Bir akşam düşün, televizyonda hiçbir şeyin olmadığı bir akşam. Yalnızsın. Düşersin bir karanlığa o anda. Ne bulutlar gerçek gelir ne de balkona arada bir uğrayan rüzgâr. Onlar bile bakmaz yüzüne, yalnızlığın bir yamasısındır. Fakat yalnızlık acı vermez. Yalnızlık düşündürür.
Kim demiş yalnızlık kötüdür diye. Yalnızlık özeldir. Yalnızlık iç dünyanın hazinesidir. Neden yalnızlıklar şarkılarla pekiştirilmeye çalışılır. Neden müzik dinleyerek yalnızlığımızı engelleriz. Neden insan yalnız olduğunda müziğe yön verir? Neden insan yalnız olduğunda AĞLAR? Yalnızlık güzeldir. Yalnızlığınıza kaçın ey insanlar. Size yalnızlığı kötüleyenler birer şerefsizdir. Karanlıktan korkmayın, Yıkık bir evin enkazından korkmayın, Terkedilmiş bir kasabanın rüzgârından korkmayın, Telefonunuza cevap verilmediği zaman karışık duygularda kaybolmayın, yalnızlığına kaçın. Gelip geçen dünyada size ait olan tek şeydir yalnızlık. Onu başınızdan savmayın. Onu şarkılardaki aptalca aşk sözlerine değişmeyin. Yalnızken boş verin acıları, unutun gitsin.
Hep yanlış anlattılar size. “Aşkım sensiz yalnızım” denildi hep şarkılarda. “Yalnızlık acı verir” dediler. Şarkılar birer yalandan ibaret. Biz bir şarkıyı dinleyip belki bir gözyaşı akıttığımızda onların ceplerine tomarlarca yalnızlık meyveleri girdi. Hep kullandılar bizi. Hep para kazandılar acılarımızdan, yarım kalan aşklarımızdan, ayrılıklarımızdan. Artık ne aşk için yağmur yağmasını beklemenin bir anlamı kaldı, ne de yolculuklarda geçirdiğimiz şehirlerarası yalnızlığın verdiği karmaşık duyguların bir anlamı kaldı. Hepsi çürüyüp gitti şarkıların ritimleriyle. Artık o kadar sardı ki kalbimizi aşk şarkıları. Bir kız gördüğümüzde içimizdeki o tatlı karın ağrısının yerini yarım saatte yazılan aşk katili şarkılar aldı. Yalnız kaldığımızda rüzgârın esişini dinleyerek yaktığımız bir sigaranın yerini iki yüz elli milyona alınan gitarın tellerinden çıkan şarkı ritimleri aldı.
Yavaş yavaş ölüyor duygularımız. Yavaş yavaş kuruyor kalbimiz, uyuşuyoruz…


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla