Hayır siz kimseyi sevmiyorsunuz ..
Zaten kimseyi sevemezdiniz de ..
Aşkın girmesi için açık bıraktığınız kapınızı başka bütün sevgilere kapamıştınız çünkü. Sevgilinize almayı düşündüğünüz “kırmızı ambalajlı” armağanlar için girdiğiniz mağazanın kapısı da o kapılardan birisiydi .. Sevginizi “bütçeniz kadar” ifade edebilecek armağanlara yönelen dikkatiniz, kapının dışında kalan her renkten sevgisizliğe gözünüzü kör etmişti ..

Sevgi, yaşama bir bakıştı aslında, bir yaşama biçimiydi .. Herkesin yüreği birilerine karşı kıpırdardı ve herkesin kıpırdayan yüreklere ihtiyacı vardı. Kırmızı ambalajlı armağanların satıldığı kapının önünde birşeyler satmaya çalışan çocukların da, kırmızı armağanları kırmızı ambalajlarla kıpkırmızı eden tezgahların da ..

Ne ki siz, onları görecek durumda değildiniz. Sizin bir sevginiz, sizin bir sevgiliniz vardı ve gün, sevginizi sevgilinize en büyük ve en kırmızı biçimde kanıtlama günüydü .. Siz kırmızıyı sevmeyebilirdiniz ama bugün herşey kırmızı olmalıydı. Sizin zevkleriniz, sizin sevginizin tezahürü olan armağanınızın rengini bile belirleyemiyordu işte. Ağzı kırmızı salyalı birilerinin buyruğuna körü körüne boyun eğiyordunuz : gözünüzü kırmızı bürümüştü ..

Aşk sınırsızdı oysa ve özgürdü alabildiğine, özgündü ..
Siz ise aşkı liralarla, dolarlarla sınırlıyor, kırmızılara boğuyordunuz. Aşk nefes alamıyordu .. Kırmızı ambalajlı her armağan onu bir kez daha köleleşiyor, metalaştırıyor, sıradanlaştırıyordu. Siz bunun da farkında değildiniz. Yere göğe sığdıramadığınız, uğruna ölümlerden söz ettiğiniz aşk, sizin ellerinizde can çekişiyordu ..

Siz kimseyi sevmiyordunuz aslında .. Sevemezdiniz de ..
Aşk, sınırsızdı, özgür ve özgündü çünkü ..
Siz, yaşamanızın hiçbir alanında özgür ve özgün olamamıştınız. Siz, size dayatılan hiçbir şeyi doğru dürüst sorgulamamıştınız bile. Sizin yaşamınız, size rağmen geçmişti. Kapısını kapadığınız evinizde özgür olduğunuzu sanmış, bir tecrit yaşamıştınız aslında. Dışarıda olup bitenlerden “en az etkilenmek”ti sizin özgürlüğünüz. Bu gerçeğin farkındaydınız ama, kendinize bile söyleyemiyordunuz. Tutsak olduğunuz kadar, korkaktınız da ..

Gün gelip kapınızdan süzülen şeyin aşk olduğunu sandınız. Aslında aradığınız, korkaklığınıza ve tutsaklığınıza suç ortaklığı edecek bir başkasıydı. Siz, yaşamınızda aykırı sesler istemezdiniz. Çünki aykırı seslerin sevilmediğini iyi bilirdiniz. Sevginizi de, sevgilinizi de birilerine onaylatmak zorundaydınız ..
Sizin sevgiliniz, bizatihi kendinizindi ..
Siz, kendinizden başkasını sevemezdiniz ..