nedendir bir yerlere yada bir şeylere ait olma gibi bir dürtümüz vardır?sığınmakmı?
kaçmakmı?![]()
yoksa korkmak mı?![]()
nedendir bir yerlere yada bir şeylere ait olma gibi bir dürtümüz vardır?sığınmakmı?
kaçmakmı?![]()
yoksa korkmak mı?![]()
Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
örtmem
Bilmiyorum..Şimdiye kadar hiçbirzaman kendimi biryere ait hissetmedim, hep onlar ve ben oldum..
ait olabileceğimiz kim var?ne var?nerede kendimizi tamamen arınmış hissedebiliriz ki?nerede tamamen güvendesinizdir?ana kucağında mı;sevdiğinizin kollarında mı?cinselliğinizi yaşarken mi?yolda yürürken mi?
tamamen nasıl tatmin olabiliriz bu hususta?en içimizi benliğimizi nasıl dökebiliriz ortaya?
aslında korku değil bu ait olamama,kaçışta değil bir yerde..kaçtığımızı söylmemeiz bile bir kaçışken üstelik..
bu tamamen ait olamamamızdan kaynaklanıyor,hiçbir zaman tamamen benliğimizi hediye edemeyeceğizdir karşı tarafa..bu kim olursa olsun.ait olduğunuz tek yer kendinizsinizdir bana kalırsa..
mesela ben,ne kadar istesem bile asla hiçbiryere ait olamama..ait olabileceğim şey bana hem çok yakın hem çok uzak..o bir nevi içimdeki benim aslında,bir nevi kaçtığım ben..ikisine de aidim.her parçamla kendime vede ...
-kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?-demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...
Çok güzel bir soru tekila_idil teşekkürler...
Doğuşta sahip olduğumuz ilk görü alt benlik'dir. Dürtüler oluşmaya başlar, sevgi ve bu gibi duyguları geleneksel hala getiririz. Sonra üst benlik ahlakı oluşturmaya başlar. Gerek aile gerekse çevre bu konuda kişiyi yönlendirir. Sahip olunan alt benlik doğuştan bize cinsel bir çekim gücüyle birlikte gelir. Alt benlik bu çekim gücünde saldırganlığı temsil eder. Hayatınun ilk yıllarında cinsel çekim ve dürtülerle oluşan saldırganlıkla çocuk, kendi dünyasına duvar örer ve o duvar içinden çıkmaz. Annesine ve bir yerelere bağlı yaşar. Alt benlik, üst benliği dinlemeye başlar ergenlik döneminde. Bu dönem yoğun suçluluk duygusuyla geçer ve herşeye isyan vardır. Kişi yetişkin olmaya başladığında, alt benlik ve üst benlik ortak bir benlik oluşturur ve ego denilen aitlik oluşur.
Ego, alt benlik ve üst benlik arasında bir köprüdür. İki benliğin baskısında kişiliği düzenler diyebiliriz. Ego bazen bu baskılara yenilir. Bu baskılara yenildiğinde ise, aitlik hissi ben'den (ego) çıkar ve alt ya da üst baskıların içine girer. Alt benlik içinde kalırsa, ilk çocukluktan beri eklenmiş tüm korkular ya da dürtüler ile yaşamaya başlanılır. Üst benliğe girerse aile baskısında yaşanan ve toplum içinde yaşam kurallarını uygulayan bir hayat gerçekleşir. Bu yüzden bu güzel sorunuza net bir cevap olarakda şöyle diyebilirim ;
Bilinçaltımızda yaşadığımız herşeyi bilmeliyiz. Bizi korkutan olaylar, rüyalar bunların hepsini bilip silmeli ya da çözümlemeliyiz. Bilinçdışı dünyamızda ise, yaşayamadığımız ve anlam veremediğimiz bilgiler vardır. Bir türlü bilinçli bir şekilde bu dünyayı sorgulayamayız. Ego öyle oluşmalı ki alt benlik ve üst benlik baskısına yenik düşmemek için bilinçaltı sesleri kısmalı ve kendimiz için bir ses oluşturmalıyız... O zaman ne korku kalır ne de anlık öfkeler... Sevgiler..
Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.
Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..
Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...