1. ORTAK ÇALIŞMALAR :
İngiltere, doğuda dinin oynadığı politik rolü geçte olsa kavradı. Fransa gibi Osmanlı topraklarında siyasi ve idari nüfuzunu arttırmak için dini bir araç olarak kullanmaya başladı. XIX. Yüzyılın başından itibaren İngiltere, Osmanlı Devleti’ne çok sayıda Protestan papazlar göndererek , misyonerlik faaliyetlerine ağırlık verdi. İngiltere’nin bu faaliyetlerini başta Amerika olmak üzere Almanya da destekledi. Ortak çalışmaların sonunda İngilizlerin himayesinde bir Protestan topluluğu oluştu. Ancak bütün gayretlere rağmen Protestanlığı seçenler arasında büyük bir artış olmadı. Oysa İngiliz ve Amerikan misyonerleri Protestanlığı kabul edenlere İngiltere’nin resmi yardımını vaad ettikleri gibi bol miktarda para da veriyorlardı. Bu dönemde protestan misyonerlerin Ermeniler arasındaki eğitim-öğretim faaliyetleri her geçen gün yoğunlaştı. Önceleri yalnız Protestan din eğitimi üzerinde duran misyonerler daha fazla öğrenci çekebilmek için giderek laik eğitime önem verdiler.

İstanbul’da İncil propagandası yapmak için Bible House’un (İncil evi) bir şubesi açıldı ve şark dilleri içinde bir matbaa kuruldu. Bundan sonra Protestanlık Ermeni toplumu içerisinde yavaş yavaş yayılmaya başladı. İngiltere’nin misyonerlik faaliyetleri de sürekli arttı. Bebekte Amerikan misyoneri Dr.Hamlin Koleji’nin kurulmasıyla pek çok Ermeni öğrenci buraya yerleştirildi. İngilizce’yi öğrenen Ermeniler Protestanlığı kabul etmek için daha uygun hale geliyorlardı.



İngiliz hükümeti Osmanlının siyasi durumundan kaynaklanan Katolik misyonerlerin faaliyetlerine engel olmak maksadıyla 1840’lı yıllardan itibaren çalışmalarını hızlandırdı. Bu yapılan çalışmalar ilk anda dini nitelikte görülmekle beraber gerçekte durum İngiltere’nin, Fransa ve Rusya’ya karşı Osmanlı ülkesinde kullanabileceği Protestan cemaatin meydana getirilme çabasıydı.



İngiltere, Amerika ve Almanya’nın himaye ve gayretleriyle oluşan Protestan topluluğu Osmanlı hükümeti 1847 yılında MİLLET olarak tanıdı. Bu durum 1850’de kesinlik kazandı. Islahat Fermanının (1856) getirdiği vicdan özgürlüğü ilkesi, dış güçlerin misyonerler vasıtasıyla mezhep değiştirmeye yönelik faaliyetlerini arttırdı. Bu gelişmeden en çok Ermeni toplumu etkilendi


2. İNGİLTERE’NİN PROTESTANLIĞI ERMENİLERE BENİMSETME ÇABALARI


İngiltere’nin Osmanlı Devleti ile münasebetleri 1780’lerden sonra Amerika’daki kolonileri kaybetmesiyle gelişmeye başlamıştır. Böylece İngiltere’nin ağırlık merkezi Atlantik’ten Doğuya kaymış oldu. İngiltere 1788-1791 Osmanlı-Rus Harbinde bir daha çıkmamak üzere şark meselesinde devreye girmiş oldu. Burada önemli noktayı Hindistan ticareti ve bağlantılı yollar kontrol altında tutmak oluşturuyordu. Bu alanda İngiltere ilk önce Fransa ile çatıştı. Bu mücadelelerin çoğundan galip çıkarak Hindistan’ın ve bağlantı yollarının tümünü ele geçirdi. Hatta Akdeniz üstünlüğünü dahil Fransa’nın elinden aldı. Bu noktada ihmal edilemez bir başka devlet olan Rusya’ya karşı da tedbirler alınması gerekiyordu. Bu devletin sıcak denizlere inmesini engelleyici pozisyonda Osmanlı Devleti vardı. Ancak onun da uzun süre Rus politikasına karşı koyacak hali yoktu.

Nihayet Protestanlığın Osmanlı topraklarında yayılmasıyla İngiliz nüfuzunun bununla birlikte yayılacağından İngiltere emin oldu. Çünkü aynı yolu Fransa ve Rusya deneyerek başarıya ulaşmışlardı. İngiltere Rusya’nın Boğazlar ve İstanbul’u kesinlikle ele geçirmesini istemiyordu. Bu nedenle ilk tedbir olarak, 1836 yılından itibaren şarkta eskisinden daha mühim bir ticari mevki elde etme ve Osmanlı Devleti’yle ikili münasebetlerini kuvvetlendirme yoluna gitti. 1838 yılında imzaladığı ticaret antlaşmasıyla İngiltere geniş ticari ve iktisadi menfaatler sağladı. Bu dönemden sonra da misyoner faaliyetlerini Amerika ile koordineli olarak arttırdı.



İngiltere hükümeti tarafından yönlendirilen İngiliz Kilisesi ve Amerikan Protestan cemiyetleri vasıtasıyla Ermenilere yönelik faaliyetleri eski Ermeni kültürünü diriltti ve ermeni milliyetçiliğine zemin hazırladı. Başka bir ifade ile, Ermeni toplumundaki Rus Ortodoks, Fransız Katolik tesirleriyle beraber gelişen farklılaşmaya Protestanlık etkisiyle bir halka daha eklendi.

3. AMERİKAN MİSYONERLERİN PROTESTANLIĞI ERMENİLERE
BENİMSETME ÇABALARI


XVIII. asrın sonlarına doğru Amerikalılar ticaret gemileriyle İzmir limanına gelmişlerdir. Amerikan tüccarı bu tarihten itibaren İzmir’de sürekli ticaretle meşgul oldu. 1820’li yıllarda Amerikan misyonerleri de aynı yolla İzmir’e gelerek Osmanlı topraklarına dağıldılar. Türkiye’de ilk misyoner mektebinin açılması da bu dönemde olmuştur. İlk misyoner mektebi Miss Mary Reymond tarafından Amerikan Board bünyesinde olmuştur. (1826) Bunlar eğer mümkünse Türk çocuklarına hayat yolunu öğreteceklerdi. Bu mektep çok başarılı olmuş ve bu kadın dört yıl sonra İstanbul’a nakledilmişti. Türkiye misyoner mekteplerinin anası olan bu kadın, daha birçok memleketleri dolaştıktan sonra 1895 yılında ölmüştür.



1830 yılında Osmanlı Devleti ile Amerika arasında yapılan ilk ticaret anlaşması ile Amerika’ya EN ZİYADE MÜSAADEYE MAZHAR (En çok kayrılan ülke) statüsü verildi. Böylece kapitülasyon haklarından en çok yararlanan ülkelerden biri durumuna geldi. Aynı antlaşmanın üçüncü maddesine göre Amerikan tüccarlar Osmanlı topraklarında simsarlar kullanabilecek , bunlar herhangi bir millet ve dinden olabilecekti. Amerikan tüccarları tarafından bunların çalıştırılmasına Osmanlı makamları karışamayacak tüccarlar rahatça iş görebileceklerdi.



Bu şartlar sayesinde Amerika misyonu İngilizler’le beraber Osmanlı içerisinde çok çabuk aşama kaydetti. Asırlardır Osmanlı topraklarında Fransızlar’ın yapamadığı kuvvetli teşkilatlanmayı bu misyonlar çok kolay başardı. Burada dev adımlar Tanzimat Fermanından da destek alarak özellikle Kırım harbinin geliştirdiği durumu kullandı, Islahat Fermanıyla pekiştirildi.



Amerikan Protestan misyonerleri Osmanlı topraklarına Müslümanlar ve Yahudiler için gelmişlerdi. Ancak üç faktör yüzünden Hıristiyan azınlıklara yöneldiler.



1-Müslümanları Hıristiyan yapmanın zorluğunu gördüler.

2-Yerli Hıristiyanlar arasındaki çalışmalarının sonuçlarını aldılar.

3-Hıristiyanlığın o günkü haliyle İsa’nın dinini temsil etmekten uzak olduğunu gördüler.


Amerikan misyonerleri Osmanlı topraklarını dört çalışma bölgesine ayırdı. Azınlık olarak da Bulgarlar ve Ermenilere yöneldiler Bu dört bölgeden üçü Anadolu’da ve Ermenilere yönelikti. Bunlar :



1-Batı Anadolu Bölgesi : İstanbul, İzmit, Bursa, Merzifon, Kayseri ve Trabzon yöreleri,

2-Orta Anadolu Bölgesi : Toros dağları güneyinden Fırat nehri vadisine kadar uzanan bölge(Özellikle Antep ve Maraş)

3-Doğu Anadolu Bölgesi : Harput(Elazığ), Erzurum, Van, Mardin ve Bitlis vilayetlerinden başka Rus ve İran sınırına kadar olan bütün bölgeyi kapsıyordu.



Burada Amerikan misyonerleri ile ilgili asıl önemli nokta diğer ülke misyonerlerinden farklı olarak her Ermeni köyüne hatta her Ermeni evine sızabilmiş olmalarıdır. Amerikalılar bu derinliğine çalışma ile diğer bütün çalışmaları geride bıraktılar. Böylece XIX. yüzyılın üçüncü çeyreğine girerken okul, hastane, matbaa gibi kurumlarıyla en güçlü Misyon haline gelen ülke Amerika oldu. Her misyonlarında ise halkla ilişkileri farklı bir özellik arz ediyordu. Örneğin Batı’da Eğitim, Orta ve Doğu Anadolu’da sağlık hizmetleri öncelikli hale geldi. Anadolu’daki eğitimin öncelikli hedefi Ermenilere ilk önce okuma ve yazmayı öğretmekti. Öyle ki Protestanlar halkın arasına en çok kitap satmak bahanesiyle giriyorlar çocuklara kitap yanında şeker vererek sempatilerini kazanıp kendi mezheplerine çekmeye çalışıyorlardı.


1852 yılında Amerikan misyoner rahip George W. Dunmore, Boston’daki merkez tarafından Doğu Anadolu’daki Ermeniler arasında inceleme yapmak üzere Geziye gönderildi. Bölgeyi her bakımdan inceleyen rahip raporunda en uygun yerin Harput Ovası olduğunu belirtti. Rapordan hemen sonra Harput’ta Amerikan misyonu kuruldu. Üç yıl sonrada Islahat Fermanının hemen ardından Amerikan Koleji açıldı. Kolejin ilk amacının Protestan din adamları yetiştirmek olduğu belirtildi. !880 yılına gelindiğinde Harput ovasında Amerikan misyonerlerin 62 küçük merkezi ve 21 kiliseleri mevcuttu. Hemen hemen her üç köyden birinde Protestan kiliseleri vardı. Protestan Ermenilerin yaptıkları bütün faaliyetlerin finansı Amerikalı misyonerler tarafından karşılandı. Bu ilk başarılı çalışma sonrasında Amerikan misyonerlerinin bir başka önemli başarısı İstanbul’da Robert Kolejin açılması oldu. Bunu Merzifon, Talas(Kayseri), Tarsus ve Bitlis kolejlerinin açılması izledi.



Yine 1893 yılına kadar Osmanlı devletinde 3 milyon İncil dağıtıldı. Buna ilave olarak dağıtılan diğer kitapların sayısı da 4 milyonu aştı. Toplam miktar 7 milyonun üzerindeydi ki yeni doğan bebekler dahil bir ortalama alınırsa her Ermeni’ ye 7 kitap düşmekteydi.

Erzurum Amerikan Konsolosluğu açılır açılmaz Ermeni meselesine girdiği gibi konsolosluk çalışanlarının hepsi Ermenilerden oluşturuldu. Ermeni ve Ermeni ihtilalcilerle çevresi kuşatılan konsolosluk o günlerde bol miktarda Amerikan Doları dağıttı. Konsolosluklarla tam bir koordine içerisinde çalışan misyonerlerin yoğun faaliyetleri sayesinde Ermenilerin yüzde on beş kadarı Protestan mezhebine geçirilebilmiştir.