Merkez Bankası faizleri 2.25 puan daha artırdı
18 gün aradan sonra ikinci kez olağanüstü toplanan Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu (PPK), kısa vadeli faiz oranını 2.25 puan artırarak yüzde 15'ten yüzde 17.25'e yükseltti. Böylece MB, 2.5 hafta içinde faiz oranlarını 4 puan artırarak yüzde 13.25'ten yüzde 17.25'e çıkarmış oldu. Ayrıca MB, para politikası kararlarının etkinliğini güçlendirmek amacıyla açık piyasa işlemleri yoluyla, gecelik para piyasasındaki fazla YTL likiditesini azaltmak için depo alım ihalelerine başlama kararı aldı.
Dövize etkili müdahale yapılacak
Ayrıca, döviz piyasalarındaki likidite durumu PPK'da etraflı olarak değerlendirildi ve döviz likiditesinde daralma olduğu tespiti yapıldı. Etkin çalışan bir döviz piyasasının fiyat istikrarı hedefi için ön koşul olduğu ifade edilen PPK'da "Merkez Bankası'nın elindeki araçlar ve mekanizmalar yoluyla döviz likiditesinin sağlanması yolunda İdare Merkezi'nin etkili bir şekilde müdahalesine PPK'nın tam desteği ifade edilmiştir" denildi.
Parasal sıkılaştırmaya gidilecek
PPK, dün öğleden sonra 14'te toplandı ve alınan kararlara ilişkin açıklama 19.15'te yapıldı. Toplantıya tüm üyeler katıldı. Toplantıdan sonra yapılan açıklamada, verilen faiz artırım kararları açıklandı ve
"Merkez Bankası, ekonomimizdeki bekleyişleri ve risk algılamalarını da normalin ötesinde etkileyebilen bu hareketliliğin enflasyondaki orta vadeli düşüş sürecine engel olmasına izin vermeyecektir" denildikten sonra YTL depo alım ihaleleri ve etkili döviz müdahalesine ilişkin ayrıntılara girildi. Açıklamada "Orta vadeli enflasyon bekleyişlerini düzeltmek amacıyla PPK politika faizlerini gözden geçirmiş ve güçlü bir parasal sıkılaştırmaya daha gidilmesine karar vermiştir" denildi
Türkiye, daha çok etkilendi
PPK açıklamasında, uluslararası mali piyasalarda mayıs ayında başlayan hareketliliğin temelinde, gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının parasal sıkılaştırma ve faiz artırım sürecinin tetiklediği portföy hareketleri sonucunda gelişmekte olan ülkelerin mali varlıklarına olan talebin ciddi bir şekilde daralmasının yattığı değerlendirildi. Bu talep daralmasının gelişmekte olan ülkelerde, özellikle son 3 günde, gerek döviz kurları, gerekse orta ve uzun vadeli faiz oranları üzerinde ekonomik temellerin gerektirdiğinin ötesinde bir baskı yaptığı anlatılan açıklamada "Türkiye ise bu gelişmelerden, yurtdışında yerleşiklerin ellerinde tuttukları portföyün yapısının da katkısıyla daha fazla etkilenmiştir" denildi.
Enflasyon analizi yayımlayacak
Açıklamada 20 ve 25 Haziran 2006 tarihlerindeki PPK değerlendirmelerinin özetinin 28 Haziran 2006 tarihinde birleştirilmiş olarak yayımlanacağı ifade edilerek, Temmuz ayından itibaren açıklanan aylık enflasyon verilerinin doğru anlaşılmasına katkıda bulunmak amacıyla, fiyat endekslerinin açıklanmasını takip eden 2 işgünü içinde enflasyon gelişmelerini mercek altına alan teknik bir not yayımlanacağı da bildirildi. Açıklamada, ekonomideki son gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin yansımalarının değerlendirileceği Enflasyon Raporu'nun ise 28 Temmuz 2006 tarihinde yayımlanacağı kaydedildi.
YTL depo alım ihalesi nedir?
Merkez Bankası (MB), YTL likiditesinin fazlalaştığı zamanlarda, bu paranın olumsuz etkisini önlemek için (sterilize etmek) depo alım ihaleleri yapıyor. Yani bankalar ellerindeki YTL'yi; döviz satın almak yerine MB'de tutmaları karşılığında belli bir faiz kazancı sağlıyorlar. MB, gerek depo edilen paranın vadesi gerekse tutarı konusunda esnek yani sınır koymayarak; yüksek faiz vermek pahasına piyasalardaki fazla YTL'yi kontrolüne alıyor. MB, bu ihaleleri bazen haftada 2-3 kere düzenleyebiliyor.
Medya desteği zaten var, piyasa önemli
Pınar Arat
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomik çalkantılarla ilgili açıklamaları sırasında medyadan destek talebine, gazetelerin ekonomi yöneticilerinden yanıt geldi: "Zaten destek veriyoruz. Telaşa yol açmadan kamuyu bilgilendirmeye çalışıyoruz." Dalgalanmaların ekonomi yönetiminde bazı değişiklikler gerektirdiğini belirten ekonomi müdürleri, Merkez Bankası (MB) Başkanı'nı değiştirmek için erken olduğunu ancak Devlet Bakanı Ali Babacan'ın ekonomi bakanı ve başmüzakereci şapkalarından birini başkasına devretmesi önerisi getirdi.
Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü Vahap Munyar: Biz olayları telaşa neden olmadan yansıtmaya çalıştık. Dolayısıyla Başbakan Erdoğan'ın istediği desteği zaten veriyoruz. Hükümet, dalgalanmaları azaltmak için en azından Devlet Bakanı Ali Babacan'ın üstündeki yükü hafifletebilir. MB Başkanı Durmuş Yılmaz, "proaktifiz" diyor ama bunu piyasaya göstermesi lazım.
Radikal Gazetesi Ekonomi Müdürü Ruhi Sanyer: Babacan'ın yükü azaltılmalıdır. Şimdi çalkantı yaşanıyor. Hem ekonomi hem de AB müzakerelerine yeterli zamanın ayrılabilmesi için iki ayrı bakanın görev yapması doğru olur. Belki MB'ye dışardan müdahale yapılmaması yarar sağlayacaktır. Medya Başbakan'ın istediği desteği zaten veriyor. Kimse ekonomi kötüye gitsin istemiyor.
Milliyet Ekonomi Müdürü İbrahim Ekinci: Dalgalanmaların nedeni medya değil ve sorunlar medya desteğiyle çözülebilecek sorunlar değil. Türkiye'nin sorunu hükümetin dalgalanmaya karşı işini bilir bir görüntü verememesi. Birçok yorumcu MB Başkanı'nın değişmesini olayların başlangıcı sayıyor. Burada hükümet çok anlamsız bir tasarruf yaptı. Piyasaya daha fazla güvensizlik verecek adımlardan kaçınmak gerek.
Zaman Gazetesi Ekonomi Müdürü Turhan Bozkurt: Başbakan'ın haklı olduğu bir nokta var. Subjektif değerlendirmeler öne çıkıyor. Yapılması gereken daha fazla uzman yorumuna ağırlık vermektir. Dünyadaki sıcak paranın yeniden faize doğru yöneldiği görülüyor. Bu noktada ekonomi sayfalarının çok kritik bir önemi var.
Vatan Gazetesi Ekonomi Müdürü Açıl Sezen:
Hükümet medyanın eline son dönemde o kadar çok koz veriyor ki. Sorun bence kötü yönetimden kaynaklanıyor. Eğer Osman Durmuş, Merkez Bankası Başkanlığı'na geciktirilmeden atansaydı, dünya genelinde yaşanan bu fırtınaya karşı önlemler daha iyi alınabilirdi. Eğer siz süreci yanlış yönetiyorsanız medya eleştirmeye devam eder.
kaynak = www.referansgazetesi.com


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla