TCMB ve yakınsama
Öff, öff, TCMB’de yönetim değişti, ama lisan değişmedi. Yıllardır TCMB’nin piyasalar üzerinde kontrol sağlamasının en basit yolu iyi iletişimdir demekten dilimde tüy bitti, ama mesaj Ankara’ya ulaşmıyor. Geçen yönetim döneminde Bekleyişler Anketi diye bir meret çıktı. Acaba Orta Asya’dan Balkanlar’a transit geçen hangi Oğuz Boyu “beklenti” yerine “bekleyiş” kullandı? Dün açıklanan PPK özet bildirisinde de şu cümle var: “Buna göre kararlar oluşturulurken, enflasyonun 2007 yılını sonlarına doğru hedefe yakınsayacağı bir perspektif gözetilmektedir”. Ne demek acaba yakınsamak? Yaklaşmak? Kendine yakın sayıp, yüksek enflasyona alışmak? Karşılıklı yakınma içinde bulunmak?
TCMB, PPK toplantısında özet mesaj değişmedi. Enflasyon temmuz ayına kadar yükselir, sonra iç talebin düşmesi ile birlikte 2007 hedefine doğru iniş yapar. Kısa vadede faizlerin artması olasılığı sabit kalmasına nazaran daha düşüktür. Detaylı açıklamayı beklemekte fayda var diyeceğim, ama döviz beklemiyor. YTL belki biraz da AB restleşmesi ve Japonya’dan gelen faiz artırım sinyalleriyle yavaştan 1.65 dolara “yakınsıyor”. Kurun düşük kaldığı her gün ise enflasyona sıçraması olasılığı yükseliyor. Peki, TCMB ne yapmalı? Banka, kendine açık kapı da bırakmış tabii. Gerekli gördüğü hallerde para politikası tereddütsüz sıkılaştırılacak. Bu gerekli haller ne olabilir? Cevap muğlak. Beklentileri etkileyecek her şey, fiyatlama davranışları ve küresel likidite gelişmeleri. Geriye ne kaldı? Mesela, Sn. Aziz Yıldırım’ın FB başkanlığından aniden istifa etmesi beklentileri bozar mı? Kesinlikle EVET, belki 500 puan şok artırım gerekecek.
Peki, TCMB ne yapmalı? Önce, enflasyon senaryolarını açıkça ortaya koymalı. Bunların hedef banda inişe geçmesi için alınabilecek faiz kararlarını belirtmeli ve bu kararların ekonomik maliyetini hesap etmeli. Bir haftadır en az 10 ekonomistle konuştum, yıllık enflasyonun Temmuz’da tepe yapacağı görüşü hakim. Bu süre zarfında enflasyon yüzde 12’ye tırmanabilir. Ama, onda sonra nasıl düşüşe geçecek, kimse bilmiyor. yüzde 15’e çıkar diyen de var, kendiliğinden inişe geçer diyen de. Daha da kötüsü TCMB’nin Nisan 2005’de yaptığı bir araştırmaya göre (“Exchange Rate Pass-Through In Turkey: It Is Slow, But Is It Really Low?”) geçişkenlik ilk aylarda zayıf, 6. aydan sonra yeniden artıyor, ve 18 ay içinde kur şokunun yüzde 80’i çekirdek endekslere yansıyor. Eğer bu araştırmada ortaya koyulan geçişkenlik kat sayıları gerçekleşirse, 18 ay sonra son 3 ayda yaşadığımız yüzde 25 devaluasyonun enflasyona etkisi nerdeyse 20 puanı bulacak! Zaten, görünen enflasyon yüzde 15’e tırmanırsa, gecelik faiz yüzde 15’de kalamaz. Kimse sıfır reel faizle YTL tutmaz bu ülkede.
Özetle, TCMB hala eski yönetimin başlattığı “şok yedik, ama orta vadede sorun yok” algılayışını güçlendirecek bir iletişim stratejisi izliyor. Ama mesaj bu olduğu sürece, şartlar değişirse, para politikasını sıkılaştırırız söylemi çok da korkutucu olmuyor, çünkü şartlar hep değişecek, kaotik bir dünyada yaşıyoruz.
Peki, TCMB’nin benim yorumuma göre bu orta vade iyimserliğinin gerçekleşmesi için ne gerekli? İlki, dışarıdan yeni kur şoku yemeyeceğiz. Yeni şoklar gelir mi sorusunu cumartesi küresel piyasalar yazımda işleyeceğim, ama bence bunun olasılığı yüksek. İkincisi, Merkez fiyatlama ve talep davranışları konusunda iyimser. Yükselen faizler ve kur şoku karşısında iç talebin hızla daralacağını, üreticilerin ise mark-up fiyatlama yerine kar marjlarından fedakarlık eden, ciroyu koruyan bir davranış sergileyeceğini umuyor. Nihai tüketimin özellikle kredi hacminde daralma ve hane halkı finansman giderlerinin artmasıyla daralabileceğini kabul ediyorum. Ama, üretici hakikaten devalausyonun maliyetlere etkisini kar marjlarını düşürerek mi karşılayacak? Bu konuda anektodal veriler çok iç açıcı değil. Nedense üretici son 3 yıldır daralan kar marjını genişletmek için devaluasyondan yararlanma yolunda gibi. Otomotivde yüzde 15’e varan zam “müjdesi” bunun en güzel örneği. Tekstilde de buna benzer bir davranış gözleniyor. Peki, iç talep hızla düşerken, tüm devaluasyonun üretici fiyatlarına yansıdığı bir ortamla karşı karşıya kalırsak, buna ne isim verilir? Stagflasyon.
Atilla Yeşilada
kaynak = www.referansgazetesi.com


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla