• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 8 12345678 SonSon
76 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    angara adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2005
    Mesajlar
    899
    Karizma Gücü
    0

    Mezheblerdeki Farklılıkların Hikmetleri

    İslamiyet’teki mezheplerin farklı oluşunun hikmeti nedir?

    Çeşitli kesimler tarafından gündeme getirilen konulardan biri de “mezhep” meselesidir. Mezhep meselesi bir taraftan İslam’da bir ayrılık unsuru gibi gösterilmeye çalışılırken, diğer taraftan bir takım demagojilerle saf zihinler bulandırılmak istenmektedir. Meselenin üzerine biraz eğildiğimiz zaman mezheplerin bir ihtiyaçtan doğduğu, hiç bir zaman ihtilaf unsuru olmadığı anlaşılacaktır.



    İtikat ve amel diye iki kısımdan meydana gelen İslam dininde, mezhepler, ameli (pratikte yaşanan) kısımları konu edinir. Birden fazla mezhebin meydana gelmesi, nazari prensiplerin mezhep imamlarınca farklı anlaşılmasından ileri gelmiştir. (Mektubat, 449 )



    Mesela Hz. Peygamber (asm.) efendimiz namaz kılarken mübarek alınlarına taş batar ve alınları kanar. Hz. Ayşe (r.a.) validemiz taşı Peygamber (asm.) efendimizin alnından alarak yere atarlar. Peygamber (asm.) efendimiz yeniden abdest alarak namazlarını kılarlar. Hanefi mezhebi imamı, İmam Azam Ebu Hanife hazretleri ile Şafii mezhebi imamı, İmam Şafii hazretleri abdesti bozan meseleleri ele alırken bu meseleyi değerlendirirler. İmam-ı Azam hazretleri, “Peygamber (asm.) efendimizin alnına batan taş kan çıkardığı için efendimiz abdest almıştır.” hükmüne varırken; Şafii hazretleri abdestin bozulmasını Hz. Ayşe (ra.) validemizin Peygamber (asm.) efendimizin alnına dokunmasına bağlamıştır. Böylece Hanefi mezhebinde az bir kan abdesti bozan sebeplerden biri olurken, Şafii mezhebinde kadının temasıyla abdestin bozulması kaide olarak benimsenmiştir. Görüldüğü gibi her iki hüküm de doğrudur ve haklı bir gerekçeye dayanmaktadır.

    mezheplerin doğuşu

    Peygamber (asm.) efendimize kadar itikadi noktalarda aynı olan şeriatlar teferruat kısımlarında değişerek gelmiş, hatta bir asırda ayrı ayrı kavimlere ayrı şeriatlar gönderilmiştir. Ancak Peygamber (asm.) efendimizle birlikte daha başka şeriatlara ihtiyaç kalmamış ve onun dini bütün asırlara kafi gelmiştir. Fakat teferruat meselelerde bir takım mezheplere ihtiyaç kalmıştır. Hak mezheplerin imamları bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmişler ve insanoğlunun bütün ihtiyaçlarına cevap vermişlerdir. Peygamber (asm.) efendimiz bir mucize olarak bu imamların geleceklerini ve büyük bir vazife yapacaklarını daha bunlar gelmeden haber vermiş ve bu mümtaz şahsiyetler de yapmış oldukları hizmetlerle Resulullah (asm.) efendimizi fiilen tasdik etmişlerdir...



    İslam mezhepleri -bir iki cüz’i mesele hariç- hiç bir zaman iç harp ve karışıklıklara yol açmamış ve bu mezheplerin imamları da birbirine daima saygılı olmuşlar, birbirlerini ret ve inkar etmemişlerdir. Ayrıca bir mezhep tesis etmek niyetiyle ortaya iddialı bir şekilde çıkmamışlar, daha sonra bir araya toplanarak bir mezhep haline getirilen içtihatlarını zaman ve ihtiyaç anında ortaya koymuşlardır.



    Mesela: İmam-ı Azam (H. 80-150) bir hadise ile ilgili olarak fetva verdikleri zaman, “Bu Numan bin Sabit’in (İmam-ı Azam) reyidir. Çıkarabildiğimiz reylerin en güzeli budur. Kim bundan daha güzelini ileri sürerse, doğruya daha yakın olan odur.” derdi.



    İmam Malik (Maliki mezhebi kurucusu. H.93-179), “Ben bir beşerim. Bazen hata, bazen de isabet ederim. Bu sebeple benim rey ve içtihadımı inceleyiniz. Kitap veya sünnete uygun bulursanız, kabul ediniz, bulmazsanız reddediniz.” demiştir.(Hayreddin Karaman, Fıkıh Usulü, 33)



    Hanbeli mezhebi kurucusu İmam-ı Hanbeli (H. 164-241) ve İmam-ı Şafii hazretleri (H. 150 - 204) de hiç bir zaman iddialı konuşmamışlar ve meslektaşlarını rencide edici sözler söylememişlerdir. Daha sonra bu büyük insanların rey ve içtihatları talebeleri ve alimler tarafından bir araya getirilerek Müslümanların gönül huzuru içerisinde ibadet yapmaları temin edilmiştir.

    Hak birden fazla olur mu?

    Bir zamanlar gazete sütunlarından Müslümanlara meydan okurcasına sorulan ve halen köşe bucak tekrarlanan bir soru vardır: “Hak bir olur; nasıl böyle dört mezhebin ayrı ayrı, bazan birbirine zıt hükümleri hak olabilir?”



    Bu soruya Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özetle şu cevabı verir: “Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taaddüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. “Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.” denilebilir mi?



    İşte bunun gibi İlahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur.



    Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta İmam Şarani hazretleri “Mizan” isimli bir eser yazmış, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur.



    Bir misal:



    Mezhep imamları İslami meselelerde değil, uygulanış tarzında kendilerine göre haklı sebeplerle ihtilaf etmişlerdir. Mesela abdest alırken başa meshetmekte bütün imamlar ittifak etmişlerdir. Ancak meshin tarzında ve miktarında ihtilaf etmişlerdir.



    Abdesti bizlere farz kılan Rabbimizin, “Başınıza meshediniz.” emri “bi ruusikum” ibaresiyle gelmiştir. Dillerin en zengini olan Arapça’da çeşitli kelimelerin başına gelen ‘b’ harfi, bazen “güzelleştirmek”, bazan “bazı” manasını vermek, bazan da “bitiştirmek” manasını vermek için gelir. Abdest ayetinin “ruusiküm” kelimesinin başına gelen ‘b’ harfini mezhep imamlarının her biri ayrı manada anlamışlar ve bundan farklı bir uygulama ortaya çıkmıştır.



    Bunun içindir ki İmam-ı Malik hazretleri: “Başa meshederken, başın tamamı meshedilmelidir. Zira buradaki ‘b’ harfi kelimeyi güzelleştirmek için gelmiştir. Kendi başına bir manası yoktur” der.



    İmam-ı Ebu Hanife hazretleri ise: “Bu ‘b’ bazı manasına gelen ‘b’dir. Başın bir kısmı meshedilse kafi gelir” der.



    İmam-ı Şafii hazretleri ise: “Bu ‘b’ bitişmek manasına gelen ‘b’ dir. Sadece elin başa bitişmesi, birkaç kıla değmesi kifayet eder, mesh tamam olur” der. Hal böyle olunca mezhep imamlarının her birinin hak yolda oldukları, teferruattaki ayrılık gibi görünen hükümlerin bir ihtilaf konusu olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar ve kötü maksatlı olanların iddialarını havada bırakır...

    Risale-i Nur'dan 27.Sözün Hatime'si


    Hâtime


    ASIRLARA GÖRE şeriatler değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatler, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü'l-Enbiyadan sonra, şeriat-i kübrâsı her asırda her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlere ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta (ayrıntılarda), bir derece ayrı ayrı mezheplere ihtiyaç kalmıştır.



    Evet, nasıl ki mevsimlerin değişmesiyle elbiseler değişir, mizaçlara göre ilâçlar tebeddül eder (başkalaşır). Öyle de, asırlara göre şeriatler değişir; milletlerin istidadına göre ahkâm tahavvül eder. Çünkü, ahkâm-ı şer'iyenin teferruat kısmı, ahvâl-i beşeriyeye (insanların hallerine) bakar, ona göre gelir, ilâç olur.



    Enbiya-yı sâlife (geçmiş peygamberler) zamanında tabakat-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca iptidaî (fikirce basit) ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şeriatler, onların haline muvafık (uygun) bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt'ada, bir asırda ayrı ayrı peygamberler ve şeriatler bulunurmuş. Sonra, Âhirzaman Peygamberinin gelmesiyle, insanlar güya iptidaî derecesinden idadiye derecesine terakki ettiğinden, çok inkılâbat ve ihtilâtatla akvâm-ı beşeriye birtek ders alacak, birtek muallimi dinleyecek, birtek şeriatle amel edecek vaziyete geldiğinden, ayrı ayrı şeriate ihtiyaç kalmamıştır, ayrı ayrı muallime de lüzum görülmemiştir. Fakat tamamen bir seviyeye gelmediğinden ve bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyede gitmediğinden, mezhepler taaddüt etmiştir. Eğer, beşerin ekseriyet-i mutlakası, bir mekteb-i âlinin talebesi gibi, bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyeyi giyse, bir seviyeye girse, o vakit mezhepler tevhid edilebilir. Fakat bu hal-i âlem o hale müsaade etmediği gibi, mezâhib de bir olmaz.



    Eğer desen: Hak bir olur. Nasıl böyle dört ve on iki mezhebin muhtelif ahkâmları hak olabilir?



    Elcevap: Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır. Şöyle ki: Birisine, hastalığının mizacına göre su ilâçtır; tıbben vâciptir. Diğer birisine, hastalığı için zehir gibi muzırdır; tıbben ona haramdır. Diğer birisine az zarar verir; tıbben ona mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir. Diğer birisine ne zarardır, ne menfaattir; âfiyetle içsin, tıbben ona mübahtır. İşte hak burada taaddüt etti. Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki, "Su yalnız ilâçtır, yalnız vâciptir, başka hükmü yoktur"?



    İşte bunun gibi, ahkâm-ı İlâhiye, mezheplere hikmet-i İlâhiyenin sevkiyle ittibâ edenlere göre değişir. Hem hak olarak değişir ve herbirisi de hak olur, maslahat olur. Meselâ, hikmet-i İlâhiyenin tensibiyle İmam-ı Şâfiîye ittibâ eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup, cemaati birtek vücut hükmüne getiren hayat-ı içtimaiyede nâkıs olduğundan, herbiri bizzat dergâh-ı Kàdıu'l-Hâcâtta kendi derdini söylemek ve hususî matlubunu (taleplerini) istemek için, imam arkasında Fâtihayı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir. İmam-ı Âzama ittibâ edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserîsi o mezhebi iltizam etmesiyle, medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan, bir cemaat bir şahıs hükmüne girip, birtek adam umum namına söyler; umum,kalben onu tasdik ve rapt-ı kalb edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fâtiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.



    Hem meselâ, madem şeriat, tabiatın tecavüzâtına sed çekmekle onu tâdil edip (düzeltip) nefs-i emmâreyi terbiye eder. Elbette, ekser etbâı(tabileri) köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şâfiî mezhebine göre, kadına temasla abdest bozulur, az bir necaset zarar verir. Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medenî şeklini alan insanlar ittibâ ettikleri mezheb-i Hanefîye göre, mess-i nisvan (kadına temas) abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetvâ var.



    İşte, bir amele ile bir efendiyi nazara alacağız. Amele, tarz-ı maişet (geçim tarzı) itibarıyla, ecnebî kadınlarla ihtilâta, temasa ve bir ocak yanında oturmaya ve mülevves (bulaşı pis) şeylerin içine karışmaya müptelâ olduğundan, san'at ve maişet itibarıyla tabiat ve nefs-i emmâresi meydanı boş bulup tecavüz edebilir. Onun için, şeriat onların hakkında o tecavüzâta sed çekmek için, "Abdest bozulur, temas etme. Namazını iptal eder, bulaşma" mânevî kulağında bir sadâ-yı semâvî çınlattırır. Amma o efendi, namuslu olmak şartıyla, âdât-ı içtimaiyesi itibarıyla, ahlâk-ı umumiye namına, ecnebî kadınlara temasa müptelâ değil; mülevves şeylerle, nezafet-i medeniye namına kendini o kadar bulaştırmaz. Onun için, şeriat, mezheb-i Hanefî namıyla ona şiddet ve azimet göstermemiş, ruhsat tarafını gösterip hafifleştirmiştir. "Elin dokunmuşsa abdestin bozulmaz; hicab edip kalabalık içinde suyla istinca etmemenin zararı yoktur; bir dirhem kadar fetvâ vardır" der, onu vesveseden kurtarır.



    İşte, denizden iki katre, sana misal... Onlara kıyas et. Mizan-ı Şa'rânî mizanıyla, şeriat mizanlarını bu suretle muvazene edebilirsen et.


    lütfen yazıyı okumadan mualefet olsun diye cevap yazmayınız... :A



    ÖLümüne ANKARAGÜCÜ
    Since 1910

    --- KİM OO ???

    --- ÖCÜÜÜÜ...

    --- YİNE Mİ ANKARAGÜCÜ



    ███████████████████████████████████████
    ███████████████████████████████████████
    ███████████████████████████████████████
    ███████████████████████████████████████




    İŞİM GÜCÜM ANKARAGÜCÜM




    06 Burs(A)nkara 16

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    20-05-2007
    Mesajlar
    329
    Karizma Gücü
    0
    Mezheplerin bir hikmeti yok ki farklılığın hikmeti olsun..

    Bu gün mezhep yüzünden binlerce insan (müslüman) birbirini öldürüyor.. esas bunun hikmetine bakılmalı....!

    son bilançoya göre Irakta mezhep çatışmalarında 600.000 mlüslüman birbirini öldürmüş.. işte size hikmet..!

  3. #3
    kaan_sacma adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2006
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Mezhep farklılıgının hikmetimi olur?
    saçmalamayın.
    hangisi gercek islam?
    her biri ayrı telden çalıyor.

  4. #4
    TCCCLive adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-05-2007
    Mesajlar
    361
    Karizma Gücü
    0
    ###_______________SELAMÜN ALEYKÜM



    #____Yukarıda anlatılan hadisede ilginç birşey dikkatimi çekti. Konu ile ilgisi olan arkadaşlar fikrime yorum getirirlerse memnun olurum.



    #____" Hz. Peygamber (asm.) efendimiz namaz kılarken mübarek alınlarına taş batar ve alınları kanar. Hz. Ayşe (r.a.) validemiz taşı Peygamber (asm.) efendimizin alnından alarak yere atarlar. Peygamber (asm.) efendimiz yeniden abdest alarak namazlarını kılarlar. "


    #____Bu hadisenin üzerine "İmam-ı Azam Ebu Hanife" Hazretleri, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) tekrar abdest almasından dolayı "kan çıkması" abdesti bozar demiştir. Fakat "İmam Şafii" Hazretleri "kadın dokunması" abdesti bozar demiş. Kadının taşı (s.a.v.)'in mübarek alnından alıp yere atması anlatılan hadisede gün gibi aşikar da, bu işi yaparken dokunduğu nereden biliniyor ? İşte tam olarak bu noktayı anlamadım. Eğer hadise aynen bu şekilde anlatılıyorsa dokunması sadece bir olasılık olur. Elbette dokunması çok büyük bir ihtimal ama dokunmama ihtimali de var.



    #____Anlamadığım bir diğer hadise de şudur. Abdestini neden tazelediği 1 defa bile sorulmamış mı? Yada Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) 1 kişi gidip Abdesti bozan şeyleri sormamış mı? Bu çok önemli bir konu ama. Çünkü Namazın başı abdest. Eshab-ı Kiram böyle bir konuyu nasıl olur da Efendimiz (s.a.v.)'e danışmaz?



    #____Bilen kardeşlerimden cevap bekliyorum.



    SELAMÜN ALEYKÜM__________________###
    ---------------------------------------

    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.

    ---------------Mevlana---------------

    -------------------------------------------------------

    Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz?

    Dehanın sınırları var cehaletinse hiçbir sınırı yoktur.

    --------------Whoopi Goldberg----------------------

  5. #5
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    Arkadaşlar,
    Bir yanılgı var:
    Sünnilik, şiilik bir mezhep değildir. Esastan bir ayrımdır. Bunların alt kolları mezheptir.
    Ör:Sünnilik altında; Hanefilik, Hanbelilik, Şafiilik, Malikilik vb.
    Şiilik altında; İsnaaşeriyye, Caferilik, Zeydilik vb.

    Esastan ayrımdan kasıt şudur:
    Her iki grup da aynı kaynakları(Kur'an-Sünnet) esas aldığını iddia eder fakat mesnedleri farklıdır.
    Kısaca ele alalım:
    Sünniler Kur'an'ı birinci delil kabul eder ve sünnet ışığında bunu yorumlar. Şiilerde aynısı yapar.
    O halde sünnete bakalım. Sünnilerin sünnet kaynağı Rasulullah'tan gelen tüm rivayetleri sahabelerin hangisi nakletmişse alır ve bunların ışığında Kur'an'ı yorumlar.
    Şiilere gelince onlar sadece sahabenin bazılarının rivayetini ancak imam kabul ettikleri kişilerin rivayetiyle alırlar.
    Yani şiiler, sünnilerin hadis literatürünü ve rivayetlerini delil saymazlar.
    Bu durumda Sünnilik altındaki mezheplerde Hanefilik, Hanbelilik, Şafiilik, Malikilik vd.'de bir kaynak ayrılığının esamesi bile yoktur. Yani hanefiler ve malikiler (siyasi sebebler dışında) birbirleriyle savaşacak malzemeyi mezhep anlayışlarında bulamazlar çünkü yoktur. Yani fark aynı kaynağı/malzemeyi farklı yorumlamaktır. Sünnilerin karşı tarafı sünnete sarılmamakla ithamı ve Ali yanlısı demesiyle onlara şii, onların da farklı sünnet anlayışları sebebiyle bizlere sünni demesinden bu isimler vardır. Yoksa ne sünnilik ne de şiilik mezhep değil siyasi grublardır ve kendi içlerinde kavga sebebleri yoktur. Bu iki ana grup ise yeni değil ta Hz.Ali zamanından beri siyasi olarak çekişmektedir.

    Alıntı TCCCLive tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ###_______________SELAMÜN ALEYKÜM
    Ooo Kardeşim TCCCLive,
    Aleykum Selam.

    Alıntı TCCCLive tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    #____" Hz. Peygamber (asm.) efendimiz namaz kılarken mübarek alınlarına taş batar ve alınları kanar. Hz. Ayşe (r.a.) validemiz taşı Peygamber (asm.) efendimizin alnından alarak yere atarlar. Peygamber (asm.) efendimiz yeniden abdest alarak namazlarını kılarlar. "

    #____Bu hadisenin üzerine "İmam-ı Azam Ebu Hanife" Hazretleri, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) tekrar abdest almasından dolayı "kan çıkması" abdesti bozar demiştir. Fakat "İmam Şafii" Hazretleri "kadın dokunması" abdesti bozar demiş. Kadının taşı (s.a.v.)'in mübarek alnından alıp yere atması anlatılan hadisede gün gibi aşikar da, bu işi yaparken dokunduğu nereden biliniyor ? İşte tam olarak bu noktayı anlamadım. Eğer hadise aynen bu şekilde anlatılıyorsa dokunması sadece bir olasılık olur. Elbette dokunması çok büyük bir ihtimal ama dokunmama ihtimali de var.
    Buradaki rivayet şu ayet birlikte düşünüldüğünde her şey ortaya çıkıyor:
    Nisa 43. Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız(لامس) ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar.
    Maide 6. Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız(لامس) ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.


    Her iki ayette de (لامس) fiili kullanılmıştır. Bu kelime şafiiler gibi zahiri anlamına yorumsuz bir şekilde alınırsa bildiğimiz dokunmak demektir. Hanefiler bunu bizce doğru olarak cinsel ilişki anlamına yorumlarlar ve dolayısıyla onlara göre sadece dokunmakla abdest bozulmaz, ilişki ile bozulur.

    Alıntı TCCCLive tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    #____Anlamadığım bir diğer hadise de şudur. Abdestini neden tazelediği 1 defa bile sorulmamış mı? Yada Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) 1 kişi gidip Abdesti bozan şeyleri sormamış mı? Bu çok önemli bir konu ama. Çünkü Namazın başı abdest. Eshab-ı Kiram böyle bir konuyu nasıl olur da Efendimiz (s.a.v.)'e danışmaz?
    Tabii ki sormuşlar, cevaplarını almışlar ve bu gün hepimiz bunları biliyoruz.
    Fakat bu cevaplar üzerindeki ihtiyaca binaen getirilen küçük yorum farklılıkları arkaplanını incelemeyince sanki işi tamamen zıt gibi gösteriyor.
    Bir de şu var bir kişi sonraki devirdeki ulemayı atlayarak ta o imamların sözüne bakarsa başka şeyler de görebilir. Sonra gelen o mezhebdeki imam ve müctehidler bunların bir çoğunu düzeltmiştir. Mesela bir imama ulaşan rivayet, diğerine ulaşmamış olabiliyordu. Ya da (En sağlam rivayetlere sarılmak istediklerinden; ) birine göre sahih olan rivayet diğerine göre zayıf bulunabiliyordu. Ya da sahabenin yorum farklılıkları onları farklı anlayışlara itebiliyordu. Ya da eldeki rivayet farklı yorumlanmaya müsait oluyordu. vb.

    Baki Selamlar.
    Bu mesaj en son " 26.06.07 " tarihinde saat 12:38 itibariyle Burberry's Touch tarafından düzenlenmiştir... Neden: flood yasak.Bu kez birleştiriyorum:)
    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  6. #6
    altar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-08-2005
    Mesajlar
    161
    Karizma Gücü
    0
    benimde hep ilgii çekmiştir bu konu sosyal ve kültürel farklılıklar olabilir yada dinin, kutsal kitabın farklı yorumlanması....
    Oηlу dєαdѕ нανє ѕєєη тнє єηd σƒ ωαя...

  7. #7
    TCCCLive adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-05-2007
    Mesajlar
    361
    Karizma Gücü
    0
    ###___________________VE ALEYKÜM SELAM



    ###____ Şimdi daha iyi anladım. Abdestin kandan mı yoksa dokunmadan mı bozulması "Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e bakılarak" değil de "Hz. Furkan'daki ayetin" 2 farklı şekilde yorumu ile ortaya çıkmış.


    ###_____"recognizer" kardeşime Teşekkürediyorum. Allah (c.c.) razı olsun (AMİN)


    SELAMÜN ALEYKÜM___________________###
    ---------------------------------------

    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.

    ---------------Mevlana---------------

    -------------------------------------------------------

    Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz?

    Dehanın sınırları var cehaletinse hiçbir sınırı yoktur.

    --------------Whoopi Goldberg----------------------

  8. #8
    zazza adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-03-2006
    Mesajlar
    426
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ADAMIN_1'i tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Mezheplerin bir hikmeti yok ki farklılığın hikmeti olsun..

    Bu gün mezhep yüzünden binlerce insan (müslüman) birbirini öldürüyor.. esas bunun hikmetine bakılmalı....!

    son bilançoya göre Irakta mezhep çatışmalarında 600.000 mlüslüman birbirini öldürmüş.. işte size hikmet..!
    arkadaşım seni anlıyorum ancak ırak ta farklı mezheplerdeki insanların neden birbirlerini öldürdüklerini iyice bi araştırmanı tavsiye derim, ozaman anlarsın insanların birbirini öldürmesinin sebebi müslümanlık mı? yoksa başka bir şeymi..
    VATAN SANA CANIM FEDA...



    Güneşe çıplak gözle bakılmaz; isli camla bakılır. Esbab isli cam gibidir. Güneşi görmek için esbab camını alaşağı etmek gerekmiyor; onu düzgün kullanmayı becermek gerekiyor.


    Onlara anladıkları kadar söyleyin. (Hadis-i şerif)

  9. #9
    asli7972 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-02-2007
    Mesajlar
    135
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ADAMIN_1'i tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Mezheplerin bir hikmeti yok ki farklılığın hikmeti olsun..

    Bu gün mezhep yüzünden binlerce insan (müslüman) birbirini öldürüyor.. esas bunun hikmetine bakılmalı....!

    son bilançoya göre Irakta mezhep çatışmalarında 600.000 mlüslüman birbirini öldürmüş.. işte size hikmet..!
    aynen katılıyorum:A

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.
    3 Ali İmran Suresi 105

    Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.
    6 Enam Suresi 159

    Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın, fırkalara bölünüp ayrılmayın.
    3 Ali İmran Suresi 103


    ne bu meshep meselesi insanların kafasını karıştırmakdan başka ne ye yarıyor insanları bölmekden başka neye yarıyor bana açıklarmısınız.birinin helal dediğine diğeri haram diyor,nasıl bir çelişki nasıl bir şey bu ya.bakın örnekleyelim

    1-namazda ayakların arası ne kadar açık olmalı?
    hanefi =4 parmak
    maliki =2 karış
    şafii = 1 karış
    hanbeli=2 karış
    bitmediii
    2-erkeğin kırmızı elbise giyme hükmü nedir?
    hanefi =mekruh
    maliki =helal
    şafii = haram
    hanbeli=mekruh
    3-abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır?
    hanefi =12
    maliki =5
    şafii = 8
    hanbeli=3

    daha yazmaya kalksam sayfalar yetmez,hepsi ayrı birşey söylüyo,birine inanan diğerince günahkar oluyo,başlık mezheplerin zararları olsaymış daha mantıklı olurmuş.daha kendi aralarında uzlaşamıyor insanlar neye inansın.
    ÖZÜ KAVRAYAMAYAN SÖZLERLE UĞRAŞIR




    BİR TIKLA AÇ COCUKLARA YARDIM

    http://www.thehungersite.com/

  10. #10
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı asli7972 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    aynen katılıyorum:A

    Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.
    3 Ali İmran Suresi 105

    Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.
    6 Enam Suresi 159

    Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın, fırkalara bölünüp ayrılmayın.
    3 Ali İmran Suresi 103


    ne bu meshep meselesi insanların kafasını karıştırmakdan başka ne ye yarıyor insanları bölmekden başka neye yarıyor bana açıklarmısınız.birinin helal dediğine diğeri haram diyor,nasıl bir çelişki nasıl bir şey bu ya.bakın örnekleyelim

    1-namazda ayakların arası ne kadar açık olmalı?
    hanefi =4 parmak
    maliki =2 karış
    şafii = 1 karış
    hanbeli=2 karış
    bitmediii
    2-erkeğin kırmızı elbise giyme hükmü nedir?
    hanefi =mekruh
    maliki =helal
    şafii = haram
    hanbeli=mekruh
    3-abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır?
    hanefi =12
    maliki =5
    şafii = 8
    hanbeli=3

    daha yazmaya kalksam sayfalar yetmez,hepsi ayrı birşey söylüyo,birine inanan diğerince günahkar oluyo,başlık mezheplerin zararları olsaymış daha mantıklı olurmuş.daha kendi aralarında uzlaşamıyor insanlar neye inansın.


    Farz edelim mezhepleri kaldirdik . Peki ondan sonra neolacak yani herkes keni kafasina göremi ayetleri yorumlayacak yada nasil olacak

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •