• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    DJPascaL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-03-2006
    Mesajlar
    3,285
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Başarılı Hiç Bu Kadar Sevildiniz mi??????

    >>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri
    >>tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan
    >>sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha
    >>karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan,
    >>aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç...
    >>Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz
    >>zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah
    >>otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
    >>Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan
    >>binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf
    >>birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
    >>evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa,
    >>onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler
    >>bir süre sonra...
    >>
    >>Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem
    >>de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar
    >>ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve
    >>elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor
    >>getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir
    >>mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına
    >>uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında
    >>para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da
    >>kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren
    >>sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,
    >>yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü,
    >>büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı.
    >>Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi
    >>olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını
    >>beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler
    >>hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...
    >>"Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp
    >>adama ve "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt
    >>verirdi hep...
    >>
    >>Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü
    >>kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...."
    >>Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,
    >>"Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi
    >>sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba
    >>sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda
    >>kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği
    >>çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
    >>karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli
    >>değildi zaten....
    >>
    >>Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar
    >>yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman
    >>buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına
    >>geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam,
    >>hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul
    >>etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve
    >>sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla
    >>beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken,
    >>harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık"
    >>levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?"
    >>dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev
    >>yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası
    >>olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz
    >>evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır
    >>diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki
    >>tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç
    >>para olursa olsun, burası bizimdir artık...."
    >>
    >>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,
    >>ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her
    >>gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde
    >>kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra,
    >>kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın.
    >>Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan
    >>kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi
    >>hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
    >>beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim
    >>bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."
    >>
    >>Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da
    >>acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu
    >>beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı
    >>adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat"
    >>diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam,
    >>duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.
    >>Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu
    >>kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
    >>
    >>Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
    >>birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık
    >>dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü
    >>kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
    >>karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor
    >>her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."
    >>"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye
    >>bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini
    >>kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o
    >>restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce
    >>ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...
    >>Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk
    >>doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları
    >>kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
    >>
    >>Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen
    >>ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de
    >>yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi
    >>adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların
    >>orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir
    >>şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden.
    >>Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim
    >>seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...
    >>
    >>İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin
    >>böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının
    >>desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın,
    >>sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi.
    >>Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini
    >>hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini,
    >>en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması
    >>için dua ediyordu.
    >>
    >>Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu
    >>söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.
    >>Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı
    >>açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne
    >>yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi
    >>çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka
    >>konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye
    >>ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:
    >>"Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm
    >>ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki
    >>kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir
    >>senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep
    >>söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini
    >>biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
    >>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber
    >>vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını
    >>yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının
    >>karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve
    >>kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
    >>bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu
    >>kutuyu vermemi istedi..."
    >>
    >>Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu
    >>kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline
    >>tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi.
    >>İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda.
    >>İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir
    >>tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim",
    >>"Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm
    >>derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim
    >>için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni
    >>istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?"
    >>son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu
    >>gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
    >>"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre
    >>yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı
    >>ederken, ben hep seni izliyor olacağım..

    -----------------------------------------------------------
    kaynak:lglaps
    -----------------------------------------------------------

    ben okudum çok begendim... sizinlede paylaşmak istedim... umarım begenirsiniz....
    TF-BeşiktAŞK


    BadBotaN

  2. #2
    buse33 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    732
    Karizma Gücü
    0
    harika çok duygulandım paylaşımın için teşekkürler
    Hayat bisiklete binmek gibidir, pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz..

    "Karamsar adam, her imkanda bir zorluk görür.İyimser adam ise her zorlukta bir imkan.":A

  3. #3
    don_carlione adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2006
    Mesajlar
    2,471
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel bir hikaye...paylaştıgın için teşekkur ederim...
    ulaşmak isteyen profilimden msn adresimi ekleyerek ulaşabilir...iyi forumlar....

    :bjk1:

  4. #4
    <span style='color: #D3D3D3'>mystic</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-06-2006
    Mesajlar
    2,807
    Karizma Gücü
    0
    s&#252;per bi hikaye m&#252;thiş




    (●̮̮̃●̃)۶٩(•̮̮̃•̃)۶٩(-̮̮̃-̃)۶٩(●̮̮̃•̃)۶٩(͡๏̯͡๏)۶٩(-̮̮̃•̃)۶

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Şİmdİye Kadar Bu Kadar MuhteŞem Bİr Resİm GÖrmedİĞİnİzİ İddİa Edİyorum
    2003 - 2004 Konuları bölümünde monhaml tarafından açılmış
    Yanıt: 71
    Son Mesaj: 16.01.08, 02:49

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •