Limanlar konusu teknik bir konudur




6 Mart 1995 tarihli Gümrük Birliği kararının yeni on üye ülkeye yani Kıbrıs’a da genişletilmesi ve bu ülkenin Türkiye ile arasındaki mevcut diplomatik sorunlar, ortaya azımsanmayacak bir teknik problem çıkarmıştır.


Pazartesi günkü yazımda limanlar meselesinin bugüne dek serencamını vermeye çalışmıştım.

Bugün gelinen noktada limanlar meselesinin doğrudan gümrük birliği sürecine bağlı olarak gündeme gelen bir teknik konu olmaktan artık çıkmaya, siyaset ile iç içe girmeye başladığı kesin ama yine işin özünün teknik bir konu olduğu gerçeği unutulmamalı.

Türkiye bugün 25 AB üyesi ülke ile bir gümrük birliği içinde ama bu ülkelerden biriyle (Kıbrıs Cumhuriyeti) arasında diplomatik sorunlar mevcut.

Detaylarına girmeyeceğim diplomatik sıkıntılar, altına imza attığımız Ek Protokol gereği gerçekleşmesi gereken gümrük birliği sürecinin tüm alanlarının Kıbrıs'la hayata geçirilmesini engelliyor, bunu kabul etmemiz ve bu meselenin özünde teknik bir konu olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Doğrudur, Kıbrıs meselesinde referandum süreci sonrası Türkiye ve KKTC çok önemli siyasi kazanımlar elde etmişler ve hakkaniyet bazında Kıbrıs Rumlarının önüne geçmişlerdir ama bu gerçek gümrük birliği sürecinin teknik zorunluluklarının atlanmasını gerektirmemektedir.

6 Mart 1995 tarihinde başlayan ve altında imzamız bulunan gümrük birliği kararı, imalat sanayii mallarının gümrük birliği bölgesinde tümü ile serbest dolaşımını zorunlu kılmaktadır yani söz konusu mallara (tarım ve hizmetler kapsam dışıdır) vergi, fon, miktar kısıtlaması gibi dolaşım engellerinin getirilmesini yasaklamıştır.

6 Mart 1995 tarihli gümrük birliği kararının yeni on üye ülkeye yani Kıbrıs’a da genişletilmesi ve bu ülkenin Türkiye ile arasındaki mevcut diplomatik sorunlar, ortaya azımsanmayacak bir TEKNİK problem çıkarmıştır.

Güney Kıbrıs çıkışlı imalat sanayii mallarının Türkiye’ye ve dahi diğer AB ülkelerine herhangi bir kısıtlama olmaksızın (kamu sağlığı, kamu düzeni gibi Kurucu Antlaşma’da belirtilen gerekçeler hariç) girmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin böyle bir hukuki ve ekonomik düzen içerisinde Güney Kıbrıs çıkışlı imalat sanayii mallarının hava ve deniz limanlarımızdan ülkemize girişinin engellenmesi gümrük birliği sürecinin mantığına aykırıdır.

Limasol ya da Larnaka menşeli bir imalat sanayii malının gümrük birliği sürecinin bir gereği olarak Avrupa Birliği gümrük birliği sahası içinde hiçbir vergi ya da kısıtlaması olmaksızın dolaşımı gerekmektedir.

Kaldırılması gereken kısıtlamalar vergi ya da miktar kısıtlamalarıyla sınırlı değildir ve eş etkili tedbirler de yani malların serbest dolaşımını tehlikeye sokabilecek diğer önlemler de gümrük birliği kararı ile yasaklanmıştır.

Türkiye’de 1 Ocak 1996 sonrası Avrupa Birliği gümrük birliği alanının bir parçasıdır ve dolayısıyla bu alan içinde Türkiye ve Kıbrıs da bulunduğundan, limanlarımızın da Kıbrıs çıkışlı mallara kapalı olduğu zaman gümrük birliği süreci ciddi bir biçimde aksamaya başlamaktadır.

Larnaka çıkışlı malların Kıbrıs gemi ve uçaklarıyla Türkiye’ye girişi bugün engellenmektedir ama aynı malların Yunanistan üzerinden bizim ülkeye girişini engellemek imkânsız gibidir yani işin özü bizim inadımıza rağmen değişmemektedir.

Bugün bizim yaptığımız tipik bir tarife dışı engel niteliğindedir; zira, Kıbrıs mallarının Yunanistan üzerinden Türkiye’ye girişi maliyet artırıcı bir faktördür ve tarife dışı eş etkili önlem tanımı içinde düşünülmelidir.

Bu yazıyı pazartesi ve salı günleri yaşanan olaylardan tümüyle bağımsız bir biçimde yazıyorum; zira, müzakerelerin fiili olarak başlamış olmasıyla limanlar konusunun teknik boyutu arasındaki ilişki, sürecin özünü daha doğrusu limanlar meselesinin teknik düzeyde çözümünün gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır.

Limanlar meselesini ambargo meselesiyle asla karıştırmamamız gerekmektedir.

Limanlar meselesi karşısında gündeme getirebileceğimiz en haklı konu (karşılık olarak) ulaştırma alanında TIR filolarımıza uygulanan kotalar konusu.

Limanlar meselesinin üzerinde çok daha ciddi durmamız ve gerçekçi çözümler üretmemiz gerekmektedir.

Şayet bir kırmızı çizgi çekeceksek bu çizgiyi gerçekten ve hukuk tekniği açısından haklı olduğumuz bir yere çekmemiz gerekiyor ve burası da limanlar konusu değil.


eser karakaş



kaynak = www.referansgazetesi.com