• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    ankara-çubuk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-07-2005
    Mesajlar
    1,009
    Karizma Gücü
    7

    İlmin Putlaştırılması

    İlmin Putlaştırılması



    Günümüzde modern ilim ve teknolojik gelişmeler, insanoğlunun gözlerini öylesine kamaştırdı ki, artık o, iki adım ötesini görememekte, ilim ve teknolojinin dışında hiçbir şeye tam güvenememekte, güvenmek bir yana; mevcut teknik imkânlarla her müşkülünü yenip, her problemini çözebileceğine inanacak kadar çarpık kanâatler taşımaktadır. Böyle bir aşırılığın, insan-oğluna neye mâlolacağını kestirmek zor olmasa bile, bu mevzuda verilecek herhangi bir hüküm için zamanın tefsirini beklemeyi daha faydalı bulmaktayız. Yalnız şu kadarını söyleyelim ki; herşeyde ifrat ve aşırılık zararlı olduğu gibi, ilmin bir “put” haline getirilerek bütün değerlerin ona götürülüp bağlanması da, hem insanlık adına hem de ilimler adına fevkalâde tehlikeli ve zararlıdır.

    Evet ilmin, sâlim düşünce-tecrübe-vicdan üçlüsüyle ele alındığı zaman yararlı olduğunda, cemiyetin hayat seviyesini yükselterek ona, bugünü ve yarını itibariyle huzur, mutluluk vadettiğinde şüphe yoktur. Ne var ki o, tek başına kaldığında, sapma ve saptırmalara vesile olacağı da kat’iyyen gözardı edilmemelidir.

    Evet, zihinler sonsuzluk düşüncesinden mahrum bırakıldığı, ruh teknolojinin esiri haline getirildiği, kalbî hayat bütün bütün ihmale uğradığı bir yerde ilimden de ilmin yararlı olacağından da bahsedilemez. Aksine, böyle bir iklimde ilim, vahşetlerin buutlaşıp devam etmesine, boğuşmaların kıran kırana sürüp gitmesine, aldatma ve istismarların “dev” birer afet halini almasına yardımcı olacak ve “hak” karşısında “kuvvet”e omuz verip yan çıkacakdır.

    Doğrusu şu ki; ilim, insanın maddî-manevî mutluluğunu hedef alıp, onun bedenî-ruhî problemlerini çözmeye çalıştığı ve insanı gönül-zihin birliğine ulaştırabildiği ölçüde faydalı ise de, bunları yapmadığı veya yapamadığı zamanlarda faydasız, hatta bir ölçüde zararlıdır ve ondan insanlık yararına birşeyler beklemek de abesdir.

    Bugünün bütün bütün maddîleşen insanı, ilim ve tekniğe sadece şahsî hazları, maddî refah ve rahatı itibariyle alâka duymaktadır. Böyle bir anlayış ise onu, hergün biraz daha ahlâkî çöküntü, ruhî bunalım ve düşüncede sığlaşmaya götürmektedir. İşte bu insan tipidir ki, büyük bir kısmı itibariyle gerçeği araştırmaya ve o yolda tefekküre yanaşmamakta, hatta bunları sevmemektedir. Şüphesiz bunda, topluma avam kültürünün hakim olmasının, ilim adamlarındaki beleşçilik düşüncesinin ve hasbî ruh kıtlığının tesiri çok büyük olmuştur. Ne var ki, ruh insanı, ilhâm insanı, gönül insanı yetiştirememenin tesiri bundan daha büyüktür. Ortalığı, herşeyi maddede arayan aklı gözüne inmiş karakuraların sardığı bir dönemde, gerçeğin ilminden, ilimde derinleşip buutlaşmaktan bahsetmek mümkün değildir. Aksine, böyle bir atmosferde muhakeme ve tefekkür hergün biraz daha kısırlaşacak, insanlar biraz daha aptallaşacak ve dünyanın her yanı makinaların komutlarıyla iş yapan insanlarla dolup taşacaktır.

    Onun içindir ki, yarınları yeniden inşa etmeyi plânlayanlar, öncelikle ilmin ne olup ne olmadığını, ondan neler beklenebileceğini, onun hedef ve gayelerini çok iyi belirleme mecburiyetindedirler. Yoksa aksaklıklar sürüp gidecek ve ilim de kendinden beklenenleri kat’iyyen veremeyecektir.

    Öyle zannediyorum ki, bugün talim ve terbiye müesseselerimizden en yüksek devlet kademelerine kadar görüp müşahede ettiğimiz kusurların büyük bir bölümü de, işte bu kimliği tesbit edilememiş ilim anlayışından kaynaklanmaktadır. Kanâatim o ki, herşeyi vak’aların dış yüzünde araştıran talim ve terbiye müesseseleri, hikmet ruhundan uzak kaldıkları ve bu müesseselere ilim taassubu, dar kafalılık hükmettiği sürece, nesiller sathileşmeye devam edecek, tefekkür hayatımız daha da sığlaşacak; yeni buluş ve tesbitler insanlığın kurtuluşu adına bir kısım sihirli reçeteler takdim etseler bile, dünya çapındaki bu umumî yozlaşmanın önü alınamayacaktır.

    Bir yerde, eğer ilmî keşif ve tesbitler, insanoğlunun maddî-manevî mutluluğunu hedef almıyor ve insanlık ruhunun emrinde şekillenmiyorlarsa, ilim gayesinden saptırılmış, teknoloji insanlık aleyhinde işlemeye başlamış ve insanoğlu rağmına herşey altüst olmuş demekdir.

    İnsanoğlu, kulakardı edilebilecek kadar ehemmiyetsiz bir varlık değildir. O, varlık adına sözü edilen herşeyin merkez noktasını tutmakta, önünde ve üstünde başkalarına yer vermeyen, Yaratıcı’nın gözdesi müstesna bir yaratıkdır. Kâinatları vareden Zât, onu, varlığın özü, hülasası ve gayesi olarak yaratmıştır. Böyle bir mevkide yaratılan insanın gayesi de, Yaratıcısını arayıp bulmak, varlığına gaybî ve uhrevî derinlikler kazandırmaktır.

    Bu noktada ilme düşen vazife ise, insanın gözünden perdeyi kaldırıp ona gerçeği göstermek ve onu yeni tefekkür ufuklarına doğru seyahata hazırlamak olacakdır.

    Bu sayede, ilmin bütün buluş ve tesbitleri, insanoğlunun ruhunda, ötelere doğru uzayıp giden birer merdiven haline gelecek ve hergün ayrı bir iman şuuru, ayrı bir ibadet aşkıyla şahlanan talihli ruhlar, bu merdivenle, cismaniyetin dehlizlerinden kurtulacak, zamanüstü hüviyetlere ulaşarak bütün zaman ve mekânların üstünde Sonsuz’la hemdem olacaklardır.

    Artık bundan böyle, bunlar için, ne kendilerini aşağıya çekmek isteyen tabiatın zararlı yanları karşısında yenilmek, ne de bedene ait sis ve dumanlar içinde şaşırıp kalmak ***** mevzuu değildir. Çevrelerini saran bütün is ve pasdan arınmış bu üstün kametler, kimbilir günde kaç defa gökler ötesi varlıklarla tanışıklığa giriyor, kaç defa meleklerle atbaşı sonsuzluk istikametinde yarışlara katılıyor ve kaç defa, hakikatın hararetiyle bir mum gibi eriyip o bilinmez okyanuslarla bütünleşiyorlardır..?

    M.Fethullah GÜLEN Hocaefendinin “Yitirilmiş Cennete Doğru” İsimli Kitabından Alınmıştır.
    Arif der ki; hakkı ile övelim...
    Sakız mıdır ağzımıza gevelim..?
    Atatürk`ü, Fatih gibi sevelim...
    Fakat zorla taptırmayın efendim..!

    *OZAN ARİFCİLER BİRLİĞİ*
    TEK YOL İSLAM

    Yolcusu var kızıl yolun
    Farkı benden şudur onun:
    O Leninin O Maonun,
    Ben Bozkurtun aşığıyım

    *OZAN ARİFCİLER BİRLİĞİ*
    TEK YOL İSLAM

    Bayılırlar içmeye
    İçip serden geçmeye
    Dine kefen biçmeye
    Gönüllü terzi bunlar


    ...FOTOLARIM...


    :camp: gp: KANKARDEŞLER BİRLİĞİ 1 YAŞINDA gp: :camp:

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Dost kardeşim bölümde paylaşıma açtığınız yazıları dikkatle okudum. İlki Kuran'da "cinlerin" olduğu, bunların kimizaman insan görünümünde görünebileceği üzerine, bu ikincisi bilim-insan ilişkisinde bilimden beklentilerin ve bilime yaklaşımda yanlışların insanlık için zararlı olduğu yolunda.
    Dolaylı biçimde "bilimden önemli" başka şeylerin olduğu, bilimle dünyayı ve hayatı anlamanın yeterli olmadığı, hatta imkansız olduğuna inananlardansınız.Bu yadırganacak birşey değil kuşkusuz.
    Benim dikkat çekmek istediğim nokta şu: sizin bu yaklaşımınız bütün inananları bağlayan genellikte bir doğru, bir yaklaşım değil.Bilim-din-insan-hayat ilişkileri ve bunların nasıl olduğu/olabileceği/olması gerektiği konuları hem inanan insanlar arasında tartışmalı hemde din-bilim ilişkisinde yanlış yaklaşımın yanlış yorumlayanlarda değilde sanki bilimde imiş gibi bir yanılgı ve polemiğe yol açıyor.
    Bilimle-din karşıkarşıya getiriliyor, birinden biri seçime zorlanıyor; inananlar bilime, bilimi önemseyenler dini düşman hale getiriliyorlar. Sonuç kısır bir tartışma ve tıkanmaya gidiyor, ne din ne bilim nede tartışanlar birşey kazanmıyor. Sadece yanlış yaklaşım sahipleri taraftar sayısını haketmediği halde arttırıyor.Bir süre sonra da kendisini bir tarafta gördüğü/bulduğu halde yeterince ikna olmadığını farkeden mutsuz,huzursuz,agresif insanlar oluşuyor.Kendisinin yanlış noktada olmadığını ispat için eline ne geçerse sergilemeye savunmaya karşısındakilere saldırmaya çalışan giderek savunduğu çizgiylede çelişen bir tipoloji gelişiyor.
    Dinin öğütlediği, eşitlik,adalet,doğruluk,kardeşlik,güven,tevekkül,hoşgörü vb.vb. laboratuarlarda üretilemediğine, bir formülü olmadığına göre dinin bilimle bir düşmanlığı olabilir mi.? Din konularında polemiğe yol açıp konuyu kısırlaştıracak şeylerden çok bu yöne dair bilgi ve öğütler yaygınlaştırılmalı diye düşünenlerdenim.Cin gibi, din sömürücülerinin suiistimal ederek sektör haline getirdiği ve çağdaş bilim ve tıbbın büyük kesimince tartışmalı bulup, psikiyatri alanında ele aldığı konuları, sadece uzmanlarına bıraksak daha doğru olmaz mı. (Cine inanmıyorsan Kuran'a da inanmazsın sen, o zaman Müslüman bile değilsin işte seni matettim!! yaklaşımları ve tartışmasıyla dinin birşey kazanamayacağını, hatta yıpratılmaya hedef kılındığını görelim artık.) İyilik,doğruluk,adalet,eşitlik,güven,saygı,namus,vefa,hoşgörü,huzur....vb.vb..sonsuz konu varken neden istisna konular arıyoruz.? (Beni yanlış anlamayacağınız umuduyla.)

  3. #3
    ankara-çubuk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-07-2005
    Mesajlar
    1,009
    Karizma Gücü
    7
    bu yazının bilime karşı olduğu gibi bir ana düşüncesi olmadığı kanaatindeyim..
    +
    yazıda "ilmin bir “put” haline getirilerek bütün değerlerin ona götürülüp bağlanması da, hem insanlık adına hem de ilimler adına fevkalâde tehlikeli ve zararlıdır." denilmesi bence yazının ana düşüncesini oluşturmaktadır..
    +
    cinler konusunda ise burası dini bilgiler bölümü olduğu için ayet ve hadisleri , bu hadislerin açıklamalarını koydum.. yanlış bişey yaptığımı sanmıyorum...

    sevgilerrrr
    Arif der ki; hakkı ile övelim...
    Sakız mıdır ağzımıza gevelim..?
    Atatürk`ü, Fatih gibi sevelim...
    Fakat zorla taptırmayın efendim..!

    *OZAN ARİFCİLER BİRLİĞİ*
    TEK YOL İSLAM

    Yolcusu var kızıl yolun
    Farkı benden şudur onun:
    O Leninin O Maonun,
    Ben Bozkurtun aşığıyım

    *OZAN ARİFCİLER BİRLİĞİ*
    TEK YOL İSLAM

    Bayılırlar içmeye
    İçip serden geçmeye
    Dine kefen biçmeye
    Gönüllü terzi bunlar


    ...FOTOLARIM...


    :camp: gp: KANKARDEŞLER BİRLİĞİ 1 YAŞINDA gp: :camp:

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşım ben aktardıklarınızın yanlış olduğunu söylemedim zaten.aktarma konularındaki "konu ve kavram seçiminize" dikkat çektim.çok fazla polemiğe,spekülasyona,çarpıtma ve suistimale açık noktaları gündeme taşırken dikkat gösterme titizliğine değindim.(malum bunları hep görüyoruz, hatta farkında olmaksızın tarafı oluyoruz. birde bakıyoruz ki dinle filan uzak yakın ilgisi olmayan bir tartışmanın içinde ve tarafıyız ve sonuçta asla alınmıyor.)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •