'Uzmanlık Uzmanı' Okan Bayülgen
Hafta Sonu Dergisi çok güzel bir dosya hazırlamış son sayısında. Medyanın bu tip tartışmalara ihtiyacı var. Dergi, şov dünyasının yıldızlarını, tavırlarını, yaptıkları gafları, bir felsefeciye yorumlatmış; ODTÜ Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnam’a.
Bakın Ahmet Hoca, Okan Bayülgen’i nasıl değerlendiriyor:
“Zeki. Zekasıyla var olmaya çalışıyor. Ama entelektüel de, edepli de olamıyor. Bu yüzden Hakkı Devrim’den destek alıyor.”
Prof. İnam, çok ciddi tespitlerde bulunuyor medya dünyası için. Ancak kendisine şunu söylemek isterim ki; bu ‘sanal dünyanın, banal efendileri’, kendi yabancılaşmalarını satarken, yok oluşlarını da göremez. Çünkü onlar, ekranda göründükçe, edepsizliğin prim yaptığını düşünüp, üç beş kişiden alkış aldıkça, gerçek yok oluşa doğru gittiklerini göremez. Ekran bir yandan görüntüyü var ederken, bir yandan da var olanı yok eder. Ama onların bunu bilecek kapasitesi yoktur.
Lise sıralarında şöyle tipler vardır. İşi deliliğe vururlar. Adları da deliye çıkınca, “Ne yapsa yeridir” mantığıyla kimse bulaşmaz. Sadece gülerler. Hokkabazlığın, densizliğin insanı canından bezdirecek halidir bu duruş. Ama deli ya. Boş ver gitsin.
Bu ‘korunaklı’ deliliğin ekrandaki yansımaları, sahte alkış alınca, herkes bir süreliğine buna kapılıp gider. Tıpkı Okan Bayülgen gibi. Birkaç saatlik programı sürükleyecek kadar zekidir. O masanın üzerine zıplayacak kadar da çeviktir. Ama o kadar. Devamı için, sadece desteğe ihtiyacı vardır.
Bir de medya da adını ‘deliye’ çıkardı mı, önündeki engeller de kalkar. Mesela yayında küfür eder. “Delidir” der, bulaşmaz kimse. Yanındaki sunucuya, sulu sepken, ahlaksızca, edepsizce hareketler yapar canlı yayında, ama olsun, ‘deli’ ya.
İşi deliliğe vurup hakaretler eder. Konukları, izleyicileri, telefonla bağlananları üstü kapalı bir şekilde aşağılar. Sonra da delilik sığınağına saklanır. Bu delilik reyting de getirince ipin ucu iyice kaçar. Tıpkı Lerzan Mutlu’ya yaptığı gibi.
Ne yayıncılık kaygısı, ne de etik ilkeler. Tek amaç reyting olunca, delilik de edepsizlik de de, ahlaksızlık da tek geçer akçe oluyor.
Delilikte sınır tanımayınca, uzmanlıkta da sınır tanımaz. Uzmanlık uzmanı oluverir bir anda. Her şeyden anlar. Müzikten, edebiyattan, habercilikten, ekonomiden, siyasetten, tarihten, fizikten, kimyadan… Edepten uzaklaştıkça, her konuda ahkam kesme cesaretini bulur. Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olur. Cehaletini, delilik ve ahlaksızlıkla kapatmayı ustalıkla becerir; zeki ya.
Oysa Okan Bayülgen, önüne gelene yayıncılık etiği dersi vermeye çalışan bir televizyon çocuğu olmakla tanınır. Hiç kimse kabul etmese de, o kendisini başta medya olmak üzere her alanda sicil amiri olarak görür.
Ancak yapılanlara komiklik ya da delilik sıfatı verilince, nasıl olsa kimse umursamıyor ya. Bay Bayülgen, istediği kişi için ağzına geleni söylüyor, birilerine hakaret ediyor. Herkes gülüyor, program reyting alıyor. Üstelik anlamadığı ve bilgisi olmadığı konularda sallıyor, ancak bunun, onun açısından hiçbir önemi yok. Çünkü amaç en yüksek reytingi almak.
Bu durumda da “etiği senin, kemiği benim”. Yani, Okan Bayülgen için her yol mübah. Ancak herkesi elindeki sopayla sıraya sokmaya çalışan bu adam, sıra kendisinin eleştirilmesine geldiğinde, küplere biniyor. Çünkü o sadece ona verilmiş kutsal bir hak. Çünkü o asla eleştirilmez, eleştirilemez.
Benim aklımın almadığı ise, Türkiye’nin en iyi, en prestijli haber kanalında, haberleri, habercileri yorumlamak böyle bir kişiye bırakılıyor.
Hiçbir ahlaki kaygısı olmayan, yorumladığı konuları bile bilmeden ahkam kesen, bir komedyen.
.:: internet haber ::.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
YASAMAK DEDIGIN 3-5 MUTLU ANDAN IBARET..
