• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    dislionur adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-01-2005
    Mesajlar
    29
    Karizma Gücü
    0

    Evrİm Teorİsİ

    Acaba sadece bir teori mi?Amaçları neler?Hiç gerçeklik payı var mı?Tartışalım derim ben...

    Bana kalırsa evrim teorisi saçmalıktan ibarettir.Çünkü iddia edildiği gibi ne bir ara geçiş formu canlısı bulunmuş, ne de sıfırdan bir canlı yaratılabilmiştir.
    Bu mesaj en son " 28.06.06 " tarihinde saat 13:36 itibariyle Ebruli tarafından düzenlenmiştir... Neden: flood...Arka arkaya mesaj yazmayınız lütfen...

  2. #2
    menaşık adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2006
    Mesajlar
    105
    Karizma Gücü
    0
    Kardeş bu konuyla alkalı güzel bir tartışma başlatılmış zaten istersen bi arattır. Üstelik tartışmanın sonucu tabiki herzaman olduğu gibi tutarsız ve kanıtsı olan evrim teorisinin çöküşü ile sonuçlanmış. Bir de arkadaşlar bilmem şu deney bu deney diye ortaya bazı deliller koymaya çalışmışlar. Anlıyacağan .... neyse
    tartışma yeri
    http://www.turkyasam.com/showthread....=evrim+teorisi

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşa bu konunun zaten tatışıldığını söylemeniz doğru da..tartışmanın "evrim teorisinin çöküşü" ile neticelendiği!!! sonucu doğru mu arkadaşım.
    Hani insanın gönlünden geçer tabii, ülkemizde bilimsel kuramların, gelişme ve hipotezlerin tartışıldığı,araştırıldığı,bilim üretilen bir ortam olsun.Ve dünyaca kabul gören ciddi bir kuramı "çökertecek"!! bilimsel çalışmalar bizde olsun diye ama...
    Her aklımızdan gönlümüzden geçen olmuyo/olamıyo malum..
    Biolog olmayan biologlar, bilim adamı olmayan -kerameti kendinden menkul- ulemalar, alakasız biçimde konuyu dinle ilintileyip sonuçta :aynaya bakıyorum ben maymuna benzemiyorum darwini çürütüyorum zaten kafir..vb.vb..ne darwinle, ne bilimle, ne dinle ilgisi olmayan bir ciddiyet ve üslupla bilgi ortamını çürütüyorlar..
    Ortalığı kesif bir "çürük" kokusu sarmış durumda. (Çürük çarık yaklaşımlardan sonra başkada olamaz zaten.) Ama bilim dünyası ve dünya -her ne hikmetse!!- hala tebessümle bizi izliyor.
    Forumlarda metrekareye 5-10 darwin çürütücüsü!! düştüğü halde üniversiteler çürütme uzmanlığını bilimsel bir alan olarak kabul etmiyorlar.
    Kısaca arkadaşlar "çürüklük" meselesi var.doğru..ama çürüğün kaynağı burun hassasiyetinize!! bağlı..

  4. #4
    Doomhammer1903 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2005
    Mesajlar
    999
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı dislionur tarafından gönderildi.
    Bana kalırsa evrim teorisi saçmalıktan ibarettir.Çünkü iddia edildiği gibi ne bir ara geçiş formu canlısı bulunmuş, ne de sıfırdan bir canlı yaratılabilmiştir.
    Kusura bakma ama yaradılışda olay zaten sıfırdan canlı yaratmaktan ibarettir.

    Evrim teorisi bilimsel kanıtlara dayanarak kanıtlanmış bir düşüncedir. Günümüzdeki tıp bilimi, gen bilimi, biyoloji ve hatta paleontoloji ve jeoloji bilimlerinin de temelini oluşturmaktadır.

    Evrim teorisini kanıtlayacak fossil kanıtları mevcuttur (kabaca, "geçiş formu" olarak nitelendirdiğin canlıların çoğunun da fossil kanıtları var), jeolojik anomaliler de vardır. Fakat evrim teorisi için toprak kazımak zorunda değilsin. Hastane veya tıp araştırma merkezlerine git. Daha da kolayı çocuk yap, zira anne ve babanın genleri çocuğa geçer (iyi veya köt&#252 ve buda binevi bir evrimdir.

    Evrimden bahsederken o japon çizgi filmlerindeki gibi aniden şekil değiştirmeye değil, milyonlarca yıl içinde bir canlının genetik özelliklerinin karışarak, en nihayetinde farklı bir canlı oluşturmasından bahsediyoruz.

  5. #5
    Gökhan09 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-05-2006
    Mesajlar
    3,420
    Karizma Gücü
    7
    Evrim teorisi halen insanlığın başlangıcını en kuvvetli olarak açıklayan ve gün geçtikçe gelişen bir teoridir.

    Ara geçiş canlıları olarak tabir edilen onlarca fosil bulunmuştur.
    Al Bundy'nin Marcy'ye daha çekici görünmek için tavsiyesi...


    Saçını kazıt. Kafanın arkasına Cindy Crawford'un yüzünü dövme olarak yaptır ve geri geri yürümeyi öğren.

  6. #6
    Herdaim UNdocab adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2005
    Mesajlar
    2,141
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Doomhammer1903 tarafından gönderildi.
    ...

    Evrim teorisi bilimsel kanıtlara dayanarak kanıtlanmış bir düşüncedir. Günümüzdeki tıp bilimi, gen bilimi, biyoloji ve hatta paleontoloji ve jeoloji bilimlerinin de temelini oluşturmaktadır.

    Evrim teorisini kanıtlayacak fossil kanıtları mevcuttur (kabaca, "geçiş formu" olarak nitelendirdiğin canlıların çoğunun da fossil kanıtları var), jeolojik anomaliler de vardır.
    ...
    Kanıtlanan birşeye teori denmez. Evrime dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Bahsettiğiniz gibi kanıtlar falan da yoktur zaten. Bir sürü fosil bulunmuştur milyonlarca yıllık ve hiçbir değişiklik göstermeyen.

    Tek sorum dünya soğuduktan ve katılaştıktan sonra. Ne olmuş olabilir ki durup dururken taş toprak metal vs can kazanmış olsun?

  7. #7
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,467
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Evrim teorisinin cevap veremediği en zor soru ?

    Tmm herşey 1'den başladı 2-3-4-5-6-7-8-9-10 diye vevam ediyor...

    0 Nasıl oluştu yani bunun başlangıcı nedir...
    0 Gazdandan mı oluştu peki gaz neden oluştu ?

    Bunun ilki nedir evrim teorisi bunun cevabını veremiyor bildiğim kadarıyla...
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  8. #8
    K_U_M adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    7
    Konu felsefi tartışma ve sorgulama bölümünde açıldığına göre bilimsel değil felsefi açıdan konuyu ele almamız gerekir diye düşünüyorum. Bilimsel olarak istesem de ele alamam, çünkü ben bilim adamı değilim. Bu konuyla ilgili de bilimsel bilgiye sahip değilim.

    İnsan düşünen bir varlık diyoruz. Evrende şu ana dek bizim gibi; düşünebilen ve bunları uygulayıp bir sonraki nesline aktarabilen başka bir canlı türüne de rastlayamadık. Tüm bunları bir evrim sürecinin sonucunda elte ettiğimiz söylenmekte, idda edilmekte yada empoze edilmekte. Birde aslında direk bu üstünlüğe kavuştuğumuz savını güden bir yaratıcının yaratması mevzuu var. Birileri evrimin varlığını yaratıcının yokluğunun ispatı olarak görürken birileri de yaratıcının varlığını evrimin yokluğunun ispatı olarak görüyor. Bu iki fikir haricinde birde son zamanlarda bir yaratıcının olduğu ama evriminde dünyanın gerçeği olduğunu savunanlara rastlıyoruz.

    Yaratıcı evreni kendisinin yarattığını ve herşeyi yoktan varettiğini, kendisinin yoktan varetmeye muktedir olduğunu söylüyor. Bazı insanlar ise bunun böyle olmadığını büyük patlama olduğunu, sonra herşeyin kendiliğinden geliştiğini söylüyor.

    Tüm bunlar insan denilen, düşünebilen, konuşabilen, anlatabilen, dinleyebilen, öğrenebilen, öğretebilen, yapabilen ve yıkabilen dünyada keşfedilmiş birçok canlı türüyle aynı fiziksel özelliklere sahip(kulak, göz, ayak, el, burun, agız, yani bir sürü organ) bir varlıkça ortaya konuluyor. Şu ana değin insan haricinde bir yaratıcıdan ve evrimden bahseden canlı türü yok. En azından bilmiyoruz.

    İnsan için görünmeyene duyulmayana ve dokunulmayana inanmak o kadar kolay bir durum değil. Ben seni yarattım ve ben heryerdeyim, herşey benim ve benim eserim ve sen de bana aitsin diyen ama gözün göremediği, kulağın duyamadığı, elin dokunamadığı bir yaratıcı. İspatı zor, idraki oldukça güç bir durum. Varlığına işaret eden en büyük deliller insanoğluna birçok peygamberlerce tebliğ edildiği söylenen öğretilerden ibaret. Adına inanmak denilen sistem ve genel adı da din. Birçok çeşidi mevcut insanlar arasında.

    Peki neden insan "Ben bir hiçten meydana geldim ama bu tamamen tesadüflerin eseridir" diyor. Nedir hiçlik. Nedir "0" olan. Yaşam nasıl olmuş ve bir hiç iken herşey olmaya karar verebilmiş. Ne olmuşta hiç herşey oluvermiş. Evren dediğimiz ve sınırlarının ne olduğu ile ilgili sadece birkaç basit teori üretebildiğimiz bu gözlerimizin koca bir karanlık olarak algıladığı alemde ne olmuştuda herşey birden bire bir sürecin başlangıcı oluvermişti. Nasıl olmuştu da hiçlik ve düzensizlik birdenbire herşey ve mükemmellik olmaya karar vermişti.

    İnsan gözlemlediği ve idrak edebildiği olaylar ile ilgili yorum yapmaya ve araştırmaya gerçeği aramaya devam ediyor. İleride de devam edecek. Kim bilebilir belki yarın aslında bir hiçken herşeyin nasıl oluştuğunu ispat edecek. Belki de aslında bir hiç olduğumuzu ve herşeyin o olduğunu idrak edecek.

    Her halukarda bir saniye sonra ne olabileceği ile ilgili sadece öngörüde bulunabiliyor ve tahmin edebiliyoruz. Ama asla bu böyle olacak diye net bir önermede bulunamıyoruz.

    Bir olmayandan oluştuğu söylenen evren ve olmayanı varettiğini söyleyen yaratıcı. İnsanlık tarihi kadar eski olan bir tanrı inancına karşı bir kaç asırlık bir teori. Dikkate alınmayan ise insanoğlunun inanmak istemesi ve buna duyduğu ihtiyaç.

    İnsanın evrende sadece tesadüf eseri oluşan bir canlı olduğuna inanması herhalde bir amaç için yaratıldığına inanmasından daha zor olsa gerektir.
    Bu mesaj en son " 29.06.06 " tarihinde saat 18:02 itibariyle K_U_M tarafından düzenlenmiştir...
    Ticaret adamın kesesini doldururken kalbini boşaltıyor. Haberiniz ola arkadaşlar.

  9. #9
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    Hayalen geçmiş zamana doğru uzanalım. Git gide tâ dünyanın lâv hâlinden yeni yeni uzaklaşmaya başladığı, soğumaya yüz tuttuğu devreye varalım. İçi kızgın ateş, dışı ise yavaş yavaş sakinleşmekte olan bu arz küresinin başında durup, bugün şahit olduğumuz eşyanın isimlerini birer birer sayalım. Sözlükteki bütün isimleri burada sıralayacak değiliz. Sadece konuya ışık tutmaya yetecek birkaç kelimeyi hatırlayalım:
    El, ayak, kanat, göz, ince bağırsak, pankreas, pençe, gaga, tırnak, dal, kök, yaprak, çam, söğüt, elma...

    Bu kelimelerle evrim safsatasına bir bıçak atalım, sonra bunlara yeni kelimeler ekleyelim. Bu gün dünyamızda hayat süren bitki ve hayvan türlerini sayalım birer birer. Her birinin organlarını tek tek hatırlayalım. Ve soralım kendimize: bütün bunlar sonsuz bir ilim ve hikmetten haber vermiyorlar mı? Bunların bir ateşin soğumasıyla kendi kendine, zamanla evrim geçirerek meydana geldiklerine nasıl inanılabilir?..

    Yine mâziye dönüyoruz. Dünya dayanmış döşenmiş. Boş bir saray gibi, misâfirlerini bekliyor. O an kâinatta olmayıp, bugün iç âlemlerimizi kuşatmış olan manevî hâdiseleri bir bir hayalimizden geçirelim: Sevgi, korku, merak, endişe, kin, merhamet, zulüm, kurnazlık, saflık, hırs, umursamazlık, şefkât...

    Bütün bunlar, yeryüzündeki canlılara nereden ve nasıl ithal edildiler? Sonsuz denecek kadar çok olan bu farklı karakterler, hangi evrimle vücut buldular?

    Yaratılış ister âni olsun, ister milyarlarca sene sürsün. İnsan, ister doğrudan yaratılsın ister dolayısıyla. Şu soruların cevabı nasıl verilecek: Görmeyen kâinattan gören insanları kim çıkarttı? Bilmeyen şu âlemden, bilen meyveleri (insanları) kim süzdü? Hissetmeyen, sevmeyen, korkmayan şu saraya, bu hissiyatla donatılmış misafirleri kim getirdi? Görmemek nasıl evrim geçirdi de görmek oldu? İşitmemek işitmeye, anlamamak anlamaya nasıl inkılâp etti? Can nedir bilmeyen bu kâinat ağacı, canlı meyveleri nereden elde etti?.. Akıllara durgunluk veren bu olayları cahil unsurların uzun süre beklemesiyle izah etmek mümkün mü?

    Şimdi bir perde daha gerilere gidelim. Kâinatın şu hazır hâle getirilmek üzere ilk hareket noktasına hayalen uzanalım. O noktadan evvel hiçbir mahlûk mevcut değil. Şu sayacağım kelimeleri hayalimizden sıra sıra geçirelim: Su, taş, hava, yıldız, ay, gezegen, güneş, demir, azot, krom, nikel, dağ, ova, sema, samanyolu, cazibe, radyoaktif dalgalar, elektrik... Ve daha niceleri.

    Bu eşyanın yoktan yaratılışı, sonsuz bir ilim ve kudret sahibine verilmezse nasıl izah edilecektir? Dünkü boş arsada bugün bir köşk görüyorsak hemen soruyoruz: “Bu köşkü kim yaptırdı?’ sorusu değil aklımızdan, hayalimizden dahi geçmiyor ki; arsa evrim geçirdi de köşk oldu diyelim. O halde, yokluk üzerine halk ve inşa edilen bu kâinat için, bu safsata nasıl ileri sürülebiliyor. Yokluk, evrim geçirdi de varlık mı oldu?

    Bütün bunlar bir yana, şu sorunun cevabını arayalım: Dünya ile güneş başlangıçta aynı mahiyette iken, dünya okyanuslarla, ormanlarla, hayvanlarla, insanlarla doldu da beriki neyi bekliyor. Niçin evrim geçirmiyor? Çok iyi biliyoruz ki o da tekâmül etse ortada ne güneş kalır, ne dünya. O halde, soruyu şöyle değiştirelim: Güneşin tekâmülüne kim müsaade etmiyor?

    Bazıları, Darvin’in yaratıcıya inanan bir evrimci olduğunu iddia ederler. Ben aksini savunacak değilim. Yalnız, şu var ki, bir evrimci yaratıcıya inanıyorsa, savunduğu teori ile bu inanç birlikte düşünüldüğünde, ortaya şöyle garip bir tablo çıkar: “Bu kâinat, bir yaratıcı tarafından güneşi, ayı, yıldızlarıyla; havası, toprağı, yer altı kaynaklarıyla, tam tamına canlıların yaşayabilecekleri şekilde yaratılmış. Sonra, artık o yaratıcı işe karışmamış... Evrimle, isteyen deve olmuş, isteyen tilki, isteyen maymun olmuş, isteyen insan, isteyen elma vermiş, isteyen zeytin.

    Evrimi, Darvin’den de önce savunan Lamark şöyle diyor: “Zürafanın atası, geyiğe benzeyen ve boynu uzun olmayan bir tip idi. Ortamda yeterince ot bulamayınca ağaç yapraklarını yemeye mecbur kaldı. Alt yapraklar bittikçe daha yükseklere erişebilmek için çabaladı. Böylece boynu uzadı, nesilden nesile geçtikçe daha fazla arttı ve bugünkü zürafa ortaya çıktı.”

    Bu iddiayı ciddiye alanlara soralım: Zürafa boynunu uzattı ki, ağacın yukarı kısmındaki yapraklarını yesin, deniliyor. İyi ama, meyve ağaçları niye meyve verecek şekilde evrim geçirdiler. Meyveleri kendileri mi yiyeceklerdi, yoksa yavruları mı? İnsanın hizmetine verilen at, bu çevikliğini otları yakalamak için mi kazanmış dersiniz? Öküz, yükümüzü taşımak için mi güçlü oldu? Tavuk, elimizden kaçmamak için mi uçamayacak şekilde evrim geçirdi?

    Âlemdeki varlıklar için, “mektubat-ı rabbaniye” tâbiri kullanılmakta... Yâni, her varlık bir ilâhî terbiyeden geçmiş, çok mânâlar yüklenmiş, ayrı bir şahsiyet kazanmış ve bir rabbanî mektup olmuş. Bu mektupların mürekkebi: Atomlar. Bir materyaliste göre, mektupları mürekkepler yazmışlardır. Tabiatçıya göre mürekkebin mektup olması tabiîdir. Ve bir evrimciye göre; “Mektuplar mürekkeplerin çok uzun süre beklemesiyle yazılmışlardır!”

    Kâinat kitabının mürekkebi atomlardır, dedik. Bu atomlar ilâhî kudret ile var edilmişler ve yüz kadar elementten sonsuz denecek kadar çok yıldız, güneş, gezegen yaratılmış. Bunların tamamına birden kâinat diyoruz ve onun kendi kendine var olmayacağını, yahut bir başka kâinatın evrim geçirmesiyle meydana gelemeyeceğini çok iyi biliyoruz.

    Güneş sistemimize bakalım: O da ayrı bir sistemin evrimleşmesiyle ortaya çıkmış değil.

    Bugün her türün ayrı bir genetik yapıya sahip olduğu ispat edilmiş durumda. Canlılardaki, terbiye fiili, bu genetik yapı ve bu ilâhî program üzerine cereyan ediyor. O sonsuz ilim ve kudret sahibi, milyarlarca çekirdeği, yumurtayı, nutfeyi harika bir terbiyeden geçiriyor. Âdetâ noktalardan kitapları, damlalardan ummanları çıkarıyor...

    Evrim felsefesini dâvâ edinenler bu sonsuz rahmeti ve bu ilâhî terbiyeyi hiç nazara almazlar ve insanlara şöyle seslenirler: “Ne bu âlem düşünülmeye değer, ne de kendi varlığınız! Siz bunları bir tarafa bırakınız! Sadece ve sadece ilk insanın hangi hayvandan evrimleştiğine kafa yorunuz!..”

  10. #10
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    işveçli meşhur ilim adamı CHARLES EUGENİE GUYE diyor ki;bir protein,40.000 tane atomdan meydana geliyor.dolayısı ile bir protein ancak 10 üstü 60 rakamıyla ifade edilen korkunç ihtimalden ancak bir ihtimalle kendi kendine oluşabilir.DİKKAT edin arkadaşım!!!Kaldı ki canlı varlıkta tek bir protein değil,proteinler dizisi söz konusu.bir dizi proteinin meydana gelebilmesi için de,DR.LECOMTE DE NOUY aynen şöyle diyor;10 üstü 243 rakamıyla ifade edilecek muazzam bir rakamdan ancak bir ihtimalle bir protein dizisi tesadüfen meydana gelebilir.

    insan bir protein dizisinden değil bir hücreden de meydana gelmiş değildir.İnsan 60 trilyon hücreden müteşekkildir.var gerisini sen düşün.şimdi evrimciler suspus oldu O'nun izniyle bu forumun her yerinde çürüdü evrim.bilimsel kanıt istiyorlardı getirdik serdik önlerinize....komik birşey evrimi savunmak

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 'komplo Teorİsİ Yapmiyor, Komplolari Bozuyorum'
    2005 Konuları bölümünde hakdin tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 09.11.05, 09:11
  2. 17 Ağustos & Komplo Teorİsİ / Okumaya DeĞer !!!
    2005 Konuları bölümünde ESteem tarafından açılmış
    Yanıt: 20
    Son Mesaj: 09.08.05, 19:36

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •