• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    arsenik799 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2006
    Mesajlar
    5,043
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Onay Ermeni isyanları, Batı devletlerinin ve Rusya'nın nezaretinde çıkarıldı..

    MHP MYK üyesi Abbas Bozyel'in araştırması

    Tehcir kanunun yayınlanmasına vesile olan ve bir yangın gibi ülkemizi kuşattığı "Ermeni isyanları" nın mâhiyetini kavramak zorundayız. Bu isyan ve terör eylemlerinin kimler tarafından, hangi devletler ve kuruluşlar tarafından desteklendiğini de bilmek zorundayız. Geniş bir bilgi ancak tarihi iyi okumakla mümkündür.

    Tarihe mal olmuş, sonuçları itibariyle, "varlığımızı ortadan kaldırmaya yönelik" bu isyanların teşhisini koyamadıktan sonra, ne "tehcir" yasasını anlayabiliriz, ne de Batılı Devletlerin sözde "Ermeni soykırım" iddialarının arkasında niçin? bu kadar şiddetli bir şekilde durduğunu kavrayabiliriz.

    Dolayısıyla ihtiyaç hissedilen doğru ve gerçek bilgilere ulaşmak için evvele tarihe müracaat etmek gerekir. Tıpkı: Türkiye'nin doğusundaki toprakların büyük bir bölümünü Ermenilere vermek isteyen ABD eski başkanı Woodrov Wilson'un gönderdiği heyetin başkanı General Harbord'a, Kazım KARABEKİR PAŞA'NIN söylediği gibi "..

    Siz ne yazık ki Türk Milletini tanımıyorsunuz. Haksız ve utanmadan yapılan propagandanın etkisi altındasınız. Siz evvela bizimle anlaşınız; BAĞIMSIZLIĞIMIZI VE ŞEREFİMİZİ HUZURSUZ ETMEYİNİZ ve bundan sonrasını TÜRK'ÜN HAK SÖZÜNE VE DUYGUSUNA EMANET EDİNİZ. Cihanda Türk'ün sözü kadar inanılır bir sigorta yoktur. İŞTE TARİH'85 ALIN VE İNCELMEYİN'85 " sözleri Türk Milleti'nin milli karakteri ve azınlıklara karşı tutumu konusunda ne kadar adil ve insani olduğunu gözler önüne sermektedir. Çok açık ifade etmek gerekir ki; Ermeni meselesi de dahil olmak üzere ne kadar "TALEP" ve verilen "İMTİYAZ" varsa, hepsinin temelinde BATININ ŞARK POLİTİKALARI GERÇEĞİ YATMAKTADIR. Şimdi de; hedef ve muhtevaları aynı, ambalajı değişik metotlarla ülkemizi ve bölgemizi ayrıştırmaya devam etmektedirler.

    Yazı dizimizin başında da belirttiğimiz gibi Batı Dünyası ve Rusya, suçluluk telaşı için de, olayların içyüzü bilinmesin diye, devamlı olarak Türkiye'yi ve Türkleri itham eden çalışmalar içerisindedir. Vicdan sahibi, gerçeklerin saklanmasının "insanlık suçu ve ayıbı" olarak gören, 1. Dünya savaşında çıkan olaylara şahit olan, Ermeni Terör örgütlerinin öncülüğündeki komitacıların, savunmasız insanlara neler yaptığını gören, bazı devlet adamlarının, komutanların ve gazetecilerin söyledikleri o günkü olayların gerçek yüzünü sergilemesi bakımından çok önemlidir. Bilinmelidir ki Batı Dünyası; tarihi gerçekleri saptırmayı devlet politikası olarak yapmakta, diğer taraftan da "Türkiye meselesini veya Doğu sorununu" sadece milli çıkarları için değil, kendisi için bir milli kimlik davası olarak görmektedir. Bu yüzden Ermeni Meselesini de bu manada kullanmakta ve saptırmaktadır.

    İsyanlar başlıyor

    Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamak için çıkartılan isyanlarda rol oynayan en önemli iki terör örgütü "Hınçak ve Taşnak " örgütleridir. Bu ihtilalci kuruluşlardan "Hınçak" : 1887 yılında Cenevre'de kurulmuştur. Hınçak örgütünü kuranlar hayatları boyunca Osmanlı Ülkesini dahi görmemişlerdir. Bunlar Avrupa'da yetişen marksist ideoloji taraftarı ihtilalci ruhlara sahip gençlerdi. Bunları bir araya getiren Portkalyan'ın gazetesidir.

    Hınçak Komitesinin öncüsü, Potakalyan denilen Ermeni, 1848 yılında Istanbul'da doğmuştur. 1885 yılında Van'da halkı isyana teşvik edecek propagandalar yaptığı anlaşılınca Marsilya'ya kaçan ve orada "Armenia" adlı bir dergi ile ihtilalci fikirleri yaşatan birisidir.

    Daha sonra adamlarından birisini tekrar Van'a göndererek "Armenekan" adlı cemiyeti kurdurur ve Ermeni halkını kışkırtacak çalışmalarını devam ettirir. İşte Hınçak Terör Komitesi bu çizginin devamı olarak kurulur. Bu örgütün amacı, isyanlar yoluyla Osmanlı'yı parçalamak, bu topraklar üzerinde bir Ermeni Devletinin kurulmasını sağlamak, daha sonra İran ve Rusya'daki Ermenileri de kapsayacak şekilde Büyük Ermenistan Devletini oluşturmaktı. Bu gayeyle de halkı silahlandırdılar ve örgütlediler.

    "Daşnak Sutyan" Ermeni terör örgütü 1890 yılında kurulmuştur. Bütün amacı karışıklıklar çıkarmak, Türk ahaliyi bulundukları yerden göçe zorlamak, bunları gerçekleştirmek için de Müslümanları öldürmek, işkence yapmak ve ihtilalci gençlere silah dersleri vermek gibi hareketlerde bulunuyorlardı. Zaten "Daşnak Sutyan" ın Ermenice karşılığı, Ermeni İhtilalci Federasyonu demektir. Rusya dahil olmak üzere, çeşitli ülkelerdeki cemiyetlerin birleşmesiyle kurulmuştur. Bu iki terör komitaları başta olmak üzere, bütün gizli-açık kurulu cemiyetler, ve özellikle Ermeni Patriği, Avrupa ülkelerinin dikkatini çekmek için mutlaka isyan hareketlerinin başlaması gerektiği hususunda hemfikirdirler.

    Hatta Patrik, Berlin Kongresinden sonra Ermeni milli Meclisinde yaptığı konuşmada, hem gençleri hem öğretmenleri, Doğu vilayetlerine gitmesi için teşvik etmiştir. Artık ekilen kin, nifak ve ayrılık tohumları yeşermeye 1880'li yıllardan itibaren boy vermeye başlamıştır. Erzurum'daki İngiliz Konsolosu Ewerett ve Van'daki İngiliz Konsolosu Yüzbaşı Clayton yazdıkları raporlarında; hem Avrupa'dan hem de Rusya'dan gelen silah ve cephane malzemeleriyle ihtilalci gençlerin bölgeye akın etmesiyle yakın zamanda Ermenilerin isyan hazırlıkları içerisinde oldukları ihtimallerini dile getiriyorlardı.

    İzmir konsolosu Wilson da (23 Aralık 1880 tarihli ) raporunda; çok sayıda Ermeni gencinin isyan çıkarılması için ve destek olarak Van'a gittiğini bildiriyordu. Trabzon konsolosu Biliotti 5 Mart 1881 yılında kaleme aldığı raporda "Van'daki isyanların bizatihi Rus konsolosu Kamsergan tarafından kışkırtıldığını" yazıyordu. Kısaca değindiğimiz bu tarihi raporlarda da görülüyor ki; Van'da baş gösteren isyanı destekleyenler arasında Rusya, İngiltere ve Fransa Konsolosluklarıyla Amerika ve diğer ülkerin misyonerleri vardı. Ermeni komitacıları olmasaydı, elbetteki bu olaylar olmayacaktı. Dörtlü cephede ölüm kalım savaşı veren Osmanlı devleti da bu ihanetlerin karşılığında "TEHCİR" kararını çıkarmayacaktı.

    Mesela o yıllarda Doğu Anadolu'yu gezen Sidney Whitna adındaki gezginin, İngiliz Konsolos Graves'le yaptığı konuşma düşüncemize haklılık kazandıracak mahiyettedir. Sidney Whitman Garaves'e "Osmanlı ülkesine Ermeni komitaları gelerek, Ermeni halkını isyana teşvik etmeseydi, herhangi bir öldürme olayı olacağını düşünür müydünüz? " diye sorduğunda; konsolos "şüphesiz hayır, tek bir Ermeni dahi öldürülmezdi" diyor. Ermeni çeteleri Ermeni nüfusunun en az olduğu bölgelerde olay çıkarıyordu.

    Maksatları; Türklerin galeyana gelerek, Ermenilere saldırmalarını sağlamak, böylece bu saldırıların Avrupalılar tarafından duyulmasını ve bu sayede Avrupa'nın da tam desteğini temin etmek gayesine yönelikti. Fakat Türkler bu yola başvurmadıkları için, bu planlarını çoğu zaman Türk kılığına girerek kendi insanlarını öldürerek gerçekleştirmeye çalışıyorlardı.

    Osmanlı Devleti'nin isyanları ve baskınları önlemek için aldığı her asayiş tedbirini, Avrupalı devletler "Hıristiyan ahaliye baskı yapıyorsunuz" gerekçesiyle engelliyorlardı. Hatta 8 Aralık 1882 tarihinde Erzurum'daki "Anavatan Müdafileri" isimli Ermeni cemiyetinin gizli faaliyetleri üzerine elemanları tutuklanıp, cemiyet kapatılınca İngiliz Elçisi Dufterin Padişah'a "eğer Ermeniler için ıslahat yapmazsanız, Kıbrıs Anlaşmasının tatbik edilmeyeceği tehdidini" savurur. Daha sonra saray yönetimi, bu olayla ilgili hüküm giyen 40 kişiyi affeder. Padişah II. Abdülhamit İngiltere, Fransa ve Amerika dahil olmak üzere yurt dışında kurulan Ermeni komitalarının faaliyetlerine karşı aldığı tedbirlerden, hem Ermeniler, hem onları destekleyen adı geçen ülkeler rahatsız oldular.

    İsyanların yaygınlaşması ihtimalleri artınca Osmanlı Hükümeti aldığı kararla tüm mahalli birimlere verdiği emirde "Şüphelendikleri her kişi, ev ve yerlerin aranması" nı istedi. İlk ciddi olay 20 Haziran 1890'da Erzurum'da patlak verdi. Erzurum'daki bir kilise ve Ermeni okulunda silah üretildiğini ve depolandığını haber alan güvenlik kuvvetlerinin buraları araması üzerine ertesi gün Ermeni Ahalinin ayaklanması meydana gelir. Çıkan olaylarda 8 Ermeni, 3 Türk ölür. Bu olayların duyulması üzerine; Avrupalılar "Ermeniler katlediliyor" şeklinde yoğun bir propaganda başlatırlar. Diplomasi litaratürüne "Ermeniler katlediliyor" sözü ilk defa bu olayla geldi. Bu ayaklanmaya karışan tutuklu Ermenilerin, büyük devletlerin baskısıyla serbest bırakılması bundan sonra meydana gelecek isyanları arttırmış, isyancıları da daha da cesaretlendirmiştir.

    Kumkapı gösterileri ve diğerleri

    Erzurum isyanının peşinden 15 Temmuz'da Kumkapı nümayişlerine başlatırlar. Maksatları, "İmparatorluğun pay-i tahtında" da olay çıkarabilecek güçte olduklarını göstermektir. 1892 yılında İngiltere'de Biadstone'nin iktidara gelmesi ile daha da cesaretlenen Ermeni Komitacıları her ayaklanma sonrası "İhtilalciler için çıkarılan genel af"lardan dolayı daha da pervasızlaşırlar. 1893 Eylül ayında Merzifon'da 25 güvenlik görevlimizi şehit ederler. Aralık 1893'te Yozgat'ta, Ağustos ayında da Tokat'ta isyan teşebbüslerinde bulunup olaylar çıkarırlar.

    Hadiselerin önü alınamıyor

    Osmanlı Hükümetinin tavizkar tutumu isyan hareketlerini imparatorluk geneline yayıyordu. Bunlardan en önemlisi Avrupa devletlerinin Osmanlı Hükümeti üzerinde baskılarını arttırdıkları bir dönemde meydana gelen Sasun isyanıdır.

    Van bölgesinde yaşayan Ermenilerin çıkardıkları bu olayın amacı her zaman olduğu gibi Avrupalıların müdahalesini gerçekleştirmek ve Osmanlı üzerindeki baskılarını artırarak bir Ermeni Devleti'nin kurulmasının hızlandırılmasını sağlamaktı. Sasun'daki Ermeni ayaklanması üzerine, Avrupa'da Ermeniler lehine mitingler düzenlendi. Parlamentolarda özel oturumlar yapıldı.

    Osmanlı Hükümeti, Avrupa'da aleyhimize gelişen bu durum karşılığında Almanlardan yardım talep eder. Babıâli, İngiltere, Fransa ve Rusya konsolosluklarının tahkikat komisyonlarında vazifelendirilmesini, yoğun baskılar üzerine kabul eder.

    Tahkikat sonucunda Ermenilerin iddialarını doğrulayacak delillere rastlanmamakla beraber bu olay sonrasında Osmanlı üzerindeki Avrupa'nın yoğun baskıları had safhaya vardı. Sason hareketinden sonra Osmanlı Devleti'ne bir ıslahat listesi verildi. Islahatların Erzurum, Bitlis, Van, Sivas, Elazığ ve Diyarbakır olmak üzere 6 vilayette yapılması isteniyordu. Böylece ilk defa "Vilâyât-ı Site Meselesi" ortaya çıktı. Bu aynı zamanda hayali "Ermenistan'ın hudutları" demekti. Bu nota ile Osmanlı "zulmünden" bahseden devletler özellikle şu hususların yerine getirilmesini Osmanlı Hükümetinden talep ettiler.

    6 vilayette yeniden düzenleme yapılmalı, ahali etnik durumlarına göre ayrı ayrı yerleştirilmelidir. 2. Valilerin tayinlerinde büyükelçilerin onayı alınmalı, 3. Ermeniler için genel af çıkarılmalı, 4. İşledikleri cinayetlerden dolayı, yurt dışına kaçan Ermeni teröristlerin geriye dönmeleri sağlanmaları, 5. Olaylarda zarar gören Ermenilerin zararları karşılanmalı, şeklinde sunulan onlarca maddelik notalardan önemli olanlardan yazdığımız bu birkaç maddelik istekler bile, Avrupalıların bize sömürge gözüyle baktıkları, konsolos ve valileri de sanki "Sömürge valisi" imiş gibi davrandıkları görülmektedir.

    I. Sasun olayları için tahkikat üzerine tahkikat yapıldı. Bu olayları başlatan Damadyan'ın mahçup olması üzerine Murat takma adı ile isyanı organize eden Hamparsun Boyacıyan olmuştur. Ne kadar acıdır ki Murat takma isimli bu Ermeni II. Meşrutiyet Döneminde Kozan Milletvekili olarak Meclise girmiştir. Durmak bilmeyen isyanlar yurdun dört bir yanını sarıyordu.

    İhanet eden, öldüren, yakan, yıkan, zalim ve gaddar olan Ermeniler olmasına rağmen, Avrupalılar onları hep "masum" olarak gösteriyordu. Avrupa devletleri "Hıristiyan Ermenilerin", Türkler tarafından katliama tabi tutulduğunu yayıyor, Ermeni isyanlarını teşvik ediyorlardı. 1895 18 Eylül'ünde, Van, Muş ve Bitlis'ten gelen Ermeniler, Ermeni papazlarının öncülüğünde İstanbul Kumkapı Semtinde yaptıkları ikinci nümayişte onbaşı Servet Bey'i ve sivil insanları öldürmüşlerdir.

    Zeytun ve Van isyanlarında binlerce Türk katledildi. Gittikçe azıtan Ermeniler Osmanlı Bankası'na baskın düzenlediler. II. Sasun isyanının peşinden Ermeniler 21 Temmuz 1905'te Sultan II. Abdülhamit'e başarısız bir suikast düzenlediler. Belçika'dan getirilen bir arabanın içine yerleştirilen saate bomba, padişah Cuma namazından geç çıkınca, belirlenen saatte patlamış ve bir çok masum insan canından olmuştur.

    Bu isyanlardan binlerce Türk öldürülmüş, zulüm görmüş, devlet zarara sokulmuştur. II. Meşrutiyetten sonra , yine Erzurum, Kars, Iğdır, Çıldır, Göle, Oltu, Trabzon, Bitlis yine Van, Diyarbakır ve bunun gibi illerde ve kaza ve köylerde insanlar toplu olarak samanlıklara, tandır damlarına ve camilere doldurulup yakılarak öldürüldüler. Diri diri toprağa gömdüler.

    alıntıdır.

    (1881-....)


  2. #2
    sarhosi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    sözdeermeni konusu amma abartıldı
    ?atasagun <<< TÜRKYAŞAM HASTAHANESİ >>>?atasagun




    buyur memleketim

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Rusya'nın Türkiye'ye 'gaz' oyunu
    2005 Konuları bölümünde Prince Of Pain tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 12.12.05, 18:41
  2. Rusya'nın İklim Savaşı
    2005 Konuları bölümünde alize1005 tarafından açılmış
    Yanıt: 16
    Son Mesaj: 28.09.05, 17:06

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •