Portföy Nedir?
Portföyle ilgili olarak çeşitli kaynaklarda farklı tanımlara rastlamak mümkündür.
Portföy, kelime anlamı olarak «cüzdan» demektir. Menkul kıymetler açısından portföy, menkul kıymetlerden oluşan bir topxluluğu ifade etmektedir.
Portföy, çeşitli menkul kıymetlerden meydana gelen, ağırxlıklı olarak hisse senedi, tahviller gibi menkul kıymetlerden ve türev ürünlerden oluşan, belirli bir kişi veya grubun elinde olan fınansal nitelikteki kıymetler olarak tanımlanabilir.
Bilindiği gibi, menkul kıymetlere yatırım, belirli amaçları gerçekleştirmek için yapılmaktadır. Her ne kadar portföy belirli menkul kıymetlerden oluşsa da bu kıymetler arasında bir ilişki olduğundan, portföy, kendine öz, ölçülebilir nitelikleri olan bir varlıktır. Bu nedenle, portföy, içerdiği menkul kıymetlerin basit bir toplamı değildir.
Bütün bu açıklamalardan sonra,geniş anlamda portföy tanıxmı şu şekilde yapılabilir: Portföy, belirli amaçları gerçekleştirmek isteyen yatırımcıların, sahip olduğu, birbirleriyle ilişkisi olan ve kendine öz ölçülebilir nitelikleri olan yeni bir varlıktır.
Portföy Çeşitleri
Bilindiği gibi, değişik menkul kıymetlerden veya yatırım a-raçlarından, çok sayıda portföy oluşturulabilir. Ancak, olaya hisse senedi ve tahvil gibi geleneksel menkul kıymetler açısından bakılxdığında üç farklı portföyden sözedilebilir.
Yalnız tahvillerden bir portföy oluşturulabileceği gibi, yalnız hisse senetlerinden bir portxföy oluşturulabilir. Ancak, yatırımcıların en çok arzuladığı portxföyler, karma portföylerdir. Bunun yanısıra, diğer yatırım araçxlarından oluşan portföylerden de söz etmek mümkündür. Yatırımxcı, tercihini yaparken, en ideal bileşimi yapmaya çalışacaktır. Riski seven bir yatırımcı ile riskten kaçan bir yatırımcının hazırlayacakxları portföyler farklı olacaktır.
1. Oluşumlarına Göre Portföy Çeşitleri
Oluşumlarına göre portföy çeşitleri yukarıda belirtildiği gixbi, tamamen tahvillerden, tamamen hisse senetlerinden ya da ikisixnin bileşiminden ve türev ürünlerden oluşabilir.
1.1. Tamamen Tahvillerden Oluşan Portföyler
Bu tür portföyler, anaparasının güvenini önde tutan, yani risk almayı sevmeyen, piyasayı izlemekte güçlük çeken tasarruf sahiplerinin tercih ettikleri portföy çeşididir. Değişik şirket ve devlet tahvilleri ile birlikte hazine bonolarından oluşturulan bir portföy, sahip olduğu düşük risk oranının yanında kısıtlı bir gelir sağlar Sağlam bir yatırım türü olabileceği için, bu tür portföylerin ekonominin durgunluk dönemlerinde oluşturulmasında yarar varxdır. Öte yandan, değişik vadelerden oluşan tahvil portföyü ile, yatırımcı bazı risklerden de kendini korumuş olur.
1.2. Hisse Senetleri ve Tahvillerden Oluşan Portföyler
En çok kullanılan portföy türüdür. Ekonominin içinde buxlunduğu duruma göre, anapara, belli oranlarda hisse senedi , tahvil ve türev ürünler arasında paylaştırılır. Bu şekilde emniyet ve kârlıxlık unsurlarının birleştirilmesiyle, dengeli bir portföy oluşturulmaxya çalışılır.
Bilindiği gibi, ekonomideki gelişmeler zaman içerisinde farklılık gösterir. Piyasadaki eğilim ve gelişmeler, zaman zaman hisse senetlerine veya tahvillere ağırlık verilmesini gerektirebilir. Sermaye piyasası, ekonominin aynası olduğundan, genelde ekoxnominin durgun olduğu dönemlerde, tahvil piyasasında bir canlanma, ekonominin canlandığı dönemlerde ise, hisse senedi piyaxsasında bir hareketlilik görülür. Bu özelliklerden dolayı, bu tür portföy sahipleri, portföylerini küçük operasyonlarla genel ekonoxmiye kolayca uydurarak zarar etmemeye çalışırlar. Sözkonusu portföy oluşumu ile ilgili çeşitli portföy yönetim stratejileri geliştixrilmiştir. Bu stratejiler çalışmanın ileriki konularında anlatılmaya çalışılacaktır.
1.3. Tamamı Hisse Senetlerinden Oluşan Portföyler
Hisse senedi portföylerinin diğer portföy türlerinden ayrılan yanı, bir kaç farklı yatırım aracını değil de yalnızca hisse senetlerixni kapsamasıdır. Hisse senetlerinden bir portföy oluşturmaya çalıxşan kişinin, elindeki seçeneklerinin sınırsız olduğu düşünülebilir.
Bu tür portföylerde her türlü risk düzeyine uygun yatırım yapmak mümkündür. Hisse senetlerinden oluşan portföylerde yatıxrımcı tipinin portföy oluşturma kararına büyük etkisi vardır.
Bu tür bir portföy oluşturulması için, piyasasının dikkatli bir şekilde izlenmesi ve istenildiği anda alım-satıın yapabilme özelxliğinin olması gerekir. Portföydeki senetlerden fiyatları düşen veya değişmeyenlerin satılmasında yarar vardır. Hisse senetlerinden oluşan portföyler, ekonominin istikrarlı olduğu dönemlerde başaxrıyla uygulanabilir. Bu portföy türünün kendine has özellikleri varxdır. Portföye dahil edilecek hisse senetleri iki grupta incelenebilir:
Kısa Vadede Prim Yapabilecek Hisse Senetleri: Bunlar, grev; hammadde temininde güçlükler, enerji veya çalışma sermayesi yetersizliği gibi nedenlerle üretimlerini kısan, dolayısıyla hisseleri piyasada durgunlaşan veya gerileyen şirketlerin hisseleri olabilir. Engellerin kalkacağı veya sorunların çözüleceği hissedildiği zaman alım yapılmalıdır. Çünkü, olumsuzlukların ortadan kalkmasından sonra bu tür şirketlerin verimi artacağı için bu şirketlere ait sexnetlerin fiyatları yükselebilecektir.
Uzun Vadede Prim Yapabilecek Hisse Senetleri: Bunlar, uzun vadede istikrarlı bir duruma gelerek prim yapabilecek şirketlerin hisseleridir. İşletmelerin yatırım dönemlerinde, piyasada bu tür hisseleri ucuza almak mümkündür. Ülkemizde hızla gelişen bilxgisayar ve elektronik sektörlerindeki hisse senetlerine yatırım yaxpılabilir. Ancak,kuruluş halindeki işletmelerin çok dikkatli seçilxmesi, yönetici kadrolarının daha önce başarılarını ispatlamış, tecxrübeli yöneticiler olmasına özen gösterilmesi gerekir. Genellikle bu tür yatırımlarda, uzun vadede yüksek kazanç elde edilebilir.
1.4. Diğer Yatırım Araçlarından Oluşan Portföyler
Bir portföy, hisse senedi ve tahvil gibi temel menkul kıyxmetler dışındaki yatırım araçlarıyla da oluşturulabilir. Bu tür portxföyler oluşturulurken, yatırım araçları arasında karşılaştırma yapıxlır. Yatırımın süresi boyunca hangi tür varlıkların daha verimli olacağı çeşitli istatistik! tekniklerle hesaplanarak tahmin edilir. Bu varlıklar seçilerek portföye dahil edilir. Hisse senedi ve tahvil dıxşındaki yatırım araçlarını şu şekilde sıralayabiliriz :
- Varlığa Dayalı Menkul Kıymet,
- Finansman Bonoları,
- Hazine Bonosu,
*Gelir Ortaklığı Senetleri,
*Banka Bonoları ve Banka Garantili Bonolar,
*Metrekare Konut Sertifikaları,
*Mevduat ve Mevduat Sertifikaları,
*Repo,
*Döviz ve Döviz Tevdiat Hesaplan,
*İmtiyazlı Hisse Senetleri,
*Varant,
*Kar Zarar Ortaklığı Belgesi,
*Opsiyon sözleşmeleri,
*Vadeli sözleşmeler,
Yukarıda sayılan yatırım araçlarının yanısıra, menkul kıymet yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarına yatırım yapılabileceği gibi, portföye gayrimenkul yatırım fonları ve senet fonları da dahil edixlebilir. Söz konusu finansal varlıklardan bir portföy meydana getirilerek, çeşitlendirme yapılabilir. Bilindiği gibi, oluşturulacak portxföylere hangi varlıkların alınacağı, yatırımcının risk karşısındaki tutumu ile doğrudan ilgilidir. Ayrıca, yatırım araçlarının risk ve getiri karşılaştırmalarının yapılması gerekir.
2. Yatırımcıların Tercihlerine Göre Sınıflandırma
Her yatırımcının portföyünden beklentileri farklıdır. Öte yandan, son yıllarda yatırımcılar için yatırım fırsatlarında artışlar gözlenmektedir. Örneğin bazı şirketler, bir kaç menkul kıymetin özelliklerini bir menkul kıymette toplayan hibrid kıymetler ihraç etmektedirler. Bu tür menkul kıymetler, hem adi, hem imtiyazlı pay senetlerinin, hem de tahvillerin özelliklerini bünyelerinde taxşımaktadırlar. Böylece, ihraç edilen imtiyazlı pay senetleri, yatıxrımcıların isteği doğrultusunda adi pay senetlerine veya değiştirixlebilir tahvillere dönüştürülebilmektedir.
Uygulamada kolaylık sağlamak amacıyla, yatırımcıların amaçları göz önüne alınarak, farklı portföy sınıflandırılmaları yapılxmaktadır. Bu sınıflandırmalar çok sayıda portföy yönetmek durumunda kalan profesyonel portföy yöneticilerinin işlerini kolaylaştıxrabileceği gibi, yatırımcıların tercihlerini daha kolay belirlemesini sağlayabilir.
Portföy Yönetimi
Portföy yönetiminin amacı,yatırımcıların ihtiyaçlarına göre portföye çeşitli menkul kıymetleri almak ve yatırım amaçlarına uygun olarak portföyü yönetmektir. Yatırımcıların ihtiyaçları risk olarak ifade edilmektedir. Portföy yöneticisi, alınan riske uygun olarak yatırımcının karlılığını maksimum yapmaya çalışır.
Bilindiği gibi, ekonominin dinamik yapısı gereği, zamanla ekonomik koşullar değişebilmektedir. Dolayısıyla, menkul kıyxmetlere yatırım yapan kişi veya kurumların portföylerinden bazı kıymetleri çıkarıp satmaları, yerlerine yenilerini almaları gexrekebilir. Portföyden hangi kıymetlerin ne zaman satılacağı ve yerlerine hangi kıymetlerin ne zaman alınacağına karar vermek, uzmanlık ve sorumluluk isteyen bir iştir. Bu nedenle,ABD ve Batı ülkelerinde «portföy yönetimi» genellikle bankalar ve uzman kuruluşlar tarafından yapılmaktadır.
Genel olarak, yatırımcılar, sahip oldukları portföylerin yöxnetimini iki şekilde yöneticilere bırakırlar.
1. Portföy yöneticiye emanet edilmekte, ancak yöneticiye karar yetkisi verilmemektedir. Bu takdirde, yönetici, portföy sahixbinin her türlü emrini yerine getiren, genelde pasif bir kişi duruxmundadır. Yönetici, yatırımcının verdiği emirlere dayanan alım-satım işlerini sonuçlandırır. Bütün bu işlerde emir verme ve karar alma yetkisi portföy sahibine aittir.
Temettü ve faizlerin toplanmaxsı, itfa edilen tahvillerin bedellerinin zamanında tahsili gibi rutin işler, yönetici tarafından emir verilmeden yapılmaktadır. Söz koxnusu yönetim şeklinin bazı sakıncaları olabilir. Bilindiği gibi, finansal piyasalarda çok kısa bir zaman diliminde büyük değişmexler, iniş ve çıkışlar yaşanabilmektedir. Bu nedenle, fırsatların dexğerlendirilmesi veya kayıpların azaltılması, ancak yatırımcının kendisinden gelecek emre bağlı olduğundan, özellikle, zamanlama hatası yapılmaktadır.
2.Portföy yönetiminde ikinci uygulama,portföy yöneticisinin menkul kıymetler üzerinde tam olarak yetkili kılınmasıdır. Bu duxrumda, portföyün gerçek sahibi yoktur. Ancak, yönetici, yasal olxmamakla birlikte portföyün sahibi gibi davranabilir. Portföy sahibi ile yönetici arasındaki ilişkiler, aralarında yapacakları bir sözleşme ile düzenlenir.
Sözleşmeyle yöneticiye her türlü yetki verilebilir. Bu durumda yönetici,portföydeki dilediği menkul kıymeti satar, dilediği menkul kıymetleri portföye alabilir. Yönetici, portföydeki menkul kıymetlerin sağladığı haklan kullanır veya satar. Kısaca; yönetici, bir sözleşme ile portföyün gerçek sahibi gibi, portföy ile ilgili tüm işlemleri yapabilir.
Portföy Yönetim Stratejileri
Gelişmiş sermaye piyasalarında fiyatlar sürekli dalgalandıxğından, fiyatların çok yükseldiği dönemlerde daha da yükseleceğixni, fiyatların çok düştüğü dönemlerde ise, daha da düşeceğini bekxleyen yatırııncılar, hatalı alım-satım kararları verebilirler. Bu nexdenle, piyasanın hızlı yükseldiği dönemlerde iyimser, hızla düştüxğü dönemlerde ise, kötümser olan yatırımcıları hislerinden bağımxsız olarak menkul kıymet almaya ve satmaya zorlayacak mekanik karar kurallarına gerek vardır. Portföy yönetimini mekanik hale getiren bu teknikler veya portföy yönetim stratejileri «formül planları» olarak tanımlanırlar.
«ormül planları», hisse senedi fiyatlarının devresel hareketxlerle dalgalandığını ve yatırııncıların bir sonraki dalgalanmanın yöxnünü önceden tahmin edeıneyeceğini varsayar ve yatırımcıların bu dalgalanınalardan yararlanarak kar sağlamalarını amaçlar. En yayxgın formül planları «maliyeti ortalama», «sabit değer stratejisi», «sabit oran stratejisi» «değişken oran stratejisi» «endeks içerikli fon stratejisi», «gelecekteki yüküınlülükleri karşılama stratejisi», analiz yöntemlerine dayanma stratejileri» ve «satın al ve elde tut stratejisi» dir. Sözkonusu portföy stratejilerini incelemekte yarar vardır.
1. Satın AI ve Elde Tut Stratejisi
Satın al ve elde tut stratejisi, yatırım stratejilerinin en baxsitidir. Buna göre, ilk aşamada yatırımcının istek ve ihtiyaçlarına uygun bir kaç menkul kıymetin seçilmesi gerekir. Stratejinin amaxcı, yatırım yapılan menkul kıymetlerin elde tutma sürelerinin istexnene eşit olınasıdır. Bu stratejiye göre, yatırım yapıldıktan sonra, istenen süre sonuna kadar portföyde herhangi bir işlem yapılmaxmaktadır. Bu nedenle, bu strateji, «pasif portföy yönetimi» olarak ifade edilir. Elde tutma süresinde piyasa fiyatları düşse bile, alış veya satış yapılmaz.
Bu stratejiye göre, menkul kıymetlerin seçimi ve alım-satım zamanlaması konusunda bir açıklık yoktur. Bu konular, yatırımcıxnın bilgi ve becerisine bırakılmıştır. Ancak, alım ve satımın bir kez yapılması nedeniyle ödenen komisyonlar az olmaktadır.
Oysa, pek çok yatırımcı ve yatırım uzmanı, «aktif portföy yönetimine» inanınaktadır. Çünkü, aktif portföy yönetimiyle, piyaxsa başarısından daha fazla kazanç elde etmek mümkündür. Bunun nedenleri aşağıda belirtildiği gibidir.
1. Bazı bilgiler, bu bilgilere sahip yatırımcılara avantaj sağlayabilir.
2. Fiyatı etkileyen faktörleri hesaba katan bazı analiz yöntemleri bu yöntemleri kullanan yatırımcılara avantaj sağlayabilir.
3. Piyasada yanlış fiyatlandırılmış menkul kıymetlerden yatırımcılar yararlanabilirler.
2. Maliyeti Ortalama Stratejisi
Maliyeti ortalaına stratejisi, yeterince bilgi sahibi olmayan ve analiz yöntemlerinden anlamayan yatırımcılara, yatırımlarını zamanlayabilıne konusunda yardımcı olur. Yöntem « ne» alınması gerektiği değil, « ne zaman» alınması gerektiği sorusuna cevap verxmektedir. Yöntemin temeli, belirli aralıklarla, eşit tutarlı yatırımlar yapılmasına dayanmaktadır. Böylece, fiyatların ucuz olduğu zaxmanlarda, pahalı olduğu zamanlara nazaran daha fazla fınansal varlık satın alınmış olacak, ortalama alış fyatı, ortalama piyasa fiyatının altına düşürülecektir. Yani, yatırımcının portföyünde bulundurduğu hisse senedinin degeri düşmeye başlarsa, o hisse senedinden daha fazla alarak, ortalama maliyeti düşürecek ve portxföyün dengesini sağlamış olacaktır. Maliyeti ortalama stratejisi uygulandığı zaman, hem düşük fiyatlardan yararlanılmış olunur, hem de maliyetleri düşürerek, yüksek fiyattan alınan menkul kıyxmetin fiyatı düşürülür. Bu strateji, fiyatı çok yüksek olan bir malı taksitle ödeme yaparak elde etmeye benzetilebilir.
Maliyeti ortalama stratejisinde satın alınan hisse senetlerinin ortalama maliyetlerinden daha fazla bir fiyatla satılacağı varsayılxmaktadır. Sözkonusu stratejiye göre, yatırım dönemi boyunca süxrekli olarak aynı hisse senetlerinin satın alınması gerekmez. Farklı hisse senetleri ile portföy çeşitlendirilerek risk azaltılabilir. Öte yandan, istenmeyen hisse senetleri satılarak portföye yeni hisse senetlerinin alınması mümkündür.
Bu strateji ile yönetilen portföylerde fiyatı çok dalgalanan hisse senetleri ile daha fazla kazanç elde edilebilir. Ancak, riskten kaçan yatırımcıların bu hisse senetlerini almaması ve çeşitlendirxmelerini çok iyi yapmalarında yarar vardır.
Maliyet ortalama yönteminin bazı üstün tarafları şunlardır:
Satın alınan hisse senetlerinin ortalama maliyeti, piyasada oluşan fıyatların ortalamasından düşük gerçekleşir. Ayrıca, küçük yatırıınlarla büyük bir portföye sahip olunabilir. Bunun yanında, yatırımcılar, fiyatlar yüksek iken, çok sayıda ve yüksek maliyetxlerle hisse senedi alma tehlikesinden, bu stratejiyle korunabilirler. Son olarak, hisse senedi piyasasında meydana gelebilecek düşüşxler, hisse senedi satın alma zamanına denk düştüğünde portföye düşük maliyetli hisse senedi alma olanağı doğar.
Ancak, bu yöntemde, gizli varsayımların olduğunu kabul etmek gerekir. Yönteın; özellikle belirli dönemlerde yatırıma ayıraxcak belirli miktarlarda fonları olan, sigorta şirketleri gibi yatırımxcılar için uygundur. Ancak, yöntemin başarı şansı, yatırım yapılaxcak hisse senetlerinin iyi seçilmiş olmasına bağlıdır. Öte yandan, strateji, yalnızca satın alma üzerinde yoğunlaşmakta, satın alınan menkul kıymetlerin ne zaman satılması gerektiğini açıklamamakxtadır. Ayrıca, yöntemde, piyasa hareketlerine karşı bir duyarsızxlık vardır. Oysa, yatırım uzmanı, yıl içinde fiyatlarda olabilecek değişiklikleri tahmin edebilse, maliyet ortalaması yönteminden çok daha fazla bir maliyet düşüşü sağlanabilir. Bu durumda sağlanacak kar, çok daha fazla olabilir yada zarar azaltılabilir. Yatırımcının uzun vadeli olarak oluşturduğu portföyü nakde çevirmesi gerektixğinde, hisse senedi fiyatları düşükse, istemediği sonuçlarla karşıxlaşınası sözkonusu olabilir. Onun için, portföydeki hisse senedi satışlarına nakde ihtiyaç olmadan önce başlamlmahdır.
3. Gelecekteki Yükümlülükleri Karşılama Stratejisi
Yatırımcılar, portföy oluştururken, gelecekteki bazı harca maların portföyden elde edilecek gelirlerle karşılanmasım isteyexbilirler. Böyle bir durumda, belirli zamanlarda yerine getirilmesi gereken yükümlülüklere eşit tutarda nakdin elde edileceği bir portxföy oluşturulmalıdır. Bu şekilde oluşturulan portföyler, daha çok hazine bonosu ve tahvil gibi yatırım araçlarından oluşurlar. Bu stratejide, portföye alınacak yatırım araçlarının, özellikle vadeleri üzerinde durulmalıdır. Bu portföy stratejisi, daha çok sosyal güxvenlik kuruluşları tarafından tercih edilir.
4. Analiz Yöntemlerine Dayanan Stratejiler
Bilindiği gibi, bazı yatırımcılar, yatırım yaparken veya portxföy yönetirken, temel ve teknik analiz gibi yöntemleri kullanmakxtadırlar.Temel analizciler, satın almayı düşündükleri işletmelerin menkul kıymetlerinin gerçek değerini hesaplayıp, piyasada oluşan fıyatlarla karşılaştırmaktadırlar. Elde edilen sonuca göre, alım-satım kararı vermektedirler. Bilindiği gibi, bir işletmenin menkul kıymetlerinin gerçek degeri, mali tablolarından, gelecekteki kâr ve temettü rakamlarıyla, çeşitli risklerinin incelenip yorumlanmasınxdan elde edilir.
Teknik analizciler ise, geçmişteki piyasa verilerini kullanaxrak, geleceği tahmin etmeye ve kısa dönem fiyat artışlarından kaxzanç elde etmeye çalışmaktadırlar.
5. Sabit Değer Stratejisi
Sabit değer stratejisi, yatırımcının sahip olduğu portföyün bir bölümünü, sabit getirili finansal varlıklara ayırmasını, ya da nakit olarak tutmasını öngörmektedir. Böylece, portföyün hisse senedine ayrılan ve piyasadaki dalgalanmalardan daha fazla etkilexnen bölümünün degeri, sabit tutulmaya çalışılır.
Bu strateji uygulandığında, hisse senetlerinin fiyatlarının yükseldiği döneınlerde, hisse senetlerinin bir kısmı satılarak, sabit getirili varlıklara yatırılır. Öte yandan, hisse senedi fiyatları düştüxğünde, sabit getirili varlıkların bir kısmı satılarak, hisse senedi satın alınır. Böylece, portföydeki hisse senetlerinin toplam degeri sabit tutulmaya çahi ılır. Sonuç olarak, hisse senetleri fiyatlari yükxseldiğinde satış, düştüğünde alış sözkonusu olmaktadır. Bu stratexjinin izlenınesi, «satın al ve tut» politikasının izlenmesine nazaran daha iyi sonuç verebilir.
Bu stratejide portföydeki hisse senetlerine endekslenmiş bir alım veya satım işlemi sözkonusudur. Hisse senetlerinin degeri yükseldiğinde otomatik olarak satış yapılarak kar realize edilmekxtedir. Böylece, kâr yanında yatırııncının yüksek fiyattan hisse sexnedi de alması engellenmektedir.
Bu stratejinin sakıncaları da sözkonusudur. Portföydeki hisxse senetlerinin değer kazanmaması durumunda, kâr elde edilmeyexcektir. Bu durum, portföye alınacak hisse senetlerinin seçiminin önemini arttırmaktadır.
Bu stratejiyi uygulayacak yatırımcıların aşağıdaki hususlara dikkat etmelerinde yarar vardır.
1. Yatırıma başlamadan önce, seçilen ve daha sonraki aşaxmalarda sabit kalacak hisse senetlerinin toplam piyasa degeri öxnemli bir konudur. Bu stratejide fıyatlar makul bir seviyede iken portföy oluşturulmalıdır.
2. Bu stratejinin olumlu sonuç vermesi için, fıyatların maxkul olarak kabul edilen seviyenin üstüne çıkması ve altına inmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, fiyatları sürekli artan veya azaxlan hisse senetlerinden oluşan portföylerde bu strateji iyi sonuç vermeyebilir.
3. Yatırımcının hisse senetleri dışındaki menkul kıymetlere ne kadar pay ayıracağı önemli bir konudur.
4. Portföyün belirli aralıklarla gözden geçirilmesi ve alımxsatım zamanlarının belli ölçütlere bağlanmasında yarar vardır.
6. Sabit Oran Stratejisi
Sabit oran stratejisinde, portföyün hisse senetlerinden oluxşan kısmının sabit getirili menkul kıymetlerden oluşan kısmına oranı, sabit tutulur. Başka bir deyişle, yatırımcı, portföyünü piyasa degeri olarak % 50 hisse senedi, % 50 tahvillerden oluşturur. Böylece, yatırımcı hisse senedi fiyatları yükseldiğinde hisse sexnetlerini satmaya, hisse senetleri fıyatları düştüğünde ise, hisse senetlerini satın almaya zorlanmaktadır.
Sabit oran stratejisi, piyasanın yükseldiği ve düştüğü zamanxlarda, hem sabit değer stratejisinden, hem de değişken oran stratexjisinden daha yüksek getiri sağlar. Çünkü sabit oran, piyasanın yükseldiği dönemlerde yatırımcının daha büyük bir yatırıma, piyaxsanın düştüğü dönemlerde ise, daha küçük bir yatırıma sahip olmaxsına yol açmaktadır.
Sabit oran stratejisi uygulanırken, gerekli düzeltmelerin ne zaman yapılacağına dair ölçütlerin saptanması da gereklidir. Örnexğin, piyasa indeksinin aşağı veya yukarı % 10 dalgalanma gösterxmesi halinde, portföyde düzeltme yapılıp, önceden saptanan oran korunmaya çalışılabilir. Yeterince çeşitlendirilmiş bir portföyün piyasa indeksine de ihtiyacı yoktur. Böyle bir portföy, kendi kenxdinin indeksini oluşturur. Böyle bir durumda, portföy içindeki hisse senetlerinin degeri önceden saptanmış oranın, örneğin 4 puan üzerine çıktığı veya altına indiği zaman portföyde düzeltme yapxmaya gidilebilir. Ayrıca, portföy belirli aralıklarla gözden geçirilir ve oranda bir değişme olınuşsa düzeltme yoluna gidilir. Sabit oran stratejisinin uygulamasında, hangi oranın en uygun olduğuna ait bir ölçüt bulunmamakla birlikte, genellikle kullanılan oran, hisse senetlerinin toplam değerinin, sabit getirili varlıkların toplam dexğerine oranının Ve eşit olınasıdır.
Hisse senetleri portföyünün degeri / Tahviller portföyünün degeri =1
Sabit oran planı de ilgili bir örnek aşağıda verilmiştir. 20.000.000.-TL'sı olan bir yatırımcının, sermayesini eşit portföylere böldüğü varsayılmıştır. Hisse senetleri portföyünün değerinin tahviller portföyünün değerine oranı 1.00 ± % 10 farklılaştığında portföyler yeniden dexğerlendirilecektir.
Bu stratejide yatırım yapıldıktan sonra, elde edilecek ek paxrayı yatırıma ilave etmek kolaydır. Bu nedenle, yönetimsel sorunxlarla karşılaşılmaz. Çünkü, bu stratejide miktar yerine hisse senedixnin tahvile oranı kullanılmaktadır. Bu stratejiye uygulayacaklar için en önemli konu, yatırımın başlangıç zamanıdır. Yatırımın hisse senetlerinin fiyatlarının makul seviyedeyken yapılması elde edilecek kârı arttırır.
7. Değişken Oran Stratejisi
Değişken oran Stratejisi, sabit oran stratejisinin biraz gelişxtirilmiş bir şeklidir. Bu stratejiye göre, hisse senedi fıyatları arttıxğında, hisse senetlerinin bir kısmı satılarak, sabit getirili varlıklara yatırım yapılır. Böylece, portföydeki hisse senetlerinin oranı düşüxrülür. Buna karşılık, hisse senedi fiyatları düştüğünde, sabit getirili varlıkların bir kısmı satılarak hisse senetlerinin portföy içindeki oranı arttırılır. Bu uygulamanın amacı, yüksek fiyatlardan daha çok hisse senedi satınak, düşük fıyatlardan ise daha çok hisse senedi alabilmektir .
ÖRNEK : 20.000.000 TL'si olan bir yatırımcı, hisse senetlexri fiyat indeksinin 25,0 olduğu başlangıç değerini esas alarak yatıxrım fonlarını iki eşit portföye bölmüştür. Hisse senetleri portföyüxnün degeri toplam portföy değerinin % 50'sidir. Hisse senetleri portföyünün degeri başlangıç noktasından itibaren % 20 yükselirxse, hisse senetleri portföyünün toplam portföy içindeki payı % 30'a düşürülecek, hisse senetleri portföyünün degeri başlangıç değerinxden itibaren % 20 düşerse, hisse senetleri portföyünün toplaın portföy içindeki payı % 70'e yükselecektir.
Hisse senetleri fiyat indeksinin verilen değerleri karşısında değişken oran stratejisi ile «satın al ve elde tut» stratejisinin karşıxlaştırilması aşağıda gösterilmiştir.
(10.000.000 - 8.000.000) / 10.000.000 = % 20 olduxğundan 2.000 TL birim fiyatla 2300 hisse alınmıştır.
(b) (15.760.000 - 12.600.000) / 12.600.000 = % 20 olduğunxdan 2.500 TL birim fiyatla 2070 hisse satılmıştır.
Değişken oran stratejisinin sakıncası da, fıyatlar sürekli aşaxğı dogru inerken, hisse senetlerinin portföy içindeki payının da sürekli olarak artmasına olanak tanınması ve böylece önemli serxmaye kayıplarının karşılaşılabilmesidir.
8. Endeks İçerikli Fon Stratejisi
Bu stratejiye göre, endeks kapsamındaki hisse senetlerine endeks içindeki ağırlıkları korunarak yatırım yapılabilir. Böylece, piyasayı temsil ettiği varsayılan endekse eşit bir getiri sağlanabilir. Bu stratejide belirli bir süre alım-satım işlemi yapılmaması benimxsediğinden, « pasif portföy yönetimlerinden» biri olarak kabul edixlir.
Bu strateji, genellikle, etkin piyasa teorisine inanan kurumxsal yatırımcılar tarafından uygulanmaktadır. Strateji, uzun dönem- de endekslerden daha iyi getiri elde edilemeyeceğini ve endekslexrin tüm piyasayı aynen yansıttığı varsayımına dayanır.
Endeks kapsamındaki hisse senedi sayısı fazla ise, bazı ölxçütlere göre seçim yapılarak portföye girecek menkul kıymetler belirlenir ve bu durum « endeksin kısmen temsil edilmesi» olarak tanımlanabilir. Burada amaç, özellikle portföy oluşturulurken ödexnen komisyonlar ile sonraki yönetim giderlerini azaltmaktır. Kısxmen temsil yönteminin iki türü vardır.
1. Endeksi temsil edeceği düşünülen hisse senetleri, çoxğunlukla sektör ve piyasa değerleri dikkate alınarak seçilir.
2. Endeksi genel olarak temsil edecek hisse senetleri, geçxmişteki kârları, büyüme oranları gözönüne alınarak seçilmektedir.
Endeksin kısmen temsil edildiği yöntemlerde, geçmişteki veriler ile geleceği tahmin etmeye çahı mak, eleştirmektedir. Bu nedenle, portföyün getiri oranının endeks ile tutarlı olup olmadığı belirli aralıklarla test edilmelidir.
Portföy Amaçları
Geleneksel portföy yönetiminin temel amacı, kabul edilebixlir en yüksek risk düzeyinde, menkul kıymet portföyünden en yükxsek getiri oranını elde etmektir. Menkul kıymet portföyündeki maksimum risk düzeyini sınırlayan faktörler sözkonusudur. Bunxlar, yüklenilecek risklerdir. Bu sınırlamalar, yatırımcının hareket alanını ifade eder. Bu alanın ilerisine gitmek, yatırımcıyı daha yüksek oranlı risklerle karşı karşıya bırakabilir.
Sonuç olarak, portföy amaçlarının belirlenebilmesi için, sıxnırlamaların ortaya çıkarılması zorunludur. Bu sınırlamalar gelexneksel portföy yönetiminde şu şekilde belirlenmiştir.
1- Cari Fiyatlarla Gelir Elde Etme İhtiyacı:
Portföyün amacı, yatırımcının geçiminin bir kısmını ya da tamamını karşılayacak bir fon sağlaması olabilir.
2- Sabit Fiyatlarla Gelir Elde Etme İhtiyacı:
Enflasyon, sabit gelirler üzerinde olumsuz etki yaparak, satınalma gücünü azalttığından, yatırımcılar bu olumsuz etkiyi telafi edici çalışmalar yapacaklardır.
3- Cari Fiyatlarla Ana Paranın Korunması İhtiyacı:
Bazı portföylerin kısa bir anda paraya dönüştürülmesi zoxrunlu olabilir. Bu tür portföyler için, ana paranın emniyeti büyük bir önem taşır.
4- Sabit Fiyatlarla Ana Paranın Korunması İhtiyacı:
Enflasyon, portföyü oluşturan menkul kıymetlerin satınalma gücünü azaltır. Bu nedenle, tasarruf sahibi bu etkiden mümkün olduğu kadar kurtulmak ister.
5-Vergiden Muafiyet İhtiyacı
Yüksek gelir dilimlerinde buluşan bireyler, vergiden muafixyet veya vergi korunması sağlayacak yatırımları arzu ederler.
6-Yatırımcının Tavrı:
Tahvillerden oluşmuş bir portföye göre, iyi çeşitlendirilmiş bir hisse senetleri portföyü daha yüksek bir getiri sağlayabilir.Ancak, bazı kişiler, hisse senetlerine ait yüksek riskleri yüklenmek
istemeyebilirler.
2.1. Gelir İhtiyacı
Yatırımcıların, yatırımlardan sürekli ve belirli bir oranda gelir elde etme arzuları, onların yatırımlara ayıracakları tasarruf miktarını belirlemektedir. Gelirlerin istikrarlı olması, yatırımcıların tasarruflarını tüketime veya yeniden yatırıma dönüştürmeleri konusunda rasyonel ve doğru karar almalarına yardımcı olacakxtır.
Bir portföyün amaçlarının saptanmasındaki başlangıç noktaxsı, portföyün sağlamak zorunda olduğu gelir miktarının hesap edilxmesidir. Bu iki aşamalı bir çalışmayı gerekli kılar. Birinci aşamaxda, yatırım portföyünden istenen gelir miktarı, cari fiyatlarla tahxmin edilmeye çalışılır. İkinci aşamada ise, artan fiyat seviyesinin bu gelirin satın alma gücü üzerindeki etkisi tahmin edilir.
Cari gelir ihtiyacının saptanması, portföy yapısının başlıca belirleyicisidir. Gelir kıstasının görece önemsiz olması, portföyde hisse senetlerinin ağırlığını arttırıcı bir etki yapacaktır.
2.2. Ana Paranın Korunması İhtiyacı
Portföy bileşimini sınırlayan diğer bir faktör ise, ana paranın güvenliğine olan gereksinimdir. Yatırımcı açısından portföye bağxlanan değerlerin zorunlu bir nedenle paraya çevrilmesi durumunda, ana paranın değerini koruması önemli bir sınırlamadır. Yatırımcıxlar, özellikle kaçınmak olanaklı ise, ana paralarında bir kaybın olmasına tahammül edemezler. Ana paranın korunmasına ilişkin ihtiyacın saptanmasında üç önemli konu bulunmaktadır.
-Elde Tutma Süresi,
-Rehin Değeri,
-Enflasyon.
2.2.1. Elde Tutma Süresi
Anaparanın korunmasına ilişkin ihtiyacın saptanmasında elde tutma süresi, yatırıma ayrılmış paraya duyulan ihtiyacın şiddeti ile ilgilidir. Sürenin kısa olması, yani yatırıma ayrılan para dışınxdaki gelir kaynaklarının yetersizliği, menkul kıymetlerin paraya dönüştürülme olasılığının yüksek olduğunu gösterecektir. Bu duxrum, piyasanın yükselme eğiliminde olduğu bir dönemde veya geçici bir düşüşün yaşandığı bir ortamda satışı zorunlu kılarak zararın (veya kâr azalışının) oluşmasına neden olabilecektir. Bu nedenle, yatırım amaçları saptanırken, yatırımcının elde tutma süresinin dikkatli bir biçimde ele alınması gereklidir.
2.2.2. Rehin Değeri
Anaparanın emniyeti açısından, gözönüne alınacak ikinci önemli nokta, portföy yatırımının güvence olarak gösterilerek ödünç para bulma olanağının olup olmamasıdır. Böyle bir ihtiyacın varlıxğı durumunda, ödünç paraya duyulacak gereksinim düzeyine göre, portföyde tahvil ağırlıklı bir yapılanmaya yönelmek doğru olacakxtır. Özellikle finansal yönden güçlü, tanınmış işletmelere ait tahxviller veya devlet tahvilleri portföye dahil edilmelidir.
2.2.3. Enflasyon Etkisi
Enflasyon etkisi, yatırılan sermayenin satınalma gücünün korunması olarak da bilinir. Bazı durumlarda, genel fiyat düzeyinxdeki artışlar, bir menkul kıymete yatırılan paranın değerinin eksilxmesine, yani satın alma gücünün kaybolmasına yol açar. Bu nexdenle, yatırımcı, yatırıma karar vermeden önce, satın alacağı menxkul kıymetteki değer artışının enflasyon oranından yüksek olmasıxna dikkat eder.
Enflasyonist ortamda bulunan bir ekonomide, fiyat düzeyinxdeki artışlar, her varlıkta aynı oranda olmaz. Bazı varlıkların değeri, diğerlerinden daha yüksek oranda artarken kısım varlıkların değerlerinde düşme de olabilmektedir. Bu risk, özellikle tahvilxlerden oluşan portföyler için geçerlidir. Tartışmalı olmakla birlikxte, hisse senetlerinden oluşan portföylerin anaparayı satınalma gücü riskinden koruduğuna inanılmaktadır.
2.2.4. Yatırımcıların Riskleri Kabullenme İsteği
Yatırımcının riske karşı davranışı, yatırım risklerini kabulxlenme yeteneğini belirleyecektir. Daha önce belirtildiği gibi, kişilexrin satın alma gücü riskini, pazar riskini, işletme gücü riskini, ya da faiz oranı riskini kabullenme istekleri farklıdır. Bazıları riski istexyerek kabullenirler ve büyük miktarda para kaybetseler dahi bir paniğe kapılmayabilirler. Bazı kişiler ise, riskten kaçarlar, korunxmaya önem verirler ve para kaybetmeyi göze alamazlar.
Kişilerin riskleri kabullenme yeteneklerini saptamak, bir anlamda onların fayda fonksiyonlarını elde etmektir. Ancak, gelexneksel portföy yaklaşımında, risklerin kabullenme yeteneğini nicel hale dönüştürmek için, hiç bir çaba harcanmaz. Bu yöntemde riskli durumlara gösterilen tolerans, nitel bir ölçüt olarak, yüksek, düşük veya orta olarak değerlendirilir.
Portföy yöneticisi, tüm bu sınırlamaları ve aşağıdaki konulaxrı gözönüne alarak, portföyü oluşturmak durumundadır. Her şeyxden önce, menkul kıymetleri kolaylıkla satabilmek için, bir pazarın bulunması ve eldeki menkul kıymetin fiyatının istikrarlı olması gerekmektedir. Portföye alınan menkul kıymetlerin likit varlıklar olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Herhangi bir kayba uğramadan, tekrar paraya dönüştürülen bir varlık, tam «likit» bir varlıktır. Eğer, değerinin daha az bir yüzdesi elde ediliyorsa, o varlık tam likit bir varlık değildir.
Herhangi bir menkul kıymete yatırım yaparken, işletme yöneticilerine güvenilip, güvenilmediği, menkul kıymetin değerinin yükselip, yükselmeyeceği hususu dikxkate alınacağı gibi, elde edilecek menkul sermaye gelirinin ve serxmaye kazançlarının tutarının ve bu konudaki vergi durumunun da incelenmesi doğaldır.
Bazı durumlarda, menkul kıymetlere yapılan yatırım karşıxlığında elde edilen marjinal gelir, mükellefin ödeyeceği marjinal vergi yükünü marjinal gelirin üstüne çıkartacağı için, mükellefi yapacağı menkul kıymet yatırımından vazgeçirebilir.


LinkBack URL
About LinkBacks
ormül planları», hisse senedi fiyatlarının devresel hareketxlerle dalgalandığını ve yatırııncıların bir sonraki dalgalanmanın yöxnünü önceden tahmin edeıneyeceğini varsayar ve yatırımcıların bu dalgalanınalardan yararlanarak kar sağlamalarını amaçlar. En yayxgın formül planları «maliyeti ortalama», «sabit değer stratejisi», «sabit oran stratejisi» «değişken oran stratejisi» «endeks içerikli fon stratejisi», «gelecekteki yüküınlülükleri karşılama stratejisi», analiz yöntemlerine dayanma stratejileri» ve «satın al ve elde tut stratejisi» dir. Sözkonusu portföy stratejilerini incelemekte yarar vardır.
(10.000.000 - 8.000.000) / 10.000.000 = % 20 olduxğundan 2.000 TL birim fiyatla 2300 hisse alınmıştır.
Alıntı Yaparak Cevapla
...bu ekteki dosyada modern portföy yönetimi,tekniz analiz,genel portföy yönetimi ile ilgili yaklaşık 50 sayfalık döküman var....


