• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8

    Benim yaşlarım

    İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun
    dondurduğunu, ateşin yaktığını... Sevgisizliğin insanın canını
    acıttığını... Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor.
    Her şey ona çok büyük görünüyor:
    Ev, masa, anne, baba...
    10'una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir
    iştahla
    öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda
    kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor.
    ***
    15'inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen
    yüzünden,
    değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor.
    Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile
    bilmediği odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere
    çıkıldığını hissediyor, büyüleniyor. Şarkıların içinde sevdalar
    gezdirdiğini, şiirin her türden hasreti dindirdiğini anlıyor. Aşk
    acısını
    öğreniyor. Yine de seviyor; ille seviyor, inadına seviyor.
    20'sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor.
    Her şey ona küçük görünüyor:
    Ev, masa, anne, baba...
    "Dünya küçükmüş; büyük olan benim" efelenmeleri başlıyor.
    Lakin dünya bunu bilmiyor.
    O yüzden 20'ler çoğu zaman hayal kırıklıklarıyla geliyor.
    ***
    25'inde ayaklar biraz yere değiyor.
    Okul bitiyor, iş telaşı başlıyor.
    Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp
    grileşiyor.
    Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlarsa kalbinden
    vurularak evleniyor genelde...
    5 yıl önce uzak bir ülke olan "istikbal", daha yakına geliyor.
    "Bir denizde yangın çıkarma" hayali erteleniyor.
    "Dünya zor"laşıyor.
    ***
    30'unda muhasebeye başlıyor insan:
    "Dünya hâlâ beni tanımadı, üstelik galiba ben de dünyayı tam
    tanımıyorum"
    dönemi...
    Mevcut bilgilerin sorgu yeri...
    Kuşkunun beyliği...
    Tehlikeli yaşlar: "Bunun nesine hayran oldum ki ben" pişmanlıkları,
    "Hakkımı yediler" sızlanmaları, sırta saplanan hançerler, çelmeler,
    dost
    kazıkları, ağır ağır olgunlaştırıyor insanı...
    ***
    35, yolun yarısı...
    Hiç okul asmadan, evden kaçmadan, bir terasta sevdiğiyle öpüşüp bir
    çadırda uyanmadan 20'sine gelenler için gecikmiş telafi çağları...
    Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların sözüne yeniden kulak
    kabartılan
    yaşlar... Olgunluğun karasuları...
    40'ında eski kotlar dar gelmeye, saçlara ak düşmeye, aile büyükleri
    yaşlanıp ölmeye başladığında bocalıyor insan...
    Panik, kadınları kuaföre sürüklüyor, erkekleri araba galerilerine; ve
    ikisini birden yeni sevda hayallerine...
    Yiten gençliğe, boyalı saçlarla, içe çekilen karınlarla, kırmızı
    arabalarla çare aranıyor.
    ***
    45'inde "istikbal" denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor
    insan...

    Hem ölüm yarınmış gibi, hem hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamasını öğreniyor.

    Eski dostlar, hatıralar kıymete biniyor. Didişmenin yerini sükûnet,
    böbürlenmenin yerini nedamet, kinin yerini merhamet alıyor. "Keşke"ler
    "iyi ki"lerle, hırslar hazlarla yer değiştiriyor.
    Bu dünyayı silkelemekten, daha iyi bir dünya için kavga vermekten
    vazgeçmeseniz de, öbür dünya umuduna da kulak kabartıyorsunuz, ara
    sıra...
    ***
    Genellenemez tabii; bunlar benim yaşlarım.
    Sonrasını bilmiyorum henüz; öğrendikçe yazarım.



    tuba özaslan (alıntıdır)



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  2. #2
    Dodokuşu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-05-2006
    Mesajlar
    75
    Karizma Gücü
    0
    kişi ne kadar bencil ve de egoist olursa, o kadar kendisinden bahseder...

    ve bahisleri açan yine kişilerdir..

    yaşam uzun değil....
    lojmanlar ölüme yakın..
    Durup dururken, yaşamsal bir sevimsizlik taşıyan ve ister istemez gibi insanlık dışı bir kalıp içinde boyun eğmek zorunda kalınabilecek bir soru, tarihin küflü döşemelerinde parafinlenip gidecektir..

    Bizzat ben..
    başkası söylese "vay be" dersin..!

  3. #3
    ...DeNGeSiZ... SpielMitMir adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-12-2004
    Mesajlar
    2,430
    Karizma Gücü
    0
    İnsan doğal olarak her yaşta ve basamakta yeni bir şey öğreniyor.
    Her yaş ona acı ve sevinç olarak dönüyor.

    Eskiden çok güvendiği ve sevdiği şeyleri bir yaştan sonra güvenemez yada sevemez oluyor.

    Yada eskiden sevgi yi masum bir terim bilirkenyaşı ilerledikçe o terimin ne kadar tehlikeli ve acılarla dolu olduğunu ve insanı ne kadar incittiğini anlıyor.

    HAyatımız aslında bir oyun gibi. Bizim yada karşı kişilerin yaptıkları ile şekillenen kısa bir oyun..
    ABDullah Gül demiş ki; "ATATÜRK yaşasaydı AKP'ye oy verirdi"
    ATATÜRK yaşasaydı AKP diye birşey olmazdı ki!!..


    Tayyip akil hastanesinde konuşma yapıyormuş.
    Bir kişi dışında dinleyicilerin tümü alkışlamış.
    Tayyip, alkışlamayan kişiye dönerek, "Siz niçin alkışlamıyorsunuz" diye sormuş.
    Adam yanıtlamış: "Ben hastabakıcıyım" :hehe:

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •