Merhabalar arkadaşlar Türkiye'de hazır giyim sektörünün irdelenmesi özellikle Çinin DTÖ ye girmesi ve kotaların kalkmasının ardından önem kazanmıştır bu nedenle bu başlık altında sizlere çalışmalarımızda kullandığımız hazır giyim sektörü ile ilgili dökümanlar sunacağım.



Türkiye’de hazırgiyim sektörü

Hazırgiyim sektörü GSMH, istihdam ve ihracat açısından Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biridir. Türk hazırgiyim sektörü dünyanın 6. büyük ihracatçısı konumundadır. Bugün, hazır giyim sektörü, üretim ve istihdamdaki büyük ağırlığıyla ülkemiz ekonomisinin lokomotifi konumundadır. 2002 yılında hazırgiyim sektörü ihracatının, Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı %21.8 civarında gerçekleşmiştir.
Sektörün iplik, kumaş gibi ara mamul ihtiyacı büyük ölçüde yurt içinden karşılanmakla birlikte, bazı ürünlerin ithalatı da gerçekleştirilmektedir. Sektör üretiminin yaklaşık %70’i ihraç edilmektedir. İhraç edilen ürünlerin yaklaşık %80’i pamuklu ürünlerdir. Türk hazırgiyim sanayi esnek üretim yapısına sahip olup, değişen moda eğilimlerine kolayca uyum sağlayabilmektedir. Sektördeki üreticilerin büyük çoğunluğu küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşmasına rağmen sektörde önemli sayıda büyük işletme mevcuttur.

Sektörün en büyük sorunları arasında finansman ve enerji maliyetlerinin yüksekliği, markalaşamama ve firmaların sermaye yapılarının güçsüz olması yer almaktadır.

Sektörün sahip olduğu başlıca avantajları ise hızlı teslimat, hedef pazarlara olan yakınlık, geniş ürün yelpazesi, tekstil ve terbiye sanayinin gelişmiş olması olarak sıralayabiliriz.

Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde çevre, kalite, sağlık vb. alanlarda yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak bu konularla ilgili çeşitli düzenlemelere ve uygulamalara gidilmektedir. Bugün, hazır giyimde en önemli pazarımız olan AB’de çevre ve sağlıkla ilgili olarak yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak, pek çok ürünün yanı sıra tişörtler için AB çevre etiketi geliştirilmiştir. Firmalarımız da son yıllarda bu gelişmeleri yakından takip etmekte ve çevre etiketlerine artan bir oranda ilgi göstermektedirler. Sektör Avrupa’da uygulamaya konan çevre ve sağlıkla ilgili düzenlemelere uyum sağlamıştır. Azo boyar maddelerle ilgili özellikle Almanya’da başlayan gelişmelerin bir sonucu olarak, 1 Mart 1995’den itibaren söz konusu boyar maddelerin Türkiye’de üretimi, kullanımı ve ithali ile söz konusu aminlerin boyar madde üretiminde kullanımı yasaklanmıştır.

Son yıllarda, tekstil ve hazırgiyim sektöründe kalite unsuruna gösterilen ilgi artmakta, buna bağlı olarak da kalite yönetim sistemlerine uygun faaliyet gösteren firmaların sayısı h ızla yükselmektedir.( http://www.igeme.org.tr/tur/yayin/hazgiy.htm)


Dünya Ticareti
Dünya hazırgiyim sanayinin dünya ticareti içindeki payı, 2001 yılı itibarıyla %3.3 civarında gerçekleşmiştir. Dünya hazırgiyim ticareti, 1990 yılında 106 milyar dolardan, 2001 yılında yıllık ortalama %6 artışla, yaklaşık 195 milyar dolara yükselmiştir

Dünya hazırgiyim ithalatında önde gelen ülkelere bakıldığında, bu ülkelerin aynı zamanda kişi başına düşen gelirde de dünyanın önde gelen gelişmiş ülkeleri olduğu görülmektedir. 2001 yılı itibarıyla, dünya hazır giyim ithalatında AB, ABD, Japonya ve Hong Kong’un toplam payı %91’e ulaşmıştır.

2001 yılında, AB üyelerinden İtalya 13.2 milyar dolarlık ihracatla dünyada 3. sırada yer alırken, Almanya 7 milyar dolarlık ihracatla 6., Fransa ise 5.1 milyar dolarlık ihracatla 9. sırada yer almıştır.
Türkiye ise 2001 yılında, 6.6 milyar dolarlık hazır giyim ihracatıyla dünyada 7. sırada yer almıştır.
Dünya hazırgiyim ticaretinde önemli rol oynayan ABD ise 2001 yılındaki 7 milyar dolarlık ihracatıyla sıralamada 5.’likte yer almıştır.

Dünya tekstil ve hazırgiyim ticaretine etki edecek en önemli olaylardan birisi, Çin’in 11 Aralık 2001 tarihinde DTÖ’ye 143. üye olarak girmesidir. Çin bu üyelikle, DTÖ’nün “Tekstil ve Konfeksiyon Antlaşması”na tabii olmuş ve DTÖ çerçevesindeki tarife indirimlerinden yararlanmaya başlamıştır. Bu antlaşma tekstil ve hazırgiyim sektöründe uygulanmakta olan kotaların 2005 yılına kadar kademeli olarak kaldırılmasını gerekli kılmaktadır. Çin’in DTÖ üyeliği, tekstil ve hazırgiyim sanayisinin sahip olduğu özelliklerle birlikte düşünüldüğünde, diğer tekstil ve hazır giyim ihracatı yapan ülkelerin tedirginliğine yol açmaktadır. Ancak, 1.5 milyar nüfusluk Çin pazarının da dünyaya açılmak durumunda kalması, beraberinde büyük fırsatları da getirecektir.

Çin ABD ve AB ile ikili anlaşmalar yapmıştır. Çin ABD anlaşmasına göre 2009 yılına kadar olan dönemde, ABD’nin Çin’den tekstil ve hazır giyim ithalatındaki artışın pazarı bozucu etkisi olması durumunda, ABD korunma önlemlerine başvurabilecektir. Bu, Çin’e kota uygulamakta olan tüm ülkeler tarafından başvurulabilecek bir yöntemdir.


Türkiye'nin Dış Ticareti

İhracat

1999 yılında 6.2 milyar dolar olan Türkiye’nin toplam hazırgiyim ihracatı, 2000 ve 2001 yıllarında fazla bir değişiklik göstermemiş, ancak 2002 yılında önemli bir artış kaydederek 7.7 milyar dolara yükselmiştir.

Hazır giyim ihracatımızda örme giyimin payı 1999’da %61 civarında iken, sonraki yıllarda bu oran düşüş göstermiş, 2002 yılında da %57 seviyesinde gerçekleşmiştir. Hazır giyim ihracatında örme ürünlerin payının azalması, önemli ölçüde, “kadınlar ve kız çocuklar için takım elbiseler, takımlar, ceketler, blazerler, etekler, pantolonlar, askılı ve üst ön parçası olan tulumlar, kısa pantolonlar ve şortlar”dan oluşan dokuma ürünlerin ihracatındaki büyük artıştan kaynaklanmıştır. Dolayısıyla, ilk defa bir dokuma ürün grubunun ihracatı, 2002 yılına kadar ilk sırada yer alan “tişörtler, fanilalar, atletler, kaşkorseler ve diğer iç giyim eşyası” ihracatını geçmiştir. İhracatta önemli yer tutan diğer ürün grupları ise; örme kazak, süveter, hırka, yelek vb. eşya; erkekler ve erkek çocuklar için dokuma takım elbiseler, takımlar, ceketler, blazerler, pantolonlar ve şortlar elbiseler, takımlar, ceketler, blazerler, etekler, pantolonlar, askılı ve üst ön parçası olan tulumlar, kısa pantolonlar ve şortlar; kadınlar ve kız çocuklar için örme takım elbiseler, takımlar, ceketler, blazerler, etekler, pantolonlar, askılı ve üst ön parçası tulumlar, kısa pantolonlar ve şortlar; külotlu çoraplar, kısa ve uzun konçlu çoraplar, soketler; kadınlar ve kız çocuklar için örme kombinezonlar, jüp veya jüponlar, slipler ve külotlar, gecelikler, pijamalar, lizözler, bornozlar, sabahlıklar vb. eşya; erkek ve kadınlar için dokuma gömleklerdir.

Hazırgiyim ihracatında en önemli pazarımız %73 payla Avrupa Birliği’dir. AB'ye gerçekleştirilen hazır giyim ihracatı; 2000 yılında 4.5 milyar dolar, 2001 yılında da 4.6 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. 2002 yılında bu pazara gerçekleştirilen hazır giyim ihracatı %21 gibi çok önemli bir oranda artarak 5.6 milyar dolara yükselmiştir. Ülkeler bazında bakıldığında en önemli pazarlarımız; Almanya, İngiltere, ABD, Fransa, Hollanda, Belçika-Lüksemburg, Danimarka, İtalya, İsveç ve İspanya’dır.

Hazır giyim alanında Türkiye’nin en önemli rakipleri, özellikle düşük ihraç fiyatlarına sahip Uzakdoğu ülkeleridir. Dünyanın en büyük hazır giyim üreticisi ve ihracatçısı olan Çin’in, 2005 yılında tekstil ve hazır giyim ticaretindeki kotaların kalkacak olmasıyla, dünya pazarlarında daha çetin bir rekabete yol açacağı kaçınılmazdır. Orta ve alt değerdeki ürünlerin ticaretinde çok çetin bir rekabet beklenirken, üst kalite ve değerdeki ürün pazarında daha az bir etki beklenmektedir. Bu nedenle, Türkiye’nin kalite, teknolojik altyapı ve tasarım alanlarında üstünlük sağlaması bir zorunluluk haline gelmiştir.





Türkiye’nin İthalatı

AB ile Türkiye arasında 1996 yılı başında gerçekleştirilmiş olan gümrük birliği sonucunda, Türkiye’nin AB’den ithalatta sanayi ürünlerine uygulamakta olduğu tüm gümrük vergileri ve eş etkili vergiler kaldırılmış, bunun bir sonucu olarak da hazırgiyim ithalatı artış göstermiştir. 1999 yılında 176.4 milyon dolar gerçekleşen hazır giyim ithalatı 2000 yılında 230.7 milyon dolara yükselmiştir. 2001 yılındaki hazır giyim ithalatı, 2000 yılı sonu ve 2001 yılı başında görülen ekonomik krizlerin etkisiyle 196.8 milyon dolara gerilemiştir. 2002 yılında gerçekleşen ithalat ise tekrar yükselmiş ve 238 milyon dolar civarında gerçekleşmiştir.

Türkiye'nin 2002 yılında hazırgiyim ithalatını gerçekleştirdiği başlıca ülkeler; İtalya (%21.5), Çin (%11.8), İspanya (%11.6), İngiltere (%9,2), İspanya (%6,9), Almanya (%6.6), Fransa (%6.1) ve Hong Kong (%2.0).



TEKSTİL SEKTÖRÜNE BİR BAKIŞ
Küresel rekabet artmaktadır...
Bir bütün olarak tekstil ve hazırgiyim sektörü, uzun yıllar boyunca istihdam kapasitesi
ve ihracat potansiyeli ile ülke ekonomisinin yaşamsal organlarından biri, hatta en
önemlisi durumundadır. Özellikle, 1980'li yıllardan sonra sektörde başlayan ve
Gümrük Birliği Anlaşması ile patlama gösteren büyük yatırımlar, sektörü Türkiye
ekonomisinin lokomotifi haline getirmiştir.
Ülke ekonomisi açısından bu kadar hayati bir önem taşıyan sektör, günümüzde
uluslararası konjonktürün getirdiği tehditlerle karşı karşıyadır. Uluslararası ticarette
görülen liberalleşme eğilimleri sonucu, 2005 yılından itibaren dünya tekstil
ticaretindeki miktar kısıtlamalarının kalkacak olması, yeni fırsatlar yaratırken bir
takım tehditleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle, Çin'in de Dünya Ticaret
Örgütü'ne üye olacak olması, tüm tekstil ürünleri ticaretinde, var olan rekabetin daha
da şiddetleneceğinin bir işaretidir. Diğer taraftan, Meksika'nın AB ile yapmış olduğu
serbest ticaret anlaşmasının, 1 Temmuz 2000 tarihinde yürürlüğe girmesi ve 1 Ekim
2000 tarihinden itibaren Afrika ülkelerinin ABD pazarına kotasız ve gümrüksüz
girmeye başlamaları, 2005 yılından önceki en önemli tehditler olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bu durumda, AB pazarında Çin başta olmak üzere Uzak Doğu
ülkelerinin yanýsýra, önemli bir tekstil ve hazýrgiyim üreticisi Meksika ile rekabet
gündeme gelirken, henüz tam girme fýrsatý bulamadýğýmýz ABD pazarýnda da,
gündemde olmayan Afrika ülkeleri ile rekabet söz konusu olacaktýr. Diğer taraftan bu
geliºmeler, tekstile göre daha ucuz olan hazýrgiyim yatýrýmlarýnýn, uluslararasý alanda
bu ülkelere kaymasýna neden olabilecektir. Bu durum, iºçiliğin ucuz olduğu ve iyi
eğitimli iºgücünün bulunduğu Doğu Avrupa ülkeleri için de söz konusudur. Her ne
kadar bu ülkeler, artan hazýrgiyim yatýrýmlarý nedeniyle tekstil ürünleri için bir
potansiyel oluºtursa da, hazýrgiyim pazarlarýnda potansiyel bir tehdit unsuru olarak
karºýmýza çýkacaktýr.
Diğer yandan, 21. yüzyýla bilgi üretiminde ve bilginin iletilmesinde yaºanan devrimle
girmiº bulunmaktayýz. Son yýllarda iletiºim ve ulaºým teknolojisindeki baº döndürücü
gelişmeler, ºimdiden küresel rekabetin hangi koºullarda yaºanacağý hakkýnda bize
ipuçlarý vermektedir. Bilgi üretimi ve iletiºim devriminin bir sonucu olan internet
teknolojisi, büyük çoğunluğu kendi ulusal pazarlarýna üretim yapan KOBİ'lerin dahi
uluslararasý pazarlarda yer almasýna olanak vermiºtir. Yaºanan bu dönüºümü ne kadar
yakýndan veya uzaktan takip ettiğimiz, küresel rekabette yerimizin ne olacağý
konusunda belirgin bir rol oynayacaktýr.
Çevre bilinci yaygýnla°maktadýr...
Diğer önemli bir konu da, tekstil ve hazýrgiyim ihracatýmýzda büyük bir ağýrlýğý olan
baºta Almanya olmak üzere AB ülkeleri ve diğer geliºmiº ülkelerde son yýllarda önem
kazanan çevre bilinci ve tekstil ürünlerine yönelik uygulamalardýr. Özellikle AB
ülkelerinde ve AB genelinde, tekstil ürünleri ile ilgili olarak insan sağlýğýný
ilgilendiren konularda (özellikle, insan sağlýğýna zararlý kimyasallarýn tekstil
ürünlerinde kullanýlmasýnýn kýsýtlanmasýna iliºkin) bazý yasal düzenlemeler yapýlmýº
olup, halen bu düzenlemelerin AB genelinde geniºletilmesi çalýºmalarý devam
etmektedir. Diğer taraftan, tekstil ürünlerine iliºkin olarak, yasal zorunluluğu olmayan
ve gönüllü çevre kriterlerine dayanan, belli bir tekstil ürününün benzerlerine göre
çevreci kalitesini belgeleyen, çevre etiketleri geliºtirilmiºtir. Çevre etiketleri, "yeºil
tüketim" eğilimlerinden pay kapmak isteyen firmalarca geniº ölçüde bir pazarlama
aracý olarak kullanýlmaktadýr. Her ne kadar tekstil ürünleri pazarýnda, çevreci
tüketimin payý henüz çok az olsa bile, çevreci bir ürün için daha fazla ödemeyi göze
alan önemli bir kitle mevcuttur ve her geçen gün bu kesim daha büyük bir potansiyel
oluºturmaktadýr.
Çevreci tüketim pazarýnda en önemli sorun, henüz çevreci ürünle moda eğilimlerinin
bütünleºtirilememesidir. Hali hazýrda tüketici nezdinde moda, ürünün çevreci
özelliğinden önde gelmektedir. Bu sorun aºýldýğýnda çevreci tüketimin de payýnýn
artacağý beklenmektedir.
Sektörün Önemli Sorunlarý...
Sektörün en büyük sorunu üretim maliyetlerinin yüksekliğidir. Özellikle istihdam
maliyeti Uzak Doğu ülkeleri ile kýyaslanamayacak ölçüde yüksektir. Diğer taraftan,
üretimde kullanýlan enerji maliyeti de dünya rakip ülkelerin çok üzerinde
seyretmektedir. Bu tip sorunlar, genel olarak ülke ekonomisinin içinde bulunduğu
koºullardan kaynaklanan, kýsa vadede çözümü zor olan, ancak orta ve uzun vadede
makroekonomik çözümler gerektiren, genel nitelikteki sorunlardýr. Bir de, firmalarýn
kendi çalýºma düzenlerindeki esneksizliklerden kaynaklanan sorunlar mevcuttur.
Örneğin, sektördeki pek çok firma, makina ve ekipman yatýrýmlarýný son teknolojiye
göre tamamlamasýna karºýn, hala istenilen verimlilikte çalýºamamaktadýr. Burada,
konusunda iyi bir eğitim almýº iºgücü istihdamýnýn veya değiºen koºullara uyumu
kolaylaºtýracak firma içi eğitimin önemi ortaya çýkmaktadýr. Verimlilik bir bütün
olarak algýlandýğýnda, iki önemli koºulun -teknolojik donaným ve bu donanýmý
kullanacak bilgi ve beceriye sahip insan- ayný anda sağlanmasýnýn önemi
kavranabilecektir. Eğitim konusu, bir iºletmenin en üst yöneticisinden üretim
hattýndaki iºçisine, santral memuruna kadar tüm çalýºanlarý ilgilendirmektedir. Çünkü,
iºletmenin herhangi bir biriminde ortaya çýkan bilgi eksikliği, üretimde veya
organizasyonda aksamaya, bir bütünlük arz eden verimlilikte de düºmeye yol
açacaktýr. Bu nedenle, uluslararasý rekabetin ºiddetlenerek arttýğý bir dönemde
yöneticilerin, bir yandan organizasyonu sağlamada, hýzlý, doğru ve esnek karar
vermede, yöneticilik vasýflarýný mutlaka bilimsel temellere dayandýrmalarý, diğer
yandan da çalýºanlarýn değiºen koºullara göre, bilgi ve yeteneklerinin geliºimini
sağlayacak eğitim faaliyetlerine önem vermeleri gerekmektedir.
Karºýlaºýlan sorunlardan biri de imaj sorunudur. Genellikle, ülke imajýnýn uluslararasý
ticarette önemli bir rolu vardýr. Örneğin Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerden
bahsedilirken, "düºük gelirli, ucuz ürün tedarikçisi" kavramý ilk olarak akla
gelmekteyken, bir İtalya veya Fransa söz konusu olunca, kalitenin ve modanýn
timsalleri akla gelmektedir. Geliºmekte olan bir ülkenin, uluslararasý pazarlarda iyi ve
kalýcý bir imaj oluºturmasý ne denli zor ise, büyük emek ve masrafla yaratýlan bu
imajýn yýkýlmasý da o kadar kolay olmaktadýr. Geçmiºte, zaman zaman bazý
firmalarýmýz ülke ve sektör imajýný olumsuz yönde etkileyen bazý hatalar yapmýºtýr.
Dýºa açýlma politikasý izlemeye baºlayan Rusya Federasyonu ile yapýlan bavul ticareti
buna bir örnektir. Pazarda devamlýlýğý önemsemeyen, günlük kazanýmlarý yeğleyen
bazý firmalarýmýz, kalite unsurunu gözetmeksizin gönderdikleri mallarla, tüm sektörün
zan altýnda kalmasýna neden olmuºtur. Oluºan bu kötü imaj, bir anda pazarýn
kaybedilmesine yol açmýºtýr. Günümüzde, sektördeki bazý organizasyonlarýn büyük
gayretleri sonucu, bu kötü imaj yeni yeni silinmeye baºlamýºtýr.
Öneriler
Eğitilmiº insan gücü artýrýlmalý...
Sektör, ihtiyaçlarý doğrultusunda yönetim, üretim teknolojisi, ürün tasarýmý,
pazarlama teknikleri vb. konulardaki uluslararasý geliºmeleri takip edebilecek eğitim
kurumlarý ve organizasyonlarýn kurulmasýnda öncü bir rol üstlenmelidir. Bu kurumlar
hem doğrudan vasýflý eleman ihtiyacýný, hem de firma içi eğitime olanak sağlayacak
bir etkinlikte ve çeºitlilikte olmalýdýr.
KOBİ'ler ve SDª'ler (sektörel dýº ticaret ºirketleri) eğitim konularýnda sağlanan devlet
desteklerinden de azami ölçüde faydalanmalýdýr. Devlet, firmalarýn dýº ticaret konulu
eğitim faaliyetlerine iliºkin harcamalarýný "Eğitim Yardýmý" kapsamýnda
desteklemektedir. Eğitim yardýmý konusunda uygulamacý kuruluº Merkezimizdir. Dýº
ticaret ve gümrük ve kambiyo mevzuatýndan uluslararasý pazarlama teknikleri ve
moda-marka tasarýmýna kadar dýº ticaretle ilgili olarak, yurtiçi ve yurtdýºýnda,
çalýºanlarýna eğitim sağlamak isteyen firmalarýmýzýn baºvurularý, "Eğitim Yardýmý"
kapsamýnda değerlendirilmekte olup, belgelendirilmiº eğitim masraflarýnýn KOBİ'ler
için %50'si, SDª'ler için %75'i geri ödenmektedir.
Yine Merkezimiz, İhracatta Devlet yardýmlarý kapsamýnda, yeni ihraç pazarlarý
yaratmak ve geleneksel pazarlarýmýzda pazar payýmýzý artýrmak maksadýyla KOBİ,
SDª ve Üretici Dernekleri'nin sistematik yöntemlerle yaptýklarý pazar araºtýrmalarýnýn
teºvik edilmesi ve yaygýnlaºtýrýlmasýna iliºkin "Pazar Araºtýrma Desteği"nin
(İPAD) uygulamacý kuruluºudur. Bu destek kapsamýnda, yurtdýºýnda pazar araºtýrmasý
yapan KOBİ, SDª ve Üretici derneklerine, belgelendirilmiº ulaºým, otel ve doküman
masraflarý geri ödenmektedir.
Artan yeºil tüketim eğilimindeki fýrsatlar yakalanmalý...
Yeºil tüketim pazarýndan pay almak isteyen, özellikle de AB'de giderek kapsamý
geniºleyen zorunlu ve gönüllü çevreci uygulamalara hazýrlýklý olmak isteyen
firmalarýmýz,
• Bu pazarlarda önem kazanan çevre standartlarýný yakýndan gözlemlemeli, teknik
altyapýlarýný zaman geçirmeksizin oluºturmalýdýr (insan sağlýğýna zararlý kimyasallarýn
tüm üretim kademelerinde terkedilmesi, bitkisel kaynaklý boyalara önem verilmesi
gibi).
• Özellikle Almanya'da ve diğer AB ülkelerinde resmi olmayan bir standart halini alan
ve ürünün asgari çevre kalitesini belgeleyen "Öko-Tex Standard 100" standartlarýna
uygun üretim, yeºil tüketim pazarýndaki alýcýlarla, özellikle de posta ile sipariº
firmalarý ile iº yapmak isteyen firmalar için bir ön koºul haline gelmiºtir. Dolayýsýyla
firmalarýmýz ilk aºamada, asgari çevre standartlarýný gösteren bu standarda göre
üretim altyapýlarýný geliºtirmeli, daha kapsamlý çevre standartlarý ve etiketlerini uzun
dönemde düºünmelidirler. Her ne kadar bir çevre etiketi için gereken kriterlere uyum,
uzun bir çalýºma ve büyük bir gayret gerektirse de, potansiyel taºýyan ve sürekli
büyüyen bu pazarda yer alabilmek için gereklidir.
• Bu pazarda yer almak isteyen firmalar, bazý çevre etiketlerinde ve genel olarak
çevreci yaklaºýmda ilk aºama olarak kabul edilen, organik tarým esaslý doğal elyaflarýn
kullanýmýna önem vermelidir.
• Çevreci bir üretim yapýlanmasýnda, ulusal bir çevre gözetim ve kontrol sisteminin
oluºturulmasý en önemli koºul olduğundan, sektörün bu sistemin oluºturulmasýnda ve
yaygýnlaºtýrýlmasýnda öncü bir rol üstlenmesi gerekmektedir. AB ülkelerinde
organizasyon düzeyinde ve hatta firma düzeyinde bile kendilerine ait çevre kontrol ve
izleme sistemleri mevcuttur.
• Yüksek çevre standartlarýna uyumu gerektiren bu pazarda, çevreci organizasyonlarla
ve çevreci pazarda dağýtým yapan firmalarla iºbirliği olanaklarý araºtýrýlmalýdýr.
• Firmalarýmýzýn çevre konusunda yapacaklarý çalýºmalar da İhracatta Devlet
yardýmlarý kapsamýndadýr. "Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi" baºlýklý devlet
yardýmý, Dýº Ticaret Müsteºarlýğý tarafýndan yürütülmektedir. Bu destekten
yararlanacak KOBİ'ler, Türk Standartlarý Enstitüsü veya akredite edilmiº
kuruluºlardan alacaklarý kalite güvence sistemi belgeleri (ISO 9000 serisi), çevre
yönetim sistemi belgeleri (ISO 14000 serisi) ve AB tarafýndan onaylanmýº
kuruluºlardan alacaklarý CE iºareti ile DTM tarafýndan uygun görülen uluslararasý
nitelikteki diğer kalite ve çevre belgelerinin alýnmasý sýrasýnda yaptýklarý
belgelendirilmiº masraflarýn %50'sini geri alabilmektedirler.
Araºtýrma ve Geliºtirme faaliyetlerine önem verilmeli...
Üretimde farklýlýğý yakalamanýn koºullarýndan biri de ar-ge faaliyetleridir. Artýk
ülkemizde, firmalarýmýzda ve bireylerimizde bir ar-ge bilincinin oluºmasý
gerekmektedir. Bu konuda yapýlacak çalýºmalar da ihracata yönelik devlet yardýmlarý
kapsamýnda olup, tüm sanayi kuruluºlarý bu destekten yararlanabilmektedir.
İhracata yönelik Devlet yardýmlarýndan "Araºtýrma-Geliºtirme" (AR-GE)
desteğinin amacý sanayi kuruluºlarýnýn, yeni bir ürün üretilmesi, ürün kalitesi veya
standardýnýn yükseltilmesi, maliyet düºürücü ve standart yükseltici mahiyette yeni
tekniklerin uygulanmasý, üretimle ilgili olarak yeni bir teknoloji geliºtirilmesi veya
teknolojinin yurt koºullarýna uyumu konusunda, bilimsel esaslara uygun ve araºtýrma
geliºtirme faaliyetlerinin her safhasýný belirleyecek mahiyette hazýrlanacak çalýºma ve
teknoloji uyarlamasýna iliºkin belgelendirilmiº harcamalarýn karºýlanmasý ve ticari
değeri olan yeni ürün oluºturulmasý veya mevcut ürünlerin rekabet gücünün
yükseltilmesine ya da bu amaçla üretim yöntemi, sistemi ve tekniklerinin araºtýrýlmasý
ve geliºtirilmesine yönelik "AR-GE Projeleri"ne, "Stratejik Odak Konularý
Projeleri"ne sermaye desteği sağlamaktýr. Temel destek oraný %50, azami destek
oraný ise %60'týr. AR-GE faaliyetlerinin desteklenebilmesi için sözkonusu
harcamalarýn ölçülebilir ve faturalandýrýlabilir olmasý gerekmektedir. AR-GE
faaliyetlerinin proje bazýnda desteklenmesinde TÜBİTAK-Teknoloji İzleme ve
Değerlendirme Baºkanlýğý, Proje Sermaye Desteği sağlanmasýnda ise TTGV-Türkiye
Teknoloji Geliºtirme Vakfý uygulamacý kuruluºtur.
"Patent, Faydalý Model ve Endüstriyel Tasarým Harcamalarýnýn
Desteklenmesi"ne iliºkin Devlet desteğini ise Türk Patent Enstitüsü uygulamaktadýr.
Türk Patent Enstitüsü'nün siciline kayýtlý patent vekilleri aracýlýğýyla veya doğrudan
Türk Patent Enstitüsü'ne baºvuran Türkiye'de yerleºik gerçek kiºiler, yani her Türk
vatandaºý bu destekten faydalanabilmekte, yapýlan patent harcamalarýn bir kýsmýný
geri alabilmektedir. Bu destekle, teknoloji yoğun yeniliklerin, yeni ürünlerin ve
yöntemlerin geliºtirilmesi, aºağýda da önemi vurgulanan yeni ürün tasarýmýnýn teºvik
edilmesi amaçlanmýºtýr.
Tasarým ve markalaºma gayretleri süreklilik kazanmalý...
Katma değeri yüksek ürün pazarýnda, tüketiciyi çekecek yeni ürün tasarýmýnýn,
kalitenin, kaliteyi markaya dönüºtürmenin ve bu markayý uluslararasý alanda
tutundurmanýn önemi son derece büyüktür. Özellikle tasarým, kalite ve pazarlama ile
doğrudan iliºkili olduğundan rekabet arttýrýcý, yeni pazarlar kazandýrýcý, kar yükseltici
bir öğedir. Kalite kontrol, finans, üretim ve pazarlama gibi tüm aºamalarda baºarýlý
olunsa dahi, tüketiciyi tatmin edici yeni ürünler tasarlanmadýğýnda, uzun vadede pazar
kaybýnýn yaºanmasý ve yerinizin baºkalarý tarafýndan doldurulmasý kaçýnýlmaz
olacaktýr. Bu nedenle ürün tasarýmý, markalaºma ve tutundurma çalýºmalarý
firmalarýmýzýn önemle üzerinde durmalarý gereken konularýn baºýnda gelmektedir. Bu
alanda yapýlacak faaliyetler de İhracatta Devlet yardýmlarý kapsamýndadýr.
"Türk Ürünlerinin Yurtdýºýnda Markalaºmasý, Tanýtým ve Tutundurmasý ile
Türk Malý İmajýnýn Yerleºtirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Desteklenmesi"ne
iliºkin Devlet desteğinden, kendi ünvan ve/veya markasýyla ticari ve/veya sýnai
faaliyette bulunan ºirketler ile SDª'ler yararlanabilmektedir. Bu desteği Dýº Ticaret
Müsteºarlýğý uygulamaktadýr. Sağlanan destekler ise:
• Marka tescili ve korunmasýna iliºkin giderlerin 50 000$'ý,
• Kira giderlerinin yýllýk 200 000$'ý,
• Pazarlama tanýtým faaliyetleri giderlerinin 300 000 $'ý,
• Kalite kontrol kuruluºlarýndan alýnacak sertifikasyon giderlerinin 50 000$'ý,
• Ürünün etiketine "Made in Turkey/Türkiye" konulmasýnýn ve satýºýnýn
gerçekleºtirilmesi halinde, yýllýk 100 000$'ý,
• Franchising yoluyla markalaºmýº Türk ürününün dýºa açýlmasý halinde yýllýk
100 000 $'ý,
• Firmanýn Türkiye'deki marka tasarým yýllýk harcamalarýnýn en fazla
100 000$'ý,
• Üretici Derneklerinin ilgili olduklarý üretim alanýnda yer alan ürünlerin
tanýtým ve reklam faaliyetlerine iliºkin 100 000$'ý,
• Marka oluºturulmasýnda yapýlacak tanýtým-promosyon ve danýºmanlýk
hizmetleri giderlerinin en fazla toplam 50 000$'ýnýn geri ödenmesidir.
Firmalarýmýz etkin dağýtým kanallarý kurmalý...
Küçük ve orta ölçekli iºletmelerin ihracatý genellikle doğrudan nihai tüketiciye
yönelik değildir. KOBİ'lerin ürünlerini toptancýlar, ithalatçýlar gibi aracýlar satýn alýr
ve dağýtýmýný yaparlar. Bu, KOBİ'lerin faaliyetlerini kolaylaºtýran bir durumdur,
üretilen ürünlerin nihai tüketiciye gitmesi için bir dağýtým kanalý kurmaya gerek
yoktur. Ancak bir çok ürünün, özelliğinden dolayý yurtdýºýnda etkin dağýtýmý için
firmanýn kendi dağýtým kanallarýný kurmasý gerekebilir. Firmadaki bu becerinin
geliºtirilmesi için hem insan kaynağý, hem de mali kaynak gereklidir. Devlet,
firmalarýn kendi dağýtým kanallarýný kurmalarý sýrasýnda da destek vermektedir.
Türkiye'de sýnai ve/veya ticari faaliyette bulunan tüm firmalar ve SDª'ler
"Yurtdýºýnda Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanýtým Faaliyetlerinin
Desteklenmesi"ne iliºkin devlet desteğinden yararlanabilirler. ªirketler iki yýl
süresince, farklý ºehirlerde olmak üzere, yurtdýºýnda en çok 5 ofis/mağaza/depo ile
ºirket/ºube açabilirler. SDª'ler, ayný ülke için bir defa olmak ve bu amaçla yapýlacak
toplam harcamalarýn %50'sini aºmamak koºuluyla yararlanabilirler. Destek oranlarý
ilk yýl için %50 olup, ikinci yýl için destek türüne göre %20 veya %30'dur.
Uygulamacý kuruluºlar, ºirketlerin iºlemleri için İhracatçý Birlikleri, SDª'lerin
iºlemleri için DTM'dir.
Firmalarýn ve ürünlerinin tanýtýmý etkin olmalý...
Firmalar, ürünlerinin yurtdýºýnda tanýtýmýný bir çok yöntemle yapabilirler. Ürünün
kendisi, markasý baºlýbaºýna bir tanýtým aracýdýr. Ürün tanýtýmý numuneler ile, firma
broºürleri, kataloglar ile, bir web sayfasý ile, fuarlara katýlarak ve yüz yüze
görüºmelerle yapabilir. Ürünün kendisi gibi tüm bu tanýtým araçlarýnda da kalite ve
özen çok önemlidir.
Firma ve ürün tanýtýmýnda, hem doğrudan tüketici hem de çeºitli dağýtým kanallarýnýn
temsilcileri ile bire-bir iliºki kurma imkaný nedeniyle fuarlara katýlýmýn özel bir yeri
vardýr. Firmalarýmýz, İhracatta Devlet yardýmlarý kapsamýndaki bu tür fuar ve sergilere
katýlmaya iliºkin Devlet desteğinden azami ölçüde faydalanmalýdýrlar.
"Yurtdýºýnda Düzenlenen Fuar ve Sergilere Milli Düzeyde veya Bireysel
Katýlýmýn Desteklenmesi"ne iliºkin Devlet desteğinden KOBİ'ler, SDª'ler ve Büyük
Ölçekli Firmalar faydalanabilmektedir. Ayný fuar için en fazla 3 katýlým
desteklenmekte olup Katýlým Payý Desteği ve Navlun Desteği, firma ölçeklerine göre
%50 veya daha fazla oranda olmaktadýr.
İnternetin sunduğu imkanlardan yararlanýlmalý...
İnternet kullanýmýnýn tüm dünyada büyük bir hýzla yaygýnlaºmasý, son yýllarda
elektronik ticaretin önem kazanmasýna yol açmýºtýr. Özellikle, ticari logistik ve destek
hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle yurtdýºýna açýlma imkanlarý kýsýtlý olan
KOBİ'lerin elektronik ticaret yolu ile tüm dünyaya açýlmalarý mümkün olmaktadýr.
Elektronik ticaretin, özellikle KOBİ'lere getirdiği kolaylýklar ve fýrsatlar ºöyle
sýralanabilir:
• Tüm dünyadan geniº bir izleyici kitlesine ulaºmak,
• Ticari fuarlara katýlmak veya tv/gazete reklamý vermek gibi daha pahalý
geleneksel pazarlama yöntemleri yerine, daha az masrafla etkin reklam ve
pazarlama olanağýna kavuºmak,
• Kýsa dönem yerine uzun vadeye yayýlmýº bir beklenti ile tüketiciyi
bilgilendirme ve destekleme hizmetini gerçekleºtirmek,
• İnternette yer almanýn, firmanýn iº çevrelerindeki imajýný kuvvetlendirmesi,
• Dünya pazarlarýndaki rakip ürünleri ve fiyatlarýný takip etme olanağý,
• E-mail'in bir pazarlama ve haberleºme aracý olarak çok daha ucuza
kullanýlabilmesi,
• Kağýt kullanmadan dokümasyon yapabilme olanağý,
• Pazar araºtýrma raporlarýna, istatistiklere, fuar bilgilerine ve mevzuata iliºkin
bilgilere ulaºma imkaný,
• Ticari rehberlere, ticari fýrsatlar sistemine dahil olma imkaný.
Sonuç...
Sonuç olarak tekstil ve hazýrgiyim sektörümüz, uluslararasý rekabet koºullarý göz
önüne alýndýğýnda önümüzdeki dönemde bir yol ayýrýmýna gelmiºtir; ya düºük
maliyetle üretim yapan Uzak Doğu ülkeleri ile fiyatta, ya da geliºmiº ülkelerle
kalitede rekabet edecektir. Çünkü, tekstil ve hazýrgiyim sektörlerinin toplam
ihracatlarý içindeki payý %25'leri aºan Çin, Hong Kong, Hindistan, Pakistan gibi
ülkelerle fiyat bakýmýndan rekabet etmek, onlardan pay almak kolay kolay mümkün
görünmemektedir. Diğer taraftan, toplam ihracatlarý içindeki pay dikkate alýndýğýnda,
tekstil ve hazýrgiyim sektörünün bu ülkelerin gelecekleri için de hayati ve vaz
geçilmez bir öneme sahip olduğu görülecektir. Bu ülkelerle fiyat bakýmýndan rekabet,
býrakýn sektörün kendini değiºen koºullara göre yenilemesini, mevcut durumunu
korumasýný bile güçleºtirecektir.
Sektördeki firmalarýn fiyat rekabeti stratejisini býrakarak, hedef pazar bölümlerine
göre, üründe farklýlýk yaratan sunu veya teklifler geliºtirmeleri, eksikliğini duyduklarý
konularda stratejik ortaklýk arayýºýný sürdürmeleri gerekmektedir. Artan küresel
rekabet içinde rekabet edenler bölgeler, ülkeler, sektörler değil, firma yöneticileridir.
Bugünün hýzla değiºen teknoloji ve üstün haberleºme ortamýnda iºletmelerin, etkin
yönetimi için uzman ve yetkin yöneticilere ihtiyaç olduğu açýktýr. Bir firma konumu
ne olursa olsun, yerel ve küresel rekabet gücünü sadece yöneticilerin bilgi, beceri ve
deneyimleri sayesinde elde edebilir. Bu yöneticiler, çalýºanlarý belirlediği hedefler
doğrultusunda yoğun ve enerjik bir ºekilde çalýºmaya ikna eden, ºirketin stratejisini
yaratan, benimseten ve yürüten, sorumluluk yüklenen ve ºirket hedeflerine ulaºýlmasý
konusunda önderlik yapan bir lider, pozitif bir çalýºma ortamý yaratýlmasýna katýlarak
destek ve güç veren, motive edilmiº çalýºanlardan oluºan takýmlarýn meydana
gelmesine ve amaca yönelmesine olanak sağlayan bir takým kaptaný, çalýºanlara
rasyonel bir örgüt yapýsý, net hedefler ve etkin çözüm yollarý yaratan bir sistem
yöneticisi olarak, uluslararasý rekabette tekstil sektörünün baºarýsýný sağlayacaklardýr.
Kaynak: Ev Tekstili Dýº Pazar araºtýrmasý, Ümit Sevim, 20001, İGEME
AR-GE İnfo Mart 2001
ızla yükselmektedir.( http://www.igeme.org.tr/tur/yayin/hazgiy.htm)



kaynak : İGEME