Borsada “oynamak” mı? yoksa “yatırım yapmak” mı?

SPK – MASAK ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Borsada başlatılan “manüplasyon operasyonu” kamuoyu gündemine bomba gibi düştü.

Aralarında borsada faaliyet gösteren menkul kıymetler şirketlerinin mensupları, iş adamları ve gazetecilerin de bulunduğu onlarca kişi, trilyonluk manüplasyon iddiasıyla gözaltına alındılar ve sorgulandılar.

Hep yazdık ve söyledik. Türkiye, haklı rekabetin, şeffaf yarışma kurallarının, kurum ve kurallarıyla düzenli işleyen gerçek bir piyasa ekonomisinin egemen olduğu bir ekonomi hiçbir zaman olamadı.

Televole kültürü, sığ, açgözlü, köşe dönmeci, kapkaççı, kural ve etik tanımayan bir zihniyet tüm ekonomik ve toplumsal değerleri dejenere etti.

Gerçek liberal bir piyasa ekonomisi yerine ********* kapitalizmine mahkum olduk.

O nedenle de borsada skandallar, tüyolar, manüplasyonlar, spekülasyon iddiaları ayyuka çıktı.

Orta vadeli bir yatırım aracı olarak, küçük tasarruf sahiplerinin birikimlerini, güvenli bir şekilde yatırabilecekleri bir sermaye piyasası kurumu olmaktan çıkan borsa, çok sayıda insanın mağduriyetine, servetlerini ve itibarlarını kaybetmelerine yol açtı.

Oldukça sığ olan, halka açıklık aracı son derece düşük olan borsada “yatırım” yapmak yerine “oynamak” moda oldu.

Yani adeta ***** oynamak gibi, borsada oynamak tabiri ve anlayışı popüler oldu.

İnsanlar borsada, mümkün olan en kısa sürede, bir “voli” vurmanın, dizginlenemez ve vahşi arzusuyla hareket etmeye yönlendirildiler.

Bazı sözde ekonomi yazarları, holding ve şirketlerinin yararına toplumu manüple ettiler.

Yatırım amacıyla borsaya gelen küçük tasarrufçular mağdur edildiler.

Ellerindeki hisse senetleri yaşanan ekonomik krizlerle değersiz birer kağıt parçasına dönüştü.

İşte böyle vahşi – kuralsız – etik ve denetim yoksunu bir ********* kapitalizmi mantığı içinde, bireysel yatırımcılar, borsadan ürktüler, gözleri yıldı ve uzaklaştılar.

Borsada son 5 sene içinde %30 olan yabancı payı %70’lere o nedenle yükseldi.

Güven ve kredibilite yok olunca ortalık mafyalaşmış ilişki odaklarına, sözde borsacı – işadamı – gazeteci kılıklı tiplere kaldı.

Borsayı “oynanan” değil, “yatırım yapılan” doğru düzgün işleyen bir sermaye piyasası kurumu haline getiremezsek, bu tür çirkinliklerle, hayal kırıklıkları ile sonu gelmez manüplasyon ve spekülasyonlarla karşı karşıya gelmekten yakamızı maalesef bir türlü kurtaramayız.

ufuk söylemez/internethaber.com