• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    arsenik799 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2006
    Mesajlar
    5,043
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Ermenİ Sorunu’nun Ortaya ÇıkıŞında Rol Oynayan Devletler

    a)FRANSA’NIN ROLÜ
    Baş aktör olarak Rusya kabul edilse de bu devlet ermeni isyanlarındaki etkilerden biridir. Ermeni sorununda parmağı olanlar Katoliklerin koruyuculuğuna soyunan Fransa Protestanların çıkarları için çalışan İngiltere,ABD ve Almanya, Ortadoksların hamisi Rusya’dır. Ermenilere karşı ilgisi 16.yüzyılda dayanan Fransa seyyahlar göndermiştir,Ermenileri kendilerine Katolik bir müttefik kılma bir mücadelesi vermiştir. Fransa ayrıca misyonerlerinin çalışmalarıyla da sorunun gelişmesinde büyük pay sahibi olmuştur.1811 Bükreş antlaşmasından sonra Ermeniler Katolik mezhebine geçmişlerdir. Bu tarihten sonra Katolik Ermenilerle Gregoryen Ermeniler birbirlerine düşman olmuşlardır. Katolik Ermeniler Fransızların himayesinde Fransa’da eğitim görmüşler ve ticaret faaliyetlerinde kolaylıklardan faydalanmışlardır. Ermeniler arasında Katolikliğin gelişmesinden rahatsızlık duyan Gregoryen Ermeniler Babıali’ye şikayette bulunmuşlar ve onların göçe tabi tutulmalarına ve bazı önde gelenlerinin de ölüm cezasına çarptırılmasına sebep olmuşlardır. Halbuki 1828 Osmanlı - Rus savaşında Osmanlı’ya ihanet eden Gregoryen Ermeniler olmuştur. Fransa ve diğer Katolik devletlerin baskısıyla karşı karşıya kalan Osmanlı Katolik Ermenilerin durumlarını düzeltmiştir.

    Napolyon Bonapart da Mısır ve Suriye seferleri sırasında, Osmanlı Ermenileriyle ilgilenmiş, Hindistan seferini Kafkasya üzerinden yapmayı düşünmüş ve Tiflis’te Ermenileri de kapsayacak bir ordu kurmayı tasarlamıştı. Bu tasarılarını gerçekleştirememekte birlikte, Paris’te, Doğu Dileri Okulu’nda bir Ermeni kürsüsü kurmayı başarmıştı. Ayrıca Napolyon Bonapart Akka yenilgisinin acısının intikamını almak için Osmanlı Devleti içersindeki Ermenileri yönetime karşı ayaklandırma düşüncesiyle çalışmalar yapmıştır.

    İstanbul ‘da 1830 yılında Ermeni Katolik kilisesi kurulmuştur. Bu yılda Cezayir’i egemenliği altına alan Fransa Afrika’da genişleme politikasına başlamış ve bu tarihten sonrada Osmanlı devletinde Katoliklerin koruyuculuğunu üstlenmiştir.

    b)RUSYA’NIN ROLÜ
    18.yüzyılın başlarında I. Petro döneminde Ruslarla Ermeniler karşılıklı etkileşmeye başlarlar. Rusya Ermenilerden İran ‘a yaptığı savaşlarda faydalanır ve onları kendi ülkesine davet eder. Çarlık Rusya’sı gücünü arttırmaya başlayarak Emperyalist politikaları doğrultusunda Osmanlı topraklarını doğal bir gelişme alanı olarak görüyordu sıcak denizlere inme politikasıyla güneye ve güney batıya yayılma amacıyla eylemlerde bulunmuştur. Yunanistan’ın Osmanlı devletinden ayrılması böyle bir eylemin sonucudur. Bu sebepten Rusya Osmanlı tebaasındaki Hıristiyanların hamiliği rolüne soyunmuştur. Bu ise Rusya’yı Rus Ortodoks Rumların yanı sıra Ermenilerle de ilgilenmeye sevk etmiştir. 1816 yılında Moskova’da Ermeni şart dilleri enstitüsü kurulmuştur. 1826-1828 yıllarında İran’la savaşan Rusya 1828 yılında imzaladığı Türkmen çay antlaşmasıyla elde ettiği Revan ve Nahçivan hanlıklarını birleştirerek (Doğu Ermenistan’da) Ermeni vilayetini kurmuştur. İran’da bulunan Ermeniler bu antlaşma ile Rusya’ya gönderilmişlerdir. Eçmiazin kilisesi kısa sürede Rus nüfusuna girmiş,hatta Katogikos Nerses Ermeni kuvvetlerinin başında Rus–İran savaşı esnasında Ruslar safında yer almıştır.

    1870’te Fransa-Almanya savaşında Fransa yenilince, Rusya bundan yararlanmaya kalktı ve Paris antlaşmasının Karadeniz ile ilgili maddelerini tanımayacağını duyurdu. Bunun üzerine, Londra da toplanan bir konferansta Paris Antlaşmaları’nın bazı maddeleri kaldırıldı. Bundan sonra Rusya, Karadeniz de istediği gibi davranmaya başladı.

    Osmanlı imparatorluğu ise, İngiltere ve Fransa’dan umudunu kesince, Rusya ya yaklaşmayı, hem dış baskıların azalması, hem de ayaklanılan yerlerdeki olaylar yoluna koymak için zaman kazanacağı düşüncesiyle, uygun buluyordu.

    Ancak, Sadrazam Ali Fuat paşa, iki devletin yakınlaşabilmesi için Paris antlaşmasının kaldırılmasını değil, görüşülmesini gerektiğini, Rusya’nın İstanbul Konsolosu İgnatief’e bildirdi.

    1871’de Ali Fuat Paşa ölünce yerine Mahmut Nedim paşa getirildi. Ne var ki, Mahmut Nedim paşa, Ali Fuat paşa gibi düşünmüyor, körü körüne Rus politikasına yakınlık duyuyordu. Öyle ki, dış politika konusunda bile, İgnatief’in düşüncelerini almaktaydı. Artık, İstanbul sokaklarında, Nedim Paşaya Nedimov, ignatief’e de sultan İgnatief denmeye başlamıştır.

    İgnatief’ in İstanbul’da duruma tam egemen olduğu günlerde, Rusların Rusçuk ve Filibe konsolosları aracılığıyla, Bulgaristan da devrim dernekleri kurdukları ortaya çıkarıldı.

    Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğuna saldırmak için her keresin de kullandığı büyük koz, İmparatorluk içindeki ortodoks mezhebinden olan çeşitli ulusları, önce, kıpırdatmak ve ön ayak olarak Osmanlı Devleti’ne karşı başkaldırmak, sonra da bunlara koruyuculuk vaat ederek, Osmanlılara Savaş açmaktı.

    1806 Sırp başkaldırması, o yıl başlayan Rus savaşının nedenidir. Yunan başkaldırması, 1828 savaşına neden olmuştur. Kutsal Yerler sorunu 1853 Kırım Savaşı başlamıştır. 1877 savaşının nedeni de 1875’te başlayan Hersek baş kaldırmasıdır.

    Ancak, Rusya, sıcak denize inmek için balkanların kendisine bir geçit olmayacağını, bağımsızlıklarını edimli olarak, sağladığı bu yeni devletlerin kendisine hiç minnet duygularıyla bağlı kalmadıklarını gördü.

    Rusya’nın amacı batıda Balkanlara nüfuz etmek Doğuda da Kafkasya’ya inmektir.

    93 Harbi sırasında Osmanlı devleti bir kez daha Ermenilerin ihanetine uğramıştır. Ermeniler Çar II. Aleksandr’a bir muhtıra sunmuşlardır. Rus çarından savaş sırasında işgal ettikleri yerlerden çekilmemelerini istememiştir. Şahet buda olmazsa bölgeye Bulgaristan’a tanındığı gibi bir özerklik tanınmasını ya da bu imkan dahilinde olmazsa Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını istemişlerdir. Bu Ayastefanos antlaşmasının 16. maddesi olarak yerini almıştır. Doğu Anadolu’daki Rus işgali, Rusya’ya Osmanlı Ermenileri üzerindeki etkisini artırma imkanı vermiş ve Rus ordusundaki Ermeni subaylar Osmanlı Ermenileri Osmanlı devleti aleyhine kışkırtmaya çalışmış ve Ermenilere Balkanlardaki Hrıstiyanlar gibi Osmanlılardan ayrılarak kendi muhtar Devletlerini kurabileceklerini telkin etmişlerdir.

    Aslında Rusya ‘ da bu yörede özerk bir Ermenistan kurulması’ndan yana değildir. Çünkü, özerk bir Ermenistan’ın kurulması, Rusya da yaşayan, Ruslaştırılmaya başlanan Ermenileri de kıpırdatacak, kötü örnek olacak, Rus Çarlığı’nın egemenliğini sarsacaktı. Rusya’nın gerçek amacı, Ermenilerin haklarını koruyor gibi görünerek Osmanlı hükümetinin başına dert açıp İmparatorluk zayıfladıkça da Ermenileri kışkırtıp yayılmacı politikasını sürdürmektir.

    c)İNGİLTERE’NİN ROLÜ
    1840 larda Fransa Katolikleri Avusturya ve Rusya da Ortodoksların sözcülüğünü yapmaya başlayınca İngiltere bu bölgedeki çıkarlarını korumak için yeni bir Mesheb yaratmıştır.1840 yılında Kudüs’ te bir Protestan tapınağı yapma girişiminde bulunmuş bu girişim iki yıl sonra gerçekleşmiştir. Bu dönemden sonra Osmanlı devletinde Protestan misyonerleri faaliyetlerini genişlettikleri görülür. İngiltere doğuda din faktörünün önemini fark ederek oda Fransa gibi Osmanlı devleti içersinde siyasi ve idari nüfuzunu arttırma için bu faktörü kullanmıştır. Bu amaçla ıslahat fermanına din değiştirme serbestisi ilkesini koyup Protestan Ermenileri çoğaltmak istiyordu. bu sayede Fransa ve Rusya’nın faaliyetleri kontrol etmek istiyordu.


    Ayastefanos Antlaşması’nın 16. maddesi de İngiltere’yi Rusya’nın Osmanlı imparatorluğunu kendi topraklarına katacağı düşüncesiyle, korkutmuştu. Eğer Rusya, Doğu Anadolu yoluyla, bir yandan İskenderun, öbür yandan Mezopotamya yoluyla Basra Körfezi’ne inerse, İngilizler için ciddi ve ağır tehlikeler yarata bilirdi. İngilizlere göre tehlikeyi önlemenin yolu, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı, onun toprak bütünlüğüne dayanan, İngiliz geleneksel politika ilkesinden görünüşte ayrılmamak, ama, İmparatorlukta İngilizler için gerekli olan topraklara sahip olmak, hiç olmazsa bunlar üzerinde İngiliz nüfusunu sağlamaktı.

    İngilizler, bu planı gerçekleştirmek için, Berlin Antlaşması’ndan az önce, Osmanlılarla, Rusya’nın tehditine karşı bir savunma antlaşması yapmak istedi. Bu antlaşma gerçekleşince, Kıbrıs’ı gerektiğinde Rusya’ya karşı üs olarak kullanmak üzere Osmanlılardan aldı. Bundan başka, Doğu Anadolu’da, Hıristiyanların bulundukları yerlerde düzeltim yapılması için Babıali’den söz almayı da başardı.

    Bundan böyle Ermeni sorunu, Rusya’dan sonra, İngiltere’nin de sorunu olmaya başladı. Yani, Ermenilere hiç sormadan, Ermeni davasını çözmek için Kıbrıs’ı alan İngilizler, böyle bir politik kimlikle ortaya çıktılar. Çünkü, İngiltere’nin amacı, Doğu Anadolu’da yaşayan Hıristiyanların (Ermenilerin) gerçek anlamda koruyuculuğunu yapmak değil, Doğuda bir Ermenistan kurarak, Rusya’nın Güneye sarkmasını engellemekti.

    Böylece Doğu Anadolu’da kurulacak olan Ermenistan, hem Rusya’da yaşayan Ermenilerin ulusal duygularını kırbaçlayıp, burada huzursuzluk çıkartarak Çarlığın başını derde sokacak, hem de Uzak Doğu, Hindistan vd. yerlere gidecek olan İngiltere ile Rusya arasında bir savaş çıktığında, İngiliz desteğiyle kurulan bu devlet , İngiltere yararına hizmet edecekti.

    Bundan dolayı İngiltere, Ermeniler lehine yapılacak olan evrimlerde hep öncülük etmiş, Berlin , Antlaşması’nın 61. Maddesinin hemen yürürlüğe girmesine istemiştir.

    Öte yandan, İngiltere bu çıkarlarını daha iyi kollamak için Osmanlı İmparatorluğu’nda bir takım yatırımlar gerçekleştirmeye başladı. Bunlardan biri, demiryolu girişimiydi. 1898’e gelindiğinde, Osmanlı anayasasında İngilizler, 440 km’lik demiryolu ağı döşemişlerdi.

    Ayrıca, ilerde göreceğimiz Bağdat demiryolu, Güney İran’la ticaret yolunu saptıracak, Hint Okyanusundaki İngiliz tekelini olumsuz yönde etkileyecek, İngiliz emperyalizminin onurunu baltalayacaktı. Bu nedenle 1890’da yapılmaya başlanan Bağdat demiryolundan sonra İngilizlere Osmanlı Devletince Mısır’a asker çıkarma ayrıcalığı da tanındı.

    d)ALMANYA’NIN ROLÜ

    19.yüzyılın ortalarına gelindiğinde batı Avrupa’daki görüntü sanayi toplumu görünümündeydi. Almanya birliğini geç sağlamış olduğundan sömürgecilik faaliyetlerine da geç başlamıştır. Dünya İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmış olduğundan Almanya 19. yüzyılda güttüğü klasik güç dengesini sistemini terk etmiştir ve revizyonist bir yol izlemiştir. 1871’de Fransa ile yaptığı savaşı kazanarak Alman birliğini sağlayan Bismark Alman dış politika hedefini de barış ve barışın korunması adına Fransa’yı yalnız başına bırakmak olarak tespit etmiştir. 1882’de Almanya Avrupa’da üstünlüğü ele geçirmiş, ancak 1888’de imparator II. Wilhelm’in Almanya’nın büyük devlet olabilmesi için, öbür büyük devletler gibi sömürgecilik yapması gereğine inanışı, Almanya’nın yayılmacı bir politika izlemesine neden olmuştur. İşte bu dönemde Osmanlı – Almanya yakınlaşması doğmuştur.

    Görüldüğü gibi, Almanya’nın Osmanlı İmparatorluğu’na nüfuz alanları yaratması, öbür Batılı devletlerden geç olmuştur. Çünkü, bir nüfuz alanı yaratmak için, azınlıklar üzerinde izleyebilecekleri bir politika söz konusu değildir. Şöyle ki: Katolik, Ortodoks ve Protestanların sözcülüğünü öbür devletler daha önce üstlenmişlerdi. Bu nedenle II. Wilhelm’in yayılmacı politikasını gerçekleştirebilmesi için, Osmanlı İmparatorluğu’ nun bütünlüğünü destekler bir rol oynaması gerekmekteydi.

    Nitekim, Berlin Kongresi’nde, Hıristiyanlar için yapılacak düzenlemelerde Almanya, daha ılımlı bir yaklaşımda bulunmuştu. Bismark’ta Berlin Kongresi’nde Ermeni kurulunun isteklerini gündeme getirilmesini istememişti. Almanya bu politikasının ışığında Osmanlıyla Bağdat demiryolu projesini gerçekleştirmiştir. Sıcak denizlere Osmanlı Devletine döşediği demir yollarıyla inmesinin zamanı gelmişti. Bu proje İngiliz Fransız Alman çekişmesine yol açmış Almanların yüzünün gülmesiyle sonuçlanmıştır. Bu proje Osmanlıyı (Osmanlıyı matematiksel olarak ) 2002 yılına değin ödenecek bir borcun içine sokmuştu. Rusya bu hatta karşı çıkmış çünkü bu hat Alman ürünlerini İran ve Afganistan’a sokuyordu ve buradaki Rus ticaretini yok ediyordu. Demiryolu hattı Ankara’ya ve Konya’ya ulaşınca Osmanlı – Rus ticareti kesiliyor ve Osmanlı Ruslara da doğu demiryolunu yapma ayrıcalığını vermek zorunda kalıyordu. 1878’den sonra Emperyalist amaçlı bu devletler arsındaki rekabet iyice kızışmıştı. Atatürk’ünde dile getirdiği gibi Ermeni sorunu Ermeni ulusunu gerçek çıkarlarından çok dünya Kapitalistlerinin ekonomik ve politik çıkarlarına göre çözümler istemiştir. Rusya bu emperyalist amaçlarına ulaşmak için Panslavizm’i bir inanç olmaktan çıkartıp, siyasal bir programa, daha doğrusu kendisini 800.000 süngüyle destekleyecek geniş bir siyasal tehlikeye dönüştürdü

    (1881-....)


  2. #2
    John Wayne adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    10
    Karizma Gücü
    0
    bana bir azinlik ihanet edecek bende onlari cezanladrimayacagim öyle mi?

    hayir, bu kabul edilemez. hainlige hosgörü yoktur. murad hüdavendigar zamaninda belki temiz kalpli islam'in degerlerine bagliydik, ama jön türklerle beraber enayilik de bitdi.
    o zamanda türk cete basi olarak ayni sekilde hareket edip "pisligi temizlerdim". yabancilara karsi bunun bende itiraf etmem tabi, söyle böyle etdik gibisi, ama burda kendi aramizdayiz ve bu yüzden acik konusalim.

    eger gelecek yillarda büyük bir savas cikarsa kürtlerle de aynisini yapacagiz, savas'in sisinde ic düsmanlarimizi hesaplasip cehenneme havale edecegiz.

  3. #3
    Uyuyan Güzel BURDUR mexfi571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2005
    Mesajlar
    1,557
    Karizma Gücü
    0
    Çok güzel ve akıcı bir yazıyı bizimle paylaştığın için teşekkür ederim arkadaşım. Kaynak nedir bilmiyorum o yüzden gerçek tarih mi yoksa hurafe mi bilmiyorum. Ama gerçek olaylar olarak varsayarsam yakın tarih ile ilgili güzel tespitler.

    Tarih gibisi yok valla...


    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
    Olmaya devlet cihanda sağlıklı bir nefes sıhhat gibi

    Elektronikçiler Buraya!!!



    VEGA FAN CLUB



    SIPSI MUZIK ALETI MIDIR?




    Klavyem turkce degil, o yuzden turkce karakterler kullanamiyorum, kimse kirilmasin

  4. #4
    mrtin adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-10-2006
    Mesajlar
    79
    Karizma Gücü
    0
    John Wayne ;
    hassas konularda bu kadar sivri düşünceler belirtmek art niyet gibi geldi bana.. herneyse..

    olayın aslında bazı güçlerin çıkar savaşı olduğu son derece açık. sonuç; sinir, sinir, sinir.
    paylaşım için teşekkürler...
    "Türklük esastır. Bu mevcudiyeti tarih içinde araştırmak, birbirini izleyen bir tarih zinciri içinde tesbit edilecek Türk medeniyeti ile övünmek yerinde olur. Fakat, bu övünmeye layik olmak için bugün çalışmak lazımdır."
    Mustafa Kemal ATATÜRK

  5. #5
    doğu_kan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2006
    Mesajlar
    30
    Karizma Gücü
    0
    yakın tarihimizi aydınlatmak daha güzel olan taraf emeğinize sağlık arkadaşım

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    20-10-2005
    Mesajlar
    641
    Karizma Gücü
    0
    rol oynayan ülkelerin hepside nedense tarihe isimlerini yaptıkları soykırımlarla geçirmiş ülkeler
    TF-BeşiktAŞK





    Attığım Gollerden Sonra Çok Fazla Coşku Yaşamıyorum
    Çünkü Taraftarın Sevincini Görmek
    Beni daha Fazla Mutlu Ediyor
    Bu Yüzden Sevinmek Yerine , Onların Sevinçlerini İzlemeyi Tercih Ediyorum.

    Futbolcu Olmasaydım Bayrampaşa'lı Olurdum.

    Beni Ölünce İnönüye Gömün...

    PASCAL NOUMA




    DOĞU'LULAR BİRLİĞİ
    Güneş DOĞU'dan Yükselir..

  7. #7
    cigirtkan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-09-2004
    Mesajlar
    1,567
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı antikkentli47 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    rol oynayan ülkelerin hepside nedense tarihe isimlerini yaptıkları soykırımlarla geçirmiş ülkeler
    Ülkerinin temelini Ülkesi için en yüksek menfaatları icra etmektir...
    hala Gözleri Anadolu ve İstanbuldadırla...
    Bu dünyanın sefasından cefasına nöbet gelmez..!
    Gafil olma (b)-ilme çalış,Geçen Günler Geri Gelmez...

  8. #8
    olağan_şüpheli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2006
    Mesajlar
    247
    Karizma Gücü
    0
    çırpınıp dursunlar bakalım nerde patlak verecek

  9. #9
    sarhosi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    eee nasıl
    ?atasagun <<< TÜRKYAŞAM HASTAHANESİ >>>?atasagun




    buyur memleketim

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yüksekova Çetesi’ni ortaya çıkaran Ast. Hüseyin Oğuz’un,verdiği ifade
    2005 Konuları bölümünde hakdin tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.10.05, 19:43
  2. Yüksekova Çetesi’ni ortaya çıkaran Astsubay Hüseyin Oğuz’un,verdiği ifade
    2005 Konuları bölümünde hakdin tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 27.09.05, 00:12

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •