Sorumluluğunuzu alın..Gelişimci liderliğe adımlar..
--------------------------------------------------------------------------------
Sahneyi gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz? Üç farklı departmandan gelen ve ne zaman işlerin neden planlandığı gibi gitmediği sorulsa birbirlerini işaret eden 20 kişinin doldurduğu uzun, oval bir ofis. Bu deneyim yetmezmiş gibi, aynı senaryoyu danışmanlığını yaptığım bir girişimciden dinlemek zorunda kaldım.
Daha da kötüsü, aynı günün sonunda, bu sefer kendimi aynı suçlama oyununu oynarken yakaladım! Bu durum benim için bir tür aydınlanma hali yarattı; aklım bana yaşadığım kötü koşullar için başkasını suçlamanın sağlıklı bir tutum olmadığını söylese de sonuçta bunu ben de yapıyordum. Bunu neden yapıyoruz? Bize yararlı bir sonuç sağlıyor mu? Bundan vazgeçmek neden bu denli güç? Kendi suçlama biçimim üzerine biraz kafa yorunca, almak istediğim sonuçlar ile aldığım sonuçlar arasında bazı ilginç bağıntıların bulunduğunu keşfettim.
Başkalarını suçlamak, duygusal bütünlük açısından yapabileceğiniz en kötü şeydir. Uzaktan uzağa bağımlılıkla ilintili bir tutumdur bu. Çok geçmeden, istediğiniz gibi olmayan hemen herşey başkalarının suçu haline geliverir.
Gelişmeci bir lider olmak istiyorsanız –kusursuzluk ve başarı yaşamınızın anahtar ifadeleriyse– başkalarını suçlamanın kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bu kesin anlayışa ulaşır ulaşmaz, suçlama bağımlılığıyla başa çıkmamı ve sorumluluklarımı üstlenmemi sağlayacak adımları belirledim:
1. Farkında Olun. Çoğu zaman suçlama oyununu oynadığımızı fark etmeyiz bile. Bu doğal bir savunma mekanizmasıdır. Yaptıklarımız ve performansımızla ilgili sorgulandığımızda nasıl tepki verdiğimizin ayırdına varmamız sorumluluğu üstlenmenin ilk adımıdır.
2. Sorumlu biçimde tepki verin. Suçlama nasıl savunmacı bir tutumsa, tepki vermek de öyledir. Tepki vermek yerine, karşılık vermeliyiz. Ani bir öfkeyle hemen karşılık vereceğinize, durup seçenekleri gözden geçirin. Tepkisel bir tavır takınabileceğimiz gibi, duruma temkinli bir biçimde karşılık vermemiz de mümkündür. Önemli olan hangisini seçeceğimizdir.
3. Dürüst olun. Gelin kabul edelim: bazı insanlar sırf sorumluluktan kaçmak için başkalarını suçlarlar. Bu durum, kendine karşı dürüst olma yoksunluğuna işaret eder. Bir örnek: Geliri altı haneli rakamlara ulaşan bir müşterim borç batağına saplanmıştı. İmkanlarının çok ötesinde yaşıyor, parasının hesabını bilmeden harcıyordu ve sonunda hem kendisini hem de ailesini zor duruma düşürmüştü. Ona şu soruyu sordum: “Finansal sorumsuzluluğun bedelini başka kim ödüyor?” Yanıt koca bir sessizlik oldu. Sorduğum soru onu kendine karşı dürüst olmaya itti ve parasal durumunu düzeltmek için esaslı adımlar atmaya yöneltti. Kendinize karşı yalan söylemek durumu iyileştirmez... olsa olsa daha da içinden çıkılmaz hale getirir.
4. Köprüleri atmayın. Birilerini suçladığınızda ilişkilerinize ne olacağını hiç düşündünüz mü? Kolay kolay affedilmeyeceksiniz. Öyle ikide birde parmağınızı kaldırıp insanları suçladığınızda, iş arkadaşlarınızdan, meslaktaşlarınızdan ve iş birliği yaptığınız diğer kişilerden uzaklaşacaksınız. İlişkileri bozmak bir yana, birlikte iş yaptığınız insanların güvenini de yitireceksiniz.
5. İyi bir model oluşturun. Başkaları yaptıklarınızın sorumluluğunu üstlendiğinizi –ve elde ettiğiniz olağanüstü sonuçları– gördüğünde, suçlamanın kabul edilebilir bir davranış olmadığını bir biçimde ifade etmiş olursunuz. Böyle yapmakla, aynı zamanda bir uyum ve tutarlılık havası yaratırsınız.
6. Olumlu ve minnettar bir tutum takının. Gelişmeci liderlik, üst düzeyde etkin liderlik anlamına gelir; bir başka deyişle, başkalarından beklediğiniz kusursuzluğu önce kendinizde oluşturmalısınız. Yaşamınızda olan biten (iyi ya da kötü) şeylere karşı minnet duyuyorsanız, başkalarına kolay kolay kızmaz ya da yerli yersiz suçlamalarda bulunmazsınız. Bu düzeye ulaşmak kuşkusuz sabır ve çaba ister, ama gelişmeci liderler bu çabanın karşılığını alacaklarını bilirler!
Yaptıklarınız ve ekibinizin davranışlarının sorumluluğunu üstlenmeniz diğerlerine güçlü biçimde şu mesajı verir: “Ben hem kendimin hem de takımımın davranışlarını yönetebilen güçlü bir liderim. Ben oyun oynamıyorum. İşimin getirdiği zorlamalarla ve gelecekte bana verilebilecek üst düzey sorumluluklarla başetmeye tümüyle hazırım.” Siz karar verin, hangisi daha iyi. Yukarıdaki mesajı verebilmek mi, yoksa söze şöyle başlamak mı: “Ama James bu işi yapacağını söylemişti...?”
Carole Nicoliades
Çeviren: Özcan Kabakçıoğlu


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
