• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    ***DİŞ HEKİMİ*** .HeKiM. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-08-2005
    Mesajlar
    9,469
    Karizma Gücü
    8

    Kanserin adı bile korkutuyor

    Peki şimdi ne olacak?
    Kanser hastalığının adı, adının verdiği korku, gelecek kaygısı, hastalık ve tedavi sürecinde yaşanabileceklerin yarattığı stres, hasta ve hasta yakınlarını hiçbir hastalık grubunda olmayacak kadar çok olumsuz etkiliyor.
    Anadolu Sağlık Merkezi"nden Psikoterapist Mine Turgay kanser hastalarına psikolojik destek ile ilgili bilgiler verdi.


    Kişi kanser olduğunu ya da kanserinin yeniden tekrarladığını öğrenince geçmişte kendisini olumsuz olarak etkilemiş, korkutmuş, tehdit edici yaşam olaylarına gösterdiği tepkilere benzer tepkiler gösterir. Bu düşünsel, duygusal, davranışsal tepkiler hastalığa karşı geliştirilen �psikolojik uyum� çabalarıdır. Hasta ve aileleri hastalığa, belirsizliğe, tıbbi bakım ve tedaviye, bedensel fonksiyonlardaki değişikliğe, bağımlılığa ve hastalığı nedeniyle yaşamlarına katılan pekçok şeye uyum sağlamaya çalışır.

    Hastanın yaşı, cinsiyeti, eğitimi, kişilik özellikleri, kanserin yeri, kanserin nüks yaratıp yaratmadığı, ağrının olup olmadığı, kişinin yaşamını-aile,iş ilişikilerini-olumsuz etkileyip etkilemediği, aile, arkadaş desteğinin olup olmadığı, maddi olanaklarının yeterliliği gibi etmenler kişinin hastalıkla başedebilmesini, uyumu belirler.

    Uyumu kolaylaştırmak için; hastanın günlük yaşamını sürdürebilmesini desteklemek, sosyal işlevselliğinin (iş,öğrenim vb) hastalık nerdeniyle aksamasını önlemek, hastalığa karşı gelişen doğal duygusal tepkilerin ifade edilip, anlaşılmasına çalışmak, umutsuzluk, değersizlik, suçluluk düşüncelerini denetlemek yararlı olmaktadır.

    Kanserde bir yandan geleceğe ilişkin belirsizlik yaşanırken öte yandan, hastalığın ölümü yakınlaştırdığı ve belirginleştirdiği düşüncesi oluşur. Her iki durum da hastanın duygulanımını olumsuz etkiler, kaygı ve korku düzeyini artırır. Kanserli hastalarda en sık görülen ruhsal bozukluk depresyondur; sıklığı ise yüzde 4,5 ile yüzde 58 gibi çok geniş bir aralık içinde değişir. Kaygı bozuklukları, hastalığa eşlik eden uyum bozuklukları da depresyondan sonra en sık saptanan ruhsal bozukluklardandır.

    Hastalığın ağır seyretmesi, hastanın günlük aktivitelerinin kısıtlanması, ağrının olması depresyon gelişimini hızlandırır. Kadınlarda, daha önce depresyon geçirenlerde, kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlarında katkısıyla depresyon daha sık görülür.

    Gerek hasta gerek aile gerekse tıbbi ekip çoğu kez depresyon belirtilerini �normal�, duruma uygun bulur ve bu nedenle yardım istemez. Yine depresyon belirtilerinin hastalık veya ilaçların yan etkileri ile ilgili olup olmadığı hasta ve ailelerce ayırdedilemiyebilir. Uykusuzluk, iştahsızlık, halsizlik gibi bedensel belirtiler hastalığın, tedavinin yan etkileri ile karıştırılabilir. Ancak burada en temel belirti, ilgi, istek kaybı ve depresif duygu durumdur.

    Kanserde ortaya çıkan önemli bir ruhsal rahatsızlık ta kaygı bozukluklarıdır. Yaşamı üzerindeki kontrolu kaybedeceğine, sevdiklerinden ayrılacağına, ağrı, acı çekerek öleceğine, geleceğine yönelik korkular yoğunluktadır. Kaygının en yoğun olduğu tanının öğrenildiği dönemde, bu acı veren, katlanılması güç gerçeği inkar, en tipik reaksiyondur. Pek çok kişi, tanıyı bildiği halde açıkça �kanser� kelimesini kullanamaz, kaçınır. �Kanser� kelimesi yerine daha kolay sözcükler kullanır. Hastalık, o, durum, tümör, ur gibi... Kanser kelimesinden kaçınma, başına gelenlere inanamama inkar tepkisine tipik bir örnektir.

    Depresyon ve anksiyete bozukluklarının mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Psikiyatrik ilaç tedavisi (anti depresanlar, anksiyolitikler) ve psikoterapi birlikte, eş zamanlı olarak uygulanmalıdır.

    Gerek bireysel gerekse grup psikoterapilerinde, yeni yaşama uyum yapılmasını sağlamak, tedavi süreci ve hastalığa bağlı olarak, yaşamın çeşitli alanlarında ortaya çıkacak değişikliklerle başaçıkabilmelerine yardımcı olmak hedeflenir. Görüşmelerde, hastalara açık uçlu sorular sorularak, hayatın anlamı ve benzer konularda neler düşündükleri, dünyaya bakış açılarını oluşturan temel varsayımlar anlaşılmaya çalışılır. Bu görüşmeler sırasında, olumsuz duyguların ifadesine yer verilmekle birlikte, asıl üzerinde durulan konu, hastalıkla ilişkili olarak yaşamlarında ortaya çıkan yeni ve zorlayıcı olayları çözmelerine yardımcı olacak problem çözme becerilerinin öğretilmesi amaçlanmaktadır.

    Yaşamın olumlu yanlarını görebilmek, anlamlı bir yaşam sürdürmenin koşuludur . Yaşanılan olumsuz deneyimler kişiyi sadece olumsuz olarak etkilemez, bu deneyimlerden olumlu çıkarımlar da kazanılabilir. Kişi güçlüklerle mücadele ederken daha güçlü olmayı öğrenebilir ve daha zengin deneyimler kazanabilir. Kanser hastaları; kendi sınırlılıklarını kabul etmeyi öğrenerek, güçlerini keşfederek, amaçlarına ulaşma becerisi kazanarak, günün o anını, yaşamının o gününü yaşamayı öğrenerek, yaşamındaki güzel şeyler üzerinde odaklaşarak, aile, arkadaş, sevgili, tanıdık hatta hiç tanımadıkları kişilerin desteğini alma deneyimi kazanarak yaşamlarındaki olumlulukları arttırabilirler.

    Kanserin yarattığı değişikliklere karşı yeni bakış açısı geliştirmek
    Kanser tanısı yaşamdaki yeni bir gerçek, ancak ölüm cezası değil
    Çaresizlik duygusunun yerine mücadeleci olmayı denemek
    Yaşam biçiminin değiştiğini kabul etmek
    Kendi fiziksel ve psikolojik gereksinimlerine karşı ilgili olmak
    Hastalığıyla ilgili konularda açık yüreklilikle konuşabilmek
    Sağlıklarıyla ilgili kişisel sorumluluğu üstlenmek
    Kanseri olan diğer hastalarla iletişimi kesmeme, benzer hastalığı olanlarla bir araya gelip sorunlarını paylaşmak (ve onlarınkini de dinleme)

    Psikolojik yaklaşımlar (psikoterapi) hastalığa uyuma nasıl yardımcı olur?
    Psikoterapinin, kanserli hastanın kaygısını azalttığı, yaşam kalitesini yükselttiği, kendini iyi hissetme halini arttırdığı bilinmektedir. Psikolojik müdahalelerin amacı, kişilerin kanser tanısına, tedavi sürecine ve hastalığa bağlı olarak, yaşamlarının çeşitli alanlarında ortaya çıkacak değişikliklerle başa çıkabilmelerinde yardımcı olmaktır. Ayrıca, kişiye kanser ve kanser tedavisiyle ilişkili fiziksel, duygusal ve yaşam tarzı değişimleri ile nasıl başa çıkabileceği konusunda danışmanlık da yapılmaktadır. Bu tür bir psikolojik tedaviden yararlanacak olanlar sadece hastalar değil aynı zamanda onların eşleri, çocukları, aile üyeleridir.

    Bazı hasta ve aileleri, doğru hastane ve tıbbi tedaviyi nasıl seçeceklerini belirlemek için daha fazla çaba harcarken, bazıları da, hastalığın, tedavilerin yarattığı stres, kaygı ve depresyonlarını azaltmak için çaba harcar. Danışman, güvenli ve destekleyici bir ortamda, problem çözme tekniklerini öğreterek, yas, korku ve benzer duygusal tepkileri üzerinde çalışmalarına yardımcı olabilir. Olaya bu şekilde yaklaşan hastalar için yaşamı tehdit eden kriz, bir süre sonra yaşamı zenginleştirici, kişiliği olgunlaştırıcı bir fırsat haline dönüşebilir.

    Psikolojik tedavinin bedensel sağlığa da etkisi olabilir mi?
    Bu soruyu kemoterapi ile birlikte seyreden bulantı ve kusma gibi fiziksel durumlar örneği ile yanıt verilebilir. Bazıları için bu yan etkiler, tedaviden vazgeçilecek kadar yoğun olabilir. Bu tip şikayeti olanlara, gevşeme egzersizleri, kendini-hipnoz, imajinasyon ya da öğretilecek diğer becerilerle bu bulantı ve kusma durumlarını engelleyebilicekleri gösterilir. Böylece bulantı ve kusmayı önlemek için, başka yan etkileri olabilecek diğer ilaçları kullanmaya gerek kalmaz.

    Psikolojik tedavi, fiziksel sağlık üzerinde de dolaylı etkiye sahiptir. Stresin bedenin kendi savunma sistemlerini zayıflattığı bir süredir bilinmektedir. Son yıllarda üzerinde durulan ve araştırılan bir konu da kanserli hastaların öğrendikleri başaçıkma mekanizmalarının ve kendilerine olan güven duygularının artmasının bağışıklık sisteminin gücünü arttırıp arttıramayacağıdır. Araştırmalar, hastalıkları hakkında hekimlerine soru sormaktan çekinmeyen hastaların, kendilerine verilen tedaviyi pasif ve boyun eğici bir yaklaşımla kabul edenlere kıyasla, daha hızlı iyileştiklerini, tedavi sonuçlarının daha olumlu olduğunu göstermiştir.

    Kaynaktv
    AĞLAMA DEĞMEZ HAYAT BİR KARİZMA İÇİN BU GÖZYAŞLARINA

  2. #2
    atsfc adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2005
    Mesajlar
    115
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel anlatılmış burda bence de psikolojik destek kanser tedavisinde kullanılmalıdır. çünkü hastaların tedavileri oldukca ağır ve o insanlar kendilerini yalnız hissediyolar. ayrıca sosyal hayatlarını olması da önemli bence çünkü kemoterapi süresinde uzun süre hastanede kalmaları gerekiyo bu da ister istemez onların sıkılmalarına neden oluyo. bir de kemoterapini yan etkilerinden olan vücuttaki tüylerin dökülmesi de hastayı ayrıca üzen nedenlerden biridir. tüyleriniz dökülmüşken yolda yürüdüğünüzde kimi insanların size nasıl baktığını tahmin edemezsiniz. tabi bu bazı hastaları rahatsız ediyo. ve son olarak söylemeliyim ki o hastalarımızın ilgiden başka hiçbirşeye ihtiyaçları yok


    ▓▓▓▓▓▒▒▒▒X▒▒▒▒▒▒▒
    Savaşa Hayır.

    Kapıda benim diyebilen bencildir. Ona göre kapının ardındakinin beklediği kendisidir.

    x≤ MΔTΣMΔTİKζİ≥x
    ?mevcut ∫ƒ(x)dx = F(x)+C ?mevcut
    "Yanlız kalmaktan korkanlar asla dürüst olamazlar."

  3. #3
    Edmundo_21 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-04-2006
    Mesajlar
    470
    Karizma Gücü
    0
    cok gzl bi yazı olmuş teşekkür ederim
    senin bu yazıyı buraya yazdıgın dönemde ben hastandeydim
    6 ay kemoterapi gördüm ve şükürler olsun iyleştim
    nese konuya dönmek gerekirse psikolojik destek gercekten cok önemli zaten kanseri ancak moral ile yenebiliosun ben bizzat kendim yasadım ve ögrendim ailem arkadaşlarım hiç yanlız bırakmadılar hatta o cok kavga ettiğim ögretmenlerim bile destek oldular benimde hayasam sevincim sayesinde hayata yeni bir başlangıc yaptım.
    Tabiki psikolojik sorunlar yasadım yasamamak böle bi durumda imkansız zaten 1 hafta kimseyle konusmadım kendimi sorgulayıp durdum ama sonra kabullendim durumu ve yenmeye karar verdim başlamak karar vermek ben yenecegim demek cok önemlii tabii bide diger hastalar var benim gibi düşünemeyenler yada yorulanlar keşke olmasaydı diyenler onlar malesef artık yoklar hepsine allah rahmet eylesin

    bide işin diger bi tarafı var hastalıgı yendikten sonra inanamıyosun yani benim adıma öle olmustu doktorum bana tamamen iyleştin artık bu gece misafirimizsin dediginde inanamamıştım yalan söylediklerini ve ölecegimi düşünmüştüm ve ondan sonrasını hatırlamıyorum ailemin ve arkadaşlarımın anllattıgı kadarıyla 2 hafa kendimde degilmişim yani kısacası hasta oldugunu ögrenmekte iyleştigini ögrenmekte ayrı bi sorun yasıosun
    allah kimsenin basına vermesin
    ben ankara ibni sina hastanesinde tedavi olmustum eger gün gelir de bu illete yakalanır yada bi tanıdıgınız yakalanırsa orda tedavi olmanızı öneririm...

  4. #4
    atsfc adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2005
    Mesajlar
    115
    Karizma Gücü
    0
    Edmundo_21

    öncelikle geçmiş olsun demek istiyorum.
    ve de eski bir hasta olarak elimden birşey gelcekse yardım etmeye hazırım. ailenin ve arkadaşlarının çok güzel bir şekilde destek verdiklerini sölemişsin bu senin için çok iyi olmalı ve sanırım bunu sen de anlamışsındır ki kendini kötü hissetmek için hiçbir sebeb yok.
    tekrar geçmiş olsun


    ▓▓▓▓▓▒▒▒▒X▒▒▒▒▒▒▒
    Savaşa Hayır.

    Kapıda benim diyebilen bencildir. Ona göre kapının ardındakinin beklediği kendisidir.

    x≤ MΔTΣMΔTİKζİ≥x
    ?mevcut ∫ƒ(x)dx = F(x)+C ?mevcut
    "Yanlız kalmaktan korkanlar asla dürüst olamazlar."

  5. #5
    Edmundo_21 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-04-2006
    Mesajlar
    470
    Karizma Gücü
    0
    atsfc teşekkür ederim dostum
    sanada cok gecmiş olsun
    yardım teklifin için cok tesekkürler ben iyleştim ama ikimiz birlikte bir başkasına yardımcı olabiliriz
    eet oo destekler sayesinde hayattayım ben doktorlar sen ölceksin demişlerdi ama bana verilen destekle kendi inancımla birlikte kurtulmayı basarıdım ve elimden geldigince diger hastalara moral vermee calısıorum
    yaa tabiki anladım inandım zaten kendimi hiç kötü hissetmedim ve etmiorum hiç bişeyi kafaya takmıorum halada öyleyim
    cok saol sanada gecmiş olsun...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kanserin gen haritası çıkarılıyor...
    2005 Konuları bölümünde Ali tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 20.12.05, 00:32
  2. Kanserin düşmanı ısırgan otu
    2005 Konuları bölümünde angel_nili tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 19.12.05, 11:15
  3. Bingöl'de Şarbon korkutuyor!
    2005 Konuları bölümünde babaorhan tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 09.07.05, 15:44

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •