Gökyüzü uydularla dolarken Türkiye seyirci kalmıyor
Bundan daha sadece 17-18 yıl önce bir arkadaşımla katıldığım Lüksemburg’da yapılan Avrupa Medya Zirvesi'nde çok yeni bir olgu ile karşılaşmıştık. Merkezi Lüksemburg’da bulunan bir şirket olan SES gökyüzüne yeni bir uydu atıyordu. Atılan Astra adlı bu uyduyu aynı boylamda farklı açılardan yayın yapacak bir kaç uydunun izleyeceği, böylelikle gökyüzünde oluşturulacak bu yeni uydu sistemi ile evlere birçok kanalın ulaştıracağı anlatıldı. Peki bu uydudaki yansıtıcılar nasıl doldurulacaktı?
Bunun için çok beklemek gerekmedi. Astra’ya hemen bir müşteri çıktı... Hayata Avusturalyalı olarak başlayan, sonra İngiliz, en sonunda da Amerikalı olan ünlü medya patronu Rupert Murdoch bu işe daldı. Hemen kurduğu SKY kanallarını (Sky,Sky News, Sky Sports, Sky Movies1, Sky Movies 2, vb) peşpeşe yayına soktu. Böylece DTH yani uydudan doğrudan eve yayın çağı açılmış oldu.
Özel bir şirketin sağladığı bu Astral uydu hizmetine Avrupa’daki kamu kuruluşlarını bir araya getiren Eutelsat da Hotbird’le cevap verdi. Özel izinler alıp, her dağın başına bir verici dikerek ya da kablo şebekesindeki sınırlı sayıdaki yerlerden birine girerek izleyiciye ulaşmaya çalışmaktansa, bunların hepsinden daha kolay ve ekonomik olan uydu kanalından yayına geçmek cazip bir seçenek olarak ortaya çıktı.
10 yılda devasa yol
Gerçi uydudan yapılan yayını alabileceklerin sayısı 1990’larda çok değildi. Murdoch bir yandan kanal kuruyor bir yandan da alıcı ve çanak pazarlıyordu. Ama kanal sayısı arttıkça uydu alıcısı sayısı arttı, uydu alıcısı arttıkça uydudan yayın yapan kanal kurmak daha fizibl oldu ve doğal olarak kanalların sayısı da arttı.
Kısacası, on yıl içinde çok yol gelindi. Bugün Avrupa’daki uydu kanallarının sayısı binlerle ifade edilebiliyor. Sinyal güçlendi, çanak küçüldü, seçenekler akıl almayacak boyutlara vardı.
Türkiye’de de önceleri yayın merkezinde üretilen sinyali vericilere veya kablo merkezlerine ulaştırılmak için kullanılan uydudan yayın, kısa sürece toplum tarafından benimsendi. Herkes çanak alır oldu. Evlerin ilanlarında “çanak antenli” ibaresi görülür oldu.
2000’li yıllarda Türkiye’de uydu devrimi başladı. Anadolu’daki yerel TV’ler büyük kentlere yerleşmiş hemşehrilerine ulaşmak için uyduya çıkıp izleyici sayısını artırma yolunu tuttu. Ve bugün TürkSat uydusundan yayın yapan Türkçe kanalların sayısı 100’e yaklaştı.
Bu arada Digitürk dijital kanalların sayısını artırmaya koyulmuştu. Benim de bu yıl başında yayınladığım TV izleme ölçümleri şirketi AGB’nin yaptırdığı araştırmalar yayını uydudan izleyenlerin sayısını hızla arttığını gösteriyordu.
TV ölçümlerini yapan AGB Nielsen firmasının
1990 ve 2000 DİE nüfus tespiti sonuçlarına dayalı
2005 yılı nüfus projeksiyonlarına göre tanımlanmış
20.000 ve üzeri nüfusun yaşadığı kentsel bölgelerde
2005 boyunca yaptığı Veri Tabanı Araştırması sonucunda bulduğu rakamlara dayanarak yaptığı araştırmanın sonucu şöyle görünüyor:
Bu tabloda önemli olan üç nokta var:
Bir yılda uydudan izleyenlerin oranı iki kat artmış. (bu yıl yüzde 30’ları bulması bekleniyor)
Uydudan izleyenlerin oranı üç kat artmış (Bu artış Digiturk’te bu kadar değil. Çoğunluk çarşıdan aldığı dijital alıcılarla izliyor)
Ancak bu araştırma kentsel bölgelerde yapılmış araştırma. Dolayısıyla bu oranlar köylerde daha yüksek olabilir. Hele dijital alıcıların 100-200 YTL’ye satıldığı dikkate alınırsa.
Ama daha da şaşırtıcı olanı elime bu hafta geçen bir araştırma. Türkiye’yi iyi tanıyan bir uluslararası kuruluşun yaptığı bu araştırmada Mart 2006’da yayınları TV’den izleyenlerin oranı yüzde 34 çıkarken, mayısta yani iki ay sonra bu oran yüzde 38’e yükseliyor. Kısacası biz Türkiye’de dijital karasal yayın hazırlıkları halkımız tercihini farklı bir yönde yapıyor.
Gökyüzü dolarken Türkiye’deki yayıncılar kendilerini bu yeni ortama uyarlıyorlar. Türkiye dünyadaki teknolojik gelişmeleri şaşırtıcı bir hızla izliyor.
nuri çoalakoğlu
kaynak = www.referansgazetesi.com


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı Yaparak Cevapla