu nedenle döviz ve para piyasalarındaki finansal ürün ticaretinin en önemli araçlarından birisi de ortaya çıkan risklere karşı koruma (hedging) sağlamaktır. Korunma yöntemleri, riski tamamen ortadan kaldırmazlar. Risklere karşı korunma sağlar, başka bir değişle riskleri yönetilebilir hale getirirler. İşte bu korunma araçlarından birisi de forward işlemleridir.

    Forward yada vadeli işlemler, ileri bir tarihte teslimi söz konusu olacak herhangi bir malın vadesi, fiyatı ve miktarı bugünden belirlenerek, sözleşmeye bağlandığı işlemlerdir.

    Forward kur, sözleşmeyle belirlenmiş bir tarihte bir paranın başka bir parayla önceden belirlenmiş bir kurla değiştirilmesi anlaşmasıdır. Dikkat edilirse, yatırım aracı veya finansal ürünün miktarı, ödemenin tarihi ve yeri, ödenecek fiyat gibi tüm koşullar anlaşmanın yapıldığı tarihte taraflarca saptanır.

    Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılabileceği gibi, vadeli işlemlerin ayırıcı özelliği, döviz alım veya satım sözleşmesinin bugünden yapılması, teslim ve karşılığı olan ödemenin ise anlaşmada kararlaştırılan bir fiyattan, ilerideki bir tarihte gerçekleştirilmesidir. Sözleşmenin yapıldığı ilk aşamada ilke olarak bir ödemede bulunulmaz. Teslim ve ödemenin süresi ise bir yıldan daha kısadır. Tipik olarak bu işlemler için bir marj hesabının açtırılması veya bir teminat yatırılması gerekmez ve bu işlemler kesin ve bağlayıcı işlemlerdir. O bakımdan bankalar genellikle en itibarlı müşterileri ile bu işlemleri yaparlar. Özellikle kurumsal müşteriler kredi itibarlarının yüksekliğine dayanarak vadeli piyasalara girme olanağına sahiptirler.

    Genelde forward işlemler, tezgah üstü piyasalarda (over-the-counter market, borsa-dışı piyasa) bankalar ile bankalar veya müşterileri arasında yapılırlar. Yani işlemlerin merkezi bir pazar yeri yoktur. Fakat, forward işlemler için organize olmuş (genelde döviz piyasaları) piyasalarda mevcuttur.

    Forward işlemler, her tür mal ve piyasa için söz konusu olabilir. Ancak, finansal piyasalarda, forward işlemler, genellikle, döviz ve faiz forward’ı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

    Forward işlemler belli bir tarihle sonuçlandırılabilir. Bu tür sözleşmelere sabit forward sözleşmeleri denir. Sözleşmenin uygulanacağı zamanın iki tarih arasında olduğu sözleşmelere seçenekli forward sözleşmeleri denir.

    Bankalar bu işlemi müşterileri ile yaptıkları gibi kendi finansal risklerini yönetilebilir yapabilmeleri açısından, bu işlemi kendi aralarında da yapabilirler. Söz konusu işlemler interbank işlemler olarak ifade edilebilir.

    Forward döviz piyasalarında en çok kullanılan paralar, Dolar, Sterlin, Kanada Doları, Japon Yeni, İsviçre Frangı’dır. Gelişmekte olan ülkelerin paraları forward piyasalarda işlem görmemektedir.

    5. FORWARD SÖZLEŞMELERİNİN ÖZELLİKLERİ

    • Forward işlemler, merkezi bir pazar yeri olmayan ve bankalarla müşterileri veya bankalarla yapılan işlemlerdir.

    • Vadeli işlemler, çeşitli iletişim araçları ile gerçekleştirilmekte ve fiyatlar müşterinin saygınlığına göre değişmektedir.

    • Forward sözleşmeler, standart sözleşmeler değildirler. Sözleşme tarafları, ürün ile ilgili tüm ayrıntıları, serbestçe belirlerler. Sözleşmeye; miktar, teslim tarihi, vade, fiyat, teslim şekli ve benzeri bilgiler dahil edilir.

    • Vadeli işlem sözleşmeleri, üçüncü kişilere devredilemez. Bu nedenle, sözleşmenin iptal edilmesi de tarafların mutabık kalmalarıyla mümkündür. Forward işlemler, teslimle son bulur. Forward işlemler, kesin ve bağlayıcı olduklarından uygulanmaları gerekir.

    • Vadeli sözleşmelerin, vadesi geldiğinde tarafların yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekir. Sözleşme taraflarının uzlaşması sonucu, sözleşme vadesi uzatılabilir.

    • Vadeli işlemlerde, sözleşmenin gerçekleşme anına kadar tarafların birbirlerine ödeme yapmaları söz konusu değildir.


    6. İŞLEVLERİ AÇISINDAN FORWARD İŞLEMLER

    • Fiyat hareketlerine karşı risklerin transfer edilmesi: Forward kontratlarda vadesinde ödenecek fiyat başlangıçta belirtilmektedir. Böylece işlemin yapıldığı tarih ile teslim tarihi arasında söz konusu ürünün piyasa fiyatının düşme riski satıcıdan alıcıya geçmektedir. Diğer taraftan satıcı, fiyatların yükselmesi halinde bu artıştan yararlanma fırsatını kaybetmektedir.

    • Bir fiyatı gelecekte olabilecek değişikliklere karşı sabitlemek: Kontratın satıcısı, yani bir ürünü (finansal veya mal) şimdiden belirlenmiş bir fiyatla gelecekte (vadesinde) satacağını taahhüt eden satıcı, ne kadar para alacağını şimdiden bildiği için üretim ve pazarlama hesaplarını sağlam verilere dayanarak yapabiliyor. Bu da kaynak kullanımında, üretim ve pazarlama da etkinliği (efficiency) artırıyor.

    • Piyasa trendine ilişkin bilgi vermek: Genelde gelecek ile ilgili beklentiler, özellikle de fiyat hareketlerinin eğilimi, belirsizlikler yüzünden tahmin edilemiyor. Ancak forward piyasalarındaki fiyatlara bakarak gelecekle ilgili tutarlı tahminler yapmak mümkün olabiliyor. Kontratlarda vadesinde ödenecek fiyat şimdiden saptandığı için bugünkü spot fiyatın gelecekte ne yönde hareket edebileceği tahmin edilebiliyor.


    7. FORWARD POZİSYONLAR

    Forward Satış: Vadeli satış pozisyonunda, forward sözleşmesinin satıcısı, fiyatların değişimiyle birlikte kâr veya zarar eder. Eğer teslim tarihindeki spot fiyat şimdiden belirlenen forward fiyattan daha düşük ise kâr; tam tersine teslim tarihindeki spot fiyat, şimdiki forward fiyattan daha yüksek ise zarar eder.

    Örneğin, buğday üreticisi mart ayında yaptığı bir sözleşmeyle bir ton buğdayı yedi ay sonra yani Eylül ayında 5.000 dolar karşılığında satmış olsun. Eğer Eylül ayında bir ton buğdayın fiyatı 4.500 dolara düşmüş ise üretici bu durumdan 500 dolar kâr elde edecektir. Çünkü üretici bir forward sözleşmesi yapıp malını satmamış olsaydı, Eylül ayında hasattan sonra malını 4.500 dolara satmak zorunda kalacaktı.

    Forward Alış: Vadeli alış pozisyonunda ise forward sözleşmesiyle bir ürünü veya yatırım aracını alan yatırımcı, gelecekteki spot fiyat şimdiki forward fiyattan daha yüksek ise kâr elde eder. Aksine gelecekteki spot fiyat, forward fiyattan daha düşük ise zarar eder.

    Yukarıdaki buğday örneğini forward alıcısı açısından inceleyelim: Mart ayında yapılan bir forward veya vadeli sözleşme ile 1 ton buğdayı 5.000 dolara almayı taahhüt eden forward alıcı, Eylül ayında buğday fiyatının 4.500 dolara gerilemesi ile birlikte 500 dolar zarar eder. Çünkü bu buğday alım anlaşmasını yapmamış olsaydı, Eylül ayında 5.000 dolar yerine 4.500 dolar ödeyerek piyasadan buğday alabilecekti. Şimdi bu pozisyonları gösterelim;




    8. VADELİ İŞLEM ÇEŞİTLERİ

    Vadeli işlemler genel olarak, döviz ve faiz vadeli işlemler şeklinde ikiye ayrılır.

    8. 1. VADELİ DÖVİZ İŞLEMLERİ

    Vadeli döviz işlemlerinde uygulanan kurlara, vadeli teslim kuru adı verilir. Bu cari kurdan farklıdır.

    Vadeli döviz kurları, genellikle cari kurlarla karşılaştırmalı olarak verilir. Eğer, vadeli kur, cari kurdan yüksekse, aradaki farka forward primi denir. Eğer, vadeli kur, cari kurdan düşük ise, aradaki farka forward kur iskontosu denir. Örneğin, İngiliz sterlini için cari kur (SR=spot rate) 1.50 dolar iken, üç aylık (n=3) kur (FR=forward rate) 1.55 olsun. Bu durumda forward kur primi aşağıdaki gibidir.

    Forward kur > Spot Kur = Forward Primi
    Forward Kur < Spot Kur = Forward Kur iskontosu
    Forward Kur = Spot Kur = Flat

    Forward kur primi = 12 (FR – SR) / n x SR
    Forward kur primi = 12 (1.55 – 1.50) / 3 x 1.50
    Forward kur primi = 0.13333 = % 13.33

    Bir malın ithali için, sipariş verilmesinden, ödemenin yapılmasına kadar geçen süre içerisinde döviz kurlarında meydana gelebilecek artış, malın maliyetini artıracaktır. Bu durumda, malın satışından elde edilecek kâr azalacağı gibi, belki de zarar olacaktır. Aynı şekilde bir ihracatçıda, siparişin alınmasıyla, ödemenin yapılacağı süre içerisinde, döviz kurlarındaki düşme durumunda zarar edebilir. Bu nedenle hem ihracatçıklar hem de ithalatçılar için forward işlemler epey kullanışlı ve de gereklidir.

    Vadeli döviz sözleşmesini bir örnekle açıklayalım. Örneğin; Bursa’da faaliyet gösteren bir ithalatçı, Almanya’dan 100.000 Euro tutarında elektronik malzeme sipariş etmiştir. Sipariş verildiğinde € / TL spot kuru 1.500.000 TL’dir. Ödeme 3 ay sonra yapılacaktır. Eğer, kur değişmezse, ithalatın TL olarak maliyeti 150 milyar liradır. Oysa, ithalatçı işletme, 3 ay içerisinde kurun artacağını düşünmektedir. Kur yükselirse, ithalatın maliyeti artacak, bunun sonucu olarak ithalatçının kârı düşecektir. Bu riski önlemek için, ithalatçı, bir bankayla 3 ay vadeli 100.000 € tutarında forward sözleşmesi imzalayabilir. Sözleşmenin yapıldığı gün, 3 ay vadeli Euro 1.680.000 TL olsun. Bu durumda, ithalatçının döviz kuru riski ortadan kalkmıştır. Çünkü, 3 ay içerisinde ithalatçının yapacağı transfer tutarı bellidir. Bu tutar 168 milyar TL’dir.

    FIRM-TR Amerika’daki bir firmadan 1.000 dolar tutarında makine parçası konusunda anlaşmış olsun. Ödemenin ise 90 gün içinde yapılması gereksin. Anlaşmaya varıldığı andaki dolar spot kurunun 2.00 TL olduğu varsayılsın. Dolayısıyla gelecek 90 günlük süre içinde spot kurunda bir yükselme, ithalatın TL maliyetini de o ölçüde arttıracaktır. Bunu önlemek üzere FIRM-TR, anlaşmaya varır varmaz bir banka ile 90 gün süreli, 1.000 $ tutarında bir vadeli dolar alım sözleşmesi yapar. Diyelimki 90 gün vadeli teslim kuru $ 1 : 2.30 TL’dir. Dolayısıyla süre dolduğunda FIRM-TR bu fiyattan 1.000 doları teslim alır ve bununla ithalatçıya borcunu öder.

    Diyelim ki 3 ay sonra spot piyasa kuru vadeli piyasada karşılaştırılan kurun altında, örneğin 2.10 TL’de gerçekleşmiş olsun. Firma vadeli sözleşmeyi yerine getirmekten ötürü (2.10 – 2.30) x 1.000 = -200 TL bir zarar uğrar. Tersi olursa, örneğin 3 ay sonraki anında teslim kuru 2.50 TL’ye çıkarsa, bu kez ( 2.50 – 2.30) x 1.000 = 200 TL bir kazanç elde eder. Üçüncü bir olasılıkta 90 gün sonraki spot kurun vadeli piyasa kuru ile aynı (2.30) olmasıdır. Bu durumda da vadeli teslim sözleşmesi yapmış olmaktan ötürü firmanın ne bir kârı nede bir zararı vardır.



    İki ülkede uygulanan faiz oranlarını da dikkate alarak, ithalatçının kararını da değerlendirebiliriz. Eğer Euro’ya uygulanan faiz oranı % 8, TL’ye uygulanan faiz oranı % 60 ise, 3 ay sonrası için Euronun parite kuru hesaplanabilir. Bunun için aşağıdaki formülden yararlanılabilir.

    İTL - İ€ = 12 x (FR – SR) / n x SR

    Burada,

    İTL = vadeli TL hesabına uygulanan faiz oranı
    İ€ = vadeli € hesabına uygulanan faiz oranı
    SR = cari yada spot kur
    FR = parite kuru
    N = ay olarak vadeyi göstermektedir.

    0.60 – 0.08 = 12 x ( FR - 1.500.000) / 3 x 1.500.000 FR = 1.695.000 olacaktır.




    Diğer vadeli döviz işlemi türleri ise şunlardır:

    1. Swap İşlemler

    Bilindiği gibi swap, bir vadeli ve bir peşin işlemden oluşan bir kombinasyondur. Başka bir deyişle, swap işlemler, spot alıp, vadeli satmak veya vadeli alıp, spot satıp vadeli almaktır. Vade gelindiğinde vadeli işlemin tersi yapılır.

    Her swap işleminde bir kısa ayak bir de uzun ayak söz konusudur. Kısa ayak bugün, uzun ayak ise iki işgününden sonrasıdır.

    Döviz Swap’ında cari piyasada satılan bir dövizin, belli bir süre sonra tekrar geri satın alınması veya cari piyasada satın alınan dövizin, belli bir süre sonra teslim edilmek üzere tekrar satılması söz konusudur. Buradan anlaşılacağı gibi, swap işleminde, cari piyasada teslim işlemi ile, buna ters bir vadeli teslim işleminin ikisi birlikte bir işlem olarak yapılmaktadır. Başka bir ifadeyle, bir swap sözleşmesinde vadeli değiş tokuş söz konusudur. Örneğin cari kurdan $ satın alınmakta, belli bir süre sonunda forward kurdan geri satılmaktadır. Böyle bir işleme spot-forward swap işlemi denilmektedir.

    Öte yandan, döviz swaplarında iki tane vadeli teslim işlemi de yer alabilir. $ satın alıp, 90 gün vadeli forward kurdan 1.500.000 TL’den $ geri satılması söz konusu olabilir. Bu tür swaplara forward-forward swap denir. Forward-forward swaplara genellikle bankalar başvurmaktadır. Bunun nedeni, bankaların alış ve satışlarında açık pozisyon almak istememeleri veya işlemlerini denkleştirmek istemeleridir. Söz konusu denge kendiliğinden sağlanmazsa, bankalar bu açıklarını gidermek için swap işlemlerine başvururlar.

    1.1. Kısa Vadeli Swaplar
    Kısa vadeli işlemler içerisinde forward-forward swap anlaşmaları, yaygın olarak yapılmaktadır. Yaygın olarak kullanılan kısa vadeli swaplar şunlardır:

    1.1.1. Overnight: Overnight işlemlerinde kısa ayak bugün, uzun ayak ise işgününden sonraki işgünüdür.

    1.1.2. Spot / Next: Burada kısa ayak bugünden iki işgünü sonrasını, uzun ayak ise üç işgünü sonrasını ifade etmektedir.

    1.1.3. Tam / Next: Kısa ayak bir sonraki iş günü, uzun ayak ise bu işgününden sonraki iş günüdür.

    1.1.4. Valör: Vadeli işlemlerde dövizlerin teslim tarihleri valör olarak ifade edilir.

    1.1.4.1. Küsursuz Valör: Spot tarihine belli bir sayıda tam eklenerek bulunur. Örneğin, 15 Nisan’da yapılmış 3 aylık küsursuz forward sözleşmelerinde, spot valör 15 Temmuz’dur.

    1.1.4.2. Küsurlu Valör: Tam ay olmayan tüm süreleri içermektedir. Küsurlu tarihler, bankalar dışı sektörler tarafından riskten kurtulmak için yaygın olarak kullanılmaktadır.

    1.2. Outright (Düz Forward)

    Outright veya düz forward işlemler, tek taraflı vadeli işlemlerdir. Bu tür işlemler, spekülatif amaçlarla kullanılmaya oldukça elverişlidir. Düz forward işlemlerde de belirli bir miktar dövizin ileri bir tarihte satılması veya alınması söz konusudur. Eğer spekülatörün tahminleri doğu çıkarsa, vade sonunda kâr, doğru çıkmazsa zarar söz konusu olacaktır.

    2. Vade Opsiyonlu Forward İşlemler

    Vadeli ihracat yapan işletmeler, alacaklarını çeşitli nedenlerle, tam vadesinde tahsil edemeyebilirler. Bu nedenle, ihracat yapan şirketler, alacaklarını belli bir zaman dilimine yaymak ve sözleşmelere esneklik kazandırmak için, Vade Opsiyonlu Forward anlaşmalar yapabilirler.

    Vade Opsiyonlu Forward anlaşmaları, belirli bir dövizin iki tarih arasında herhangi bir zamanda teslim olanağı sağlamaktır. Burada, söz konusu iki tarihten, yakın olanına yakın vade, uzak olanına uzak vade denilir. Bu tarihler arasındaki süre, opsiyon süresi olarak ifade edilir.

    3. Döviz Bekletme Hesapları


    Vade opsiyonlu döviz forward sözleşmeleri, opsiyon özelliği taşıdıklarından, uygulanan kurlar, bankalar lehine, işletmeler aleyhinedir. Bu yüzden, döviz bekletme hesapları geliştirilmiştir.

    Döviz bekletme hesapları, vade opsiyonlu forward sözleşmelerine göre, forward döviz sözleşmelerine, daha fazla esneklik ve ucuzluk getirmektedir.döviz bekletme hesapları, düzenli ihracat yapan ihracatçılar tarafından tercih edilmektedir. Döviz bekletme hesapları, kırmızı bakiyeli ve bankalarda açılan hesaplardır. Forward anlaşma yapan işletme, alacağını, forward vadesinden önce tahsil ederse, söz konusu döviz tutarı, forward vadesine kadar hesapta tutulur. Böylece işletme bir faiz geliri elde edebilir. Eğer işletme alacağını, forward anlaşma tarihine kadar tahsil edemezse, bu durumda Döviz bekletme hesabı kırmızı bakiye verir. Hesaptan çekilen dövize faiz ödenir. İşletme alacağını tahsil ettiğinde kırmızı bakiye kapatılır.

    4. Üst Üste Vadeli Forward Opsiyonları

    Vade opsiyonlu forward işlemlerde, tüm döviz alım ve satımının bir gün içerisinde tamamlanması yerine, belli bir sürede tamamlanması söz konusudur. Bu nedenle, üst üste vadeli forward opsiyonları, düzenli tahsilat yapmayı planlayan işletmeler için caziptir. Ancak, bankaların opsiyon süresi içerisinde müşteri açısından en düşük kuru vermeleri, işletmeleri mümkün olan en kısa opsiyon sürelerini seçmeye zorlamaktadır. Çünkü, opsiyon süresi kısaldıkça, işletmenin aleyhte kur riski azalmaktadır. Ancak, opsiyon süresinin kısaltılması ödemelerin kısaltılmış opsiyon süresini uymama riskini arttırmaktadır. İşte bu nedenle, üst üste vadeli forward opsiyon sözleşmeleri geliştirilmiştir. Bu sözleşmelerde döviz akışının bir kısmı kısa, diğer kısmı ise, uzun opsiyon süresinde riskten korunmak mümkün olmaktadır.

    5. Dolaylı Forward Anlaşmaları

    Döviz piyasasında her istenildiği anda, her tür döviz cinsinden hazır Kotasyon bulmak mümkün değildir. Bu nedenle dolaylı forward anlaşmalarına gidilerek, riskten korunma mümkün olabilmektedir. Bu durumda işletmelerin korunmak istedikleri dövizi, bu dövizin istikrarlı ilişki içinde ve derinliği olan başka döviz üzerinden forward anlaşması yapılarak korunmaktadır. Örneğin, bir amerikan şirketi, Hollanda florini olarak kendisine fatura edilen döviz kuru riskinden korunmak istemektedir. Ancak, işletme istediği vadede florin olarak yazılmış forward sözleşmesi bulamamaktadır. Bu durumda Amerikan işletmesi riskini Euro aracılığıyla kaldırmayı düşünebilir. Bunun nedeni Hollanda florini ile Euro’nun aralarındaki yakın ve istikrarlı ilişkidir. Sonuçta Amerikan şirketi, florin borcunu ödeyebilmek için, önceden alınmış kur üzerinden, Euroları $ karşılığı alır. Daha sonra aldığı Eurolarla, spot kur üzerinden florin alır ve borcunu öder.


    8. 2. FORWARD FAİZ ANLAŞMALARI


    Forward faiz sözleşmelerinde taraflar, belli tutardaki anaparaya, ileri bir tarihte, belli bir süre için uygulanacak faiz oranı üzerinde anlaşırlar. Bu orana forward faiz oranı denir.
    Forward faiz anlaşmalarına (FFA) taraf olanların amacı; kendilerini ilerideki faiz değişmelerine karşı korumaktır. Burada kredi kullanan işletme, kendisini gelecekteki faiz artışlarına korumaya çalışırken, kredi veren taraf ise, gelecekteki olası faiz düşüşlerine karşı korumaya çalışmaktadır. Bu nedenle, FFA’la ilgili taraflar, belli bir süre için, gelecekteki bir tarihte, belirli bir ana paraya uygulanacak olan faiz oranı üzerinde anlaşırlar. Vade sonunda, spot faiz oranları ile, anlaşmayla belirlenmiş faiz oranları karşılaştırılır. Karşılaştırma sonucuna göre, bir taraf diğer tarafın zararını karşılar. Örneğin, kredi alan taraf 5 milyon dolar için % 9 faiz oranından FFA yapmış ve vade bitiminde faizler % 10’a yükselmişse, kredi kullanan işletme, krediyi verene % 1’ lik faiz ödemesini yapar.

    Forward faiz sözleşmelerinde, tarafların birbirine yapacakları ödemeleri bulmak için aşağıdaki formülden yararlanılabilir:

    S = [ ( L – R )*D*A] / [ ( B*100) + (L*D)]

    S = ödeme (veya alacak) tutarı
    L = piyasada gerçekleşen faiz oranı
    R = sözleşmede belirtilen faiz oranı
    D = sözleşmenin gün olarak vadesini
    A = sözleşme miktarı veya tutarı
    B = 360 veya 365 günü göstermektedir



    Örnek: ABC işletmesi, 3 ay sonrası için, 6 aylık 100.000 $’lık bir krediyi kullanmayı planlamaktadır. Cari yıllık faiz oranı % 5’tir. ABC işletmesi, kredi faizlerinin yükselmesi riskinden korunmak amacıyla, bir bankadan, 3 ay sonra 6 aylık kredi için yıllık % 6 faiz oranı üzerinden Faiz Oranı Sözleşmesi satın almıştır. Üç ay sonraki faiz oranlarının; %5.5 olması durumunda ve % 6.5 olması durumunda, ABC işletmesinin alacağı / yapacağı ödemeleri veya kâr / zararını hesaplayalım

    Eğer 3 ay sonraki faiz oranları % 5.5 olarak gerçekleşirse; ABC işletmesi, bankaya 2.433 $ ödeyecektir.

    S = [ ( L – R )*D*A] / [ ( B*100) + (L*D)]
    S = [ (5.5 – 6)* 180 gün* 1.000.000$] / [ ( 360*100) + (5.5*180)]
    S = - 2.433 $

    Eğer 3 ay sonraki faiz oranları % 6.5 olarak gerçekleşirse; ABC işletmesi, bankaya 2.421 $ ödeyecektir

    S = [ ( L – R )*D*A] / [ ( B*100) + (L*D)]
    S = [ (6.5– 6)* 180 gün* 1.000.000$] / [ ( 360*100) + (6.5*180)]
    S = 2.421

    Eğer, piyasa faiz oranları, sözleşmede belirtilen faiz oranına eşit olursa (%6), tarafların birbirine herhangi bir ödeme yapmaları söz konusu değildir.

    Faiz gelirlerindeki aşırı düşmeleri önlemek veya ödenecek faiz tutarının artmasını önlemek için, FFA kullanılabilir.

    Örneğin, Ahmet Durmaz’ın 100.000 dolar tasarrufunun olduğunu varsayalım. Cari kurda $ / TL 1.700.000 TL, 3 ay vadeli forward kur 1.900.000 TL, dolar tevdiat hesabına uygulanan yıllık faiz oranı % 12’dir. Bu verilere göre Ahmet Durmaz, % 65 faizli 3 ay vadeli hazine bonolarına yatırım yapmalı mıdır?

    İTL - İ€ = 12 x (FR – SR) / n x SR

    İTL – 0.12 = 12x ( 1.900.000 – 1.700.000) / 3 x 1.700.000

    İTL = % 59

    Görüldüğü gibi, TL için hesaplanan faiz paritesi % 59’dur. Bu nedenle % 59’un üzerinde gelir getiren araçlara TL cinsinden yatırım yapılması, dolara göre daha kârlı olacaktır. Ancak, yatırımcının, kararını verirken kur riskinden korunması gerekmektedir.

    Bunun için Ahmet Durmaz’ın yatırım kararından önce, forward sözleşmesi alması gerekmektedir. Ahmet Durmaz, 3 ay vadeli 1.900.000 forward kurundan 100.000 dolar satın alabileceği bir forward sözleşmesi yapmalıdır. Böylece yatırımcı kârını garantiye almış olur. Vade dolduğunda, elde edeceği ana para ve faizle 1.900.000 TL’den dolar satın alabilecektir. Bunun sonucu olarak, risksiz ve kârlı bir yatırım gerçekleştirebilecektir.


    9. VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMELERİNİN FİYATLAMASI

    Vadeli işlem sözleşmelerinin türüne göre fiyatlaması konusunda farklı görüşler ve uygulamalar söz konusudur. Buna rağmen temelde vadeli işlem sözleşmelerinin fiyatlamasında, Taşıma Maliyeti Modeli (TMM) kullanılmaktadır.

    Taşıma Maliyeti Modeli, genel olarak, finansal olmayan ürünlerin fiyatlaması için kullanılmaktadır. Bir başka deyişle TMM, tarımsal ürün fiyatlaması için uygun bir yöntemdir.

    Taşıma Maliyeti Modeli’ne göre, vadeli fiyat, peşin fiyatın üzerinde olmak zorundadır. Çünkü, sözleşmenin içerdiği fiziki miktarın, sözleşme alınış tarihinde satın alınıp, sözleşme bitiş tarihine kadar taşıma maliyetinin nakit fiyata eklenmesi gerekir.
    Taşıma maliyeti şu unsurlardan oluşur:

    1. Satın almak için kullanılan finansman veya faiz maliyeti
    2. Saklama maliyeti
    3. Sigorta maliyeti
    4. Navlun ücreti
    5. Saklama döneminde meydana gelebilecek diğer maliyetler

    Buna göre, bir ürünün vadeli fiyatı şu şekilde formülle hesaplanabilir:

    Fct = St + St x Rtı x (T-t) / 365 +Gtı


    Fct = T tarihinde teslimatı yapılmak üzere t tarihindeki sözleşmenin vadeli fiyatı
    St = Ürünün t tarihindeki nakit fiyatı
    Rt = T-t dönemi için, t tarihinde risksiz borçlanılabilecek risksiz faiz oranı
    Gt = T-t döneminde saklanması yapılacak ürünün saklama maliyeti

    Vadeli Fiyat = Nakit Fiyat + Taşıma Maliyeti


    Modelin geçerliliği aşağıdaki varsayımlara bağlıdır:

    1. Vadeli sözleşmenin veya ürünün alınıp satılmasını etkileyecek bilgi veya işlem maliyetinin olmaması,
    2. Borç alınan veya verilen tutar üzerinde herhangi bir kısıtlamanın bulunmaması,
    3. Borç alma veya verme oranının aynı risksiz faiz oranı üzerinden yapılması,
    4. Teminat riskinin bulunmaması,
    5. Ürünlerin özelliklerinde saklama süresince değişiklik olmaması,
    6. İşlemlerden vergi alınmaması,



    10. VADELİ İŞLEMLERDE TARAFLAR

    10. 1. ARBİTRAJ YAPANLAR


    Ülkeler arasındaki faiz oranları farklı ise, sermaye hareketlerinin tümüyle serbest olması durumunda, yatırımcılar, fonlarını, faiz oranlarının düşük olduğu ülkelerden, faiz oranlarının yüksek olduğu ülkelere doğru yönlendirir. Başka deyişle, ülkeler arasındaki farklı faiz oranları, arbitraj yapmayı özendirir.

    Arbitraj yapanlar veya arbitrajcılar, mali vadeli piyasalarındaki geçici fiyat ve oran düzensizliklerinden yararlanmak isteyen, böylece, risksiz kâr elde etmeyi amaçlayan kişiler ve kurumlardır. Arbitraj yapanlar, faiz farkı ile birlikte, kur riskini de hesaba katmak zorundadırlar. Arbitraj yapanlar, tasarruflarını dövize yatırdıklarında, ortaya çıkacak kur riskini, vadeli sözleşmelerle ortadan kaldırırlar.

    Serbest piyasa koşullarında, aynı para birimi ile ifade edildiğinde, bir malın, aynı zamanda, iki ayrı piyasada oluşan fiyatı arasında farkın olması, risksiz kâr imkanı doğurur. Bu durumda bazı girişimciler (arbitrajcılar), söz konusu malı, ucuz piyasadan alıp, pahalı piyasada satarak kâr sağlarlar.

    10. 2. TÜCCARLAR

    Tüccarlar yaptıkları ithalat ve ihracatla ilgili riskleri ortadan kaldırmak veya minimize etmek için vadeli işlem yapan kişilerdir. Böylece belli bir tarihte yapılacak tahsilat veya ödenecek paralarla ilgili kur riski ortadan kaldırılmaya çalışılır.

    10. 3. RİSK SIFIRLAYICILAR

    Bilindiği gibi, nakit piyasada bulunan bir pozisyondan oluşan risklerin, vadeli piyasada pozisyon alarak korunması, vadeli piyasaların sağladıkları en büyük avantajlardandır. Riskten korunma, gelecekte, faiz, fiyat ve döviz kuru dalgalanmalarından kaynaklanabilecek kayıplara dayalı riskin, kârı en az etkileyebilecek şekilde azaltılmasını sağlayarak, korunma yöntemlerini ifade eden bir kavramdır. Riskten korunma işlemini yapanlara risk sıfırlayıcıları veya hedgers denilmektedir.

    Korunma, vadeli işlem sözleşmesi alarak yapılabilir;

    • Burada amaç, satın alma fiyatını sabitleyerek, gelecekte alınması planlanan ürünün fiyat artışlarından korunmaktır. Böylece vadeli işlem sözleşmesi alınarak, ileri bir tarihte satın alınması planlanan menkul kıymet fiyatındaki artışa karşı korunma sağlanır.

    Korunma, vadeli işlem sözleşmesi satarak da yapılabilir;

    • Elindeki menkul değerin ileriki bir tarihte değerinin düşeceğini düşünerek fiyatın sabitlenmesi riski ortadan kaldırabilir veya minimize edebilir. Buradaki amaçta belli bir dönemde (bulunduğu tarih ile malını satmayı düşündüğü tarih) menkul kıymetin değerinin düşüşünden kaynaklanacak zararı yok etmektir.

    Özellikle, kâr marjı küçük ve işlem hacmi büyük işletmelerde, kur risklerine karşı korunmak, büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, kur riskini ortadan kaldırmak için, belli bir süre sonra eline döviz geçecek olan ihracatçı, belli bir kurdan döviz satacaktır. Aynı şekilde. Belli bir süre sonra ödemede bulunacak ithalatçı da belli bir kurdan döviz alacaktır. Böylece belli bir süre sonra, ihracatçı eline ne kadar ulusal para geçeceğini, ithalatçı da ne kadar ulusal para ödeyeceğini bilecektir. Böylece, kurlar ne kadar değişirse değişsin, hem ihracatçı, hem de ithalatçı döviz kuru değişimlerinden etkilenmeyecektir.

    Korunma işleminin yapılabilmesi için, “Korunma Oranının” hesaplanması gerekir. Korunma Oranı, nakit pozisyonunun değişime karşı, korunma hedefiyle tutulan vadeli işlem pozisyonunun değerinde istenen bir değişimi sağlamak için, gereksinim duyulan vadeli işlem sözleşmelerinin sayısıdır. Korunma oranı, “Nakit-Vadeli İşlem Eşitlik Oranı” olarak da ifade edilebilir.

    Korunma oranı modelleri 6 çeşittir:

    1. Basit Nominal Değer Modeli

    Bu modeli temeli, aynı tutardaki nakit aracın aynı tutardaki vadeli işlemle korunmasıdır. Örneğin, 1 milyar liralık nominal değere sahip uzun vadeli devlet tahvilinin cari değerini korumak için, aynı tutarda devlet tahviline dayalı vadeli işlem sözleşmesi satılır.

    2. Basit Piyasa Değeri Modeli

    Bu yöntemde temel amaç, belli piyasa değerli nakit aracın, aynı piyasa değerli vadeli işlem aracı ile riske karşı korunmasıdır. Örneğin, nominal değeri 1 milyon lira olan tahvilin, nakit piyasa fiyatı 900,000 lira ve bu tahvilin değerini koruyacak vadeli işlem sözleşme fiyatı 80-00 olarak kote edilmişse, korunma oranı, 1,1250 (90/80) olacaktır. Bir sözleşmenin 1 milyon liralık tahvil için yazıldığını varsayarsak, 1 milyon liralık nominal değerli tahvili korumak için, 1,1250 adet vadeli işlem sözleşmesi kullanılacaktır.

    3. Çevirim Faktörü Modeli

    Çevirim faktörü modeli, orta ve uzun vadeli devlet tahvili ve vadeli işlemler için uygulanan basit bir nominal değer modelidir. Çevirim faktörü, vadeli işlem sözleşmelerine karşı göreceli olarak, nakit aracın fiyat duyarlılığını gösterir. Örneğin çevirim faktörü 2 ise, nakit aracın fiyat duyarlılığı, vadeli işlemin fiyat duyarlılığının yaklaşık olarak % 200’ü olduğu varsayılır. Böylece, 1 milyon lira nominal değerli tahvili korumak için, 1 milyon liralık 2 adet tahvil vadeli işlem sözleşmesi gerekecektir.

    4. Baz Puan Modeli

    Faiz oranındaki bir puanlık değişimin fiyatlara etkisi göz önüne alınır. Baz puan değeri, bir borçlanma aracının getirisindeki 1 baz puan (%0,01) değişim karşısında, bu aracın fiyat değişimidir. Fiyat değişimini etkileyen unsurlar, getirilerdeki değişim ve vade sonuna kadar kalan gün sayısıdır. Bir baz puanlık faiz oranı değişimine karşı, nakit piyasa fiyatındaki değişimin, vadeli işlem piyasa fiyatındaki değişime oranı, baz puan modeli ile bulunan korunma oranıdır.

    KO = -Nakit Piyasa Baz Puan TL Değeri / Vadeli İşlem Baz Puan TL Değeri

    Olarak ifade edilebilir. Örneğin, spot kıymetin fiyatı, vadeli işlemin faizine göre %20 daha fazla değişiyorsa, korunma oranı (KO), 1.20 değişkenlik oranı ile çarpılarak bulunur.

    5. Regresyon Modeli

    Faiz oranına dayalı vadeli işlemler için korunma oranı hesaplanırken, nakit piyasa fiyatı değişimlerinin vadeli işlem piyasası fiyat değişimleriyle regresyon modeli kurulabilir. Söz konusu fiyat değişimleri, para bazlı olarak alınabileceği gibi, yüzde olarak da alınabilir.

    Planlanan korunma dönemi boyunca, oluşturulan nakit vadeli işlem bileşimlerinin varyansını minimize edecek model, regresyon ile bulunmaya çalışılır.

    KO = ( COV spot, vadeli) / varyans vadeli

    COV spot, vadeli = Bir ürünün nakit piyasa fiyatıyla, vadeli işlem piyasası arasındaki kovaryansı,

    Varyans vadeli = Aynı ürünün vadeli işlem piyasası fiyatlarının varyansını göstermektedir.

    Model, korunacak pozisyonun değeri ile korunacak vadeli işlem sözleşmesi fiyatı arasındaki ilişkinin zaman boyutundaki ölçümünü vermektedir. Böylece, model, fiyat değişimlerini etkileyen temel faktörlerde oluşan kaymaları hesaba katmaz. Bu nedenle, temel değişimler olmadıkça model kullanışlıdır.

    6. Fiyat Duyarlılığı Modeli

    Vade ve risk yapılarında belirsizlik olmadığı varsayımı altında, korunacak ve koruyan araçların vade sonu ve kuponlarının uyuşmamasından kaynaklanan faiz oranı riskine karşı, bir korunma oranı hesaplamak mümkündür.

    Fiyat duyarlılığı bu amaçla geliştirilmiştir. Modelde ortalama süre hesaba katılarak, korunma boyunca, korunanın cari değerindeki değişimi sıfırlayacak şekilde alınması gereken vadeli işlem pozisyonu bulunur.

    Fiyat duyarlılığı modeli aşağıdaki gibi gösterilebilir:

    KO = ( Rv * Ps* Ds ) / ( Rs* Fv* Dv)

    Rv = 1 + ( korunacak işlemin vadeli getirisini)
    Rs = 1 + ( korunacak aracın vade sonuna kadar getirisini)
    Fv = vadeli işlem sözleşme fiyatını
    Ps = korunacak aracın planlanan korunma süresi sonunda beklenen fiyatını
    Ds = korunacak aracın planlanan korunma süresi sonunda beklenen ortalama süresini
    Dv = koruyan vadeli işlen sözleşmelerinin planlanan korunma süresi sonunda beklenen ortalama süresini göstermektedir.


    10. 4. SPEKÜLATÖRLER

    Spekülatörler genellikle korunmak isteyenlerin yok emek istedikleri riskleri üstlenirler. Böylece vadeli finansal piyasalarda korunma yapanlarla spekülatörler arasında net fon transferi oluşur.

    Spekülatörler, vadeli piyasalardaki diğer taraflardan farklı olarak, döviz kuru, faiz oranı veya fiyat değişikliklerinden kâr sağlamaya çalışan kişilerdir.

    Spekülatörler, sözleşmeye konu olan maldaki fiyat değişikliklerindeki beklentiye göre, vadeli işlem sözleşmesine girerek, sözleşme fiyatındaki değişimlerden kâr sağlamayı hedefler. Örneğin, spekülatörler, bir dövizin değer kazanacağını düşünerek, bugünden vadeli olarak satın alıp, vade sonunda satarak kâr elde etmeye çalışırlar.

    Spekülatörlerin riski yüksektir. Ayrıca spekülasyon, uzmanlık gerektirir. Genellikle, bankalar spekülasyon yapar. Spekülasyon, fiyatın yükseleceği tahmin edilen bir malın forward sözleşmesiyle satın alınması veya fiyatı düşecek bir malın forward sözleşmesiyle satılması yoluyla yapılabilir.

    11. TÜRKİYE’DE VADELİ İŞLEMLER

    Türkiye’de vadeli işlemlerin işlem hacmi oldukça düşüktür. Özellikle, enflasyon oranının yüksek olması, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, vadeli işlemlerin gelişme şansını azaltmaktadır. Buna karşın, ekonomik gelişmeye paralel olarak vadeli işlemlerin gelecek yıllarda hızla artacağını belirtmek gerekir.

    Türkiye’de 1992 yılı itibariyle bir çok banka ve aracı kuruluş, müşterilerine vadeli piyasalarla ilgili danışmanlık hizmetleri sunmaya başlamıştır.

    Türkiye’de yapılan türev faaliyetlerinin önemli bir bölümünü, vadeli alım satım işlemleri oluşturmaktadır. Vadeli döviz işlemlerini, para ve faiz swapı işlemleri izlemektedir. 1997-2000 yılları arasında gerçekleştirilen toplam işlem hacimlerinin yaklaşık % 90’ını, vadeli döviz işlemleri ve swap işlemleri oluşturmaktadır.

    Son yıllarda, türev ürünlerinin işlem hacminde büyük bir artış görünmesine karşın, diğer gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye’deki türev ürünlerinin işlem hacminin oldukça düşük olduğu görülmektedir.

    11. 1. İMKB VADELİ İŞLEMLER PİYASASI

    Vadeli İşlemler Piyasası Müdürlüğü, para ve sermaye piyasalarında işlem yapan yatırımcılara ve portföy yöneticilerine hem riskten korunma imkanı sağlamak, hem de etkin bir portföy yönetimi imkanı sunmak amacıyla 3 Mayıs 1994’de kurulmuştur.
    1995 yılından beri piyasa katılımcıları için çeşitli üniversitelerden öğretim üyelerinin de yardımıyla eğitim programları düzenlenmektedir. Üye temsilcileri öncelikle teorik eğitim almaktadır. Teorik eğitimde başarılı olanlar için alım satım sistemini tanıtmak üzere uygulamalı eğitimler yapılmaktadır.
    Borsada işlem görecek vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerin işlem yöntemine ilişkin yapılan değerlendirmeler sonucu işlemlerin elektronik ortamda gerçekleşmesi ilkesi benimsenmiş ve bu doğrultuda kullanılacak alım satım sisteminin yazılım çalışmalarına 1997 yılında başlanmıştır. Yabancı bir yazılım şirketiyle ortak ürün şeklinde geliştirilen alım satım sistemi, yapılan testler ve simülasyon çalışmaları ile kullanıma hazır hale getirilmiştir.

    2001 yılı Şubat ayında dalgalı kur sistemine geçilmesiyle birlikte döviz kurlarının gelecekte alacakları değerlere ilişkin belirsizlik artmış, bunun üzerine, döviz üzerine vadeli işlem sözleşmelerinin işlem göreceği piyasanın açılması çalışmaları hızlandırılmıştır. Bu doğrultuda, 15 Ağustos 2001 tarihinde, vade sonu Eylül 2001’in sondan ikinci işgünü olan Amerikan Doları/TL vadeli işlem sözleşmesi işleme açılmıştır.

    Vadeli İşlemler Piyasası’nda 10:00-14:00 arasında tek bir seans yapılmakta, 12:00-13:00 arasında öğle arası verilmektedir. Sözleşme büyüklüğü 100.000 Amerikan Doları, günlük fiyat marjları %20 ve sözleşme başına alınan teminat ise sözleşme büyüklüğünün yaklaşık %20’si olarak belirlenmiştir.

    Piyasada bir kısa veya bir uzun pozisyon almak için, 30 milyar TL tutarında (sözleşme büyüklüğünün yaklaşık % 20’si) başlangıç teminatı yatırmak gerekmektedir. Başlangıç teminatının en az % 30’u nakit TL olarak tutulmak zorundadır. Nakit dışı teminat olarak döviz ve dövize endeksli tahviller kabul edilmektedir. Diğer taraftan, bir vadede uzun diğer vadede kısa pozisyon alınması durumunda spread (yayılma) pozisyonu oluşmakta, spread pozisyonları için ise 15 milyar TL teminat alınmaktadır. Sürdürme teminatı ise başlangıç teminatının %80’i olarak belirlenmiştir.

    Piyasada tüm takas işlemleri ve teminat takibi Takasbank tarafından yapılmaktadır

    11. 2. VADELİ İŞLEM VE OPSİYON BORSASI

    Şubat 2005 tarihinde İzmir ‘de işleme açılan Vadeli İşelmler ve Opsiyon Borsası (VOB) bir Türev Araçlar Piyasasıdır

    09.00-10.00 : İşlem yapılmayan (non-trading) dönem
    10.00-12.00 : Normal seans
    12.00-13.00 : Öğle arası
    13.00-15.00 : Normal seans (devam)
    15.15 : Uzlaşma fiyatının duyurulması ve teminat tamamlama çağrısının yapılması

    VOB’ta normal seans saat 15.00’te tamamlanacak ve 15.15’te uzlaşma fiyatı açıklanacaktır. Uzlaşma fiyatı belli olunca, o gün itibariyle kar/zarar kesinleşecek ve gerekiyorsa teminat tamamlama çağrısı yapılacaktır.

    15.15-16.15 saatleri arasında teminat tamamlama çağrısının karşılanması gerekmektedir. 16.15’e kadar teminat tamamlama çağrısına cevap verilmediği takdirde yatırımcı 1. temerrüde düşmüş sayılır. 16.15-EFT kapanış saati 1. temerrüt aralığıdır. EFT kapanış saatinden sonra 2. temerrüt geçerli olmaktadır

    Emir verildiği zaman teminat hesabına yatırılması gereken tutara başlangıç teminatı denir. Başlangıç teminatını yatırdıktan ve alım/satım işlemini gerçekleştirdikten sonra hesapta buluması gerekan teminat tutarına sürdürme teminatı denir. Eğer hesaptaki teminat tutarı sürdürme teminatı seviyesine veya altına düşerse, teminat tamamlama çağrısı (margin call) yapılarak hesaptaki teminat tutarının başlangıç teminatı seviyesine getirilmesi istenir.

    Vadeli İşlemler Piyasasındaki işlem hacminin gelişiminin desteklenmesi amacıyla Türkiye’de kurulmuş olan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsa’sında yapılan işlemlerden 2006 yılında elde edilen kazançlar için vergi tevkifat oranı sıfır olarak uygulanacaktır.


    Vob’da İşlem Gören Sözleşmeler;

    Döviz Vadeli İşlem Sözleşmeleri : YTL/ Dolar; YTL/ Euro
    Faiz Vadeli İşlem Sözleşmeleri : DIBS 91; DIBS 365
    Endeks Vadeli İşlem Sözleşmesi: IMKB-30 Endeks
    Emtia Vadeli İşlem Sözleşmeleri : Pamuk ; Buğday


    12. VADELİ SÖZLEŞMELERLE GELECEK İŞLEMİ SÖZLEŞMELERİNİN FARKLARI

    • Vadeli sözleşmeler ister farklı yabancı paralar, ister faiz oranları için düzenlensinler, ticari bankalar, yatırım bankaları ve menkul değer aracı firmaları ile gerçekleştirilirler. İnterbank piyasası dağınık ve 24 saat açık bir piyasadır. Piyasa yapımcısı durumundaki bankalar, telefon, faks veya internet kanalıyla ya birbirleriyle doğrudan ticaret yaparlar, yada işlemlere aracılık etmeleri için brokerlardan yararlanırlar. Gelecek sözleşmeleri ise belirli bir yerde kurulu merkezi borsalardan işlem görürler. İşlem borsa salonunda ( pit adı verilir) ve borsa seans saatleri içinde yapılır.

    • Vadeli sözleşmeler bir banka ile müşterisi arasında istenen yabancı para üzerinden, istenen vade ile ve istenen miktarda düzenlenebilirler. Yani bunlar her yönüyle müşterinin ihtiyaçlarına göre düzenlenirler.Gelecek sözleşmeleri ise standart sözleşmeler üzerinden alınır satılırlar. Başka bir deyişle, sözleşmeler, döviz cinsleri, vade ve miktar yönünden standartlaştırılmıştır.

    • Vadeli işlemlerin taraflarından her biri karşı tarafın sözleşmeyi yerine getirmeme veya getirememe riskini (default) üstlenirler. Onun içindir ki bankalar karşe tarafın kredi derecesi ve risk kalitesi konusunda detaylı araştırma ve inceleme yaparlar. Gelecek sözleşmelerinin yapıldığı düzenli borsalarda işlem gören her gelecek sözleşmesinin karşı tarafı ise takas odası (Clearing House)’dır. Takas odası gelecek piyasalarının beyni durumundadır; tüm işlemlerin yürütüldüğü ve kaydedildiği bir merkez rolü oynar. Sözleşme alı satımları da buradan yürütülür. Takas odası bir tarafın yükümlülüğü yerine getirmemesine karşı bir garantör görevi yapar

    • Vadeli işlemler için normal olarak sözleşme yapılması için bir ödeme yapılması veya özel bir kredi alınması gerekmez. Ancak müşterinin bankanın iyi tanıdığı ve güvendiği bir kimse veya firma olması gerekir. Gelecek sözleşmelerinde ise bir marj uygulaması vardır. Gelecek borsalarında sözleşme almak veya satmak isteyen kişi veya firma aracı kurum aracılığıyla belli bir miktarda ödeme yaparak borsada pozisyon açtırır.

    • Vadeli işlemlerde kâr veya zarar vade sonunda belli olur. Vade bitimine kadar kâr veya zarar hesabı yapılmaz. Gelecek sözleşmelerinde ise günlük fiyat değişimlerinden tarafın marj hesabı olumlu veya olumsuz etkilenir. Yani gelecek borsalarında günlük ödeşme sistemi vardır. Gün sonunda kağıdın o gün ki kapanış fiyatı ile oluşan fark bu hesaba aktarılır. Eğer bu hesap belirli bir sınırın (maintenance magrin-yürütme marjı) altına düşerse sözleşme sahibinde bu farkın kapatılması istenir. Eğer sözleşme kâr getiriyorsa, sözleşmenin tarafı bu kârı çekebilir. Ödeşme hergün yapıldığı için bir anlamda sözleşme her gün yenilenmiş gibi olmaktadır.

    • Vadeli sözleşmeler, gelecek sözleşmelerine kıyasla daha yapışkandır. Çünkü gelecek borsalarında alımı yapılan bir gelecek sözleşmesi her an aksi yönde bir sözleşmeyle dengelenebilir.

    • Vadeli sözleşmelerinin % 99’u teslimatla sonuçlanır. Gelecek sözleşmelerinin % 96’sı ters işlemle dengelenir, yani gerçek anlamda teslimat gerçekleşmez.


    ÇÖZÜMLÜ SORULAR

    SORU 1: Bir yatırımcı 100.000 $ tasarrufu vardır. 15.06.2004 tarihinde 1 $ = 1.200.000 TL, 3 ay vadeli $ / TL forward kur ise, 1.350.000 TL’dir. Hazine bonolarına uygulanan yıllık faiz %80, dolara uygulanan yıllık faiz oranı ise % 10 ise, yatırımcı parasını dolar olarak mı, yoksa TL olarak mı değerlendirmelidir?

    ÇÖZÜM 1:
    İTL – İ$ = 12 x (FR – SR) / n x SR
    İTL – 0,10 = 12 x ( 1.350.000.- 1.200.000) / 3 x 1.200.000İTL = 0,60

    Yatırımcı parasını, hazine bonosunda TL olarak değerlendirmelidir. Kur riskinden korunmak için, forward dolar sözleşmesi almalıdır.

    SORU 2: Amerika’dan mal ithal eden bir işletme, 60 gün sonra satıcıya 500.000 $ ödeme yapacaktır. Şu anda spot $ / TL kuru 1.100.000 TL, yıllık TL faiz oranı % 65, dolar faiz oranı % 5’tir. 60 gün sonraki forward kuru hesaplayınız.

    ÇÖZÜM 2:

    İTL – İ$ = 12 x (FR – SR) / n x SR
    0,65 – 0,05 = 12 x ( FR – 1.100.000) / 2 x 1.100.000
    FR = 1.210.000

    SORU 3: Bir Amerikan firması, İngiltere’den 1.000.000 sterlin tutarında tekstil ürünü almıştır. İşletme ödemeyi üç ay sonra yapacaktır. Alımın yapıldığı tarihte, 1 sterlin = 1.71 +. Aynı tarihte, üç ay vadeli sterlin/dolar forward sözleşmesi ise, 1.72’den satılmaktadır. İşletme sterlinin değerinin dolar karşısında artacağını düşünmektedir.

    a) Bu durumda, işletme sterlinin değerinin artma riskine karşı nasıl korunabilir?
    b) Forward kur primini veya forward kur iskontosunu hesaplayınız?
    c) İşletmenin forward sözleşme aldığını ve ödeme tarihinden 90 gün sonraki spot kurun, 1 sterlin = 1.73 dolar olduğunu varsaydığımızda, işletmenin kârı/zararı ne olurdu?

    CEVAP 3:

    a) İşletme, 1.72’den sterlin forward sözleşmesi satın alarak riskini azaltabilir. Böylece 1.720.000 dolar karşılığı 1.000.000 sterlin ödemeyi garanti altına almış olur.

    b)Forward kur pirimi veya iskontosu = 12 (FR – SR) / n x SR
    = 12 (1.72 -1.71) / 3 x 1.71
    forward kur primi = 0,023

    c) İşletme forward sözleşme almasaydı, 1 milyon sterlin için 1.730.000 $ ödeyecekti. Forward sözleşme ile kuru sabitlediği için, 1.720.000 $ ödeyecektir. Bu işlemden kârı 10.000 $’dır.

    SORU 4: Bir ay sonra dolar cinsinden ödeme bekleyen bir ihracatçı, kurun dolar aleyhine gelişmesinden endişe etmektedir. Doları bugün yapacağı bir anlaşma ile bugünden sabitlenen forward kurdan bir ay sonra bankaya satmayı garantilemek istemektedir. Bu durumda bankanın 1 aylık forward alış kurunu (FAK) (forward bid rate) hesaplaması gerekmektedir.

    Alış Satış
    TL/$ Spot kur 1.300 000 1.350.000
    1 aylık $ faiz oranı % 7 % 7.5
    1 aylık TL faiz oranı % 70 % 80


    1.YOL

    Banka forward alış kurunu şu şekilde hesaplar:
    KF = ( spot kur x FF x n) / 360
    FK = spot kur + KF

    a) Banka satış faiz oranından ( % 7.5) dolar kredisi alır.
    b) Dolarları alış kurundan ( 1.300.000 TL) TL’ye çevirir.
    c) Bu TL’yi en yüksek TL mevduat faiz oranından (%70) bankaya yatırır. Bu durumdan para piyasasında banka lehine sağlanan faiz farkı (FF);
    FF = 0.70 – 0.075 = 0.625 yani % 62.5’tir.
    d) Forward kur farkını (KF) elde etmek için spot alış kuru ve faiz farkı yukarda verilen denklemde yerine konur.
    KF = ( 1.300.000 x 0.625 x 30) / 360 = 67.708,3 TL
    e) Forward alış kuru (FAK) ise spot alış kuru ile forward kur farkının toplamına eşit olacaktır.
    FAK = 1.300.000 + 67.708,3 = 1.367.708,3

    2. YOL

    İTL – İ$ = 12 x (FR – SR) / n x SR
    0.70 – 0.075 = 12 x ( FR – 1.300.000) / 1 x 1.300.000
    FR = 1.367.708,33

    KAYNAKÇA

    CEYLAN Ali, “FİNANSAL TEKNİKLER”, Ekin, 2. Baskı, İstanbul, 2002

    SEYİDOĞLU Halil, “ULUSLAR ARASI FİNANS”, Güzem Can, 4. Baskı, İstanbul, Mart 2003

    UZUNOĞLU Sadi, “PARA VE DÖVİZ PİYASALARI”, Literatür, 2. Baskı, İstanbul, Mart 2003

    KEYDER Nur, “PARA TEORİ-POLİTİKA-UYGULAMA”, Bizim Büro, 9.Baskı, Ankara, 2003

    AKGÜÇ Öztin, “MALİ TABLOLAR ANALİZİ”, Arayış, 10. Baskı, İstanbul, 2002

    KAYACAN Murat, BOLAT Murat, YILMAZ K. Mustafa, BAŞARAN M. Yaman, USTAOĞLU Z. Metin, “FAİZ ORANINA DAYALI VADELİ İŞLEMLER”, Mart (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası), İstanbul, Haziran 1999

    EĞİLMEZ Mahfi, KUMCU Ercan, “EKONOMİ POLİTİKASI Teori ve Türkiye Uygulaması”, Om Ekonomi Politik, 4. Baskı, İstanbul, 2003

    KEPENEK Yakup, YENTÜRK Nurhan, “TÜRKİYE EKONOMİSİ”, Remzi, 12. Baskı, İstanbul, Kasım 2001

  7. #7
    cihan_zg adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-07-2005
    Mesajlar
    588
    Karizma Gücü
    0

    Opsiyon ile korunma (hedging) stratejileri

    Opsiyon ile korunma (hedging) stratejileri

    Amaç

    Hazine ve fon yöneticileri finansal piyasalarda karşılaşabilecekleri risklere karşı korunabilmek için opsiyon kullanırlar.Opsiyon portföyündeki risklerin farklı boyutları delta, gamma, theta, vega ve rho ile ölçülür. Ayrıca bunlarla opsiyonların sentetik olarak nasıl oluşturulabileceği incelenir.


    Konular



    Çıplak ve örtülü pozisyonlar, Stop-kayıp stratejileri, Delta korunması, Theta, Gamma, Delta-Theta-Gamma arasındaki bağıntılar, Vega, Rho, Senerya analizi, Portföy sigortası

    Örnekler

    1)Delta ile korunma: Bir yatırımcı belirli bir hisse senedi üzerine 20 opsiyon sözleşmesi (2000 opsiyon) satmıştır. Opsiyonun fiyatı 10$ ve hissenin fiyatı 100$ dır. Opsiyon deltası 0,6 olsun. Yatırımcı pozisyonunu korumak istemektedir.

    Strateji: Yatırımcı hemen 0,6x2000 = 1200 hisse satın alır. Gelecek kısa zaman periyodu içinde call fiyatı hisse fiyatının %60 ' ı kadar değişmeye gidebilir.Call üzerindeki kazanç (kayıp) , hisse üzerindeki kayıp (kazanç) ile kapatılacaktır. Zaman geçtikçe delta değişecektir ve hissedeki pozisyon ayarlanmış olacaktır.Örneğin 3 gün sonra delta 0,65 çıkarsa 0,05x2000=100 hise satın alınacaktır.

    2)Borsa indeksi üzerinde 4 aylık bir put opsiyonu düşünelim. İndeksin bugünkü değeri 305 olsun ve sözleşme fiyatı 300 olsun. Yıllık temettü oranı % 3 olsun. Yıllık risksiz faiz oranı % 8 olduğu ve indeksin volatilitesinin yıllık %25 olduğu tespit edilsin. Bu durumda opsiyonun vegası 66,44 olarak hesaplanır. Yani volatilitedeki %1 lik bir artış, opsiyon değerini yaklaşık 0,01x66,44=0,6644 arttırır.




    1. Türev araçlar nelerdir?

    Değeri başka bir finansal varlığın veya malın değerine doğrudan bağlı olan finansal araçlar türev araç olarak adlandırılmaktadır. Türev araçlar, dayanak varlığın sahipliğinin el değiştirmesine gerek olmaksızın, bu varlıkla ilgili hak ve yükümlülüklerin ticaretine imkan sağlar. Türev araçlar,spekülasyon,arbitraj, riskten korunma veya getirisi değişken (örneğin değişken faizli tahvil) olan araçların getirisi sabit olan araçlarla (örneğin sabit faizli tahvil) değiştirilmesi amacıyla kullanılabilir. Vadeli işlem (futures) ve opsiyon (options) sözleşmeleri organize piyasalarda; forward ve swap sözleşmeleri de organize olmayan piyasalarda işlem gören türev araçlardır.

    2. Vadeli İşlem Sözleşmesi Nedir?

    Vadeli işlem sözleşmesi (futures), ileri bir tarihte, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni veya dövizi alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir. Vadeli işlem sözleşmeleri standart sözleşmelerdir ve garantilidir.

    3. Opsiyon Sözleşmesi Nedir?

    Opsiyonlar alım opsiyonu (call option) ve satım opsiyonu (put option) olarak ikiye ayrılır. Bu iki opsiyon türü, opsiyona dayanak varlığın teslim zamanına göre Avrupa ve Amerikan tipi opsiyon olmak üzere ikiye ayrılır.
    Alım opsiyonu, opsiyonu alan tarafa (lehdara, uzun pozisyon sahibine) belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma hakkı veren, ancak almayı zorunlu tutmayan, satan tarafı (writer, keşideci) ise alıcının talebi halinde satmaya yükümlü kılan sözleşmeyi, ifade eder.
    Satım opsiyonu, opsiyonu alan tarafa (lehdara, uzun pozisyon sahibine) belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi satma hakkı veren (ancak satmaya zorunlu tutmayan), satan tarafı ise opsiyon alıcısının talebi halinde satmaya yükümlü kılan sözleşmeyi ifade eder.
    Avrupa tipi opsiyonda, opsiyondan doğan hakların ifası, opsiyonun keşidecisinden sadece opsiyonun vadesinde talep edilebilir. Amerikan tipi opsiyonda ise opsiyondan doğan hakların ifası vadeye kadar olan her hangi bir zamanda opsiyonun keşidecisinden istenebilir.

    4. Opsiyon primi nedir? Opsiyon primini etkileyen faktörler nelerdir?

    Opsiyon primi, alıcının (long, buyer, uzun taraf) opsiyonu almak için satıcıya (writer, seller, short, yazıcı, keşideci, kısa taraf) ödemek zorunda olduğu tutardır. Diğer bir deyişle opsiyon primi opsiyonun fiyatıdır.
    Opsiyon primi, ev, araba, hayat sigortaları gibi sigorta poliçelerini almak için ödenen primden farklı değildir. Sigorta poliçesi belli bir vadeye kadar, belli bir ürünün zarar görmesi halinde sigortayı satan tarafa belli bir miktar paranın ödenmesi zorunluluğunu getirir. Opsiyonların primi de aynı mantığa dayalıdır. Örneğin alım opsiyonuna sahip olan tüccar, opsiyona konu olan mal veya finansal ürünün spot fiyatı, alım opsiyonu sözleşmesi üzerindeki kullanım fiyatının üstüne çıkarsa, opsiyonunu kullanmak isteyecektir. Bu örnekte opsiyona konu olan mal veya finansal ürünün spot fiyatının, alım opsiyonu sözleşmesinde anlaşılan kullanım fiyatının üzerine çıkması, üzerine sigorta anlaşması yapılan malın zarar görmesiyle eş değer olarak düşünülebilir. Eğer otomobilimizi bir prim karşılığı sigortaladıysak, herhangi bir hırsızlık olayı gerçekleştiğinde, sigorta poliçemizi kullanarak zararın karşılanmasını isteriz. Yukarıdaki alım opsiyonu sözleşmesinde de ilgili mal veya finansal ürün spot fiyatının kullanım fiyatının üstüne çıkması durumunda, o mal yada finansal ürünü piyasa fiyatına oranla daha düşük bir fiyattan almak için opsiyonumuzu kullanırız.
    Primler opsiyonun vadesine olan uzaklığına, opsiyona konu olan mal veya finansal ürünün piyasa fiyatının opsiyonun kullanım fiyatı ile arasındaki farka, fiyat dalgalanmalarının büyüklüğüne, risksiz faiz oranına ve sermaye kazancı dışındaki getirilere göre değişiklik gösterirler.

    5. Türev araçları hangi amaçlarla kullanabilirim?


    Türev araçları korunma, spekülasyon ve arbitraj amacıyla alıp satabilirsiniz.
    Korunma amaçlı işlemler, mevcut veya gelecekte oluşabilecek risklerin vadeli işlemler sözleşmelerini kullanarak azaltılması veya giderilmesidir.
    Spekülasyon (diğer adıyla yatırım) amaçlı işlemlerde, yatırımcı sözleşmeleri fiyat hareketlerinden kar elde etmek amacıyla risk almak suretiyle alıp satar.
    Arbitraj işlemleri, her hangi bir risk alınmaksızın, fiyat veya faiz hadlerinde oluşan dengesizliklerden faydalanmak suretiyle farklı sözleşmelerin ve işlemlerin eşanlı olarak yapılması suretiyle her türlü şartta belirli bir karın garanti edildiği işlemlerdir.

    6. Dayanak Varlık Nedir?

    Türev araçların tümü, bir dayanak varlığın (underlying asset) üzerine düzenlenir. Örneğin pamuk vadeli işlem sözleşmesinde dayanak varlık pamuktur. Dayanak varlığın her zaman bir fiziki kıymet olması zorunlu değildir. Hisse senedi endeksi gibi değişik göstergeler de dayanak varlık olarak seçilebilir.

    7. Vadeli işlem sözleşmesinde Uzun (Long) ve Kısa (Short) Ne Demektir?

    Her vadeli işlem sözleşmesinde uzun ve kısa olmak üzere iki taraf vardır.
    Vadeli işlem sözleşmesinde uzun taraf dayanak malı teslim alma hak ve yükümlülüğüne sahip olan, kısa taraf ise bunu teslim etmekle yükümlü olan taraftır.

    8. Açık Pozisyon

    Uzun pozisyonda kişi açığa alış işlemi yapmış gibidir. Kısa pozisyonda buluna kişi de açığa satış işlemi yapmış gibidir. Vadeli işlem sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyon tutan kişi, açık pozisyondadır.

    9. Vadeli İşlemlerde Pozisyon Kapatmak


    Önceden alınmış uzun ya da kısa pozisyonun ters pozisyon alınarak kapatılması ve bu şekilde sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ortadan kalkması.

    10. Vade sonunda açık kalan pozisyonlar nasıl kapatılmaktadır?


    Vade sonunda açık kalan pozisyonlar sözleşmede tanımlanmasına göre nakdi uzlaşma veya fiziki teslimat ile kapatılır. Teslimatta baz fiyat son işlem günü sonundaki uzlaşma fiyatıdır. Ayni zamanda spot fiyat da dikkate alınabilir.

    11. Opsiyon sözleşmesinde Uzun (Long) ve Kısa (Short) Ne Demektir?


    Her opsiyon sözleşmesinde uzun ve kısa olmak üzere iki taraf vardır.

    Alım opsiyonunda uzun taraf primi ödeyen ve dolayısıyla dayanak varlığı alma hakkını elde eden taraf, kısa taraf ise opsiyon primini alan ve dayanak varlığı satma yükümlülüğü altında olan taraftır.
    Satım opsiyonunda uzun taraf, ödediği prim karşısında dayanak varlığı satma hakkını elde eden taraf, kısa taraf ise dayanak varlığı alma yükümlülüğü altında bulunan taraftır.

    12. Baz (basis), yakınsama (convergence), normal ve ters (normal and inverted markets) piyasa nedir?


    Vadeli işlem sözleşmesine konu olan ürünün spot piyasa fiyatı ile vadeli işlem fiyatı arasındaki farkına baz denir. Vade sonuna doğru bazın sıfıra yaklaşması ve teslimat gününde sıfır olması beklenir. Buna yakınsama denir.
    Vadeli işlem borsalarında fiyatların oluşumuna göre piyasalar normal veya ters olarak adlandırılırlar. Normal Piyasa'da (contango) vadesi daha uzun olan sözleşmelerin fiyatı, vadesi daha kısa olan sözleşmelerin fiyatına oranla daha yüksektir. Ters (backwardation) piyasada ise tam zıttı olur ve daha uzun vadeli sözleşmeler kısa vadelilere oranla daha ucuzdur

    13. Başlangıç teminatı nedir?


    Başlangıç teminatı günlük fiyat hareket sınırına göre oluşabilecek maksimum zararı karşılayacak miktarda belirlenir ve nakit veya nakde kolayca çevrilebilir değerler olarak ilgili aracı kuruma yatırılır. Aracı kurum bu teminatları takas kurumuna tevdi eder. Bu teminatın tutarı borsa ve takas kurumu tarafından belirlenir. Aracı kurumlar müşterilerinden borsa tarafından belirlenmiş teminat tutarından daha fazlasını talep edebilirler.

    14. Sürdürme teminatı nedir?

    İşlemler sonrası oluşabilecek zararlar sonrası teminat miktarı düşebilir. Sürdürme teminatı, teminatın zarar sonucunda düşebileceği asgari seviyeyi gösterir ve genellikle başlangıç seviyesinin belli bir miktarı olarak belirlenir. Teminat miktarı sürdürme seviyesinin altına düştüğünde, teminatın tekrar başlangıç teminatı seviyesine yükseltilmesi istenir.

    15. Takas Fiyatı nedir ?

    Gün sonunda kaptılmamış pozisyonların kar zarar durumlarını hesaplamak için bir referans fiyata ihtiyaç vardır. Bu referans fiyat takas fiyatı olarak tanımlanır ve düzenlemelerle önceden belirlenmiş bir zaman dilimindeki işlemlerin ağırlıklı ortalaması alınarak hesaplanır.

    16. Uzlaşma fiyatı nedir?

    Günlük olarak kar/zarar ve teminat yükümlülüklerinin hesaplanmasında kullanılan fiyattır. Uzlaşma fiyatının nasıl belirleneceği her bir sözleşme bazında borsa tarafından belirlenir ve taraflara ilan edilir. Yükümlülüklerin ifası bu uzlaşma fiyatı üzerinden yapıldığından, Borsa bu fiyatın piyasanın gerçek durumunu yansıtacak şekilde belirlenmesini sağlar. Bu nedenle genellikle uzlaşma fiyatı seansın belirli bir bölümünde alınan fiyatların ağırlıklı ortalaması şeklinde bulunur

    17. Marking to Market ( Piyasaya Uygun Hale Getirme )


    Tam günlük pozisyonların gün sonunda takas fiyata göre netleştirilmesi işlemi ' marking to market ' olarak adlandırılır.
    Bu şekilde bulunan kar ve zararlar yatırımcının hesabına eklenir veya düşülür. Eğer bu güncelleme ile yatırımcının hesabı önceden belirlenmiş bir hesabın altına düşerse teminat tamamlama çağrısında bulunulur. ( Sürdürme teminatı )

    18. Kar ve zararlar nasıl oluşmaktadır?

    Vadeli işlem borsalarında kar ve zararlar uzlaşma fiyatına göre günlük olarak hesaplanmaktadır. Uzun pozisyon bir vadeli işlem sözleşmesinde uzlaşma fiyatının alış fiyatının üzerinde gerçekleşmesi durumunda kar, tersi durumda zarar elde edilmiş olur. Kar veya zarar tutarı teminat hesaplarına günlük olarak yansıtılır

    19. Vadeli işlemlerde teslimat


    Teslimat, fiziki teslimat ve nakit uzlaşma olmak üzere iki türlüdür. Endeks işlemlerinde sadece nakit uzlaşma olabilir. Nakit uzlaşmaya esas fiyat genellikle son birkaç güne ait işlemlerin ağırlıklı ortalamasıdır. Vadeli piyasalarda %90 oranında nakit uzlaşma yapılır.

    20. Neden Vadeli İşlemler ?

    Ø Hedging
    Bir spot piyasada sahip olunan pozisyonun vadeli piyasada ters pozisyonu alınarak fiyat riskinden korunma işlemidir. ' hedger ' ların amacı kar elde etmek değil, olası zarardan kaçınabilmek ve belli bir refah düzeyini koruyabilmektir.

    Ø Arbitraj
    Bir risk düzeyi için birden fazla fiyat varsa, bu fiyat farklarından yararlanarak risksiz kar elde etmeye 'arbitraj ' denir. Sözkonusu riske sahip ürün, ucuza alınıp aynı anda pahalıya satılır; böylece yükümlülük ve riske girmeden hiç yoktan kar elde edilmiş olur.

    Ø Spekülasyon
    Genel anlamda spekülasyon risk arbitrajı olarak tanımlanabilir. Spekülatörler riskten korunmak isteyenlerin riskini kar elde etmek amacıyla taşımayı kabullenirler. Fiyatların yönü üzerine; ya da iki değişik vadeli işlem sözleşmesinin fiyatları arasındaki ilişki üzerine bahse girilerek spekülasyon yapılabilir.

    Ø Spread
    Sezonluk fiyat dalgalanmalarından faydalanmak için etkili bir yöntemdir. Özellikle mal piyasalarındaki dalgalanmalarından faydalanmak için ' spreading ' yapılır. Spreading aynı ürünün değişik vadedeki sözleşmeleriyle ( ürün içi ); ya da farklı ama birbiriyle ilişkili ürünlerin vadeli işlem sözleşmelerinin(vade içi) farklarından faydalanılarak yapılabilir.

    Vadeli işlemler'in faydaları ;
    • Yatırımcılara nakit (spot) piyasada mevcut veya gelecekte oluşabilecek fiyat risklerinden korunma (hedging) fırsatını sağlar.
    • Mal ve finansal sözleşmelerin fiyat bilgileri, yatırımcıların o mal veya finansal ürünün ileride oluşacak fiyatları hakkında daha sağlıklı tahminler yapmasını sağlar.
    • Yatırım araçları olarak portföy yöneticilerine portföylerini çeşitlendirme imkanı sunar ve riskin etkin şekilde yönetilmesine katkıda bulunur. Bu şekilde, portföy yönetimi etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilir. İleri derece portföy yönetim teknikleri uygulanabilir.
    • Vadeli işlem borsaları genel olarak spot piyasaların likiditenin artmasını sağlar.

    21. Ürünler: Dünyadaki Vadeli işlemler Borsalanında işlem gören sözleşmeler nelerdir?

    Ø Chicago Merchantile Excahange ( CME )
    • Mal Sözleşmeleri
    • Hisse Senedi Endeks Sözleşmeleri
    • Yabancı Döviz Sözleşmeleri
    • Faiz Sözleşmeleri
    • Hava Durumu Sözleşmeleri
    • Mal, Para, Maden Endeks Sözleşmeleri

    Ø Chicago Board of Trade ( CBOT )
    • Tarım
    • Faiz
    • Dow
    • Metals

    Ø New York Mercantile Exchange ( NYMEX )
    • Enerji
    • Metals

    22. Sözleşmelerin temel özellikleri nelerdir?

    Herhangi bir vadeli işlem sözleşmesinde, aşağıdaki hususlara yer verilir:

    • Sözleşmeye konu ürün,
    • Sözleşmenin büyüklüğü,
    • İşlem saatleri,
    • Kotasyon şekli,
    • Vade Ayları,
    • Minimum fiyat adımı,
    • Günlük fiyat hareket sınırı,
    • Başlangıç teminatı,
    • Sürdürme teminatı,
    • Pozisyon limiti,
    • Teslimat şekli,
    • Son işlem günü,

    Fiziki teslimat yöntemi seçilmişse;

    • Teslim Edilebilir dereceler,
    • Teslimat Yerleri,
    • İlk bildirim günü,
    • Son bildirim günü,
    • İlk teslimat günü
    • Son teslimat günü

    23. Takas kurumunun fonksiyonu nedir?


    Takas kurumu, borsada alıcı karşısında satıcı, satıcı karşısında alıcı konumuna geçerek piyasa katılımcılarının hak ve yükümlülüklerini teminat altına alır. Gerçekleşen işlemler sonucu oluşan ödeme ve teslimat yükümlülüklerinin zamanında yapılmasını sağlar ve risklerin takibi, kontrolü ve teminatların tahsilini sağlamakla yükümlüdür.


    Ekonomi & Finans Hakkinda Aradiginiz Bir Konu Mu Var?


    Ödevler & Sunumlar & Tezler & Makaleler


    Ezelden evveli bir Hakk'ı bildik
    Hak'dan nida geldi Hakk'a Hak dedik
    Kırklar meydaninda yunduk pak olduk
    İstemem taharet yundum de geldim
    (Şah Hatayi)

    Her nereye gitsem yolum dumandır
    Bizi böyle kılan and u amandır
    Zencir boynum sıktı halim yamandır
    Açılın kapılar Şah'a gidelim
    (Pir Sultan Abdal)

    ๘۩ TürkYaşamAslanları ๘۩
    Senin Sevginle Yaşıyoruz Galatasaray...


    ceteris paribus
    turkyaşamdaki ekonomi, işletme ve finans çevreleri burada herkesi bekliyoruz

  8. #8
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0
    OPSİYON PİYASALARI

    Görkem ERGİN
    Ege Üniversitesi

    TARİHSEL GELİŞİMİ

    Fiziksel mallara ilişkin opsiyon ticareti oldukça eski tarihlere dayanmaktadır. Bu sözleşmelerin ortaçağda İtalya ve Almanya gibi ülkelerde kullanıldığı düşünülmektedir. Hisse senedi opsiyonları ise ilk kez 17. yüzyılda İngiltere ve Hollanda’da yarı organize borsalarda işlem görmüştür.1

    Opsiyon 1973 yılında Şikago Opsiyon Borsası (Chicago of Options Exchange – CBOE) ‘nın açılmasıyla ortaya çıktı. Hisse senetlerinden başlayarak diğer alanlara da yayıldı. Anılan yıla kadar opsiyon ticareti organize olmayan tezgah üstü (over the counter) pazarlarda gerçekleşiyordu. Hisse senedi opsiyonlarından on yıl sonra borsa endeksi üzerine opsiyon işlemleri başlamıştır. Bu alanda ilk kullanılan endeks S&P 100 endeksidir. CBOE 1989 yılında faiz opsiyonlarını devreye sokmuştur.

    Opsiyonların bu denli büyük bir gelişme göstermesinin önde gelen nedenlerinden biri , bu sözleşmelerin risk azaltma özelliğidir. Bu sözleşmelerde risk sınırlı ve önceden belirli bir düzeydedir. Bu nedenle de küçük yatırımcıya çok daha uygun bir nitelik gösterir.

    Latince bir terim olan opsiyon, tercih anlamına gelmektedir.2 Opsiyon sözleşmesi belirli miktarda bir varlığı belirli bir fiyattan gelecekte belirli bir tarihte veya bu tarihten önce satın alma ya da satma hakkı tanıyan finansal sözleşmelerdir. Bir diğer deyişle opsiyon bir “hak”tır. Söz konusu bu hak yalnızca opsiyonun alıcısına (buyer, holder) tanınmıştır.

    Opsiyonun dayandığı varlık bir fiziksel mal olabileceği gibi finansal bir ürün veya bir endeks de olabilir.
    Opsiyonların hepsi borsalarda işlem görmezler; bazı opsiyonlar tezgah üstü piyasalarda, yani iki finansal kuruluş veya bir finansal kuruluş ve bir kişisel yatırımcı arasında oluşan piyasalarda işlem görür.

    Opsiyonların tezgah üstü piyasalar ile borsalarda işleyişleri arasında farklar söz konusudur. Borsalarda kullanım fiyatları, işlem tarihleri, parasal tutarlar posizyon ve işlem limitleri standart hale getirilmişken, tezgah üstü piyasalarda bu unsurlar karşılıklı anlaşmalarla belirlenmektedir. Ayrıca borsalara üye olmak çeşitli koşulların yerine getilmesine bağlı iken tezgah üstü piyasalarda çeşitli piyasa aktörleri kolaylıkla işlem yapabilmektedir. Ancak tezgah üstü piyasaların önemli bir sakıncası riske açıklıktır. Riski üstlenecek bir organizasyonun bulunmayışı işlem maliyetlerini yükseltmektedir. Çünkü opsiyona taraf olan kuruluş doğabilecek güçlükler ve risk nedeniyle daha yüksek bir işlem maliyetine katlanmaktadır.

    OPSİYON TERMİNOLOJİSİ:

    Bir döviz opsiyonu, opsiyon alıcısına belirlenen süre sonuna kadar (gerçekleştirilme günü) belli bir miktar dövizi belli bir kurdan alma ve ya satma hakkını (zorunluluğunu değil) veren bir sözleşmedir. Bir opsiyon sözleşmesi almak bir konsere bilet almaya benzetilebilir. Satın alan kişinin bilet için ödediği paradan başka bir riski yoktur. Benzer şekilde bir opsiyon alıcısının da opsiyon almak için ödediği paradan ziyade bir kaybı yoktur. Eğer bileti alan kişi konsere gitmekten vazgeçerse, bu konsere gitmek isteyen bir kişiye biletini satabilir, aynı opsiyonlarda olduğu gibi. Opsiyon sözleşmelerinin kendine özgü terminolojileri vardır.

    • İki opsiyon türü vardır: alış ve satış. Alış opsiyonu döviz alma hakkını, satış opsiyonu döviz satma hakkını kullanıcıya verir.

    • Opsiyonu alan kişi opsiyon sahibi, satan kişi ise üstlenici veya garantör olarak nitelendirilir.

    • Her opsiyonun üç elemanı vardır: (1) gerçekleştirme fiyatı; döviz kurunun alınıp satılabileceği kur değeri, (2) prim; opsiyonun kendi değeri, fiyatı veya maliyeti, ve (3) piyasadaki gerçek spot döviz kuru değeri.

    • Amerikan opsiyonları sahiplerine anlaşma gününden vade sonuna kadar her hangi bir zamanda gerçekleştirme hakkını verirken, Avrupa’daki opsiyonlar sadece vade sonunda gerçekleştirilebilirler.

    • Prim veya opsiyon fiyatı opsiyonun maliyetidir ve genellikle avans olarak satın alan tarafından satıcıya ödenir. Tezgah üstü piyasada (opsiyonlar bankalar tarafında sunulur) primler işlem fiyatının belirli bir yüzdesi şeklindedir. Primler yerli para biriminin yabancı para birimine oranı şeklinde ifade edilir (Türk lirası opsiyonu için TL/$ gibi).

    • Eğer bir opsiyonun gerçekleşme değeri spot değerle aynıysa döviz parada olarak nitelenir, eğer opsiyon (ödenen prim hariç) gerçekleştirildiğinde karlı ise para içinde, gerçekleştirildiğinde zararda ise paranın dışında olarak nitelendirilir.

    Opsiyonda Taraflar:

    Her opsiyonda “alıcı” (buyer, holder) ve “satıcı” (seller, writer) olmak üzere iki taraf vardır. Opsiyon alıcı ve satıcı arasında yapılan bir anlaşmadır. Bu anlaşmayla opsiyonu satın alan taraf, belirli bir fiyat üzerinden opsiyon konusu varlığı alma veya satma hakkına sahip olmaktadır. Öte yandan satıcı ise, alıcı talep ettiğinde önceden anlaşılmış olan fiyat üzerinden varlığı teslim etme yükümlülüğüne girmektedir.

    Opsiyon Türleri:

    Opsiyon hakkı iki biçimde olabilir. Bunlar “alış opsiyonu” (call option) ve “satış opsiyonu” (put option) dur.

    Bir call opsiyonu, alıcıya önceden belirlenmiş bir fiyattan, bir prim karşılığında, belirli bir miktarda varlığı, belirli bir vade içinde satın alma hakkı verir. Bu bir haktır; alıcı varlığı satın almamayı tercih edebilir. Bu hakkı veren taraf “opsiyon yazıcısı “ (call writer) dır. Verdiği bu hak karşılığı, bir bedeli (prim) sözleşmeyi yaptığı anda tahsil eder.

    Put opsiyonu ise, alıcıya önceden belirlenmiş bir fiyattan, bir prim karşılığında, belirli bir miktarda varlığı, belirli bir vade içinde satma hakkı verir. Burada da bu hakkı vermeyi yükümlenen taraf “put yazıcısı” (put writer) dır; verdiği hak karşılığında bir prim tahsil eder.

    Kullanım veya Uygulama Fiyatı:

    Kullanım veya uygulama fiyatı (Strike or exercise price) opsiyonun ilgili olduğu varlığın alınıp satılabileceği fiyattır. Organize edilmiş piyasalarda işlem gören opsiyonların fiyatları standarttır.

    Opsiyonların kullanım fiyatları borsalarda belirlenirken ilgili varlığın cari işlem fiyatına yakın bir düzeyde belirlenmektedir. Örneğin Şikago Opsiyon Borsası’nda Ürün Geliştirme Komitesi (Product Devolopment Committee) tarafından ilgili menkul değerin cari işlem fiyatına yakın bir düzeyde belirlenmektedir. Ek uygulama fiyatı $25 ‘ın altında ise 2.5 puan, kullanım fiyatı $25-$ 200 arası ise 5’er puan , $200 ‘ın aşılması durumunda ise 10 puanlık aralıklarla belirlenmektedir.

    Call opsiyonlarında sözleşmeye konu olan varlığın fiyatı kullanım fiyatını aştığında, put opsiyonlarında ise kullanım fiyatının altında kaldığında opsiyonu kullanma hakkı doğar.

    Opsiyon Primi:

    Prim opsiyonun sunduğu hakları satın almanın fiyatıdır. Bu primin karşılığında opsiyon satıcısı belli yükümlülükler üstlenmektedir.

    Prim bedeli futures sözleşmelerindeki başlangıç teminatlarından farklı bir uygulamadır. Futures sözleşmelerinde başlangıç teminatı bir ödeme değil bir kaporadır. Sözleşme kapatıldığında söz konusu teminat geri alınır. Ancak prim bir kapora değil belli bir hak satın alımı karşılığında ödenen bir bedeldir. Opsiyonun vadesi sonunda, ekzersiz edilsin edilmesin, yani bu hak kullanıma sokulsun veya sokulmasın söz konusu hak geri alınamaz.


    İşlem Tarihi (Exercise Date):

    Opsiyon sözleşmelerinin işleme konacağı önceden üzerinde anlaşılan tarihe, işlem tarihi adı verilir.

    Opsiyonların Ocak, Şubat, Mart aylarında olmak üzere dönüşümlü vadeleri söz konusudur. Bir diğer deyişle belirli bir tarih itibariyle dört farklı vade ile opsiyon işleme konulabilir. Örneğin Ocak vadeli bir opsiyon Ocak, Nisan, Temmuz, Ekim aylarını kapsamaktadır. Her opsiyonun vade sonu günü, başka bir deyişle opsiyonun işleme konulabileceği son işlem günü, vade ayının üçüncü Cuma günüdür.


    Parada (In the Money) , Para Dışı ( Out of Money) , Başabaş (At the Money) Opsiyonlar:

    Opsiyonlar kullanım fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki ilişki dolayısıyla bu tür bir ayrıma tutulabilirler.

    Bir opsiyonun parada olması, uygulanabilir bir değerde olmasını ifade eder. Call opsiyonlarında kullanım fiyatının opsiyonun dayandığı varlığın piyasa fiyatının altında, put opsiyonunda ise üstünde olması durumunda opsiyon “parada”, daha teknik bir deyişle “in the money “ durumdadır. Bu durumda, call opsiyonu için alıcı, primi göz ardı edecek olursak, varlığı opsiyon hakkını kullanarak piyasadan daha düşük bir fiyatla elde edebilecek, put opsiyonu için ise daha yüksek bir fiyat ile elden çıkaracaktır. Açık bir karlılık söz konusudur.

    Söz konusu halin tersi duruma, yani call opsiyonunda kullanım fiyatının piyasa fiyatının üstünde olması, put opsiyonunda ise altında olması durumuna ise “paradışı”, “out of money” denmektedir.

    Opsiyonun kullanım fiyatının opsiyonun dayandığı varlığın cari piyasa fiyatına yaklaşık olarak eşit olduğu duruma ise “başabaş”, “at the money” adı verilir.

    Opsiyon Sözleşme Tipleri:

    Opsiyonun ne zaman ekzersiz edileceği opsiyonun tipine bağlıdır. Vadeden önce herhangi bir tarihte alıcı tarafından uygulanabilen opsiyonlar “Amerikan Opsiyonları”dır . “Avrupa Opsiyonları” ise yalnızca vade tarihinde ekzersiz edilebilir.
    Organize opsiyon borsalarında her iki opsiyon tipi de görülebilir . Ancak Amerikan opsiyonları çok daha yaygın bir opsiyon tipidir. Bu yaygınlığın ardında Amerikan opsiyonlarının sağladığı esneklik yatmaktadır. Bu esneklikten ötürü Amerikan opsiyonları Avrupa opsiyonlarına göre daha yüksek bir prim içerirler.

    Amerikan opsiyonlarında zamanlama önem kazanır. Parada bir opsiyonun daha yüksek bir kar beklentisi ile ekzersizinden kaçınılması fiyatlardaki ani bir değişim sonucu ekzersizinin zarar doğuracağı paradışı bir opsiyona dönüşmesi olasılığını doğurabilir.

  9. #9
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0

    Ödevİn Devami (hepsİ)

    Arkadaşlar ödevin hepsi mevcutmuş.
    opsiyon

  10. #10
    keyness adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    286
    Karizma Gücü
    0

    Hedging Ve TÜrkİye’de Hedging Uygulamalari



    HAZIRLAYANLAR

    Fatih SOLMAZ, İstemi ÇÖMLEKÇİ (EGE ÜNİVERSİTESİ)

    İÇİNDEKİLER


    GİRİŞ

    BÖLÜM 1 : DÖVİZ KURU RİSKLERİ

    1. KUR RİSKİ ALANLARI
    a. İhracat ve İthalatta Kur Riski:
    b. İşletmelerin Sermaye Hareketlerinde Kur Riski

    2.KUR RİSKİNE KARŞI KORUNMA STRATEJİLERİ

    a. Tam Korunma Stratejisi:
    b. Korunmadan Vazgeçme Stratejisi:
    c. Esnek Korunma Stratejisi:

    BÖLÜM 2 : KUR DEĞİŞİM RİSKLERİNDEN KORUNMA

    1.RİSKTEN KORUNMANIN TEMELLERİ

    2.KUR RİSKLERİNDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
    a. Vadeli Sözleşmelerle Korunma:
    b.Anında Teslim Piyasası İle Riskten Korunma:
    c.Opsiyon Piyasası Yoluyla Korunma:
    d. Gelecekte İşlem Piyasasında Korunma:
    e. Swap Piyasası Yoluyla Korunma:

    3.FİRMA STRATEJİLERİ İLE İŞLEM RİSKİNDEN KORUNMA:
    a. Ödemeleri Öne Alma veya Geciktirme:
    b. Ulusal Para ile Faturalandırma:
    c.Yeniden Faturalandırma Merkezleri:

    4.PAZARLAMA TEKNİKLERİNİ KULLANARAK KUR RİSKİ YÖNETİMİ
    a.Piyasa Seçimi:
    b.Fiyatlandırma Stratejisi:
    c.Tanıtma Stratejisi
    d.Ürün Stratejisi:


    5.ÜRETİM YÖNETİMİ TEKNİKLERİ İLE KUR DEĞİŞİM RİSKLERİNDEN KORUNMA
    a. Girdi Bileşimlerinin Değiştirilmesi:
    b.Üretimin Tesisler Arasında Kaydırılması
    c.Kuruluş Yerini Değiştirme:
    d.Verimliliğin Yükseltilmesi:

    BÖLÜM 3 : HEDGING UYGULAMALARI VE SONUÇ
    TÜRKİYE’DE HEDGING UYGULAMALARI
    SONUÇ

    KAYNAKÇA
    ...Her türlü İktisadi kaynak temin edilmeye çalışılır...


    Ekonomi ile ilgili aradığınız Herşey;


 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •