• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
21 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    encyclopedia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    2,529
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Kader Gerçeğinin Bilimsel İspatı

    BİLİMİN İSPATLADIĞI GERÇEK : YAŞANMIŞ KADERİNİZİ SEYREDİYORSUNUZ!

    Bir atom parçacığının nerede ve ne hızda hareket edeceğini 43 saniye önceden tespit eden bir model geliştiren Hollandalı fizikçi Hooft, kaderin varlığını bilimsel olarak ispatladı.

    Kader, Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları bilmesidir. "Yaşanmamış olaylar", bizim için yaşanmamış olaylardır. Allah ise zamana ve mekana bağlı değildir bu kavramlardan münezzehtir çünkü tüm bunları yaratan Yüce Rabbimiz'dir. Bu nedenle Allah için geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birdir ve hepsi olup, bitmiştir. Ve bu durum yalnızca doğa olayları, doğum, ölüm, hastalık veya savaşlar gibi belli başlı konularla sınırlı değildir. İnsanın kendi yaşamıyla ve davranışlarıyla ilgili en küçük ayrıntı dahi kaderinde belirlidir. Allah, Kuran'da, insanların yaşadıkları herşeyin önceden bir kitapta yazılı bulunduğunu şöyle bildirir.

    Kader Gerçeğinin Bilimsel İspatı

    Bu konuyu ele alan bir araştırmanın son derece çarpıcı bilimsel sonuçları geçtiğimiz günlerde Amerika'nın dünyaca ünlü bilim dergisi New Scientist'a kapak oldu. Nobel ödüllü Gerard Hooft'un yeni sonuçlandırdığı 10 yıllık araştırma, kader kavramını somut ve bilimsel delillerle ortaya koydu ve bilim dünyasında çok büyük yankı uyandırdı. Araştırmanın bir diğer dikkat çekici yönü ise, kader kavramına karşı çıkan bilim adamlarının bugüne kadar dayanak gösterdiği teoriyi çürütmüş olmasıydı.

    Araştırma kapsamında Hooft, "Bir parçacığın nerede ve ne hızla hareket ettiğini" aynı anda tespit etme olanağı sağlayan bir model geliştirdi. Hooft, bir atomun 43 saniye sonra nasıl hareket edeceğini önceden bilme kapasitesine ulaştı.
    New Scientist tarafından dünyanın en iyi matematikçileri arasında gösterilen John Conway ile Simon Kochen, araştırmayı "özgür irade" kavramının ölümü olarak yorumluyorlar. Princeton Üniversitesi'nde görev yapan Conway şöyle diyor :

    "Eğer Hooft gibi bir insan atomun konumu ve hareketini aynı anda tespit edebiliyorsa, üstün bir zekaya sahip olan bir varlık evrendeki tüm parçacıkların etkileşimini takip edebilir. Bir başka deyişle özgür irademizle yaptığımız seçimlerin belirsizliğinin ardında belirleyici bir düzen vardır."

    Kader Gerçeğinin Anlaşılmasının Önemi

    Yüce Rabbimiz'in Kuran ayetleri ile bizlere bildirdiği, yukardaki araştırma sonucunun da ortaya koyduğu gibi, kaderin varlığı apaçık bir gerçektir. Bu önemli gerçekten uzak yaşayan insanlar, tüm yaşamları boyunca hep endişe ve korku içinde iken, kadere iman eden ve hayatını bu gerçek doğrultusunda sürdüren insanlar çok büyük lükse sahiptir. Örneğin kaderi düşünmeden yaşayan insanlar, çocuklarının geleceği için tevekkülsüzce endişelenirler. Hangi okulda okuyacağı, nasıl bir meslek sahibi olacağı, sağlığının nasıl olacağı, nasıl bir hayat süreceği gibi konularda sürekli bir sıkıntı ve endişe taşırlar. Elbette ki bu konularda kaderi unutmadan çeşitli önlemler almak, planlar yapmak normaldir. Ancak unutulmamalıdır ki, her insanın, daha tek bir hücre olduğu halinden ilk okuma yazma öğrendiği ana, üniversite sınavında verdiği cevaplardan hayatı boyunca hangi şirkette ne iş yapacağına, hangi kağıtlara kaç kez imza atacağına, hangi gün hangi yemeği yiyeceğine, hangi gün nerede ve ne şekilde öleceğine kadar her dakikası Allah Katında bellidir. Bu olayların tümü, Allah'ın sonsuz hıfzında saklı olarak durmaktadır.

    Örneğin şu anda, bu insanın cenin hali, ilkokuldaki hali, üniversitedeki hali, 35. yaş gününü kutladığı anı, işine başladığı ilk günü, öldüğünde melekleri gördüğü an, yakınları tarafından defnedildiği ve ahirette Allah'a hesap verdiği anlar, tek bir an olarak Allah'ın Katında bulunmaktadır.
    O halde, her anı Allah'ın Katında yaşanmış, görülmüş ve halen Yüce Allah'ın hafızasında hazır bulunan bir hayat için endişelenmek, korku duymak, üzülmek ve onu kendi çabası ile değiştireceğini düşünmek büyük bir gaflettir. Bir insan ne kadar çabalarsa çabalasın, ne kendisi, ne çocuğu, ne de yakınları için Allah Katında hazır bulunan hayatı değiştiremez. Öyle ise, akıl ve vicdan sahibi bir insanın bu gerçeği kavrayarak, Allah'a ve Allah'ın yarattığı kadere gönülden teslim olması gerekir.


    Kader Gerçeği Allah'ın Sonsuz İlminin ve Kudretinin Tecellisidir

    Bir insan tüm hayatını bir film şeridi olarak düşünürse, biz bu şeridi video kasetten seyreder gibi seyrederiz ve kasedi ileri almak gibi bir imkanımız yoktur. Yüce Rabbimiz ise, tıpkı bu film şeridinde olduğu gibi hayatımızın tamamını aynı anda görür ve bilir. Zaten bu filmi tüm detaylarıyla tespit etmiş ve yaratmış olan O'dur. Biz nasıl bir cetvelin başını, ortasını ve sonunu bir kerede görebiliyorsak, Allah bizim bağlı olduğumuz zamanı başından sonuna kadar tek bir an olarak sarıp kuşatmıştır. İnsanlar ise sadece zamanı gelince bu olayları yaşayıp, Allah'ın onlar için yarattığı kadere tanık olurlar. Bu, dünya üzerindeki bütün insanların kaderleri için bu şekildedir. Bugüne kadar yaratılmış ve bugünden sonra da yaratılacak olan bütün insanların dünya ve ahiretteki hayatları, her anları ile Allah'ın Katında hazır ve yaşanmış olarak bulunmaktadır. Allah'ın sonsuz "hıfzı"nda, milyarlarca insanla birlikte tüm canlıların, gezegenlerin, bitkilerin, eşyaların kaderinde yazılı olaylar da hiç eksilmeden veya kaybolmadan durmaktadır. Kader gerçeği, Allah'ın Hafız (Muhafaza eden, Koruyan) sıfatının, sonsuz gücünün, kudretinin ve büyüklüğünün tecellilerinden biridir.

    Yanlış Bir Kader Anlayışına Dikkat!

    Bu noktada belirtilmesi gereken çok önemli bir nokta, yanlış bir kader anlayışından kaçınmak gerektiğidir. Bazı insanlar, "nasıl olsa kaderimde ne varsa o olacak, o zaman benim hiçbir şey yapmama gerek yok" diyerek çarpık bir kader anlayışı geliştirirler. Her yaşadığımızın kaderimizde belli olduğu bir gerçektir. Biz daha o olayı yaşamadan önce o olay Allah Katında yaşanmıştır ve bilgisi de tüm detayları ile Allah Katındaki Levh-i Mahfuz isimli kitapta yazılıdır. Ancak, Allah her insana sanki olayları değiştirme, kendi karar ve seçimine göre hareket etme imkanı varmış gibi bir his verir. Örneğin insan, su içmek istediğinde bunun için "kaderimde varsa içerim" diyerek oturup beklemez. Bunun için kalkar, bardağı alır ve suyunu içer. Gerçekten de kaderinde tespit edilmiş bardakta, tespit edilmiş miktarda suyu içer. Ancak, bunları yaparken kendi iradesi ve isteği ile yaptığına dair bir his duyar. Ve hayatı boyunca bu hissi her yaptığı işte yaşar. Allah'a ve Allah'ın yarattığı kaderine teslim olmuş bir insan ile bu gerçeği kavrayamayan bir insan arasındaki fark şudur: Teslimiyetli olan insan, kendi yaptığı hissini yaşamasına rağmen, bunların tümünü Allah'ın dilemesi ile yaptığını bilir. Diğeri ise, her yaptığını kendi aklı ve gücü ile yaptığını zannederek yanılır.

    Kader denilince anlaşılması gereken, küçük büyük, herhangi bir ayrım olmaksızın tüm olayların, davranışların ya da kararların önceden takdir edilmiş olduğudur. Kaderinizde çay içmek varsa çay içer, tatlı yemek varsa tatlı yersiniz. Yaptığınız seçim size bu yönde verilen bir his dolayısıyladır. Hayatınız boyunca buna benzer sayısız tercih yaparsınız. Nasıl ki doğumunuz, geçireceğiniz hastalıklar, evliliğiniz veya ölümünüz Allah Katında belirli ise, yapacağınız tercihlerin tümü de Allah'ın dilemesi ile yapacağınız ve O'nun Katında yapılmadan önce bilinen tercihlerdir.



    Örneğin, bir hastalığı olduğunu öğrenen teslimiyetli bir insan, bunun kaderinde olduğunu bildiği için son derece tevekküllü davranır. "Allah bunu kaderimde yarattığına göre, mutlaka büyük bir hayır vardır" diye düşünür. Ama "nasılsa kaderimde iyileşmek varsa iyileşirim" diyerek tedbir almadan beklemez. Aksine, olabilecek tüm tedbirleri alır. Doktora gider, beslenmesine dikkat eder, ilaçlarını alır. Ancak gittiği doktorun, doktorun uyguladığı tedavinin, aldığı ilaçların, bunların kendi üzerinde ne kadar etkili olacağının, iyileşip iyileşmeyeceğinin, kısacası her detayın kaderinde olduğunu unutmaz. Bunların hepsinin, Allah'ın hafızasında, daha kendisi dünyaya gelmeden önce hazır olarak bulunduğunu bilir.

    Küçük büyük her türlü olayın, Allah'ın bilgisi dahilinde gerçekleştiği ve bir kitapta kayıtlı olduğu gerçeği bir ayette şöyle haber verilir:


    Kochen ise konuyu şöyle bir örnekle anlatıyor:
    "Önünüze bir dilim çikolatalı, bir dilim çilekli kek getirildiğini düşünün. Çikolatalı keki yemeye başladığınızda, bunun kendi seçiminiz olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa ki çikolatalıyı yiyeceğiniz zaten belliydi. Biz özgür olduğumuzu düşünüyoruz. Eğer Hooft'un modeli hatalı değilse özgürlüğümüz sınırlı bir ilüzyondan ibaret olabilir."
    Kaynaklar : Vatan gazetesi ve Gençbilim
    Bu mesaj en son " 10.07.06 " tarihinde saat 19:44 itibariyle Ebruli tarafından düzenlenmiştir... Neden: bölüm kurallarına göre ayet yasak...
    Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..


    Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...

  2. #2
    atsfc adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2005
    Mesajlar
    115
    Karizma Gücü
    0
    güzel anlatmışlar flan filan da

    benim anlayamadığım bişey var madem her şey önceden biliniyor biz yani insanlar dünyaya neden geliyor. ve neden bütün bunları bilindiği halde yeniden yaşıyoruz.


    bir de keşke bu konuyu başka bi bölüme açsaydın çünkü bu yaklaşım pek de felsefi bi yaklaşım değil.


    ▓▓▓▓▓▒▒▒▒X▒▒▒▒▒▒▒
    Savaşa Hayır.

    Kapıda benim diyebilen bencildir. Ona göre kapının ardındakinin beklediği kendisidir.

    x≤ MΔTΣMΔTİKζİ≥x
    ?mevcut ∫ƒ(x)dx = F(x)+C ?mevcut
    "Yanlız kalmaktan korkanlar asla dürüst olamazlar."

  3. #3
    encyclopedia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    2,529
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Bu insanlar çizilmiş kaderlerinde ki yolları çizmek için dünyada sınanıyorlar. GElme sebepleri de çoktur her birimiz bunu teker teker düşünmeli farkında olarak yaşamalıyız.

    Bu konuyu neryee açsam diye düşündüğümde tartışılması gerektiğini düşündüğüm için burayı seçtim. Dİğer bölümlerde tartışılmadan geçilebilirdi.

    Sizce kaderlerimizi mi yaşıyoruz, yoksa kaderimizi yaşatıyor muyuz ?
    Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..


    Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...

  4. #4
    <span style='color: #DEB887'><span class='glow_855E42'>Arandur</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-12-2004
    Mesajlar
    7,846
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Dediğin gibi herkesin kendi çapında d&#252;ş&#252;n&#252;p bir yerler varması gereken bir konu. İnananlar kör&#252; kör&#252;ne nedensiz inanmamalı sorgulamalı bazı şeyleri. Zaten dinimiz de herşeyi sorgulamamızı bize emretmiştir.
    Biyografi geleneğimiz yaşasın (GÜNCELLENDİ)

    Fotoğraf - Tiyatro - Sinema - Doğa Yürüyüşü - Nargile - Kahve - Roman


  5. #5
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı atsfc tarafından gönderildi.
    güzel anlatmışlar flan filan da

    benim anlayamadığım bişey var madem her şey önceden biliniyor biz yani insanlar dünyaya neden geliyor. ve neden bütün bunları bilindiği halde yeniden yaşıyoruz.


    bir de keşke bu konuyu başka bi bölüme açsaydın çünkü bu yaklaşım pek de felsefi bi yaklaşım değil.
    1-ALLAH'ı tesbih etmek,ibadet etmek,eserlerini temaşaa etmek için geliyoruz buraya ve imtihan sırrı tam bu noktada başlıyor.bu gayelere uyulacak mı uyulmayacak mı?
    2-cüzi irade denen tercih etme gibi bir üstünlük vermiş bize RABBİMİZ ki bu irade bizi meleklerden de yukarı çıkarabilir hayvandan daha aşağıda indirebilir.
    3-ALLAH olmuş olacak tüm olayları bilir.ince nokta şu senin yapabileceğin milyonlarca tercihide biliyor ALLAH ama senin tercih ettiğini yaratıyor.

  6. #6
    atsfc adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2005
    Mesajlar
    115
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı smmmo76 tarafından gönderildi.
    1-ALLAH'ı tesbih etmek,ibadet etmek,eserlerini temaşaa etmek için geliyoruz buraya ve imtihan sırrı tam bu noktada başlıyor.bu gayelere uyulacak mı uyulmayacak mı?
    2-cüzi irade denen tercih etme gibi bir üstünlük vermiş bize RABBİMİZ ki bu irade bizi meleklerden de yukarı çıkarabilir hayvandan daha aşağıda indirebilir.
    3-ALLAH olmuş olacak tüm olayları bilir.ince nokta şu senin yapabileceğin milyonlarca tercihide biliyor ALLAH ama senin tercih ettiğini yaratıyor.

    peki bu söylediğin cüzi iradeden sonraki sonucu da bildiği halde neden yaşıyoruz.

    sanırım cevap olarak sınav diyceksiniz de.

    buna karşılık olarak da; biz neden sürekli bi sınav içindeyiz.bizi sınav ederek neyi öğrenmek istiyo.


    ▓▓▓▓▓▒▒▒▒X▒▒▒▒▒▒▒
    Savaşa Hayır.

    Kapıda benim diyebilen bencildir. Ona göre kapının ardındakinin beklediği kendisidir.

    x≤ MΔTΣMΔTİKζİ≥x
    ?mevcut ∫ƒ(x)dx = F(x)+C ?mevcut
    "Yanlız kalmaktan korkanlar asla dürüst olamazlar."

  7. #7
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    öğrenmek istemiyor.sonsuz zengin sonsuz g&#252;ç sonsuz merhamet sahibi olduğu için o eşsiz nimetlerle dolu cennete girmemizi istiyor.bunun için peygamber göndermiş,kitap göndermiş,alimleri göndermiş,vicdan koymuş içimize,ilham eder,hatta bazen göz&#252;n&#252;n içine soka soka sana gerçeği anlatır olaylarla..daha ne olsun.direk kendini gösterse başka bir seçenek kalmaz zaten herkes iman ederdi.anlatabiliyor muyum!!!hayrıda şerride o yaratır ama şerre rızası yoktur.samimi ve ihlaslı bir c&#252;zi irade neticesi t&#252;m kainatın akışını değiştirebilir cenabı ALLAH.işte bu kadar önemli bu.
    hem imtihan olmasa elmasla köm&#252;r belli olur mu?bilinir mi demiyorum belli olur mu?

  8. #8
    K_U_M adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    7
    İnsanoğlu bilinen tarihinde hep keşfettiklerini sorgulamaya çalışmış. Neden? niçin? niye? nasıl? ne zaman? vb. sorular insanın hep dilinden dökülen sorular olmuş. Bu gibi sorgulamaların elbetteki herkes tarafından aynı sonuç ve noktayı göstermesi beklenilemez. Nitekim böyle olmamış ve ortaya binlerce cevap ve tez çıkmıştır.

    Kaderi yaşamak yada kaderi yaşatmak. Birincide asıl olan benken ikincide sadece rol bana ait. Ne gariptir ki yaşamak varlığını yaradanına borçlu insanın yaradılış amacına ve fıtratına en yakışanıyken, yaşatmak hem yaradanın hikmetini küçümsemek hemde insanın mükemmelliğine gölge düşürmek gibi geliyor bana.

    Kaderimizi yaşıyormuyuz yoksa sadece yaşatılıyormuyuz. Eğer yaşatılıyor isek bu dünya imtihan dünyası değil sadece tiyatro sahnesidir. Bizlerde bize biçilmiş rolleri oynayan oyuncularız o kadar. Yaşıyor isek asıl imtihanın içindeyiz. Bu bence daha mantıklı olanı. Benim için yaşayan insan için daha mantıklı olanı.

    Özünde bu soruyu insan ve yaratıcı yönüyle ele aldığımızda cevaba da yaklaşmış oluyoruz diye düşünüyorum. Cevzbı insan verdiğinde evet yaşıyorum ve kaderimi çiziyorum cümlesinin mantıklı olduğu görülürken. Aynı suale yaratıcının vereceği cevap yaşatıyorum olacaktır. Burada yaratıcının kaderimizi bilmesi ve bunu bile bile bizleri imtihana tabi tutması bizleri ilgilendiren durum değil zaten.

    Bizleri ilgilendiren bölümü yaşamak. Bilinen yarattığını tebliğ edenin bu yaşamımızın sonunda varacağımız noktayı bilmesi o kadar. Nitekim bilmemek ve geleceği görememek insana mahsus bir özelliktir. Eğer bunları bilebilseydik yaşamanın ne öenemi kalırdı. Bilmemek yaşamın temel felsefesidir aslında(bu bilmekmi mutluluk verir bilmemekmi kanusunda aklıma gelmemişti )

    Yaşamımız yaratıcı tarafından bilmemek üzerine kurulmuştur. Aslolan yaşamaktır. Çizilen kaderimiz ise yaratıcının bizim için belirlediği finiş çizgisidir. Oraya ulaşırken neler yaptığın ve yapmadığın tamamen finiş sonrası değerlendirmeye tabi bir durumdur. Bence insanın çizilen ve yazılan tek kaderi ölümdür. Ölünceye değin yaşananlar ise imtihanın ta kendisidir.

    Bizim en büyük kaderimiz yaşamaktır. Evrende kapladığımız yerin boyutlarını bile tam bilmiyorken bir ol diyerek evreni yarattığını söyleyen yaratıcının yaptıklarını yarattığını söylediği beyinlerimizle sorguluyoruz. Aslolan çizildiyse bile bunu bizim bilmediğimiz. Madem çizdin neden yaşatıyorsun demek ise sedece insanın kaderini yaşaması o kadar.
    Ticaret adamın kesesini doldururken kalbini boşaltıyor. Haberiniz ola arkadaşlar.

  9. #9
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    okurken yazılanları aklıma şu soru takıldı birden insanın kendi öz iradesi kısıtlı iradesi kaderin neresinde duruyor?..
    bizim algılayabileceğimiz şekilde bir şey mi,yoksa kenarından kıyısından bile geçemiyor muyuz ? peki insanın öz iradesiyle karar verebildiği şeylerin neresinde kader?..
    bu öz irade de kaderin bir parçası mı yoksa?..
    alnımızda ne yazıyorsa o mu?.. o zaman öz iradenin ne önemi var?..
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  10. #10
    K_U_M adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    7
    tekila_idil@

    &#214;z iradenin verdiği kararların kader denilen kavramdaki konumu. G&#252;zel tespitin bence cevabıda içinde zaten. kader yaratıcının insana biçtiği rol olmuş olsaydı eğer bu dediğin öz iradenin hiçbir ehemmiyeti kalmayacaktı. Ama bence kader yaratıcının insana doğaçlama yaptırdığı bir oyun. İçini doldurmak insana kalmış. Senaryosu ve bir konusu yok. Evet bir sahne ve platform var ama ne dekor nede senaryo mevcut. İşte burada insanın yaşamı başlıyor. Artık rol sırası bizde ve bu oyun bizim oyunumuz. &#214;z iradenle yada esberlediklerinle oynamaya çalışabilirsin. Ama değerlendirme ve takdir sana ait değil.
    Ticaret adamın kesesini doldururken kalbini boşaltıyor. Haberiniz ola arkadaşlar.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bankaya gelir ıspatı.
    2005 Konuları bölümünde hulki tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 14.02.08, 18:46
  2. bu ne kader!!
    2005 Konuları bölümünde reroute tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 23.04.05, 18:28

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •