Uykusuz ve yorgunum bu gece. Göz bebeklerimde büyüyen hayalin, kirpiklerime sunduğu ıslaklıkla ! yorganımın merhametli kollarımdayım...
Bir sabah olsa diyorum, güneş penceremi ziyarete geldiği anda bitecek bu yorgunluk ve dönüp durmuşluk biliyorum ! lakin olmuyor, yalnız bırakmıyor beni gece...
Kuytulardan gelen en ufak sesi duyar gibiyim. Çınlayan kulağımda ateş böcekleriyle senin sesin. Uzak ama yakınım ! olmuyor ellerin ellerime çok uzak bu gece...
Anlaşılmaz yanlarımla dalga geçiyorum. Kendime gülüyor, kendimle kavga ediyorum. yastığım yanaklarımdan süzülen nehirlerin deltası ! ağlamak istemiyorum ama ağlıyorum bu gece...
Tren yollarına benzer uzun demirler kızdırıyorum yüreğimde. İstasyonlarına uğramadan bu yolun ! geçip gidiyorum transit düşlerimden. Ne mendiller var yare sallanan nede gözleri şaşkınlık içinde minik çocuklar. Tüm duraklar kimsesiz, sahipsiz, yalnız, gözlerimde parıldayan yeşil ışıklar ! dur durak bilmeden sensizlikten akıp gidişime yol açar. Kırmızı ışıkları söndürdüler ! sana duruşum imkansız bu gece...
Örülmüşüm çepeçevre, dört duvar dört kapı dört ışık ! bir zaman sonra duvarlar yıkık, kapılar kapalı lambalar sönük / karanlık. sana gelişime nispet her şey bu gece...
Oysa bir büyük rakı, balık ! ellerimle yaptığım onca meze masada, karanlığıma yaktığım mumlar erimiş, örtüler alevler içinde / kulağım kirişte, karmaşık sesler geziniyor merdivenlerde. Sen misin ! değilsin. Her kalkışım çalmayan kapı ziline öfkeli, dönüp duruşlarım tırnaklarımı yemem voltalarım, içtiğim sigaram zehir zıkkım oldu bana bu gece...
Bir fener alayı gibi yürüyor üzerime yokluğun. Nabız atışlarımı dinliyor sessiz odalar.
Aynadaki solgun yüz ben miyim ! her yanı dağıtsam, kırsam tüm pencereli, kapıları tekmelesem, devirsem yalnızlığıma kurduğum iki sandalyeli masayı ! öfkeme sarılır mıydın bu gece...
Bekçilerin düdük sesleri geliyor uzaktan, içimdeki hırsız yanım ürkek kaçak suçlu. Kaçmak istiyorum ! firarıma ortak olur muydun bu gece...
Hemzemin geçitler gibi tehlike dolu sağım solum. Asık bir surata indiriyorum tüm perdeleri,
karanlıkla sevişiyorum. Gözlerim kör, sarmaş dolaşım kendimle. Kırılgan değdirsen parmak uçlarını eriyecek köz gibiyim. Tek sana yanışım, bir sana harımın kızgınlığı bilesin ! nevroz ateşine döndüm bu gece...
Dolmuşların hırıltılı motor sesleri, simitçilerin tezgah üstü umutları sabahın gelişine işaret.
Gelmedin ! bir gece bir ömür geçirdim sensiz. Bilmem hangi rüyadaydın bu gece. Hangi tatlı düşler ülkesindeydin. nasıl yattın nasıl kalktın ! düşünmedim...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
DAİMA TEHLİKELİ
Ben bir mucizenin taşıyıcısıyım 
